Siyaset ya da spordan başka bir şey konuşamadığımız şu günlerde size güzel bir haberim var.
Kısa adı İTEF olan ve beş yıldır faaliyet gösteren İSTANBUL TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ beşinci yılında üstad Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eserinden esinle 30 Ekim – 10 Kasım arasında İstanbul, Ankara, Bursa’dan sonra Erzurum’a geliyor. ( Bizden sonraki durağı da Beş Şehir’den biri olan Konya.)
Tanpınar İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra Erzurum, Konya, Ankara, İstanbul gibi şehirlerde liselerde ve üniversitelerde hocalık görevlerinde bulunmuştur. Bildiğim kadarı ile bir arada Milletvekilliği yapmıştır. Roman, hikâye, şiir gibi edebiyat’ın her alanından güzide eserler vermiştir. Yahya Kemal ve Ahmet Haşim gibi yazarların da talebesi ve dostu olmuştur.
Tanpınar’ı anlatmaya ne böyle bir yazı yeter ne de benim haddim. Tanpınar’ı anlamak için biyografisinden ziyade Huzur, Mahur Beste, Beş Şehir, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi eserlerini okumak gereklidir. Lakin festivalinden bahsetmişken kısaca tanıtmak gereğini duydum.
Bir taraftan ‘’Aşk hislerin kelimelerle israfı değildir’’ derken diğer taraftan ‘’Şark oturup beklemenin yeridir.’’ Diyerek felsefesinden ipuçları verirken ‘’ Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında, yekpare geniş bir anın parçalanmaz akışında’’ dizeleriyle de şiirinden kısa bir örnek vereyim. ( Gerisini siz araştırın bulun, okuyun, okutun. Bilen biliyor zaten.)
Laf açılmışken okumayanlar için belki ilgi çeker diye birkaç cümlede Beş Şehir’den daha doğrusu Beş Şehir’deki Erzurum’dan, Tanpınar’ın gözünden Erzurum’dan bahsedeyim.
Tanpınar, Erzurum’u 3 kez ziyaret eder. Üç ziyarette farklı dönemlerin tanıklığındadır. İlk gelişinde gördüğü ‘’refah ve mamur’’ şehir ikinci gelişinde savaş yüzünden adeta çökmüştür.
Bugün bir ya da birkaçına rastladığımız fakat o günlerden 70-80’lere kadar süren 32 farklı meslekten söz eder Tanpınar. Medreselerimizden, bugün harabe ya da ahır’a dönüşmüş bedbaht hanlarımızın cazibesinden örnekler verir.
Erzurum esnafı için şunu der : ‘’ İş terbiyesi almış, eli işlediği, yarattığı için nefsine saygı duygusu yerleşmiş şahsiyetli, kendine güvenir vatandaşlardan teşekkül etmiş bir kalabalık’’
Yine Erzurum halkı için güvenilir ve şahsiyetli kavramlarını üstüne basa basa kullanmaktan çekinmemiştir. Yine Erzurum halkını – o günün şartlarında- okumaktan dolayı nükteci ve hicivci bulur. ( Şimdileri görse ancak okeyci bulurdu sanırım)
( Bugün ne oldu da değiştik acaba? Aynı o Müslümanlar değil miyiz yoksa? )
Merakınızı belki cezp eder ve kitabı alır okursunuz diye kitaptan bu kadarcık bir özet geçeyim. Bence Erzurum’da görev yapan her öğretmen Beş Şehir’deki Erzurum’u öğrencilerine okutmalı ve tanıtmalıdır.
Tanpınar’ın Erzurum ile ilgili bir yazısı da Hikâyeler adlı kitabında bulunmaktadır. Hikâyeler kitabındaki öykülerinden biri Erzurumlu Tahsin adını taşımaktadır. Tahsin Erzurumlu kahraman, filozof ruhlu bir insandır. Bildiğim kadarı ile – yanlışsam bilgilendirin- Erzurum’da bulunduğu sırada tanıdığı bir hemşerimizden etkilenerek yazmıştır. Tahsin insanların meczup gözüyle bakıp ta o günlerden ötekileştirilmeden nasibini almış derin bir ağabeydir. Hikâyeden aklımda kalan en güzel sözlerden birini yazayım da size de bir etkisi olsun.
‘’ Hayat, ölümün şerefine yazılmış bir kasideden başka bir şey değildir. ‘’
Şimdilik festival ve Tanpınar üzerine yazabileceklerim bu kadar.
Festivalin yapılacağı yer ya da yerler hakkında henüz bir bilgi alamadım fakat aldığımda yine köşemden size bildireceğim.
Selam ve Dua ile.
( Kültür-sanat yazıları çok fazla prim yapmasa da asıl meraklı kitleye ulaşır umarım. Sonra bizim niye haberimiz yok diye sitem etmesinler.)
( Erzurum’da kültür-sanat meselelerini de tekeline alan ağabeylerde umarım bu yazıya kızmaz. Onlar varken yoksa ne haddimize bizim, arada şansımızı deneyelim dedik.)
( Bir dahaki yazıda söz ‘’Ukala Böyyüklerimiz’i’’ yazacağım. Üstüne de belki Belediye Başkan Adaylığımı ilan ederim.)
Tekrar Selam ve Dua ile.