Ora bizim de bura kimin?

Son yıllarda görmediğimiz çetin bir kış mevsimiyle karşı karşıyayız.  Eski Erzurum günlerini hatırlatan şu birkaç günde Erzurum’un , gerek şehir gerekse halk olarak eskisi kadar dayanıklı olmadığına şahit olduk.  Özellikle  kış oyunları dönemi  tedirginliğe yol açan kar beklentisi bu sene eksiğini giderdi. Birkaç senenin birikimini 2013’ün  hediyesi olarak biz vatandaşlara sunmuş oldu. Diz boyunu bulan kar bizlere daha ilk günlerde havlu attırdı. Bu yüzden yaşam koşullarının zorluğunu bu sene iliklerimize kadar yaşamış olduk. Evinde odunu, kömürü olmayanlar, yetmiş kilometre hızla ilerleyen fırtınada bata çıka okula gitmek için çabalayan çocuklar  iç burkan fotoğraflara konuk oldu. Evinde  soğukla savaşan yoksula çare bulamasak da neyse ki okulların tatil olmasıyla küçücük evlatlar o sıkıntıdan kurtuldu da içimiz biraz olsun rahat etti.

 

Bir tarafta bunlar yaşanırken diğer tarafta saatlerce trafiğin acı feryatlarını işittik. Hemen her yerde kazalar,kuyruklar, kara gömülen hatta ve hatta yeterli çalışma yapılmadığından dolayı yol ile kaldırımı ayıramayan birçok arabanın ve birçok şoförün tedirgin fotoğrafları çıktı karşımıza. Peki bu insanlar bunları yaşamak zorunda mıydı? Şehrin bir çok işlek yerinde gözle görülür buzlanmalar ve koca koca kar kütleleri mevcuttu ne yazık ki….Unutulan bir şey vardı. Burası büyük şehir Erzurum’du. Sözlerimi şöyle yaşanmış bir hikayeyle noktalamak isterim.

 

 

Malumunuz eski esnaflar siftah yapılmadan önce herşeyi tertemiz, yerli yerinde olsun isterdi. Günün birinde yeni  nesil kalfalardan birisi eski bir ustaya eleman olur. Usta, camları ve tezgahlarıtemizletir. Kalfa bir yerden kaytaracak ya camların alt kısımlarını silmeden yutturmaya çalışır. Tabi usta bunu farkeder  ve ‘Ulan temizlediğin cam bizim de , öbürü başkasının mı?’ diye sitem eder.

 

 

Şimdi bizim mesele! Valilik, Paşalar Caddesi  ya da Cumhuriyet Caddesi , Erzurum’un da diğer sokaklar Erzurum’un değil mi?