Maarifte marifet tadilat imiş!

Bir arkadaşın ‘özel’ işi için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittim. En son Valilik binasındaki Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gidişim, aylar önce eski Müdür Fevzi Budak’ı ziyaret içindi. Arkadaşım, özel işi için bir odaya girerken, ben de şöyle bir koridorları dolaşayım istedim. Koridor turunda bir tabela dikkatimi çekti. Küçücük, mütevazi, kapısı açık ama kimselerin olmadığı 20 metre karelik odanın girişindeki tabelada şu yazılıydı: Milli Eğitim İl Müdürü Abdullah Bilge.

Şaşırmıştım.

Koskoca İl Milli Eğitim Müdürü böylesine küçük bir odada mı oturuyordu? Kapısında duran kişinin hizmetli olduğunu anladığımda artık kanaat getirdim:

Demek ki bizim yeni Milli Eğitim İl Müdürü mütevazi bir adam. Odanın büyük olmasına filan bakmıyor. Kurum çalışanları daha iyi görev yapsın ve hizmet kalitesini artısrsın diye müdür kendi özel makam odasından feragat etmiş.

..Ve Fakat.

Heyhat.

Bu konudaki iyi niyetli düşüncelerim az sonra tarumar oluyor! Meğer bizim Müdür, geçici olarak o odadaymış.

Saflığımla kalakalıyorum.

Fevzi Budak’ın yıllarca oturduğu o makam odasına yöneldiğimde gördüğüm manzara çok ilginç. İçerisinde baylı-bayanlı görevliler, tepeden tırnağa brandayla çevrili ‘geçenlerin gözlerinden ırak’ odada çalışma yapıyor, daha modern bir makam odasının teşkili için uğraşıyorlar. Merak bu ya, göz ucuyla brandanın bir ucunu kaldırıyor, bakıma alınan odaya bakıyorum. Görevliler büyük bir ciddiyetle neyi, nasıl yapacaklarını konuşuyorlar. Beni görmüyorlar. Derken ben işi biten o arkadaşımın seslenmesiyle bulunduğum yerdi terkediyor, ona doğru yöneliyorum. Bu arada bir anda karşımda Milli Eğitim İl Müdürünü buluyorum. İl Müdürü Abdullah Bilge, hızlı adımlarla tadilata alınan asıl makam oodasına doğru ilerliyor. Bir anda yüz yüze geliyoruz. Henüz tanışmışlığım olmadığı için yüzüme bakıyor ama tanımıyor. Ben, basında çıkan haberlerden dolayı hemen tanıyorum. Doğruca brandalarla örülü, içeride çalışılan odaya giriyor ve ben de binadan ayrılıyorum. Anlıyorum ki Müdür bey geçici de olsa o mütevazi odadan sıkılmış, bir an önce asıl odasına geçmesi için tadil ekibine elini çabuk tutmaları için sık sık gidip geliyor.

Düşünüyorum da, Müdür beyin makam odası bayağı pahalıya malolacak. Ödenek ne kadar ayrılmış, elbette ki bize karanlık. Ne kadar harcandığı veya harcanacağı konusunda bir bilgi de verilse ayrıca memnun olacağımı da belirteyim. Ama asıl şaşırdığım, yıllardır aynı koltuklar ve eşyalar ile hizmet verilen Milli Eğitim Müdürlüğü’nde böyle bir tadilata gerek varmıydı? Yıllardır orada bulunan ve Fevzi beyin hizmetine sunulan koltukların veya tavanın, tabanın suyu mu çıkmıştı. Yoksa kurum tamamen mi Fevzi Budak’dan külliyen kurtulmak istiyordu. Bir sürü soru işaretiyle Valilik binasından ayrılırken hatırıma bir şey daha geliyor.

22 yıl gibi süre bu görevde kalan Fevzi Budak yıllar önce odada revizyon yaptırmıştı ama bu revizyon sadece yıpranan koltukların kılıflarını değiştirmekle sınırlıydı. Kaldı ki çok iyi hatırlıyorum, o koltukların klıfları da bedavaya değiştirilmişti.

Çünkü Sanat Oklulu o işi ücretsiz yapmış, kuruma ek bir külfet de getirmemişti!

Demekki neymiş.

Bir lokma, bir hırka, baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş!

Yorumlar

“Maarifte marifet tadilat imiş!” için bir yanıt

  1. Bir tarihte Avusturya’nın başşehri Viyana ya ”beyin resetlmesi” ile alakalı bilimsel bir toplantı için gitmiştim. Acizane bende bir bildiri sunacaktım. Toplantıyı tertiipleyen arkadaşlar bizi antik bir restoranta götürmüşlerdi. gittiğimiz yer taa ecdadın Viyana kuşatmasndan kalma bir mekandı ve adı da şövalyeler restorantı idi. Duvarlarda çok güzel kabartma şövalye resimleri vardı. bu restorantın yanında adları asılzadeler restorantı ve avam restorantı denilen iki mekan daha vardı. bu üç restorantta Viyana büyükşehir belediyesinin altında hizmet vermekteydi. ilginç olanı da belediye hala 500 yıllık bina da hizmet veriyor ve başkanlar kendiilerine yeni belediye sarayı inşa etme lüzumu hissetmemişlerdi. neyse bz yemek yerken restorantın önü birden hareketlendi ve siyah bir makam arabadan kelli felli 3-4 kişi inerek yandaki asilzadeler restorantına geçti. tabi ben gayri ihtiyari merak ederek yanımdaki rehbere bunlar kim diye sordum.. onların Avusturya başbakan yardımcısı ve beraberindeki bir kaç bakan olduğunu söyledi. ben şaşırarak madem öyle neden bu restoranta değilde yandaki asilzadeler restorantına girdiler diye sordum.. cevabı hakkaten çok enteresandı..dedi ki; onlar başbakan ya da başbakan yardımcısı bile olsalar buraya yani şövalyeler restorantına randevu almadan giremezler. çünkü bu restoranta aylar öncesinden randevu alarak gelinebiliyor.. Bu cevap karşısında donmuş kalmıştım.. biran ülkemiz gözlerimin önüne geldi ve acaba bizde olsa nasıl bir manzara olurdu diye düşündüm.. heralde içeisi dolu bile olsa, bazı misafirler yaka paça dışarı alınır ve o bakanlara yer açılırdı. aslında bundan çıkarılacak çok ders ve mesaj var. Her daire müdürünün kendisine Avrupadaki başbakanların bile sahip olmadıığı suit makam odaları yaptırdığı her belediyenin kendisine eşi benzeri olmayan saray gibi güya hizmet binaları yaptırdığı ülkemizin nasıl olupta batmadığjna hayret ediyorum.. Sanırım ”dua” ile ayakta duruyoruz..