Kategori: Yazar

  • Bir Zamanlar Anadolu

    64. Cannes Film Festivali kapanış töreni ile sona erdi. Törende Nuri Bilge Ceylan, ‘Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle ‘Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. Ceylan “Jüri Büyük Ödülü”nü Eric ve Luc Dardenne Kardeşler ile paylaştı.

         Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivalleri yolculuğu, kısa filmi KOZA ile 1995 yılında kısa film yarışması ile başlar.
         56. Cannes Film Festivali’ne UZAK filmi ile 2003 yılında katılır, Büyük Jüri Ödülünü alır.
         2006 yılında, 59. Cannes Film Festivalinde İKLİMLER filmi ile Fipresci ödülünü alır.
         ÜÇ MAYMUN filmi ile 2008 yılında, 61. Cannes Film Festivalinde,  En İyi Yönetmen ödülünü alır.
         Son olarak “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmi ile, 64. Cannes Film Festivalinde ise bu yıl (2011)  “Büyük Jüri Ödülü” ile yurda döndü.
         Bir Zamanlar Anadolu’da filminin, başta Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan, Zeynep Özbatur ve büyük kadrosunu başarılarından dolayı kutlarım. Bu ekip uzun yıllar başarılı filmlere imza atacak inancını taşımaktayım. Yolları açık olsun.


    64.CANNES FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ:

    Altın Palmiye: “The Tree of Life” (Terrence Malick, ABD)
    Bir çok olumlu , olumsuz eleştirilere rağmen Hayat Ağacı, Altın Palmiye’yi aldı.

    Jüri Büyük Ödülü: Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan, Türkiye)
    –        “Le gamin au vélo” (Jean-Pierre/Luc Dardenne, Belçika)
    Nuri Bilge Ceylan, geçen yıl Antalya Film Festivalinden kovulmaktan beter edilen Bosna’lı yönetmen Emir Kustrica’dan alması son derece ilginçti.
    Jüri Özel Ödülü: “Poliss” (Maiwenn, Fransa)
    Çocuk tacizi konusunu işleyen Fransız filmi konusu ile ilgiyi üstünde toplayan film oldu.

    En İyi Yönetmen: Nicolas Winding Refn (Drive, Danimarka)
    Sıradan film olarak değerlendirilen filmin yönetmenine ödülün gitmesi tartışmalı oldu.
     
    En İyi Erkek Oyuncu: Jean Dujardin (The Artist, Fransa)
    Fransızlara bir jest yapıldı diye değerlendirildi.
    En İyi Kadın Oyuncu: Kirsten Dunst “Melancholia, ABD)
    Filmin yönetmeni Lars Von Trier’i anarak teşekkür etmesi etkileyici bulundu.

    En İyi Senaryo: Joseph Cedar (Footnote, İsrail)
    Daha iyi adaylar vardı diye tartışıldı.
    Altın Kamera: “Las Acacias” (Pablo Giorgelli, Arjantin)

     
    En İyi Kısa Film: “Country” (Maryna Vroda, Ukrayna)
  • Ülke Gündemi

    Ülkemizin gündemi 12 Haziran 2011 seçimlerine odaklandı. Siyasi parti liderlerinin miting alanlarındaki birbirlerini yok edercesine yaptıkları sert açıklamalar devam ediyor.

    1960’lı yıllardan beri hatırladığım en sert söylemlerin kullanıldığı seçim sürecini yaşıyoruz. Liderlerin birbirlerine sarf ettikleri hoşgörüsüz ve sert uyarılar tabanda da şiddet olarak yerini buluyor.

    Protestolar, kavgalar polis ile girişilen mücadeleler seçim gününe kadar daha da artacağa benziyor.

    Artık, seçim nabzının biraz daha düşürülmesi gerekmez mi ? Liderlerin daha uyumlu ve yumuşak bir üsluba girmeleri zorunlu hale gelmedi mi ? Çoktan geldi ama bu durumu her nedense onlar bir türlü kabul etmediler. Üslup tüm yıkıcılığı ile devam ederken belden aşağı vurmalarda ayrı bir sorun olarak ülke gündemine oturdu. Yaklaşık bir yıl önce başlayan kaset skandalları hızla devam ediyor. Kişilerin olup, olmadığı da kesinlik kazanmayan ahlaksızca özel hayatın sergilenmesi insanları yok edercesine ve insafsızca sürdürülüyor.

    Bu arada siyasi partilerimiz peş, peşe yapacaklarını açıklıyorlar. Tek birleştikleri nokta Anayasa ve daha fazla demokrasi. Bu bence çok büyük bir ayıp olarak düşünülmelidir.

    1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin olmazsa olmazlarından olan demokrasiyi hala gerçekleştirmediğimizi itiraf edip, geçeceğimiz demokrasi  sürecini övünerek anlatıyor siyasi partilerimiz bunun önemli bir başlık olarak halka sunuyor.

    Bu noksanlık 21. Yüzyılda ülkemizde sürmektedir. Özgürlük ve demokrasi söylemlerinin hala sürmesi ve önemli başlıkları kapsaması siyasette olan tüm siyasetçilerin bir noksanıdır.

    İnsanımıza demokrasiyi ve özgürlükleri uzun süreçte getiremediklerinin bir itirafıdır.

    Bu ayıbı artık tümü ile kaldırıp, bir daha dünya kamuoyu önünde tartışmamamız gerektiğine inanıyorum.

    Ayrıca Siyasi partilerimizin kendi içlerinde isteyerek gerçekleştirmedikleri demokrasiyi ülkeye nasıl getirecekler? Partilerine egemen kıldıkları “Korku İmparatorluğunu” nasıl yıkıp özlükleri halka sunacaklar?

    Hala partilerde liderler tek seçici değil mi? Etraflarına aldıkları alkışçılarla partilerini yönlendirip, milletvekili listelerine atama yapmıyorlar mı ?

    Halkın bir seçenek ihtimali var mı? Kimi isteyerek ve  bilerek meclise gönderme özgürlüğünü kullanabiliyorlar?

    O halde günümüzde çok geç kalmış olarak tartışılan özgürlük ve demokrasi söylemleri sadece ileriye doğru hayal olmaktan öteye gitmeyen birer vaat olarak kalmaya devam etmiyor mu ?

    Önce kendilerine çeki düzen verip, demokrat olmaları , sonrada ülkeye büyük iddialarla getireceklerini söyledikleri demokrasiyi getirme yolunda adım atmaları gerekmiyor mu ?

    Politikacılar bu ayıplarını bir an önce düzeltmelidirler.

  • Hayal mi Gerçek mi?

    Erzurum ovası duy diyor, sevdalılar ses ver, şarjlı el fenerleri oy diyor. Sırtımı verdiğim palandöken, ejder tepesi üşüttü. Kırk yıllık dostlukların, kırk günlük üzeri deri kaplı insan figürlerine terk etmesi yüreğimi soğuttu. Oy  oy .

    Minaredeki müezzin, camideki imam, saftaki cemaat, sokaktaki vatandaş, siyasi vaatlerle kardeş. Kırk yıllık dostluklar işporta pazar tezgah’ın da, eski komşuluklar bit pazarında. Kahvehaneler miskin, çay ocakları dedi kodu, cami önleri siyaset  meydanı  bahçeleri  diyanet fetva makamı. Dadaşlık rafta, milliyetçilik dolapta, sahte mollalık revaçta, Cuma namazı sokakta gençlik kafe de,  çocuklar internette, kadınlar kermeste, medya reklam, yazar, pazar peşinde, Oy oy.            

    Güzelyurt lüks, otel Oral rüküş, Dedeman, Palan, Polat otel ulaşılmaz olmuş. Paşalar caddesi sisli, Atatürk anıtı garip, cumhuriyet caddesi donuk, aziziye çay bahçesi kazık, taş ambarlar suskun, çırçır zevzek olmuş. Yoncalık dağınık, taş mağazalar kısır darphane, gürcü kapı sancılı, gölbaşı barbar, mahalle başı asi olmuş. Oy   oy.   

    Afrika vuvuzelllayı orijinal, Erzurum dadaş barını baleye, davul, zurna sesini orkestraya Cumhurbaşkanını horon teperek karşılayarak ağırlar olmuş. Gömlek değiştirenleri, koyunlarında haç taşıyanları, vatana kast edenleri, ülkü dolu yürekleri tartamaz yarım hekim candan, yarım imam dinden edenlerin yoldaşı,  Abdurrahman gazi mesire,  cemaat ağaları din bezirgânları,  ziyaretgâh olmuş. Kahramanımız hain, hainimiz baş tacı, intikamın soğuk servisinden hoşlananlar iktidar, taşların bağlandığı, köpeklerin salındığı meydan haline gelmiş öz vatanım.  Oy  oy.                                                                                                                                                                            

    Hasan-i basri, hacca giderken her yüz metrede iki rekât namaz kılan. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler diyen, İbrahim Hakkı hz. gibi muhteşem düşünürlerin ve ulemaların yerini, sakalsız velinin yarenleri ve yarım mollalar almış. “ Aşk ehli ölmez, yerde çürümez “ diyen  Yunus  Emre . “ Ellerin attığı taş bana değmez, ille dostun gülü yaralar beni “ diyen Pir sultan abdal, Hz. Mevlana hoşgörü sevgisi sığ gönüllere terk etmiş. Oy oy.                                                                                      

    Dün ile bu günü kol kola gezdiriyor olmam, beyninim güç kazandığı yüreğimin öne çıktığı, içimde bahar tomurcuklarının açtığı Erzurum sevgi bahçemdir. On beş günlük ziyaretimden öne çıkanları içim el vermese de yazmam, aksini yazmak isteyenlere bir çağrı olmasıdır. Oy dememek için oy verelim. Akıl kafayı,  gönül kalbi temsil eder. Ülkü İle Kalınız.

  • Erzurum İzlenimlerim

    Seçime az süre kalmasına rağmen şehirde gözle görülen bir hareketlilik göze çarpmıyor. Kendini kilitleyen seçmeni açacak anahtar vekalet isteyen vekil adaylarının elinde. Seveni çok  sadece seçim zamanı hatırlanan, et’ten kemikten yaratılan insanın yerini, suskun umutsuz ekonomik sıkıntılarla baş başa bırakılan, siyasi partilerden fazla bir beklentileri olmayan bir seçmen kitlesi. Esnaf günü kurtarmanın, partiler oy oranını artırmanın peşinde.

    AKP’de hareketlilik gözle görülecek şekilde hummalı ve kendilerinden emin. Beşinci sıra adayı Muhyettin Aksak, seçmen tarafından aforoz edilmiş. Oy veren seçmen parti liderine ve sağlık bakanı Recep Akdağ için oy kullanacağını ifade ediyor.

    MHP’de durum farklı hala listedeki isimler üzerinde tartışmalar var demek yerinde olur. Seçmen, heyecanlı ve çok ümitli. Bayan aday, Jale Özerzurumlu Alcan’a bakış açıları sıcak ve samimi, diğer adaylara nazaran projelerini anlatma, kadına verilen değerlerin ve sorunlarının üzerinde, çözüm yollarını da beraber sunmanın gayeti içerisinde.  İnandığı doğru projelerini ifade etmekte hiç de zorluk çekmemekte.  Diğer adaylarla birlikte, tabiri caiz ise Erzurum ve çevre ilçelerini hallaç pamuğu gibi atarak, adım adım dolaşmakta.

    CHP’de durum geçen seçimlere nazaran çok hareketli, gözlemlerim oy oranlarını ikiye katlayacağıdır. Milletvekili çıkarabilecek sayı da oy oranına sahip olamadıkları gerçeğini hiçte düşünmüyorlar diyebilirim.

    Diğer adı malum parti, bağımsız adayını desteklemekte görünse de seçmeni AKP ye çok yakın durmaktadır. Erzurum’dan vekil çıkarması imkansız görünmektedir. Vekaletlerin yenileceği günler yanakları öpülmekten nasırlaşmış seçmen’in,  yüzünün gülmediği gerçeğidir. Bakalım bu hareketsiz günler kimlerin kapısında davul, kimlerin kapısında matem marşları çalınacak bunu söylemek için henüz çok erken. Siyasi sihirbaz olarak nitelendirdiğim, eski cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in “ siyasette yirmi dört saat çok zamandır. “Sözüne inandığımdan sonuçlar için yorum yapmanın doğru olamayacağı yönündedir.

    Seveni çok hatırlayanı az olanların kararını beklemek, bizleri olduğu kadar vekaleti azledilenlerle, yenilenenleri merak içerisinde heyecanlı bir bekleyişin içine itmektedir. Hırs ve gurur heykeli görünümündeki vekil adaylarına bir hatırlatma. Anahtarı elinde bulunan kilidin şifresinin asılda olduğudur. Ülkü İle Kalınız.

  • Zindan Bekçileri

    Anadolu yüreğimden avuçlarıma yansıyan alkışlarımı, keşke iktidarın yaptıkları için kullanabilseydim. Bastığı toprağı cennet diye inandırdıklarına tapularını vermeyi taahhüt edenler. Mutsuz ve umutsuz çoğunlukların üzerine kurdukları şatoların zindan bekçileridir.

    OECD’NİN ‘Bir Bakışta Toplum’ raporuna göre en yüksek gelir eşitsizliği, olan üç ülke Şili, Meksika ve Türkiye.Yayınlanan bu rapora göre Türkiye işsizlik ve yoksullukta,ilk sırada yer almaktadır.Esnaf sanatkar,memur asgari ücretli, bu ülkenin yoksulları arasındadır.Ülke genelinde iktidara en yüksek oyu veren iller arasında Erzurum ilkler arasında bulunmaktadır.

    Sorunları çözemeyen iktidara, CHP’ye inat AKP’ye oy vererek, temiz toplum için mücadele eden şaibesiz, Türkiye sevdalısı MHP adaylarını kenara itmekle, geleceğimize nasıl tokat atmakta olduğunu nasıl ifade edebilirim.

    Siyasi kılıflarla üzerine elbise dikilmekte olan kurumlar, kontrol altında tutularak karanlıkta göz kırpılmaktadır. İftira kampanyalarıyla kişilerin zaafını kullanarak özel hayata müdahale edilmekte ve insanların mahremiyetleri hiçe sayılarak siyasi malzeme yapılmaktadır.

    Fermuar siyasetiyle, MHP’yi karalayarak bir yerlere gelmeye çalışanların meydana getirdiği, açlık sefalet ve durmak bilmeyen anarşi hareketleri, AB ve ABD eksenli politikalar uygulamaya koyulmuş, İktisadi ve coğrafi yönden kuşatılan bir ülke haline getirilmiştir.

    Dürzülük ve pezevenklik üzerine kurulu seks şatolarının baronluğuna soyunanların cezasını hukuk, kulakları,  Obama’ nın cebinde olanların ve gönüllülerin gizli dünya görüşleri Vatikan’a bağlı ılımlı İslam taşeronlarının cezasını bu seçimlerde necip millet verecektir. Türk’ü İslam diye dünyaya tanımlatmayı başaran bu millet. Bu bozguncu, bölücü terör örgütüne, kaset taşeronlarına sırt verenlere asla yenik düşmeyecektir.

    Sözlerimi sevgili dostum, Yeniçağ Gazetesi yazarı Mustafa Aslan’ın bir dörtlüğüyle bağlıyorum. Yolcu şaşmasın, surat asmasın,dili duasız,kabri selamsız,hayatı anlamsız koymasın; bir saniye sonrasına hükmedemeyeceğin hayat için,kimse fırıldaklaşmasın. Ülkü İle Kalınız