Üç gün önce Erzurum dolu ve yağmur yağışı altında gene çaresizliği yaşadı, tam yağmurun yoğunlaştığı bir saatte Adliyeden yazıhaneme giderken Menderes Caddesinde yapılan kapalı garaja dere suyu gibi büyümüş yağmur sularının dolduğunu gördüm.
Her yağmur yağışında triyonlar harcanarak yapılan bu garajı su basıyor. Çamur deryasına dönen garajda arabalar çamur içinde kalırken görevliler günlerce çamur atıklarını temizleyeme gayret gösteriyorlar.
Bu garaj yapılırken ön çalışmalar yapılmadığından Cumhuriyet Caddesini Gürcükapı ve İstasyona bağlayan ve şehrin büyük meydanı olan Cumhuriyet Caddesinde bulunan alan ile dört yol merkezindeki bir yere yapıldı.
İnşaat sırasında ortaya çıktı ki, Erzurum’un yerli sularının birleştiği bir nokta idi, garajla birlikte bu sular bir depoya alındı, oradan diğer çeşmelere aktarılmaya başlandı.
Bu arada dünyaca meşhur olduğunu iddia ettiğim Cennet Çeşmesinin o soğuk ve eşine rastlanmaz tattaki suyu da kayboldu, diğer sulara karıştı, yok oldu gitti, böylece Erzurum tarihi bir değerini de kaybetti.
Cumhuriyet Caddesi, Paşalar Caddesi, Hastaneler Caddesi ve Atatürk Üniversiteline doğru giden ana yolların birleştiği kısımda 1930’lu yıllarda merkezde bir havuz ve çevresinde o günkü adı ile Halkevi, 9. Kolordu Komutanlığı, Tümen Komutanlığı ve Askeri Lojmanlar yapılmış, simetrik ve zarif bir mimari örneği oluşturmuştur.
Cumhuriyet Caddesine benzer bir başka büyük cadde daha sonraki yıllarda yapılamadı. Hala bu caddeye alternatifler aranıyor. Şehrin bu önemli yapılanma kısmı vali Haşim İşcan tarafından gerçekleştirilmiş, önemli bir şehircilik örneğidir.
Haşim İşcan daha sonra 1960’lı yıllarda İstanbul Belediye Başkanlığı yaptı, orada da o döneme göre büyük kentsel çalışmalara imza attı. Geçen hafta içerisinde gene acı bir olay yaşadık. Greyderler toplanmış, büyük bir yıkım işine insafsızca imza atıyorlardı. Yıkılan yer Halk Eğitim Merkezi Konferans solunu ile yanındaki tek yeşil alan olarak kalan bahçeydi.
Halk Eğitim Merkezinin Halk Evi olarak yapıldığı tarihte iki tarafı yeşil alan olarak bırakılmış ve ağaçlandırılmıştı. Cepheden bakıldığında sağ tarafta bu gün kötü bir beton yığını olarak duran, sergi salonu ve lojman biraları yerinde teraslama suretiyle çam ağaçları dikilmiş güzel bir park alanı vardı. Ne yazık ki bu alan 70’lı yıllarda o beton yığına teslim edildi.
Halk Eğitiminin sadece yan tarafları değil, ön tarafı da çam ağaçları ile bezenmişti. Kentsel dönüşüm adı altında Cumhuriyetin Erzurum’daki ilk öğreneklerinin zarif temsilcilerinden olan bu bina artık yok. Yerinde boş bir alan var. Üzeri acele asfaltlanmış , oto park olarak kullanılmasın diye bazı önlemler alınmış. Çirkin bir görünüm ortaya çıkmış, şehir güzel bir eser daha kaybetmiş durumda.
Birkaç yıl önce Yakutiye Tarihi Eserinin çamlarla süslü bahçesi de yok edildi. Şimdi kuru bir alan. Bu yok etmeler kentte ne yazık ki devam ediyor, birkaç ay önce Kayak yolundaki kavaklık alandaki ağaçlar kesilerek kuru ve çirkin bir alan oluştu. Gerekçe kavakların tozlaşma mevsiminde bıraktıkları havada uçuşan tüy benzeri tohumlardı.
Şunu bilmeyiz ki kavak ağacının kısa bir süre önce bıraktığı bu tohumlama doğal bir sürecin sonucudur. Onları yok etmeye neden olamaz. Anadolu’da yetişen bu kavağın dünyada hiçbir yerde izine rastlayamayız. Dünyadaki tek türü Anadolu’da olan kavak ağaçları hoyratça yok edilmektedir.
70. Yıl parkına ne demeli şehrin en güzel yerine yıllar önce ağaçlandırılan ve bir dinlenme parkı olarak kullanılan bu ağaçlık alanda yedi katlı olduğu söylenen betondan bir kapalı otopark yapımı için yok ediliyor.
Yıllar önce Yenişehir’de Mehmet Akif Ersoy Parkı kapalı futbol sahası için yok edildi. Yüzlerce ağaç kesildi.
Peki bu kentin değerlerinin ve yeşil alanlarının yok edilmesine Erzurumlunun tepkisi nedir, düşünecek olursak kimsenin aklından böyle bir tepki geçmiyor. En son üstelik destek var.
Halk Evi yıkılırken konuştuğumuz hemşerilerim bu tarihi mekan olan bu alanda aynı işleve sahip yeni bir meydan başka bir yerde yapılacağını bile düşünmeden tarihi bir değerin yok olmasına adeta alkış tuttular.
Yakutiye Parkındaki ağaçlar yok edilirken tepki gösteren birkaç insana sözlü ve fiili saldırılarda bulunuldu.
Kayakyolundaki kavaklar tümden yok edildiğinde bu kavakların değerini bilmeseler dahi yaz günleri orada piknik yapan bu parkın karşısındaki evlerde oturan hemşerilerimizden ufacık tepki dahi duyulmadı.
70. Yıl parkı yok ediliyor, kimsenin ne bir sesi var, nede herhangi bir demokratik kitle örgütü tepki koyup, sesini yükseltebiliyor. Böylesine duyarsızlıkların sonsuzluğa dek yaşandığı bir kentte; kent hemşerisi olarak insanlar hemşerilerine olayların içyüzünü dahi anlatamıyorlar. Çünkü dinleyen yok.
Geçenlerde ERVAK Başkanı arkadaşımızın yazdığı yazıyı ibretle okudum. İnanıyorum ki gazetede çıkan bu yazıyı benim gibi birkaç kişi okumuştur. Okuyanlarında birçok kısmı yazanı haksız görmüştür.
Erzurum değerlerini sadece saydığımız alanlarda değil, düşünce alanında da , sanat alanında da hızla kaybediyor. Yetişmiş insanlar artık şehri terk ederken bu umutsuzluğun verdiği çaresizlikle arkalarına dahi bakmadan gitmek zorunda kalıyorlar.
Bende şahsen yıllar yılı yayın ve hukuk alanında mücadele verdim. Ve hala veriyorum. Ama geldiğimiz sonuç yukarıda ana çizgileri ile belirtilmiştir.
Tüm hemşerilerime bundan sonra Allahaısmarladık demekten başka bir çarem kalmadığını düşünüyorum. Hoşçakalın.