Kategori: Yazar

  • Demokrasi dedikleri

    Sahte tılsımlarla halka kendilerini beğendiren çeyrek dindarlar! Hangi suyu koyarsan dolan boş bardakları birer birer doldurarak, çeyrek münevver ve taklacı siyasilerle demokrasi diye halka sunmaktalar.

     

     

    Demokrasi kapısını bir Fil’in gireceği kadar açık bırakırsanız, deniz kum ’undan yapılan binada oturan marka Müslümanların üzerine çok geçmeden çökecek olması kaçınılmazdır. İşte gerçek demokrasi örneği; “Allahtan kork ya Ömer diyen insanın, diğer sahabeler tarafından susturulmak istenmesine Hz Ömer bırakın bizim borcumuz konuşmak, o nun ki de budur.” Demesidir. Methiye tellakları tarafından okunmuş papaz suları ile kirli bedenleriniz yıkandıkça, deri değiştirmektesiniz. Sahte varlıklarının maskesi altında görkemli varlıklarını sürdürenler, bir kırıntıdan başka bir şey olmadığınızı elbette bu halkımız bir gün anlayacaktır!

     

     

    Okuması kıt mahalle bekçisi, kurulmadıkça çalışmayan duvar, günde iki kere doğruyu gösteren bozuk saat gibisiniz. İflasınızda, Bir’in sıfıra düşmesine karşın, payınız bin’e çıkıyor ve yokluk, çokluk olarak seçmeninizi oluşturuyor. Pekleşe pekleşe çoğalttığınız yoksullukla, tehditleriniz nereye kadar gideceğini sanıyorsunuz.?  “Ne bulduysa onu yiyen, midesi yediğine göre şekillenen insan, ayarlanmış bir başıbozukluk içerisinde yaşamaktadır.”

     

     

    Psikolojide bir kanun vardır; İrca kanunu. Çocukları korkutmak için umacı taklidi yaparlar, çocuklar korkar ama yapanı tanıyınca irca ederler ve sır sona erer. Önce ülkem ve milletim, sonra partim diyenlerle, Türk milletinin, gönül şelaleleri olan Ülkücüler, meydan ve alanlar senin artık. Bu korku imparatorluğunu senin azmin ve inancının yıkacak olmasına inancım tamdır.

     

     

    Avucunda bir parça peynir bulunduranların kendilerini mandıra sahibi zannedenler, o kadar kıç yalayıp, boyası dillerine çıkmamış olanlara, birlik ve beraberliğimize yönelik tehdit oluşturan her unsura, dün olduğu gibi bu günde karşı durmandır. Koltuk için düelloya çıkanların, cumhurbaşkanlığı koltuğunu devre mülk gibi devredenlerin anne yüzlü maskelerini, ancak Yunus’ça yöntemlerle sizler indirebilirsiniz.! Suya sabuna dokunmamanın cezasını hep beraber çekmekte değil miyiz? Sonuç; bu olup bitenleri,Türk’süz Anayasayı milletime onaylatmak cambazlığı sergileyenleri, Mehmet Akif’in Türk’ten ne anladığını anlata bilmenin yolu da, gönül şelalelerinin çağlayarak akıp sel olmasından geçmektedir. Baki selamlarımla, Ülkü İle Kalınız.

  • Hoş Geldin Nam’un

    Sıkışan Anadolu yüreğimden, hıyarım diyenleri tuzlayanlara; Bir  adım kendinizden uzaklaşmayı denediğinizde, akıl, düşünce ve sağduyunun ortaya çıktığını göreceksiniz.

     

     

    Öfke insana musallat olduğunda, aydın ve mantıklı düşünülemez. Ülkücülere bu sebeple bakıldığında, ihaneti görürsünüz. Yüreğimin ve kalemimin çıktığı bu yolculukta birlikte olduğumuzu, kokmasın diye tuzlananlarda farkına varacaktır. AKP’nin ( Numan) NAM’UN’ la Ramazan pidesi siyaset fırınında hazırlayarak iftar sofralarımıza sunulması, bu ikramın tadını ve tuzunu bayram sonrasına bırakması çok manidar değil mi?

     

     

    ABD ve AB sütüyle beslenen, fırıldak topaçlar nasıl saf değiştirmekte usta olduklarını, ayrışmış bağ bozumu şaraplık üzüm gibi sergilemekteler. Sırtlarında ve göğüslerinde satılık levhası taşıyan yazar ve çizerler nasılda methiyeler yazmaktalar; Dünün ihraç fazlası sebze suratlılarına! Yazılı ve sözlü basının en çok hissedarları olan dalkavukların, ne söylediğini, ne yazdıklarını herkes bilmektedir. Bu sızıntı edebiyatçıların isimlerini yazmaya ve sıralamaya bile değmeyeceği kanaatini taşımaktayım! Sahurda, etli pilav yanında şaraplık için ayrılan, bağ bozumu üzümden elde etmeye çalıştığınız hoşafı ikram etmeniz sofrada bulunanların midelerini karıştıracaklarını nasılda bilmezsiniz?  Boyun uzatıp teslimiyetçi olanlara sofranızın açık olduğunu en iyi bilenler arasında midesi delik olanlar değil midir.?

     

     

    Kurban Bayramı arifesinde yine sürpriz yapılarak, hastalıklı ithal et ürünlerini yeni ama eski yöntemle ambalajlayarak, böl parçala yut taktiğiyle sözde birleşme fabrikasında öğüterek, vergisiz kazanç elde ettiğinizi anlamam yanlış olmayacaktır. Hıyarım diyenleri, tuzlamanızı bir an olsun anladım da, şaraplık üzümden hoşaf yapmanızı ve ikram etmenizi de iktidar sarhoşluğuna bağlamama itiraz etmezsiniz herhalde? NAM’UN lu pideyle iftarı, şaraplık üzümden hoşafla sahuru, tertemiz pirinç pilavını yan yana getirmenizden, pirinç tanelerinin sizden davacı olmayacağına nasılda emin oluyorsunuz.!

     

     

    Alışılmış klişe kelimelerle sizleri boğmaya çalışmak yerine, biraz beyin jimnastiği yaparak siyaset mühendisliği yaptırmaktır amacım. Sıkışan Anadolu yüreğimi, siz değerli Anadolu duruşlu, ülkü yüklü yüreklerin seslerini duymakla rahatlayabilmektedir. Kalp ritimlerimi düzenleyerek, bir kere daha merhaba demekten büyük bir haz almakta olduğumun bilinmesi ricasıyla; Türk İslam Dünyasının ve gönül dostlarımın mübarek ramazanını ve yapacak olacağınız ibadetlerinizin makbul ve kabul olmasını yüce yaratandan niyaz dualarımla, Ülkü İle Kalınız.

  • Kara Şövalye Yükseliyor

    Kara Şövalye Yükseliyor

    “KARA ŞÖVALYE YÜKSELİYOR” filmi dünya’da gösterimlerine başladı ama Türkiye’de 27 Temmuz’da vizyona girecek.

    Biz Türkiye vizyon tarihinin bir hafta sonra olmasını konuşurken kötü bir haber aldık. Vizyon tarihimize üzülmeyi bıraktık.

     

     

    Bu arada, Amerika’daki Colorado eyaletinde filmin ilk gün gösteriminde James Holmes adında 24 yaşındaki doktora öğrencisi, sinema seyircilerinden 12 kişiyi öldüren, 58 kişiyi yaralayan katliamı gerçekleştirdi.

     

     

    Katil Holmes, yakalandığı zaman kimliği sorulduğunda “ben Joker’im” yanıtını vermiş.

     

     

     

    Katil Holmes, internet üzerinden 6 binden fazla mermi temin etmiş. Elindeki bütün silahların yasal yollarla temin ettiği belirtiliyor. Evi bubi tuzaklarıyla doluymuş. İçeriye robot kameralarla girilmiş.

     

    Holmes, saygın, eğitimli bir aileden geliyor, kendisinin de henüz doktora yapan bir öğrenci olduğunu biliyoruz. Hatta, sessiz, zeki,  çok iyi bir öğrenci olduğu belirtiliyor. Madalya kazanmış bir askerin torunu.

     

    Yönetmen Christopher Nolan “O gece sadece film seyretmek için orada olan kurbanlar için hissettiklerimizi hiçbir sözcük anlatamaz. Dualarımız ve düşüncelerimiz, onlarla ve yakınlarıyla birlikte” der.

     

    Bu arada ikinci film olan “Kara Şövalye” filminde başrollerinden biri olan Joker karakterini oynayan Heath Ledger 2008 yılında 29 yaşında kendisine verilen ödülleri alamadan maalesef hayatını kaybetmişti. Bu filmlerin izleyicileri için çok üzücü bir haberdi.

     

    “Kara Şövalye Yükseliyor” filmi, vizyona girer girmez 160 milyon dolarlık hasılatıyla hafta sonu rekorunu kırdı. İkinci film olan “Kara Şövalye”nin de 158.4 milyon dolarla hasılat rekoru kırdığını biliyoruz.

     

    Filmin yönetmeni Christopher Nolan, dünya da sadece dört tane olan IMAX kamerasıyla çekimlerinin büyük bölümünü çeker. Maalesef, çekimler sırasında bu kamera parçalanır. Kameranın bugünkü fiyatı 500.000$. Bu arada filmin bütçesi 180 milyon Dolar.

     

    Amerika’nın en büyük kazanç sektörlerinden biri olan sinema sektörü hepimizi çok etkiliyor ama diğer kazanç sektörü olan silah üretimi ve serbest satışı çok düşündürücü, bir an önce önlem alınmalı.

  • “W.E.”

    2011 – ABD, İngiltere ortak yapımı olan “W.E.” Yönetmen Madonna Senaryo Madonna ve Alek Keshishian Oyuncular; Abbie Cornish, Andrea Riseborough, James D’arcy, Oscar Isaac, Richard Coyle, David Harbour, James Fox, Judy Parfitt, Haluk Bilginer, Geoffrey Palmer.Natalie Dormer, Laurence Fox Yapımcı Madonna, Kris Thykier Muzik Abel Korzeniowski,

     

     

    Konu; İngiltere Kralı 8. Edward’ın, iki kez evlenmiş, Amerikalı bir kadına olan aşkı ve onunla evlenmek İçin tahtını bırakması ve hatta çocuk sahibi olmayı çok istemesine rağmen bilinçli bir şekilde çocuk sahibi olmaması

    İsmi Madonna Louise Veronica Ciccone olan tanıdığımız Amerikalı sanatçı Madonna 1958 doğumlu. Katolik, Amerikalı bir ailenin 8 çocuğundan biri. Piyano, bale, dans dersleriyle yetişmiş. Michigan Üniversitesi’nde dans eğitimi almış. Newyork’a geldikten sonra da garsonluktan, dansçılığa birçok işte çalışmış.

     

    Daha sonraları müzik yapmaya karar verir. “Everybody”, “Holiday” gibi ilk single çalışmalarıyla müzik dünyasında kendini duyurmaya başlar. Tabii sahne performanslarıyla da dikkatleri çeker.

    Bu arada sinemaya da geçiş yapan Madonna, bir çok filmde rol alır ve filmlerde müzik yapar. İlk filmler “Desperately Seeking Susan” , “Vision Quest”

    Ayrıca Madonna sıra dışı tavırlarıyla ve rahatlığıyla ilgi çeker. 1985 yılında aktör Sean Penn’le evlenir. Birlikte sinemada çalışmalar yaparlar.

    1996 yılında, bir erkek arkadaşından bir kızı olan Madonna, daha sakin bir hayata başlar. Daha önceki yıllar yaptığı  “Who’s That Girl” ve “Body of Evidence” adlı filmlere yaptığı özgün müziklerden sonra “Evita”da başrol oynar. Bu rolüyle Altın Küre yarışmasında “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alır.

    İngiliz yönetmen Guy Ritchie’yle de evlenir, Rocco adında bir oğlu olur.

    Bir çok ödüle sahip olan Madonna, İlk kez, İstanbul’a, 7 Ekim 1993 te, Beşiktaş İnönü Stadyumunda bir konser vermek üzere gelir. Bu yıl, ikinci kez, 7 Haziran 2012 de İstanbul’da, TT Arena’da konser verdi. Eski şarkılarını fazla okumasa da, en çok ilgi gören sanatçıydı. Biletleri satışa çıkar çıkmaz bitmişti.

  • Altın Fayton Ödülü Ceylan’ın

    Cannes Film Festivali kapsamında yapılan yarışma, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a, “2012 Carossee d’or’’ (Altın Fayton) sinema ödülünü verdi.

     

    Uluslar arası Sinema Sektöründe önemli bir yer almaya başlayan Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, bu kez Fransız Yönetmenler Birliğinin verdiği “Altın Fayton” ödülüne layık görüldü,

    “Altın Fayton” ödülü, 2002 yılından bu yana Cannes Film Festivali bünyesinde veriliyor.

    Bu ödülü, daha önce Jafar Panahi, Nanni Moretti, Jim Jarmusch ve Clint Eastwood aldı.

    200 Fransız Yönetmen’in seçtiği  Nuri Bilge Ceylan’a ödülü görkemli bir törenle verildi. Yönetmenlerin zor insanlar olduğunu, zor beğendiklerini, o yüzden de bu ödülün onun için çok kıymetli olduğunu belirtti ve kendisineoy verenlere teşekkür etti.

    Nuri Bilge Ceylan “Yaşamı anlamak için sinema yaptığını’’söyledi ve kendi sinemasıyla ilgili önemli mesajlar verdi.

    Törende, Ceylan’ın, dünya sinemasına katkısı, sinemayı anlama ve aktarma biçimi konusundaki farklı tarzı ve performansı dolayısıyla bu yılki ödüle layık görüldüğü belirtildi.

    Ödül töreninden önce Ceylan’ın “Mayıs Sıkıntısı’’ filmi gösterildi.

    Nuri Bilge Ceylan, Uzak filmiyle Cannes’da kendinden ilk kez söz ettirmişti. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan‘ın 2002yılında çektiği bol ödüllü filmi. 2003 yılında Cannes Film Festivali‘nde Büyük Ödül‘ü kazanmıştı.


    Mayıs Sıkıntısı filmiyle Nuri Bilge Ceylan uluslar Buenos Aires Uluslararası Film Festivali, 2001 Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen

    Ayrıca İskenderiye Film Festivali 2000″Jüri Özel Ödülü” “Mehmet Emin Ceylan” – En İyi Erkek Oyuncu “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Kurgu” almıştı.

    Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2011 yılında “Bir Zamanlar Anadolu’da’’ filmiyle Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü,  2008 yılında da “Üç Maymun’’ filmiyle yine Cannes’da, “En İyi Yönetmen’’ ödülünü kazandı.