Kategori: Yazar

  • biREZİLya vs FİLİSTİN

    biREZİLya vs FİLİSTİN

    Son iki gündür Filistinde yeniden bir savaş başladı.

    Adeta söndürülmeye çalışılan direniş hareketi ilk defa birleşerek İsrail’e ansızın yeter dedi.

    İsrail’de savaş sirenleri susmuyor.

    İsrail’in sözüm ona yüreklilerine bu sefer girecek delik yetmemiş.

    İsrail vatandaşları ölsün demiyorum. Onlara da Filistinli kardeşlerimiz gibi zarar gelmesin.

    Ama ;

    Özellikle son 20 yılını ağır baskı, kan, zulüm altında geçiren Filistin’e yapılanların reva görülmesine karşı İsrail’in de artık canının yanması gerekir.

    Daha da doğrusu birileri değil , tüm DÜNYA artık bu işe dur demeli.

                bir- LEŞ- miş  m-İLLET- ler  bir avuç toprağı binlerce çocuğun katillerine karşı artık savunmalı.

    Filistinli çocukların taşları , İsrail’in bombalarını yenmeli.

                Filistinli çocukların taşları, İsrail’in uçaklarını düşürmeli.

                Filistinli çocukların taşları , İsrail’in tanklarını yok etmeli.

                Edecektir de.

     

     

     

     

    Yeter  ki müslüman uyansın. Birlik olsun.

    Bizim duamız ile o taşlar , düşmanın bağrında patlayan birer roket olacak.

    O taşlar ki imanımız ile elbette Ebabil’in silahına dönüşecek.

    Elbette ki zafer geri dönecek.

    Şimdi Filistin cayır cayır yanıyor.

    Ramazanımızı kana buladılar.

    Küçücük çocuklar , büyük ağabeyler, ablalar, dedeler, nineler…

    Bütün bunlar malesef ki Brezilya’nın Almanya karşısında hezimetinden hiç ama hiç önemli değil.

    Demagoji yapmak istemiyorum esasen.

    Bu tip konular konu bir Müslüman çocuğun canı olunca Batı’da hiiiiiç önemli değildir.

    Onlar , büyük şirketleri ile Filistin’in içinde Filistinli kızları kullanarak Dünya Kupası reklamı yaptırırlar sadece.

    Ama biz de onlardan eksik kalır değiliz.

    Sosyal medya, yazılı medya, görsel medya Filistin’den çok Brezilyanın hezimetini verdi.

    Katılamadığımız Dünya Kupası’nda 32 milletle alay etme şansına sahip olan bize, Filistin davasının pekte bir ehemmiyeti yok.

    Bana soracaklar sanki sen izlemedin mi diye ?

    İzledim fakat sessizde kalmadım, kalmayacağım.

    En azından dualarımın merkezine yerleştirdim İsrail’i.

    Facebook duvarıma, twitter ekranıma, dilimin ucuna yerleştirdim İsrail’i.

    10 paylaşımdan, 10 twitten, 10 sohbetten 9’unun maç olması malesef ki çok acı.

    Biz bu akşam teravihlerde, namazlarda, dualarda bir birleşebilsek,

    Gözyaşlarımızı dualarımıza bir katabilsek,

    Yarın zafere uyanacağız.

    Brezilya’nın ve Almanya’nın Filistin’i yenmesinin rövanşını alacağız mutlaka.

    Ve,

     

     

     

    Sanmayın ki sadece Filistinde durum bu.

    Müslüman ve Türk coğrafyasının tamamı kan ağlıyor.

    Yanıbaşımızda Türkmen gardaşlar, biraz ötede diğerleri.

    Allah onların da yardımcısı olsun.

    Ondan başka da gücümüz yok ya.

    Selam ve dua ile.

  • Uyan artık kış uykusundan Erzurum!

    Uyan artık kış uykusundan Erzurum!

    Şehrin meselelerini kaleme alan bir gazeteci olarak sormak istiyorum;

    Hastane kampus inşaatı ne oldu?

    Erzurum- Trabzon hattı hızlı tren projesinden ne haber?

     

    *

     

    Bakın yaz sezonu geldi geçiyor,

    Erzurum için inşaat zamanı kısıtlı.

    Sağlık kampusu için siyasilerimiz  yüklenici firmanın ekonomik durumuyla alakalı olduğunu açıklamışlardı.

    Yeniden ihalesi için bir sürecin beklenilmesi gerektiğini belirtmişlerdi.

    Bu süreç ne kadar arkadaş?

    Bir yılı geçti sanırım.

     

    *

     

    Kampus inşaatıyla ilgili şehirde bir dizi dedikodu dolaşıp duruyor.

    Yapılmayacak deniliyor.

    Sağlık Bakanlığı vaz geçmiş söylentileri var.

    Nedir işin gerçeği?

    Yetkililer kimlerse çıkıp kamuoyuna bir açıklama yapma zahmetinde bulunsalar bari.

    Neden Erzurum’da kimse konuşmuyor?

    Varsa yoksa Ticaret Odası Başkanı Lütfü Yücelik daha çok takip ediyor şehrin bu tür meselelerini..

    Ziyaretine giden siyasilere şehrin meselelerini soru soruyor, cevabını istiyor.

     

    *

     

    Sanıyorum en son hastane kampusu inşaatı ve hızlı tren projesini Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’a sormuştu.

    Sayın Çığlık’ta çok net olmayan cevaplarla geçiştirmişti.

    Ama işin doğrusunu,

    Zaman vererek kimse açıklama ihtiyacı duymuyor.

     

    *

     

    Niye duysun ki?

    Erzurum adeta kış uykusunda.

    Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın modunda

    Bir Yüceliğin gayretiyle de bu işler yürümez.

    Destek vermek lazım,

    Yücelik’ten yana tavır koymak gerekmez mi?

    Şehrin sorununu dile getiriyor adamcağız.

    Kendisine ne çıkar sağlıyor?

    Ne mevki,

    Ne de makam arıyor.

    Şehrin,

    Şehir insanının sorunlarını yetkililere aktarmaya çalışıyor.

     

    *

     

    Ramazan öncesi Tarım Bakanı’na şehrin tarım ve hayvancılığında geldiği noktayı izah etmek istedi.

    Sayın Bakanın zoruna gitti, toplantıyı terk etti.

    Şimdi kıyamet kopar,

    Erzurum’dan peş peşe tepkiler yağar diye düşündüm.

    Bakan özür üstüne özür diler dedim kendi kendime…

    Ama kimseden ses çıkmadı.

    Bir sivil toplum örgütü konuyla alakalı bir açıklama bile yapmadı.

    Yine bir iki gazeteci feryat figan etti.

     

    *

     

    Başbakan’ın sözü var hastane kampusu ve hızlı tren ile ilgili.

    İstasyon meydanında üstüne basa basa konuştu Başbakan.

    Korkacak, çekinecek bir şey yok.

    Hükümetin başındaki en yetkili kişinin sözü var teminat olarak.

    Ama onu bile beceremiyor şu Erzurum.

    Hakkını aramıyor.

    Arayamıyor…

    Laf aramızda,

    Erzurum- Trabzon hızlı tren projesi de Erzincan- Trabzon olarak değişim diyorlar…

     

    *

     

    Bakın Erzurum harabeye dönmüş.

    Yakutiye İlçesi’nde kentsel dönüşüm adı altında evler, işyerleri yıkılmış ama yapılan bir şey yok.

    Yıllardır Yıldızken’te yapılan ve yarım kalmış YİMPAŞ ’ın inşaatı öylece duruyor.

    Yine Yıldızkent’te AVM yapılacaktı.

    Temeli kazındı.

    O da öylece duruyor.

    MNG kargo inşaatını durdurmuş deniliyor.

    Bir enkaz da o mu kalacak yoksa?

     

    *

     

    Gidin bakın başka şehirlere,

    Adamlar kentsel dönüşümlerini hemen hemen tamamlamışlar.

    Biz ne yapıyoruz?

    Sadece yıkıyoruz.

    Billboarda poz verip duruyoruz.

    Halbuki  ‘Yıkmak kolay ama yapmak zor’

    Biz kolay tarafını seçiyoruz.

    Adama demezler mi kardeşim,

    ‘Tavuğun yoksa yumurtayı kırmayacaksın’ diye..

     

    *

     

    Erzurum’un sivil örgütlerine seslenmek lazım,

    Uyanın demek lazım kış uykusundan..

    Erzurum inanın irice bir köy olma yolunda emin adımlarla yürüyecek yoksa!

     

     

     

  • Başkana musallat (*) olan kadın kim?

    Başkana musallat (*) olan kadın kim?

    Dolandırıcılık hikayelerinin tamamına yakını “Sizi Cumhuriyet Savcılığından arıyoruz” veya “Burası Emniyet Müdürlüğü” diye başlar.

     

    Daha sonra çeşitli yalanlarla kandırılan ‘kurban’ adeta ‘telefona kilitlenir’ ve ‘bir robot’ gibi kullanılarak kirli amaca ulaşılır.

    Bu konuya neden girdiğimi anlatayım:

     

     

    Geçenlerde Kızılay Şube Başkanı Mithat Turgutcan’ı, ulusal bir televizyon kanalında çalıştığını söyleyen bir kadın arar.

    Telefondaki kadın, Mithat Turgutcan’a “Ben Selma Akpınar. Siz Kızılay Yurdunda barınan öğrencilere son kullanım tarihi geçmiş yiyecekler yediriyormuşsunuz. Gıda maddeleri stoklarınızın olduğu yerde fareler cirit atıyormuş. Elimizde böyle görüntüler var, haber yapacağız”der.

     

     

     

    Mithat Bey, ülke genelinde gazetecilik mesleğinin en kıdemlilerinden biri.

    Uzun yıllar Erzurum’da yerel gazete çıkardı.

    Gazeteciler Cemiyetini kurduğumuz dönemde bize başkanlık yaptı.

    Bu yüzden neyin haber olup olmayacağını çok iyi bilir.

    Duayen gazeteci, telefondaki kadına sinirlenir ve aralarında şu konuşma geçer:

    – Kızım, o görüntülerin bize ait olduğunu nasıl ispatlayacaksın?

    – Deponuzda zamanı geçmiş gıda maddesi yok mu?

    – Var ama biz bir yıldan bu yana o gıdaları bozuk olabileceği için kullanmıyoruz.

    – Peki öğrencilere yemek vermiyor musunuz?

    – Veriyoruz. Dışarıdan yemek satın alıyoruz. O gıdalarla ilgili tutanak ve yemek alımı ile ilgili sözleşmeyi gelirseniz size gösteririz.

     

     

     

    İŞİNİ SEVEREK YAPAR, ÇOK TİTİZDİR

     

    Mithat Bey ile uzun yıllar komşuluk yaptık.

    Kızılay Yurduna gösterdiği hassasiyeti ve titizliğini herkes bilir.

    Yurda alışverişi yaparken sanki evine alıyormuş gibi Erzincankapı’ya giderek en iyisinden  sebze, balık ya da et alır.

    Sabah erkenden yurda gelir,  çocuklarına kahvaltı yaptırır, okullarına gönderir.

    Akşam hava karardı mı öğrencilerini yurda alır, yemeklerini yedirir. Yurtlarda kalan kız- erkek tüm öğrenciler, kendilerine ‘baba şefkati’ gösteren Mithat Beyi yıllar geçse de unutmaz, unutamaz.

     

     

     

    EFKAN ALA, İMAM HATİPTE OKURKEN KIZILAY’IN YURTLARINDA KALDI

    Cumhurbaşkanları tarafından ödüllendirilen Turgutcan, daha birkaç gün önce yine bir ünlü öğrencisiyle karşılaştı.

    Kim o ünlü, diye soracak olursanız, açıklayalım:

    İçişleri Bakanı Efkan Ala.

    İlköğretimi  Oltu İlçesine bağlı Çanakpınar Köyünde tamamlayan Efkan Ala, ortaokul ve liseyi Erzurum İmam Hatip Lisesinde okudu. Bakan Ala, bu dönem boyunca Kızılay’ın yani Mithat Beyin yurtlarında kaldı.

    Neyse dönelim televizyoncu Selma Akpınar’ın yazdığı senaryoya.

    Selma Akpınar, Mithat Bey ile konuşması sırasında şöyle der:

    – Ben zaten sizi tanıyorum. Önümüzdeki Cuma günü gelip sizinle görüşeceğim ve daha sonra haberi yayınlayacağım.

    Cuma günü gelir çatar ama  ‘Sarı çizmeli Selma Hanım’ gelmez.

    Bu kez verdiği telefon numaraları aranır, ancak cevap veren olmaz.

    İsmini verdiği televizyon kanalı aranır ama o isimde bir muhabirlerinin olmadığı söylenir.

    İşte o zaman Mithat Bey, ‘işletildiğini’ anlar ve ‘tüü sana’ der.

     

     

     

    KİMLERE ‘TU SİZE’ DEDİ

    Methat Turgutcan‘ı tanımayanlar için biraz tanıtalım:

    2008’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından üstün hizmet ödülü verildi.

    Vali Ahmet Altıparmak tarafından da geçen yıl Cumhuriyet Bayramında onur ödülüne layık görüldü.

    Erzurum’un canlı tarihi, ömrünü Kızılay’a adayan ve her şeyini çalıştığı kuruma bağışlayanTurgutcan‘ı geçtiğimiz Mayıs ayında meslekten bazıları “Etler niye falanın soğuk hava deposunda, Kızılay iş hanının ikinci katını kime, niye ucuza verdiniz” diye kızdırmıştı.

    Avukat aracılığı ile önce açıklama yapıyor Mithat Bey, daha sonra şu satırları kaleme alıyor:

    Basının imajını zedeleyenlere, şantajcıya, yalana, mesleğini para ile satanlara fırsat vermeyin. Verenlere de en azından  ‘Tu size’ deyiniz.

    (*) Musallat: sıfat, bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen.

  • Fatih Yeşilyurt Murat Kılıç’ın kiracısı mı olacak!

    Fatih Yeşilyurt Murat Kılıç’ın kiracısı mı olacak!

    Belki çoğu kişi bilmez ama şu an çiçeği burnundaki İl Başkanı Fatih Yeşilyurt’un kurulduğu o koltuk ve il binası, eski Başkan Murat Kılıç’a ait!

     

    İl Başkanı olduktan sonra partiyi kira derdinden kurtaran, uzun zamandır da mülkiyeti kendisine ait şimdiki il binasını kullandıran ve şu ana kadar il teşkilatına da o sıkıntıyı hiç hissettirmeyen  Murat Kılıç’ın bundan sonra mevcut daireden kira alıp, almayacağını, kimse olmasa da en azından ben merak ediyorum!

    Bildiğim kadarıyla sadece bina değil, orada bulunan mefruşatın büyük bir bölümü de istifa eden eski başkana ait. Yeni dönemde sadece kira işi değil, o mefruşatın akibeti de fena halde meraklarım arasında!

    ***

     

     

     

    Geçen gün Paleryum AVM’de Kılıç’a çok yakın bir isime, il binasının durumunu sordum. ”Kılıç kendisine ait o binayı yine ücretsiz kullandırır mı?” diye sordum. Cevabı şu oldu:

    ”Sanmıyorum. İl Başkanıyken partisine öyle bir jest yapmış olabilir ama bu satten sonra sanmam Murat bey yine il binasını bedelsiz kullandırsın. Kesin kira ile verir. Zaten bundan sonra kira alması da anormal olmamalı. Ne de olsa mülk kendisine ait”.

    Doğrusu Murat Kılıç ile bu konuyu konuşukluğum olmadı. Ne diyor, ne düşünüyor, bilmiyorum. Ama bildiğim Fatih Yeşilyurt ve yeni teşkilatı, büyük sayılmasa da böyle bir problem ile karşı karşıya kalabilir! Dün parti il binasında Fatih Yeşilyurt’un son derece rahat bir şekilde koltukta oturduğunu görünce ilk aklıma o geldi nedense. Devir teslim töreninde de bulunmayan ve o iş için yardımcısı Dursun Yıldız’ı görevlendiren Kılıç’da top artık! Bakalım ne yönde bir karar alınacak, bekleyip göreceğim artıkın!

    ***

     

     

     

    Bu arada, meraklarım arasında olan konulardan biri de Yeşilyurt’un ekibi! Nasıl ve kimlerden oluşan bir yönetim oluşturacağını, en azından New City’nin akibeti kadar merak ediyorum. Oluşturacağı liste, biraz da herkeslerin de merak ettiği kime yakın olduğu, onu o koltuğa kimlerin önerdiği konusunda da ipucu vereceği için de ayrıca çok önemli. ‘Bana listeni göster, sana kimin yanında olduğunu söyleyeyim’ durumu tam da! Zaten öyle ‘ahım şahım’ bir ilçe başkanlığı da yapmadığını düşündüğüm, en azından ilçe başkanlığı ile çok da iz bırakmamış olan sevgili başkanın nasıl bir il başkanlığı yapacağını da çoğu kişi gibi elbette ki ben de merak etmiyor değilim elbette ki. Zaten en çok da işinin Murat Kılıç’dan sonra o koltuğa olmasından dolayı zor görüyorum. Murat Kılıç kim ne derse desin kesinlikle başarılı bir il başkanıydı ve yerine gelecek olan başkanın da bir çok anlamda etkin ve de yetkin olması gerektiğini düşünüyorum. Önceki gün de dedim. Nazik, ‘sıfır ego’ya sahip ama bir o kadar da hırslı birisi olarak tanıdığım Yeşilyurt’u bu görevinden dolayı kutluyor, samimiyetle başarılı olmasını istediğimi belirtiyorum.

    ***

     

     

     

    Diğer tarafdan Karadayı İnşaat ile Büyükşehir Belediyesi arasında yaşanan sorunu artık bilmeyen yok. Maşallah milletin derdi de yok gördüğüm kadarıyla. Nerede olursa gündemlerinde bu mesele var. İlgili olsun olmasın, bunu konuşuyor, bu konunun yarenliğini yapıyorlar. Dün ve bugün o sorun ile ilgili gerek telefonla ve gerekse yüz,yüze görüşmelerim oldu. Bu görüşmeler ışığında demem odur ki, sanırım bu cenazeyi mahkeme de kaldıramayacak! Bu iş mahkemede de çözülemeyecek gibi! En iyisi, her ne kadar Ahmet Metin Karadayı, ‘Daha olmaz, ok yaydan çıkmış’ diyorsa da uzlaşma! En güzelidir uzlaşma diyorum ve meselenin halli konusunda tarafların sağduyulu hareket edip bir kere daha masaya oturmaları gerektiğine olan inanç ve düşüncemi belirtmek istiyorum.

  • Şehrim insanından şaşırtan hareketler bunlar!

    Şehrim insanından şaşırtan hareketler bunlar!

    Bir Ramazan klasiği daha.. Sanırım sadece şehrim insanına has bir şey. Muhtemel bir savaş öncesi kıtlığı andıran görüntüler vardı marketlerde bugün yine.

     

    Sadece marketlerde mi? Hayır! Kasaplarda, kadayıfçılarda ve fırınlarda. Tonlarca gıda maddesi, et, kadayıf ve ekmek, evlere taşındı gün boyu. Doğrusu öteden beri Erzurum’da alışılagelmiş manzaralardı bunlar. Ama bana hep oldum olası şaşırtıcı gelmiştir. Bir-iki marketi dolaştım mesela akşam üzeri.

     

     

    Kolilerce makarna, bulgur, pirinç ve benzeri gıda maddeleri taşıdı insanlar evlerine. Sanki şimdi almazsa bir daha alamayacak, bulamayacak gibi. Hep merake ederim mesela, Ramazan’ın ilk günü ilk iftar onca şey mi yapılıp yenilecek? Bu nasıl bir tamahtır, bu nasıl bir alışkanlıktır. Belki yapmadığım şeylerdendir diye garipsiyorum. Ama kimse bana bu ‘hurraa’ durumu anlatamaz.

     

     

    Şaşırmıştım hep, bugün de öyle oldu. Akşam üzeriydi kasaplarda et, fırınlarda ekmek kalmamıştı. Çoğu insan vardı kadayıçılarda ikişer, üçer kilo kadayıf alabilmek için kuyrukta bekleyen. Normal bir şeymiş gibi yaptığı, dakikalarca bekliyenleri gördüm.

     

     

    TEKAY’ın sahibi Abdullah Büçge’yi gördüm mesela marketindeki bir reyonda. Yoğunluktan dolayı çalışan ve işi başından aşkın personeline yardım ediyordu. İnsanların bu tatlı ama bana garip gelen bu telaşı karşısında şehri mübarekemizde bulunan yabancı turistlerin ne düşündüğünü de merak ettim bugün az-biraz. Gördükleri manzara karşısında ne düşünüyorlar diye. Sanmam onlarda böylesi telaş ve heyecanlar ola! Herhalde şaşırmışlardır. Kimbilir, belki de akıllarına gelmiştir, ”savaş mı çıktı?” diye! Yarını, yani Ramazan’ın ilk gününü merak ediyorum ayrıca. Kavga, hır, gür olmaz inşallah. Mümkün olduğu kadar araç trafiğinden uzak duracağım yine bu Ramazan daha! Pide kuyruğuna falan girecek değilim iftar saati, normal marketten alacağım evin ekmeğini. Dilerim huzurlu bir Ramazan geçiririz. Kavgasız, gütültüsüz. Hepinize, hepimize hayırlar getirir inşallah bu Ramazan.