Kategori: Yazar

  • Başkan Bulutlar ve olmazsa olmazları

    Göreve geldiği günden bu yana defalarca röportaj yapıp çalışmalarını sütunlara taşımıştım…

    İlk gündeki heyecanını bugünde görüyoruz…

     

    Öyle ki en küçük bir belediye hizmetinin noksanlığında devreye girip ‘adeta pireyi deve yapıyor’…

    Zira noksanlıkları büyük görmezseniz çözümünde etkin olamazsınız…

     

    Yılların belediyecilik tecrübesini de harmanlamış olması Başkan Bulutlar’a artı değer katıyor…

    Basın yayın organlarında hakkında çıkan lehte ve aleyhte tüm haberleri titizlikle inceleyip eksiklikleri giderme gayreti de taktire şayan bir belediyecilik örneği…

     

    Vurdumduymaz başkanların aksine her şeyi incelemesi onun başarısını da perçinliyor…

    Vatandaşın gözlemine de yer vereyim…

     

    Halk toplantılarında leb demeden leblebiyi anlayarak belki zaman ve nefes israfının da önüne geçiyor Başkan Bulutlar…

     

    Göreve gelişinin altıncı yılında ilk yılında olduğu kadar heyecanla ve disiplininden ödün vermeyen Başkan Bulutlar’a halkın zaman zaman kendi imkanları doğrultusunda tabela ve afiş astırmak suretiyle teşekkür yolunu seçtiğini görüyoruz…

     

    Aslında vatandaş şehrül eminini teşvik edip şevkini artırmak için böylesi yollar seçmesi de mantıklı geliyor…

     

    FIKRA

    Kötü berber

    Temel berberde saçını kestirirken, Ankara’ya gidip Cumhurbaşkanını göreceğini söylemiş.

    Berber de her isteyenin Cumhurbaşkanını göremeyeceğini söylemiş.

    Temel birdaha geldiğinde berber sormuş:

    – Ne oldu gördün mü Cumhurbaşkanını?

    – Cördüm

    – Ne dedi?

    – Saçunu bu kadar köti kesen berber kimdur? dedi..

  • Yeni dönemin yeni ekonomisi

    Türkiye ekonomisinde ve siyasetinde 12 yıldır ilgiyle izlenen bir dönüşüm gerçekleşmektedir. Bu dönüşümde 12 yılı geride bırakan AK Parti, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başka bir dönemin kapısını araladı. Bu dönemde, tüm alanlarda gerçekleşecek değişimler tartışılırken, 2002-2014 döneminde başarı çizelgesinde en iyi performansı gösteren ekonominin yeni bir yapılanma süreci olan ‘Yeni Ekonomi’ döneminden de beklentiler artmaktadır.

    Peki ‘Yeni Ekonomi’nin kilit noktaları neler olmalıdır?

    ZİHNİYET DEĞİŞİMİ

    İlk olarak ‘Yeni Ekonomi’de kurumların görev ve sorumluluk anlamında zihniyet değişimine uğraması gerekmektedir. Bu doğrultuda yalnızca tek bir hedef doğrultusunda hareket eden kurumların, uygulamaları sonucu ortaya çıkabilecek olumsuz tablonun maliyetinin yalnızca siyasi iktidara yüklendiği dönem geride bırakılmalıdır. Bu sayede kurumların halka hesap verilebilirliği sağlanarak sorumluluk paylaşılacaktır. Böylece siyaset ve kurumlar arasında yaşanabilecek muhtemel ikilikler ve çatışmalar engellenmiş olacaktır.

    ÜRETİMİN YENİ DİNAMİKLERİ

    Ekonomi anlayışında belirli kesimler için kabul edilmek zorunda olan, çoğunluk için de gerekli olan bu zihniyet dönüşümünden sonra atılacak ilk adım ise ülkenin üretim dinamiklerini değiştirmektir. Bilindiği üzere, Türkiye’nin üretim yapısında katma değeri yüksek ürünlerin oranı çok azdır. Bu nedenle üretim miktarı ne kadar artarsa artsın, istenilen verimliliğe ulaşılamamaktadır. Bu sorunun çözümü ise Yeni Türkiye’de eğitim sisteminin yeniliği teşvik etmesi, üniversitelerin reforme edilmesi ve Ar-Ge çalışmalarını öncelikli hale getirecek şekilde oluşturulmasıdır.

    Ayrıca, ‘Yeni Ekonomi’nin gerçekleşebilmesi için eğitimin teknoloji odaklı olması ve uzun vadede bunun üretime yansıması büyük önem taşımaktadır. Kolayı seçerek, alışılagelmiş düzeni sürdürmek Türkiye’nin içinde bulunduğu konumu kısa süre korumasına yardımcı olabilir, ancak 2023 hedeflerine ulaşmak için yapısal değişim sürecini başlatmak zorunlu bir hal almıştır.

    Türkiye, 12 yılda ekonomik ve siyasi istikrarını kurmuş, halk desteği istikrarlı bir şekilde artmış ve bu durum ülkeyi bu dönemde daha da avantajlı konuma getirmiştir. Çünkü Türkiye bu kez çoğunluğun desteklediği iktidarın yanı sıra, ilk kez halkın doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı’yla yoluna devam edecektir. Dolayısıyla Başbakanlığı döneminde Türkiye’yi yeni bir vizyonla tanıştıran Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı dönemi ‘Yeni Ekonomi’ için de itici bir güç olacaktır.

    ÜLKE ALGISI

    Diğer yandan, 2002-2014 döneminde Türkiye’nin ekonomisinin güçlenmesi, uluslararası arenada da ülkeye olan bakış açısını değiştirmiştir. 1990’lı yılların Türkiye’si, kırılgan bir ekonomik yapıya sahipken, bugün iç ve dış şoklara dayanaklı bir görünüm sergilemektedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının siyasi notlandırmalarının bile Türkiye ekonomisini etkilemeyerek ülke risk piriminin düşüşe devam etmesi bu durumun en güzel örneğidir. Yeni dönemde Türkiye ekonomisinin yönlendirilen değil yön veren özelliğini koruması, Türkiye’ye karşı eski tutumun değişmesine ve Türkiye için yeni bir algı oluşmasına öncülük edecektir.

    SINIR TANIMAYAN YENİ ORTAKLIKLAR

    ‘Yeni Ekonomi’nin diğer önemli dinamiğini ise uluslararası ilişkilerle şekillenecek işbirlikleri ve ortaklıklar oluşturmaktadır. 2002-2014 döneminde dünyanın farklı bölgelerinde, gelişmiş veya gelişmekte olan ülke ayrımı yapmadan etkin ve başarılı bir dış politika izlendi. 2008 küresel ekonomik krizinde de birçok ülke derin bir ekonomik krize sürüklenirken, Türkiye yeni işbirlikleri sayesinde krizi başarıyla yönetmiştir. Bu dönemde Kuzey Afrika, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle olan yakın temas Türkiye’ye ekonomik açıdan önemli açılımlar sağlamıştır. Sürece öncülük edenlerin ise Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun olması, Türkiye’nin yeni döneminde aynı politikanın hızlı ve güçlenerek devam edeceği konusunda umut vermektedir.

    Ekonomik olarak ciddi anlamda fayda sağlayan yeni işbirliklerinin birincil gündem maddesi ise Türkiye’nin kronik problemi olan enerji konusudur. Bu nedenle ülkenin büyümesinde etkin rol oynayan enerji alanında yapılacak işbirlikleri Türkiye’nin siyasal ve ekonomik gücünü artıracaktır. Dolayısıyla, enerji alanında sınır tanımadan kurulacak ortaklıklar, ‘Yeni Ekonomi’ye giden sürecin yapıtaşlarından birisi olacaktır.

    12 yıllık bir dönüşüm hikayesini geride bıraktığımız ve yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğumuz bu süreçte ‘Yeni Ekonomi’nin oluşumuna tanıklık edeceğiz. Bu vesileyle bugünden itibaren daha detaylı yazılarla beraber olacağız.

  • Erzurum’da particilik komedisi

    % …

    % …

    % 12

    Dün Erzurum adına utanç dolu bir seçim yaşadık. Pkk yandaşları Erzurum gibi bir şehir de % 12 gibi koca bir oy dilimine sahip olmayı başardı.

    Bunun üzerine Akp‘nin aldığı zafere sevinmemesi, Mhp’nin de seçimin kaybı yerine küçük bir farkla üste çıktığına üzülmesi, biraz da oturup düşünmesi doğru olanıdır. Bugün bu şehir de böyle bir utanç tablosu oluşabiliyorsa, bu durumda etken rol elbette bu şehrin particilerine aittir.

    Bakın değerli dostlar ! Bugün Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oluyorsa ve Erzurum’dan yüksek bir oy alabiliyorsa bunun Efkan Ala, İdris Güllüce, Milletvekilleri veya daha dün Başkanlık koltuğuna oturan Fatih Yeşilyurt ile hiçbir alakası olmuyorsa biraz oturup düşünmek gerek… Aynı durum Mhp içinde geçerli ! İnsanlar hala Üç Hilal aşkından ötürü Mhp’ye oy veriyorsa ve bu partinin ne vekili ne de İl başkanı yıllardır benimsenemiyorsa kaybın nedenini uzaklarda aramamak gerek…

    Hatırlarsınız… Bundan on yıl öncesinin Mhp kalesidir Erzurum. Mhp kendi içerisinde çatırdamaya başlayınca, soğukluklar, küslükler ve kopmalar baş gösterince, kopmalar Akp isminde yeni dostluklara yol açmıştı o dönem.

    Bugün ki Ak parti Erzurum yönetimine baktığımızda Mhp’nin o halini hatta daha kötüsünü görür gibiyim.Orta da kurulan bir yönetim var maksat yönetim kurmak olsun.Cemaatçisi, solcusu, ülkücüsü hepsi bu kadroda.Hatta yönetime alındığını dahi bilmeyen kişilere bile rastlamak mümkün… Anlayacağınız Akp’nin yeni yönetiminde ki hakim görüş ; Eşimin, dostumun ismi yönetim de olsun kapıdan içeri girmeseler de olur ! Bu bağlamda Ak partinin Murat Kılıç yönetimini bile arayacağı görüşündeyim.Yeşilyurt idareyi sağa sola devretmiş olacak ki birşeyden haberi yok ! Ve aldığım en önemli duyumlardan biri de dün partiye dahil olan kişilerin bugün bağcıyı kovması olayı…Particilik böyle olsa on yıl önce Mhp koltuğu Akp’ye hediye etmezdi Erzurum’da ! Açık konuşuyorum. Ak parti, bu Erzurum yönetiminden hiçbir fayda sağlayamaz.Erdoğan’ın % 60 lık oy dilimi ile seçim kazanılır lakin ; kendileri alacakları oyun % 1’ini dahi alamazlar.

    Sonuç olarak  % 12 gibi bir oy dilimini bugün türeyen insanlara hediye ederler. Erzurum’da ki particilik anlayışı bundan ibaret.Koltuk ve yönetim, barış ve oy değil, küslük ve kayıp demek.Ayağıma yer edim görün size ne edim demek.Her iki partide de tanık olduğumuz gibi…Erzurum’da particilik maalesef bir komedi.

     

     

  • Skor 9-0 ise takım komple değişir

    Bir seçimin daha şükür ki kazasız belasız sonuna geldik.

    Recep Tayyip Erdoğan, girdiği 9.seçimini de kazanmakla kalmayıp  ülkemizin 12. Cumhurbaşkanı da oldu.

    Artık kim ne derse desin ,bana göre boşunadır.

    Tayyip Erdoğan bu ülkeye gelmiş en başarılı siyasetçi olmuştur.

    Buraya kadar ne yazsak farklı olmayacak.

    Gel gelelim madalyonun diğer yüzüne.

    Bir takım çıktığı her maçta yeniliyor, fark yiyor, mağlup oluyorsa herkes hesabını vermelidir.

    Bizim muhalefetin işi de tamda böyledir.

    Bırakalım artık bahaneler,suçlular bulmayı.

    12 yıldır tek bir seçim kazanamıyorsanız, siz suçlusunuzdur.

    12 yılda oylarınız gittikçe düşüyorsa siz suçlusunuzdur.

    12 yılda partinizin mihenk taşlarını kaybediyor,küstürüyorsanız siz suçlusunuzdur.

    12 yıldır işin ehli adamları görevden alıp ya da görev vermeyip liyakatsiz,torpillileri öne çıkarıyorsan siz suçlusunuzdur.

    12 yıldır sandığa seçmen getiremiyorsanız,siz suçlusunuzdur.

    Memleketin içinden bir vekil, partinin içinden bir aday bulamıyorsanız siz suçlusunuzdur.

    Kendini dev aynasında gören cüceler ile meydana çıkıyorsanız siz suçlusunuzdur.

    Velhasılı kelam millet sizi artık istemektedir.

    Önümüzde hali hazırda 2015 seçimi varken artık seçmeninizin üzülmeye,ağlamaya, kaybetmeye hakkı yoktur.

    İl,ilçe,merkez teşkilatı olarak artık bu kapıyı terk edin, işi ‘’ USTALARA’’ bırakın.

    Millet sizin yüzünüzden sıkılmıştır.

    Bu gerçek eninde sonunda da ortaya çıkacaktır.

    Selam ve dua ile.

  • Kucağında bomba ile sezona girmek!

    Kucağında bomba ile sezona girmek!

    Büyükşehir Belediyespor Erzurumspor yeni sezon için gün sayıyor. Herkes gibi ben de bu yeni sezonda nasıl bir takım izleyeceğimiz konusunda meraklardayım. Geçen yıl başında afilli bir hoca olmasına ve nihayetinde play-off’a çıkılmasına rağmen o takımın oynadığı oyundan pek de memnun değildim.

     

    Allahın bildiğini kuldan niye saklayayım. Özellikle iç sahada 15 maçını izledim, iki tane iyi oynadığı maç deseniz, doğru dürüst sayamam. Hem de çoğu iç saha maçını kazanmasına rağmen. Yavuz İncedal nasıl böyle bir takım yaptı, hep de ona şaşıp durmuştum.

    ***

    Belediye takımının bu yeni sezonda yeni bir hoca ve 10’a yakın yeni oyuncu ile lige merhaba diyeceğini biliyoruz. Mevcut kadroya takviye edilen oyuncuların ne durumda olduğunu elbette ki maçlar oynandıkça göreceğiz, öğreneceğiz. Belki geçen yıl ki takım aman aman olmadığı için yeni gelen oyuncular çok da risk teşkil etmeyecek. Nihayetinde iyi çıkarsa ne ala. İyi de çıkmazsa yapacak bir şey yok. Ama ne yalan söyleyeyim teknik direktör bana göre en büyük risk! Büyükşehir Belediye yönetimi bence bu konuda büyük bir riske girdi. Daha önce takımı çalıştırmış ama play-off’a bile çıkararamış bir hocayı yeniden getirdi. Eğer tenkik patron Taşkın Güngör bu sezon başarılı olursa ne ala. Ama yok eğer başarılı olmaz ise bu yönetim için büyük bir risk. Onca söz ve horataya yönetim şimdiden hazırlanmak zorunda. Bir yerde yönetim bomba kucağında girecek sezona!

    ***

    İsmini duyardım ama Taşkın Güngör’ü tanımıyordum. Doğrusu Belediye takımının başındayken de maçlarını da seyretmemiştim. Nasıl bir performans ortaya koyacak, nasıl bir takım izlettirecek, bir daha getirmelerine değecek mi, onu da artık haftalar geçtikçe anlayacağız. Bayram öncesi tesislerde kendisiyle tanıştığım ve Erzurum Gazeteciler Cemiyeti’nin Bayram Gazetesi için özel röportaj yaptığım Güngör, gerçekçi bir adam olarak dikkatimi çekti. Bir saate yakın sohbet ettik. Adamın işi gücü futbol. Ne şampiyonluğa ne de play-off’a garanti vermedi.

    Elbette ki bu doğaldır. Hele gruptaki rakip takımlar ile ilgili değerlendirmesi, tam bir profesyonel futbol adamına uygun bir şeydi. Zira hiç bir maçın oynanmadan kazanılmadığı gerçeğinden hareket eden ve hiç bir takımı küçümsememesi de olması gerekendi. Doğrusu da o zaten. O açından ‘Sizce grupta çekinilecek takımlar kimler?’ sorusunu bile yöneltmedim. Çünkü her takım kapalı kutu. Hiç adı sanı duyulmayan Düzyurt’un şampiyon olabildiği bu mahallede zaten kesin konuşsa, favori takım ismi verseydi zaten şaşardım.

    ***

    Açıkçası futbolun dilinden iyi anladığını gördüm. Futbolun dilinden anlıyor ama futbolcunun dilinden anlayıp anlamadığını da dediğim gibi maçlar devam ettikçe göreceğiz. Sevgili arkadaşım Nurullah Pala’nın da dediği gibi belki Pazar ve Amasya maçlarında arzu edilen oyun ortaya konmadı ama ligde durum değişir inşallah. Dilerim adına ilave edilen o efsane Erzurumspor’u çağrıştıran kalitede bir futbol üretimini gerçekleştirir ve bayağı da bu konuda kafa patlatan, mesai sarfeden, para harcayan yönetimin yüzünü kara çıkartmaz.