UNESCO Türkiye Milli Komisyonunca Dünya Geçici Miras Listesi’ne alınan Erzurum’un Narman ilçesindeki peri bacaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri haline geldi.
Peri bacalarının yapılan tesisle birlikte turistlerin akınına uğradığını ifade eden Vali Okay Memiş, Tortum Şelalesi’nde ise yürüyüş yolu, seyir terası ve restoran yaptıklarını söyledi. Beraberinde Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fevzi Polat, İl Emniyet Müdürü Levent Tuncer, İl Jandarma Komutanı Albay İlker Şimşek, vali yardımcıları, kaymakamlar, turizm işletmecileri ve daire müdürleriyle peribacaları bölgesinde safari yapan Vali Memiş, turistler için bulundurulan atlarla gezdi. Sosyal tesiste incelemede bulunan Memiş, yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Vali Memiş, gazetecilere, Narman Peribacalarını muhteşem bir coğrafyanın içinde jeolojik park ve görenlerin büyülendiği bir alan olarak değerlendirdi.
Erzurum için önemli bir turistik mekân olan peri bacalarında daha önce bir tesis bulunmadığını hatırlatan Memiş, “Biz yaklaşık 2 yıl önce bu tesisi tamamen doğaya uygun bir şekilde yaptık. Narman peri bacalarına gelen insanların oturabileceği ihtiyaçlarını giderebileceği ve yemeğini yiyebileceği bir yer yoktu. Bu nedenle günü birlik tesisi yaptık.” dedi. Tesisin yakın zamanda hizmete geçmesine rağmen binlerce turist ağırladığına dikkat çeken Memiş, peri bacalarının İtalyanların, uzak doğu ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen turistlerin akınına uğradığını kaydetti.
Narman Peri Bacaları’nın 12 vadiden oluştuğunu aktaran Memiş, şöyle konuştu: “Peri bacaları 17 milyon metrekarelik bir alana sahip. Bulunduğumuz lokasyona gelebilmek için yaklaşık 3,5 kilometrelik bir yoldan geçmemiz gerekiyor. O yolu da dizayn ettik. Asfaltını bitirmek üzereyiz. Bittiğinde tur otobüsleri gelecekler yukarıya çıkacak ve misafirlerimiz isterlerse yarım saatlik bir doğa yürüyüşü ile muhteşem coğrafyayı görecek ve bu tesise gelecekler. Ayrıca atlı ve ATV turlar düzenlenecek. Bunların çalışmasını yapıyoruz.”
“Pandeminin özellikle o zor günlerini yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Burası böylece Hem Erzurumluların hem de dışarıdan gelen turistlerin akınına uğruyor. Herkesi bu güzel coğrafyayı görmeye bekliyoruz.” diyen Memiş, hem Narman ile çevre ilçelerde hem de Erzurum‘da geniş konaklama imkânları bulunduğunu söyledi. Tatil için gelenlerin Erzurum‘da rahatlıkla bir haftasını geçirebileceğini vurgulayan Memiş, şunları kaydetti: “Erzurum özelinde 1 milyonun üzerinde bir turist hedefimiz vardı ve onu yakalamış durumdayız. Narman Peribacalarına ise 100 bin turist bekliyoruz. Buraya insanların ayağı alıştıkça, tur operatörlerinin uğrak noktası oldukça, bu sayı Tortum Şelalesi’yle beraber daha da artacak.”
Daha sonra Yakutiye Belediyesince Narman ile Uzundere ilçesine yapılan Dostluk Parkı ile halı sahanın açılışı, Vali Memiş ve beraberindekilerin yanında, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz’ün katılımıyla yapıldı. Tortum Şelalesi’nde yapımı süren yürüyüş yolu, seyir terası ve restoran çalışmalarını da inceleyen Vali Memiş, firma yetkililerinden bilgi aldı. Memiş, burada yaptığı açıklamada ise Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğü’nce yapılan çalışmaların tamamlandığında şelaleye önemli değer katacağını ifade etti.
Erzurum’un Aziziye ilçesinde uyuşturucu kullandıkları tespit edilen şahıslara yönelik operasyon düzenlendi.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Erzurum İl Jandarma Komutanlığı unsurları tarafından yapılan araştırmalar neticesinde Aziziye ilçesinde uyuşturucu kullanan şahıslara yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda 1 araç ve 3 şüpheli şahıs üzerinde yapılan aramada 15 gram bonzai maddesi ve 1 adet uyuşturucu içme aparatı ele geçirildi. Şüpheli 3 şahıs hakkında adli işlem başlatıldı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Denizli İl Müdürü Abdullah Mersin, genel sağlık sigortası ve Bağ-Kur gibi borçların da yapılandırıldığı 7326 Sayılı Yapılandırma Kanununa ilişkin yapılandırma başvurularının son gününün 30 Eylül olduğunu hatırlattı.
Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 7326 sayılı Kanun 9 Haziran 2021 tarihli ve 31506 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu kanun ile sigorta primleri, genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigorta primleri, 30 Nisan 2021’den önce işlenen fiillere ilişkin idari para cezaları, iş kazası, meslek hastalığı veya malullük sonucunda doğan rücu alacakları, yersiz ödenen gelir ve aylıklardan doğan alacaklar, Bağ-Kur sigortalılarının daha önce durdurulan hizmet sürelerinin ihyası halinde doğan alacaklar, isteğe bağlı ve topluluk sigortası primleri, kanunun yayımı tarihinden önce asılları ödenmiş alacakların; henüz ödenmemiş fer ‘ileri, 5510/Ek-5, Ek-6’ncı maddeleri ile 2925 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılıklardan doğan primler, 6183/48. madde kapsamında taksitlendirilen alacaklar yapılandırma kapsamında yer alıyor.
Yapılandırma konusunda açıklamada bulunan SGK Denizli İl Müdürü Abdullah Mersin, “Yapılandırma kanununa göre süresinde ödenen alacaklara, kanunun yayımlanma tarihinden sonra gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmayacaktır. Yapılandırmadan yararlanmak için herhangi bir teminat istenmeyecektir. Yapılandırmadan önce tatbik edilen hacizler, yapılacak ödemeler nispetinde kaldırılacaktır. Yapılandırılan borçlardan dolayı icra takibi ve haciz işlemleri yapılmayacaktır. Yapılandırmada ilk taksitin süresinde ve tam olarak ödenmesi halinde borcu yoktur yazısı alınabilecektir Yapılandırma devam ettiği sürece yapılandırma taksitlerinin ve yapılandırma dışındaki borçların süresinde ödenmesi kaydıyla sigorta primi teşvik uygulamalarından yararlanılacaktır. Borcunu yapılandıranlar, ilk taksiti ödemeleri ve cari dönemde 60 günden fazla borçlarının olmaması şartı ile kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir” dedi.
“Yapılandırma başvurusu için son gün 30 Eylül”
Yapılandırmanın son güne bırakılmaması gerekildiğini de hatırlatan Mersin, şunları söyledi:
“Yapılandırma başvuruları işverenlerce, e-sigorta kanalıyla, şahsen veya posta yoluyla ilgili SGİM/ SGM’ye, 4/b (Bağ-Kur) sigortalıları tarafından, e-devlet üzerinden, şahsen veya posta yoluyla herhangi bir SGİM/ SGM’ye, Primlerini kendi ödeyenlerce, e-devlet üzerinden, şahsen veya posta yoluyla dosyalarının olduğu yerdeki SGİM/ SGM’ye 30 Eylül 2021 tarihine kadar başvuru yapabileceklerdi. Peşin veya iki taksitte ödeme; prim aslının ve prim aslına uygulanan Yİ-ÜFE’nin yüzde 10’nun, en son 1 Kasım 2021 tarihine kadar veya geç ödeme zammıyla birlikte 30 Kasım 2021 tarihinde peşin ödenmesi halinde Yİ-ÜFE tutarının yüzde 90’ı silinecektir. İlk taksitin süresinde ve tam ödenmesi şartıyla kalan prim aslının ve prim aslına uygulanan Yİ-ÜFE’nin yüzde 50’sinin 31 Aralık 2021 tarihine kadar tamamının ödenmesi halinde, Yİ-ÜFE tutarının yüzde 50’si silinecektir. Taksitle ödemelerde: taksitli ödemeyi tercih edenler ikişer aylık dönemlerde 6, 9, 12 ve 18 eşit taksitle ödeme yapabileceklerdir. 7326 sayılı yapılandırma ile bir çok konuda çok önemli imkan ve kolaylıklar getirilmiş olup, bu imkanlardan faydalanmak için 30 Eylül 2021 tarihine kadar başvuru yapılması gerekmektedir”
Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları, Halk Sağlığı ve Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim elemanları tarafından yürütülen ‘Karşılaşmalı 3 Doz Covid-19 Aşı (Sinovac ya da Biontech) Etkililik Sonuçları 2 Doz Sinovac Sonrası 6. Ay Takip Sonuçları’na göre, 2 doz Sinovac olanlarda üçüncü aydan sonra antikor oranı yüzde 56’ya düşerken, 3. doz aşılamanın yerinde bir karar olduğu belirtildi.
Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları, Halk Sağlığı ve Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim elemanları tarafından yürütülen “Karşılaşmalı 3 Doz COVİD-19 Aşı (Sinovac ya da Biontech) Etkililik Sonuçları 2 Doz Sinovac Sonrası 6. Ay Takip Sonuçları” konusundaki bilimsel çalışma tamamlandı.
Araştırmada Türkiye’de geniş ölçekte uygulanan iki doz Sinovac aşısı sonrası Manisa CBÜ sağlık çalışanlarında uygulanan 3. doz Sinovac ile 3. doz Biontech (Pfizer) uygulamasının karşılaştırmalı koruyuculuk (antikor düzeyleri ve gerçek yaşam) sonuçları sunuldu. Çalışmanın kesin sonuçları 3. aşıdan üç ay sonraki bulgularla birlikte bilimsel dergilerde yayınlanacağı bilgisi verildi. Bildirimde ayrıca 2 doz Sinovac aşısı sonrası 3. doz aşı olmayan bir grup sağlık çalışanının, 2 doz aşı sonrası 6. ay antikor düzeyleri de sunuldu.
Yapılan çalışmalarda araştırma kohordunda kan örneği veren 520 hastane çalışanından 416’sına 2 doz Sinovac +1 doz Biontech; 61′ ine üç doz Sinovac ve 43′ üne ise iki doz Sinovac uygulandı. Çalışmada herhangi bir yan etki görülme sıklığı tüm grup için yüzde 75.9’ken, en sık yan etkiler yüzde 56.7 enjeksiyon bölgesinde ağrı, yüzde 30 yorgunluk, yüzde 18 baş ağrısı ve yüzde 15.6 kas güçsüzlüğü olduğu görüldü.
2 doz Sinovac + 1 doz Biontech aşısı uygulanan kişilerin antikor koruyuculuk değerleri üstünlük gösterdi
Ayrıca 3 doz Sinovac uygulanan 61 kişide yan etki yaşama sıklığı yüzde 45.9’ken en sık yan etkiler yüzde 29.5 enjeksiyon bölgesinde ağrı ve yüzde 14.8 yorgunluk olarak tespit edildi. Antikor düzeylerinde ise ortalama antikor değeri 32.41 ile 42.34 (min:1.36, maks:150) olarak görüldü. Bu kişilerin tümünde antikor düzeyleri 1.0’in üstündeyken; yüzde 34.4’ünde antikor düzeyleri 1.0-10.0 arasında, yüzde 57.4’ünde 10.0-150 arasında ve yüzde 8.2’sinde ise 150’nin üstünde olduğu tespit edildi.
2 doz Sinovac + 1 doz Biontech uygulanan 416 kişinin bulgularına bakıldığında ise; yan etki yaşama sıklığı yüzde 80.3’ken en sık yan etkiler yüzde 66.6 enjeksiyon bölgesinde ağrı, yüzde 35.8 yorgunluk ve yüzde 21.9 baş ağrı olduğu tespit edildi. Ortalama antikor değeri 145.14 ile 23.13 (min:0, maks:150) olduğu görülen çalışmalarda; gruptakilerin yüzde 0.5’inde antikor düzeyleri 1.0’ın altında, yüzde 0.7’sinde 1-10 arasında; yüzde 3.8’inde 10-150 arasında ve yüzde 95’inde ise 150’nin üstünde olduğu görüldü.
Sadece 2 doz Sinovac uygulanan 43 kişinin 6. ay antikor düzeylerine bakıldığında antikor düzeyleri ortalaması 25.61 ile 52.68 (min:0, maks:150) olduğu tespit edildi. Katılımcıların yüzde 44.2’sinde antikor düzeyi 1.0’ın altında (yetersiz), yüzde 32.5’inde 1.0-10.0 arasında, yüzde 23.3’ünde 10.0’ın üzerinde olduğu bilgisi verilen çalışmada 43 kişinin antikor düzeyi 10.0’ın üzerinde olan kişilerin tamamının korona virüs geçmişi olduğu belirlendi. Daha önceki çalışmalarda 2 doz Sinovac aşı uygulamasından 1 ve 3 ay sonra etkili antikor düzeyleri sırasıyla yüzde 97 ve yüzde 77 bulunmuşken, bu çalışmada 6. ayda yüzde 55.8’e düştüğü saptandı.
3. doz aşı olanların hastalığa yakalanma oranında belirgin düşüş
Eksik ya da tam aşılıların gerçek yaşam bulgularına bakıldığında; toplam 1982 çalışanın 1968‘inin sonuçları değerlendirildi. 1 Temmuz- 24 Eylül 2021 tarihleri arasında hastanede 44 kişinin hastalığa yakalandığı; yüzde 20.4′ ünün aşısız ya da eksik (tek doz Sinovac ya da tek doz Biontech) aşılı olduğu anlaşıldı. Aşısız ya da eksik aşılı olma yüzdesi doktorlarda yüzde 5, hemşirelerde yüzde 21.3, diğer hastane çalışanlarında ise yüzde 14.2. Ayrıca aşısız ve eksik aşısı (tek doz Sinovac veya tek doz Biontech) olan 257 çalışanda Covid-19’a yakalanma sıklığı yüzde 3.5, sadece iki doz Sinovac aşısı olan 352 kişide yüzde 6.25, sadece iki doz Biontech aşısı olan 115 kişide yüzde 1.74, üç doz Sinovac aşısı olan 130 kişide yüzde 3.84, iki doz Sinovac + 1 doz Biontech aşısı olan 902 kişide yüzde 0.67 olduğu tespit edildi.
“3. doz aşıda uygulanan Biontech aşısı, 3. doz Sinovac aşısına göre koruyuculukta belirgin üstünlük göstermiştir”
Araştırmanın sonuçları ise şu şekilde paylaşıldı:
“Aşısız ya da eksik aşılı olma yüzdesi beklenenin üstündedir. Özellikle yaklaşık 5 hemşireden birisi aşısız ya da eksik aşılıdır. Sadece 2 doz Sinovac olanlarda antikor koruyuculuk düzeyi, ikinci aşıdan sonra üçüncü ayda yüzde 56’ya düşmüştür. Bu veri 3. doz aşılamanın yerinde bir karar olduğunu kanıtlamıştır. 3. doz aşı tercihi ne olursa olsun, 3 doz aşıyı olan bireylerin tümü koruyucu antikor düzeylerine ulaşmışlardır. 3. doz aşıda uygulanan Biontech aşısı, üçüncü doz Sinovac aşısına göre koruyuculukta (gerek antikor düzeyi, gerekse hastalanma durumu açısından) belirgin üstünlük göstermiştir.
3. dozu Biontech olanların antikor düzeyi, katılımcıların yüzde 95’inde ölçülebilen maksimum titrenin üstündedir. Bu durumda 2 doz Sinovac + 1 doz Biontech sonrası 4. doz Biontech aşısı uygulanmasının henüz erken olduğu düşünülebilir. Olası 2. doz Biontech aşısının (4. dozun) ne zaman yapılması gerektiği sorusuna, 3. doz uygulaması sonrası 3. ve 6. ay sonuçları elde edildiğinde yanıt verilebilir. İster eksik aşılı, ister tam aşılı olsun 3. aşıdan sonra geçen dönemde hastalanan 44 çalışandan hiçbiri hastaneye yatırılmamış, hastalığı ayakta geçirmişlerdir.”
Araştırma ekibinde ise şu isimler yer aldı:
“Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Sinem Akçalı, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Erhan Eser, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Pınar Erbay Dündar, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Beyhan Cengiz Özyurt, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Şenol Akar, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Gör. Deniz Özer, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Dr. Yunus Özkaya, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Dr. Kübra Çiçek, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Dr. Zeynep Öykü Öztürk Arıkan, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Dr. Zeynep Ceyda Buran, Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Uz. Hemşire Ferya Karadağ Yalçın.”
Adana’da boşanmak istediği eşi tarafından ölümle tehdit edildiğini söyleyen Tuğba Gökçe Çiftçi, yardım bekliyor. Genç kadın, “Eşim bana sürekli, ‘Ankara’daki savcıyı ayarlarım, hakimi ayarlarım. Herkes benim arkamda’ diyerek tehditler savuruyor, bana fotoğraflar atıyor. Benim 3 çocuğum var ve ben çocuklarım için yaşamak istiyorum” dedi.
3 çocuk annesi Tuğba Gökçe (31), 2020 yılının Temmuz ayında bir bakanlığa bağlı taşeron firmada çalıştığını iddia eden Mehmet Fettah Çiftçi (36) ile Ankara’da evlendi.
Çiftin bu evlilikten geçen Şubat ayında Edis isimli bir erkek çocukları dünyaya geldi. İddiaya göre, genç kadın hamile kaldıktan kısa bir süre sonra eşinin söylediği gibi bakanlığa bağlı taşeron firmada çalışmadığını öğrendi.
Daha sonra ise çiftin evliliğinde tartışmalar başladı. Genç kadın eşinden boşanmak isteyince ‘ölüm’ tehditleri aldı ve şiddet gördü. Hamile olduğu için sessiz kalan genç kadın, geçen Aralık ayında ise eşinin kendisini aldattığını öğrendi.
“Özür ve seni seviyorum mesajları attı”
2021’in Ocak ayında ise Mehmet Fettah Çiftçi, eşine Ankara 18. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası açıp genç kadını evden kovdu. Adana’daki ailesinin yanına gelen ve yaşadığı bütün her şeyi ailesine anlatan Tuğba Gökçe, 21 Şubat’ta oğlunu dünyaya getirdi. Bunun üzerine eşi, genç kadına ‘Özür ve seni seviyorum’ mesajları atıp boşanma davasını iptal ettiğini söyledi.
Tuğba Gökçe Çiftçi eşine cevap vermese de bir süre sonra eşinden tekrardan ‘ölüm’ tehditleri almaya başladı. Bunun üzerine ailesinden aldığı destekle genç kadın da 22 Nisan’da boşanma davası açtı ve iki tarafın davası Ankara 29.Aile Mahkemesi’nde birleşti.
Eşinin boşanma davası açmasına sinirlenen Mehmet Fettah Çiftçi, bu sefer de ‘Ankara’daki savcıyı ayarlarım, hakimi ayarlarım. Herkes benim arkamda’ diyerek tehditlere devam etti. Ankara 29.Aile Mahkemesi, Edis’in annesinde kalacağını, 2 haftada bir kez de Mehmet Fettah Çiftçi’nin oğlunu görebileceği kararını verip duruşma tarihini de 11 Kasım olarak belirledi.
“Ben barışmak istemeyince de tehditlere devam etti”
Kendisine tehditleri devam eden eşi hakkında defalarca uzaklaştırma kararı alan Tuğba Gökçe, İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. Tuğba Gökçe Çiftçi, kendisini ölümle tehdit eden eşine 2 haftada bir kez çocuğunu göstermek zorunda kaldığını belirterek, “Parti adı kullanarak eşim beni birçok kez tehdit etti. Ocak ayında beni evden kovdu ve ben de ailemin yanına yerleştim. Boşanma kararı aldıktan sonra sürekli beni sevdiğini söyledi. Ben barışmak istemeyince de tehditlere devam etti” diye konuştu. Eşinin mahkemeye pedagog raporu sunduklarını ve çocuğunu elinden almak için uğraştığını öne süren Çiftçi, “Birçok uzaklaştırma aldım ama hiçbiri fayda etmiyor. Bir çok yere müracaat ettim ama önüne geçemiyorum. Çok mağdur durumdayım. Sürekli tehdit edilmekten ne yapacağımı bilemez hale geldim. Çok çaresiz bir durumdayım” dedi.
“Evimin elektriğini kaçak kullanıyordu”
Eşinin 2018 yılında milletvekili adayı olduğunu ancak daha sonra bağlı olduğu partiden ihraç edildiğini de öne süren Tuğba Gökçe Çiftçi, “Sosyal medya hesabında hep siyasilerle çekilmiş fotoğrafını paylaşıyor ancak hepsi eski resimler. Sürekli bu fotoğraflarla insanlara gözdağı veriyor. Herkese korku saçıyor. Partiden ihraç edildiğini öğrendim. Emniyete şikayette bulunduğumda bana 3 dosyasının olduğunu öğrendim. Evlenirken Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı çalıştığını söyledi ancak evlendikten sonra öyle bir şey olmadığını gördüm. Evimin elektriğini kaçak kullanıyordu. Kirasını veremiyordu” ifadelerini kullandı.
“Boşanmak istiyorum”
Biran önce boşanmak istediğini söyleyen Çiftçi, “Birileri bu insana artık dur desin. Kimseyi dolandırmasın. Ben eşi olduğum halde bu kadar mağdur oldum kim bilir diğer insanlar ne kadar korkutuluyor. Ben biran önce boşanmak istiyorum, tehdit edilmek istemiyorum. Benim 3 çocuğum var ve ben çocuklarım için yaşamak istiyorum” diye konuştu.