Kategori: İz Bırakanlar

  • Kara Fatma

    Kara Fatma

    Tarihte erkeği ile birlikte omuz omuza savaşan kadınlara diğer bir örnekte Erzurumlu Kara Fatma’dır.

     

    Kara Fatma (Fatma Seher Erden): 1888 yılında Erzurum’da doğdu. Subay Derviş Bey ile evlendi ve onunla birlikte Balkan Savaşı’na katıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda ailesinden 9-10 kadınla birlikte Kafkas Cephesi’ne gitti ve Mondros Ateşkesi’nden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilince etrafına topladığı kadınlarla birlikte Ermenilere karşı çarpıştı.

     

    Erzurum’da Mustafa Kemal Atatürk ile yaptığı görüşme sonucunda görev istedi ve kurduğu çetesiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için çalıştı.

     

    Kara Fatma, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebe-si’ne katıldı. Afyon civarında Yunanlılara esir düştü, yine kendi çabalarıyla kurtuldu. Üsteğmen rütbesine yükselen Kara Fatma, üsteğmenlik maaşını Kızılay’a bağışladı. 1954 yılında T.B.M.M. tarafından yeniden maaş bağlanan Kara Fatma 1955 yılında Erzurum’da vefat etti

     

     

  • İbrahim Erkal

    İbrahim Erkal

     

    Mevlana ve Yunus Emre aşığı İbrahim Erkal, doğum yeri Erzurum’un tanınmasında büyük pay sahibi oldu. “Erzurum’a gel” isimli parçası ile Dadaşlar diyarını gönüllere taşıdı.

     

    Erkal, 1967 yılında Narman’da doğdu. Müziğe, ilkokul yıllarında bağlama, mandolin, flüt çalarak başladı. Lise eğitiminden sonra Ankara’da solfej ve nota dersleri aldı. Nişantaşı’nda garsonluk yaptı, 1991 yılında piyanist-udi olarak sahneye çıkmaya başladı. 1992 yılında ilk albümü olan Tutku’nun şarkılarını tamamladı. 1993 yılında Unkapanı Plakçalar Çarşısı’nda dinlettiği parçalarını kimse beğenmedi. Her şeyden vazgeçip Erzurum’a döneceği bir sırada İskender Ulus ile karşılaşan İbrahim Erkal’ın sanattaki gücü ortaya çıktı.‘Tutku’  albümü ile büyük beğeni kazandı ve garson olduğu restorantta solist olarak çalışmaya başladı.

     

    Erkal, Türkiye’yi sarsan “Canısı” ile müzik dünyasında bombayı patlattı. Şöhreti her geçen gün artan İbrahim Erkal, aynı isimle bir film çektikten sonraTemel Gürsu’nun yönettiği 26 bölümlük aynı isimli diziyle izlenme rekorları kırdı.

     

    İbrahim Tatlıses, Hülya Avşar Metin Şentürk, Kader, Ayhan Aşan’a parçalar veren Erkal, 1997 yılında“Sırılsıklam” albümü ile olağanüstü satış grafiği yakaladı. Sanatçı aynı albümün ismini taşıyan yine yönetmenliğini Temel Gürsu’nun yaptığı 32 bölümlük dizi ile başarısını sürdürdü.

  • Hüseyin Köycü

    Hüseyin Köycü

     

    Köycü, 1896 yılında Şenkaya İlçesi’nde doğdu.

     

    Hayatı boyunca modern bir Türkiye ve çağdaş bir Şenkaya hayali ile yaşayan Köycü, yaşadığı köye kendi parası ile yol yaptırdı.

    Düşüncelerini hayata geçirmek için Erzurum’daki Genel Müfettişlik ve Valiliğin kapısını  aşındırdı.

    Azmi ve cesareti sayesinde daha önce “Örtülü”ismi verilen Şenkaya’yı ilçe yapmayı başardı. Şenkaya İlçe olunca 10 yıl gibi kısa bir zaman diliminde Şenkaya’nın tüm köyleri okula kavuştu.

    Şenkaya İlçesi’nde okuma oranının yüksekliğini sağlayan Köycü, 1958 yılında vefat etti.

  • Hüseyin Avni Ulaş

    Hüseyin Avni Ulaş

     

     

    Cumhuriyet’in ilk demokratlarından sayılan Hüseyin Avni Ulaş, 1887 yılında Kümbet Köyü’nde doğdu. Kiğı Rüştiyesi’nden sonra İstanbul-Vefa Sultanisi’nde okudu. 1912 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.

     

    İstanbul’da avukat iken 1914 güzünde askere alınıp, Yedek subay Teğmen ve Üsteğmen olarak, 50. Alay 3. Bölüğü’nde Ruslarla savaştı. 1918’de Bitlis ve Kars’ın kurtuluşuna katıldı.

    Kasım 1918’de terhis edilince, Kars’ta “Milli İslâm Şûrası” Kurucularına Fahri Hukuk Müşavirliği yaptı. Erzurum Umumî Kongresi’nde Beyazıt Mümessili seçildi. Kongre’de “Elviye-i Selâse” üzerine “rapor” hazırlayanların başında idi.

    Erzurum’dan son IV. Osmanlı Meclisi’ne seçilip Millî Misak’ı imzaladı. Sonra Ankara’ya gitti. O’nun, ülkemiz ölçüsünde tanınması I. Meclisimiz’de çok delilli ve açık sözlü konuşmalarıyla oldu. I. Meclis’te iki defa “Meclis Re’is Vekili” seçildi. II. Meclis’e seçilemedi. İstanbul’da avukatlığa başladı ve “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” İstanbul İdare Heyeti’nde çalıştı. Bu yüzden “İzmir Suikastı” zanlıları arasında çıkarıldığı mahkeme sonunda beraat etti. 23 Şubat 1948’de rahmetli oldu.

    Hüseyin Avni Ulaş’ı en iyi anlayanlardan biri de günümüz yazarlarından Ahmet Altan’dır. Altan, Ulaş’ın ölüm yıldönümünde Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde (23 Şubat 2002) Belediye ve Valiliği duyarsızlıkla suçladı.

    AltanUlaş hakkında bakın neler yazdı:

    “Hukukun üstünlüğünü savunan ve Birinci Meclis’te“İkinci Grup’un” önderlerinden olan Cumhuriyet’in ilk demokratı sayılabilecek Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Ulaş‘ı 54 yıl önce tam bugün kaybetmiştik.Hüseyin Avni Ulaş sivil ve hukukçu olduğu için“muhalif” konuma düşmüştü.

    Ana Britannica ansiklopedisi, Ulaş’ın önderlerinden olduğu Birinci Meclis’teki “İkinci Grup”için şunları yazıyor:

    “İkinci Grup, İttihatçı bir özellik olarak gördüğü kişi ve dar çevre egemenliğine, merkeziyetçiliğe karşı çıkıyordu.”

    Tarık Zafer Tuna’da, alelacele siyasetten diskalifiye edilen ve bir sonraki meclise sokulmayan“İkinci Grup”u şöyle niteler:

    “İkinci Grup, her çeşit şahıs istibdadını önlemek, onun yerine kanun egemenliğini kurmak amacıyla kurulduğunu açıklarken, İstiklal Mahkemeleri’nin kaldırılmasından yanadır.”

    Kanun egemenliğini kurmak… Hukukun üstünlüğünü savunmak… Ankara’nın 80 yıldır istemediği ve tehlikeli bulduğu bir öneri.

    Genç kuşaklara, Hüseyin Avni Ulaş “İkinci Grup”filan öğretilmiyor. Ömrünü Türkiye için heba edenHüseyin Avni Ulaş‘ın, memleketi Erzurum’da bir tek büstü bile yok. Belediye de, Valilik de tarihsel sorumluluklarına karşı ilgisiz.

    İkinci Grup’un bir diğer önderi Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey‘i Çankaya Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman vurduğu için ilk Meclis fesh edilmişti. Olayın karanlıkları da hiç mi hiç aydınlatılmadı.

    Öyle başlayınca, Susurluk, e-mail skandalı gibi işlerle devam ediyorsunuz.

    Hüseyin Avni Ulaş‘ın da e-mail’i olsa, derin devlet istihbaratı eminim ki, erken cumhuriyet döneminde bunu okumaktan çekinmezdi.

    Şimdiki en büyük hedef, iç sömürge mantığına dayalı bir rejimi, bireyin zenginliğine ve özgürlüğüne dayalı hale getirecek AB tam üyeliğini önlemek. Zihnen ve ruhen Ali Şükrü Bey‘i yokeden cinayete bugün de arka çıkmak.

    Hüseyin Avni Ulaş‘ın 54. ölüm yıldönümünde kendisine rahmet diliyorum.”

  • Hulusi Seven

    Hulusi Seven

     

    Erzurum Türküleri’nin büyük yorumcu ve derlemecilerinden biri olan Hulûsi Seven, 1924 yılında doğdu. Lise öğrenimini yarım bırakarak ticarete atıldı.

     

    Bu yıllarda türkülere olan ilgisi, Erzurum için büyük kazanç oldu. Öncekilerden devraldığı türkülerin günümüze ulaşmasına vesile olan Seven,  söylediği uzun hava, mahya, müstezat ve İbrahimiyelerle dikkat çekti. 1940’lı yıllarda halkevleri faaliyetlerine katılarak, Türk Halk Müziği Koro Şefliği yaptı. 1960 yılında kurulan  Erzurum Radyosu’nda “Doğu’dan Sesler Korosu” nu oluşturup yöneten Hulûsi Seven, aynı koroda uzun süre solistlik yaptı. Türk Halk Müziğinin önde gelen kaynak kişilerinden olan Seven,  Erzurum folkloruna uzun yıllar hizmet etti ve Dünya şampiyonluğunu elde eden  bar ekibinde yer aldı.

    Seven’ in günümüze ulaştırdığı türkülerden bir kaçı:

     

         İki bülbül figan eder bir güle,  Elâ gözlüm ben bu elden gidersem, Can demim ki can diyesen, Kevengin yolları, Bahtavar kızı Süreyya, Oduncular kısa keser odunu.