Kategori: Eğitim

  • Burkina Faso Ankara Büyükelçisi’nden KBÜ ziyareti

    Burkina Faso Ankara Büyükelçisi’nden KBÜ ziyareti

    Burkina Faso Ankara Büyükelçisi Brahima Sere ve beraberindeki heyet Karabük Üniversitesini ziyaret etti.

    Karabük Üniversitesi (KBÜ) Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, 27. Yasama Dönemi Türkiye-Burkina Faso Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Karabük Milletvekili Niyazi Güneş’in davetlisi olarak resmi temaslarda bulunmak üzere Karabük’e gelen Burkina Faso Ankara Büyükelçisi Brahima Sere, Burkina Faso Kültür Ateşesi Edwige Zagre ve Burkina Faso Ekonomi Müsteşarı Ousmane Omar Barry, Mütercim Tercüman Emine Belgemen’in bulunduğu heyeti makamında ağırladı.

    Rektör Polat ziyarette, Burkina Faso heyetini Karabük’te ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Şu anda Karabük Üniversitesinde iki Burkina Faso uyruklu öğrencimiz bulunuyor. Karşılıklı olumlu bir ortam içerisindeyiz. Bunu üniversiteler arası bir protokol imzalayarak resmiyete kavuşturmak istiyoruz. Bu amaçla bizde sizleri Ankara Büyükelçiliğinde ve sonrasında Burkina Faso’ya gelerek Eğitim Bakanlığınız ile ve üniversite rektörleri ile görüşmeler neticesinde ilişkilerimizi kurumsallaştırmak istiyoruz. Ziyaretinizden dolayı sizlere ve bu ziyaretin gerçekleşmesine vesile olan 27. Yasama Dönemi Türkiye-Burkina Faso Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Karabük Milletvekili Niyazi Güneş Beyefendiye iki ülke arasında böyle bir dostluk ve kardeşliğin gelişmesine vesile oldukları için teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi.

    Büyükelçi Brahime Sere, Rektör Polat’a teşekkür ederek, ikili işbirliği ve öğrenci değişimi konularında görüşmelerde bulunmak üzere konusunda uzman yetkililerle ziyareti gerçekleştirdiklerini belirtti. Büyükelçi Sere karşılıklı anlaşmalar yapmak üzere hazır olduklarını ifade etti.

    Milletvekili Güneş ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin Afrika açılımı doğrultusunda Kıtayla ilişkilerin güçlendirilmesini teminen tüm Afrika ülkelerinde temsilciliklerin açılmasına önem verildiğini ifade ederek, “Bu kapsamda Afrika’da faaliyet gösteren Büyükelçilik sayımız 2019 yılı sonu itibariyle 42’ye yükselmiştir. Bizler sizinle kardeşlik ilişkileri doğrultusunda bağlar kurmak istiyoruz. Avrupa ülkelerinden farklı yaklaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    Görüşmede hazır bulunan Burkina Faso uyruklu öğrenci Mohammad Abdoul Rachıd ile tanışan Büyükelçi Sere öğrencinin Türk dilini çok iyi konuşması karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Karabük Üniversitesi’nde Uluslararası Politik Ekonomi öğrencisi olan Rachıd 3 yıldır Karabük’te bulunduğunu, 100.yılda ikamet ettiğini, şehir ve üniversiteden memnuniyetini dile getirdi.

    Ziyarette Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Yaşar, Prof. Dr. İzzet Açar, Prof. Dr. Mücahit Coşkun, KBÜ Genel Sekreteri Lütfü Köm, Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Öğr. Gör. Oya Önalan, KBÜ Uluslararası Öğrenci Koordinatörü Öğr. Gör. Kerim Tanış da hazır bulundu. Hediye takdiminin ardından ziyaret kampüs gezisi ile sona erdi.

  • Çeşme’de çevrimiçi düşünme ve yazma etkinliği

    Çeşme’de çevrimiçi düşünme ve yazma etkinliği

    Çeşme’de uzaktan eğitim gören 6,7 ve 8. sınıf öğrencileri, düşünme ve yazma üzerine çevrimiçi atölye çalışması gerçekleştirdi.

    Çeşme Milli Eğitim Müdürlüğü, Çeşme-İzleme-Geliştirme ve İnovasyon (ÇİZGİ) Akademi 5.0 / Sanat alanında yapılan çevrimiçi atölye etkinliği düzenledi. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hülya Kesler rehberliğinde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, alışılmışın ve kalıpların dışına çıkabilme, akıcı düşünebilme ve hayal dünyalarını sözcüklerle keşfetme yolculuğuna çıktı. Etkinlikte eğlenceli karartma oyunu, haiku şiirleri, arı peteği oyunu, sözcükler ile müziğin dansı, saklı şiirimi sen bul, karakter ve kurgu oluşturma gibi çalışmalar gerçekleştirildi.

  • Tufanbeyli’de öğrenciler kızak üretiyor

    Tufanbeyli’de öğrenciler kızak üretiyor

    Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde, kaymakamlığının destekleri ile meslek lisesi öğrencileri kızak üretiyor.

    Tufanbeyli Kaymakam Abdullah Sarı’nın koordine ve teşvikleriyle, milli eğitim müdürlüğünce uygulamaya geçen Enerjisa Tufanbeyli Mesleki ve Teknik Lisesi öğrencileri kızak üretmeye başladı. Kışın metrelerce karla kaplanan ilçede büyük küçük demeden kızaklarla kar keyfi yaşayacak.

    Kaymakam Sarı kızak üreten öğrencilerin çalışmalarını yerinde incelerken, “Amacımız, okullarımızı topluma daha faydalı eğitim kurumlarına dönüştürmektir. Kızaklar ise öğrencilerimize ücretsiz dağıtılacak” dedi.

  • Radikal Eğitim’den eğitimcilere tavsiyeler

    Radikal Eğitim’den eğitimcilere tavsiyeler

    Eğitim yöneticilerinin okulda geçen süreyi nasıl düzenleyeceğine dair tavsiyelerde bulunan Özel Radikal Okulları Buca Kampüs Müdürü Mehmet Öztürk, “Artık okullarda öğrenmeyi öğretmek, beynimizi daha iyi kullanmak için düşünmeyi öğreten dersler, eğitimler yapmamız gerekmektedir” dedi.

    Özel Radikal Okulları Buca Kampüs Müdürü Mehmet Öztürk, eğitim yöneticilerinin okulda geçen süreyi nasıl düzenleyeceğine dair önerilerde bulundu. “Artık okullarda öğrenmeyi öğretmek, beynimizi daha iyi kullanmak için düşünmeyi öğreten dersler, eğitimler yapmamız gerekmektedir” diyen Öztürk “Okulda öğretime ayrılan sürenin artırılmasının öğrenme üzerinde etkisi vardır. Bir öğrencinin öğrenme için harcadığı toplam süre içinde okulda ders saatleri içinde harcanan sürenin payı arttıkça öğrencinin başarı düzeyi de artmaktadır. Peki, okulda öğretime ayrılan sürenin etkisi hep olumlu mu olmaktadır? Ne yazık ki bu her okulda ve her zaman aynı olmamaktadır. Çünkü eğitimde verimlilik öğretimin, öğretmenin, kullanılan araç, gereç, yöntem ve tekniklerin niteliğine, okulun örgütsel yapısına, okulun günlük öğretim süresinin dışında düzenlediği içerik çeşitlendirme ve zenginleştirme, akademik destek veya telafi programlarının yapılıp yapılmadığına son olarak da öğrencilerin sosyoekonomik özellikleri gibi değişkenlere bağlıdır. Bu saydıklarımız tam ise öğretim süresinin artırılması ile öğrencilerin akademik başarı düzeyi anlamlı şekilde yükseltilebilir. Böylece istenilen bilgi, beceri ve davranışların kazanılması öğretim süresinin etkili kullanımıyla olanaklı hale gelebilir. Tabii burada ders içinde meşgul olunan sürenin nasıl kullanıldığı da ayrı bir önem kazanmaktadır, yani öğrencilerin öğretim amacıyla hazırlanmış materyallerle veya sunumla ilgilendikleri, meşgul oldukları süre önem kazanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Öğretime ayrılan sürenin artırılması

    Okulda öğretime ayrılan sürenin artırılması ile öğrencilerde hangi değişikliklerin gerçekleşmesinin beklendiğini anlatan Öztürk, şöyle devam etti: “Okulda öğrencinin tam gün eğitim sonrasındaki sürenin artması, okul tarafından yapılacak programlı kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler, müze gezileri yapılması yanı sıra kütüphaneler de daha fazla zaman geçirilmesi, akademik destek programlarına daha fazla yer verilmesi gibi sonuçları getirecektir. Okulda geçirilen bu sürenin artırılması sadece öğrencilerin öğrenmesini çoğaltmakla kalmayacak aynı zamanda ailelerin, çocuklarının boş zamanları ile ilgili kaygılarının giderilmesini sağlayacak ve öğrencilerin yaşam becerilerini artıracaktır. Bu durum öğrencinin toplumsal sorumluluk alabilmesini sağlayacak, öğrencide karakter gelişimi ve aile bağlılığı, ülke sevgisi gibi birçok kazanım sağlayacaktır.”

    Okulda ders, başarı getiriyor

    Öğrencinin evde mi okulda mı ders çalışırsa daha başarılı olup olmayacağı sorusunu yanıtlayan Öztürk, şöyle konuştu: “Araştırmalar, etkili öğrenmenin okulda ve ders saatleri içinde gerçekleştiğini göstermektedir. Yapılan bir araştırmanın sonuçları çok ilginçtir. Öğretim süresi ile ilgili olarak sınıfta ders yapılırken geçirilen öğretim süresi ve okul bitiminden sonra bireysel ders çalışma sürelerinin toplamı içinde sınıfta ders yapılırken geçirilen sürenin oranı yükseldikçe öğrencilerin PISA (2) performansının da yükselme doğrultusunda ilerlediği gözlenmiştir. Ayrıca okullarımızda öğretime ayrılan sürenin artırılması sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin öğrenme düzeyinin geliştirilmesine bu öğrencilerin öğrenme eksiklerinin giderilmesine çok olumlu etki etmektedir.”

  • Açıköğretim Sistemi Bilişim Topluluğu’nun son etkinliğinde “Dijital Dönüşüm” ele alındı

    Açıköğretim Sistemi Bilişim Topluluğu’nun son etkinliğinde “Dijital Dönüşüm” ele alındı

    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi bünyesinde faaliyet gösteren çevrim içi öğrenci topluluklarından Bilişim Topluluğu, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi Uzaktan Öğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Recep Okur ile söyleşi gerçekleştirdi.

    Moderatörlüğünü Topluluk Koordinatörü Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Öğretim Görevlisi Serap Uğur’un yaptığı söyleşide, “Dijital Dönüşüm” konusu işlendi. Söyleşide Doç. Dr. Muhammet Recep Okur, dijital dönüşüm konusundaki yanlış algıları ve dijital dönüşümün asıl amacını anlattı. Teknolojinin çok hızlı geliştiği çağımızda, dijital dönüşümün bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Okur, “Dijital dönüşüm denildiğinde insanlar her şeyin elektronik cihazlara dönüşeceğini düşünüyor fakat dijital dönüşüm bu değil. Bilgi ve iletişim teknolojileri hızlı gelişiyor. Bu gelişim ile beraber toplum olarak ihtiyaçlarımız da değişiyor. İhtiyaçlar değiştikçe de hizmet sunan birimler ve kurumlar bazı, hizmetleri daha verimli sunabilmek ve yürütebilmek adına değişime gerek duyuyor. Dolayısıyla bu dijital dönüşüm dediğimiz şey, insandan doğan iş süreçleri ve tabii ki teknolojik altyapılar ile birlikte üçlü sacayağını oluşturan bir dönüşümdür” ifadelerini kullandı.

    “Hangi ürün işimize yarayacaksa onları almamız lazım”

    Dijital dönüşümün sonuç olmadığını söyleyen Okur, “Dijital dönüşüm bir süreç. Bu süreci sadece teknolojiye indirgemek doğru değil. Bütün bilişim kavramlarını kapsayan ve bu kavramların uygulamaya geçirilmesi ile işe yarayan bir olgu. Örneğin, bulut sistemine verilerimizi aktarıyoruz ama hangi verilerimizi neden aktarıyoruz? Buluta gerçekten gereksinimimiz var mı? Buluta veri yüklerken hangi güvenlik protokolü kapsamında veri yüklüyoruz? Bu soruları cevaplamamız gerekiyor. Bilişim teknolojilerinin hayatımıza soktuğu birçok şey var. 3D yazıcılardan, dijital medyaya kadar olan gelişmeleri değerlendirdiğimizde hangisi gerçekten işimize yarayacaksa onları alarak dijital dönüşüm sürecini iyileştirmemiz gerekiyor” dedi.

    “Dijital dönüşüm ile ilgili devlet stratejisi var”

    Okur, dijital dönüşümün çağımızda devletlerin önemli bir ihtiyacı olduğunu belirterek, “Geldiğimiz çağda gelişen teknoloji ile beraber daha verimli hizmet vermek için dijital dönüşüm şart. Ülkemizde kurumlarda daha üst düzey bir dijital E-Devlet ekosistemi kurulması amaçlanıyor. Bu yüzden dijital dönüşümün yasal bir zemine ihtiyacı var. Stratejimizin olması gerek ve dolayısıyla bununla alakalı olarak Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi adlı bir birim ve TÜBİTAK’ın bir birimi var. Stratejiler bu birimler üzerinden yürütülüyor. Üniversiteler bu noktada devletin bu teşkilatlarına destek oluyorlar. Bu arada mevzuatın yani yasal altyapının da belirlenmesi kesinlikle gereklidir” şeklinde konuştu.

    “Dijital dönüşüm sürecinin denetlenmesi şart”

    Dijital dönüşüm sürecinin kalitesinin denetleyecek bir birim olmasının gerekliliğini vurgulayan Okur, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Mevzuatın da belirlenmesinden sonra, organizasyon yapımızda belli birtakım değişikliklere ihtiyacımız var. Kurumlarda, organizasyon yapıları ile ilgili mutlaka kaliteyi denetleyecek bir birimini olması gerekiyor. Kalite ekiplerinde de gerçekten nitelikli kişilerin görevlendirilmesi gerekiyor. Kurumlar üstü süreçte de iletişime açık bir yapı olması gerekiyor. Örneğin eğer bir üniversitenin bir üst birimi ile yani YÖK ile çok iyi iletişim kurulması gerekiyor. Yani yönetsel anlamdaki ilkeli ilişkilerin sürekliliğinin sağlanması gerekiyor.”