Kategori: Bölge

  • PKK Panikte

    Yaklaşık bir haftadır Hakkari’nin Şemdinli ilçesi kırsalında yürütülen operasyonda teröristlerin panik halinde oldukları telsiz konuşmalarına yansıdı.

     

     

    İstihbarat birimlerince deşifre edilen konuşmalarda teröristler önce birbirini motive etmeye çalışıyor ancak operasyonlar ısrarlı bir şekilde devam edince panik kaçınılmaz oluyor.

    Konuşmalar terörist ele başlarından Reşit Dostum kod adlı teröristle Rezzan kod adlı terörist arasında yaşanıyor.
    İşte o konuşmalar…
    REŞİT DOSTUM: ARKDAŞLAR KORKMUŞ
    REZZAN: ARKADAŞ BAKIN, DÜŞMAN TOP TANK, UÇAKLAR HER ŞEYİ İLE 7-8 GÜNDÜR SALDIRIYOR. BU UÇAK, TANK TOP HERŞEYİ İLE GELİYORLAR, BİZ DAHA ÖNCE SÖYLEDİK BU CİDDİ ÇALIŞMADA BİZİMLE ARKDAŞLIK YAPAMAYACAK VARSA BİR YERDE OTURABİLİRİM DİYEBİLİR.
    REŞİT DOSTUM: DİNLİYORUM
    REZZAN: VALLAH SANA SÖYLEYEYİM DURUM İYİ DEĞİL, FAKAT MORALİNİZİ BOZMAYIN, ARKADAŞLARLA KONUŞUN, KENDİNİZİ İYİ TANZİM EDİN, ORADAKİLERLE TOPLANTI YAPIN.ORTADA KİMSE KALMASIN, YOĞUNLAŞSINLAR.
  • İşte ABD’ye göre PKK’lıların sayısı

    İşte ABD’ye göre PKK’lıların sayısı

    ABD Dışişleri Bakanlığı 2011 yılı Terör Raporu’nda, kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki alanlardan eylemlerini düzenleyen PKK’lıların toplam sayısının 4 bin ile 5 bin arasında olduğu, bunların 3 bin ile 3 bin 500’ünün kuzey Irak’ta bulunduğu kaydedildi.

     

     

    Raporda, yerel ve çok uluslu terör örgütlerinin, Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir, bazen Amerikan Hükümeti personeli de dahil olmak üzere Türk vatandaşları ve yabancıları hedef aldığı belirtilen raporda, Türkiye’de faaliyet gösteren en belirgin terör örgütünün PKK olduğu kaydedildi.

     

     

    PKK’nın kuzey Irak ve Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki alanlardan eylemlerini düzenlediği ve genellikle Türk güvenlik güçlerini hedef aldığı belirtilen raporda, Türkiye’de faaliyet gösteren diğer önde gelen terör örgütlerinin ise ”DHKP-C, Marksist-Leninist gruplar ve Hizbullah” olduğu ifade edildi.

     

     

    Bunun yanında, İslami Cihad Birliği üyeleri ile El Kaide destekçilerinin de görüldüğü ve Türkiye İşçi ve Köylü Kurtuluş Ordusu’nun da aktif olmamasına rağmen, Türk Hükümeti tarafından potansiyel tehdit olarak görülmeye devam ettiği ifade edildi.

     

     

    -”PKK eylemleri ülke geneline uzanmaya devam ediyor”-

    Terör örgütü PKK’nın eylemlerinde ülke geneline uzanmaya devam ettiği kaydedilen raporda, örgütün, kırsalda Türk askerlerini pusuya düşürme, asker ve polis rotası olarak bilinen yollara IED döşeme ve kırsal alanlarda güvenlik güçleri ve sivilleri hedef alan bombalar atma gibi karakteristik taktik, teknik ve prosedürleri kullandığı belirtildi.

     

     

    Kastamonu’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoyuna yapılan saldırının hatırlatıldığı raporda, ayrıca geçen yıl temmuz ayında Silvan, ağustosta Çukurca, eylülde Ankara ve Batman, ekimde de Hakkari’deki PKK saldırılarının ayrıntılarına yer verildi.

     

     

    Raporda, Türkiye’deki terör yasalarının, terörizmi, ”Türk vatandaşlarına ve Türk devletine saldırılar” olarak tanımlamasının, uluslararası çapta terörle mücadele çabalarını aksattığı, operasyonel ve yasal işbirliğine yönelik kaygılar yarattığı ifade edilerek, TBMM’deki Terör Finansmanın Önlenmesi Hakkında kanun tasarısının bu tanımlamayı da ele aldığı ama Mali Eylem Görev Gücü’ne (Financial Action Task Force-FATF) göre, bu tasarının bu konuda yetersiz kaldığı belirtildi.

     

     

    -Uzun tutukluluk süreleri…-

    Öte yandan, Türkiye’de, ”terörle mücadele yasalarını uygulayan Türk yetkililerin, yüzlerce siyasi eylemciyi, gazeteci, ordu yetkilileri ve diğerlerini, terör kanunları altındaki suçlardan bir yıldan fazla süredir tutuklu tutup, bu kanunları fazla derecede siyasi söylemlere sıkıştırarak uyguladığı” yönünde eleştiriler yapıldığı belirtildi.

     

     

    Şu anki duruşma öncesi tutukluluk düzenlemelerinin, terörizm ve diğer konulardaki şüphelilerin duruşmalarını beklerken, 5 yıla kadar hapiste tutulmasına imkan verdiği ifade edilen raporda, siyasi liderlerin mevcut Terörle Mücadele Kanunu’nda reforma gidilmesine yönelik açıkça konuşmaya başladığı ama 2011 yılı sonuna kadar bu konuda spesifik bir taslağın hazırlanmadığı kaydedildi.

     

     

    Ayrıca, Türkiye’nin Terör Finansmanın Önlenmesi Hakkında kanun tasarısını henüz geçirmediği hatırlatılan raporda, geçen yılın ekim ayında Türkiye’ye ilişkin gözlemini yeniden değerlendiren FATF’ın, Türkiye’nin hala kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda zayıflıklarının bulunduğunu açıkladığı anımsatıldı.

     

     

    -Terörle mücadele…-

    Raporun bölgesel ve uluslararası işbirliğiyle ilgili bölümünde, Terörle Mücadele Küresel Forumu’nun kurucu üyesi olan ve ABD ile birlikte forumun eşbaşkanlığını yürüten Türkiye’nin, nisanda İstanbul’da foruma ev sahipliği yapması da dahil, forum için geniş çaplı sekreterlik desteği sağladığı belirtildi.

     

     

    Raporun, radikalizm ve şiddet aşırılığının önlenmesiyle ilgili bölümde de bu konularla mücadelede Emniyet ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürüten iki önemli programın bulunduğu belirtilerek, bunların ayrıntılarına yer verildi.

     

     

    Türk Hükümeti’nin, ”demokratik açılım”a yönelik niyetini tekrarladığı bildirilen raporda, Türkiye’nin ”Kürt dilinin yayınlarda, eğitimde ve devlet kurumlarında kullanılmasını engelleyen kanunların liberalleştirilmesi, şiddet içermeyen suçlarda terörle mücadele kanunlarının uygulanmasının azaltılması ve saldırılara karışmamış PKK üyelerinin sivil topluma tekrar dönebilmesi için yasal teşviklerin yapılması” gibi yöntemlerle PKK’ya desteği kurutacak somut adımlar atmayı tasarladığı kaydedildi.

     

     

    Bu hedeflere ek olarak, Türk yetkililerin terörle mücadele çabalarındaki öncelikli sorumluluğun Türk ordusundan, sivil güvenlik güçlerine (polis) kaydırılmasına yönelik planı açıkladığı bildirildi.

     

     

    Raporun Irak ile ilgili bölümünde de Irak, Türkiye ve ABD’nin, bölgede terör örgütü PKK ile devam eden mücadele çabalarının bir parçası olarak üçlü güvenlik diyaloğunu sürdürdüğü belirtildi.

     

     

    -Raporun PKK bölümü-

    Raporun, ”Yabancı Terörist Örgütler” bölümündeki PKK/Kongra-Gel bölümünde de ”PKK’nın Türkiye’nin güneydoğusunda bağımsız bir Kürt devleti kurmayı arzuladığı ancak son yıllarda daha çok Kürt kültürel ve dilsel hakları teminat altına alan Türk devleti içinde bir özerklikten bahsettiği” belirtildi.

     

     

    Hapisteki Abdullah Öcalan’ın hala örgütün ”sembolik lideri” olmayı sürdürdüğü ifade edilen raporda, PKK’lıların toplam sayısının 4 bin ile 5 bin arasında olduğu, bunların 3 bin ile 3 bin 500’ünün kuzey Irak’ta bulunduğu kaydedildi.

     

     

    Raporda, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında PKK şiddetinin yüzlerce Türk’ün hayatına mal olduğu, örgütün faaliyetinin 2011 yılında da aktif kalmaya devam ettiği ve yaklaşık 61 saldırı düzenlediği belirtilerek, bu saldırılar sonucunda da en az 88 kişinin hayatını kaybettiği ve 216 kişinin yaralandığı hatırlatıldı.

     

     

    PKK’nın öncelikle Türkiye, Irak ve Avrupa’da faaliyet gösterdiğine işaret edilen raporda, geçmişte PKK’nın Suriye, Irak ve İran’dan barınma olanakları ve yardım aldığı ancak 1999’dan itibaren İran’ın sınırlı da olsa PKK’ya karşı Türkiye ile işbirliği yaptığına değinildi.

     

     

    Raporda, PKK’nın, Avrupa’daki Kürt diasporasından ve oradaki kriminal faaliyetlerinden önemli mali destek almaya devam ettiği de ifade edildi.

  • 39 terörist öldürüldü

    Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde halkla devleti karşı karşıya getirmeyi planlayan terör örgütü PKK, büyük darbe yedi. 22 Temmuz’da başlayan çatışmalarda bugüne kadar 39 PKK’lı ölü ele geçirildi. Bölgedeki karayollarını keserek kimlik kontrolü yapan ve bu yolla varlığını göstermek isteyen teröristler, Kuzey Irak’taki kamplara doğru kaçmaya başladı.

     

     

    Kırsal alandaki köylerden lojistik destek almaya çalışan PKK’lıların, özellikle gıda ve tıbbi malzeme temin etmeye çalıştığı belirtiliyor. Güvenlik güçleri, Goman Dağları ile teröristlerin muhtemel kaçış güzergahlarını sürekli bombalıyor.

     

    Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde 9 gün önce başlayan operasyonlar, hava ağırlıklı olarak devam ediyor. Edinilen bilgilere göre, operasyonda öldürülen PKK’lı sayısı 39’a çıktı. Terör örgütünün, yaralı militanlar için kendilerine yakın olan köylerden tıbbi malzeme ve gıda malzemesi topladığı ifade ediliyor.

     

    Terör örgütünün, Şemdinli üzerinden, Türkiye’de Arap Baharı benzeri bir hareket meydana getirmeye çalıştığı belirtiliyor. Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de teslim olan 2 örgüt mensubunun da güvenlik güçlerine benzer bilgiler verdiği kaydediliyor.

     

    Terör örgütünün, yapılan kara ve hava operasyonlarında ağır darbeler aldığını aktaran kaynaklar, bunun telsiz konuşmalarına da yansıdığını aktarıyor. Terör örgütü PKK’nın ilçede yaptığı yol kesme olaylarında ellerinde listeler olduğunu belirten yerel kaynaklar, “Yol kesme olayına denk gelen vatandaşlar terör örgütünün ellerinde listeler gördüğünü söylüyor. Dediklerine göre listelerde ilçede bulunan bazı siyasi partilerin yöneticileri ve kanaat önderlerinin isimleri yer alıyor. O listede adı olanları ayırıyorlar. Listede olan herkes kendini biliyor o yüzden dışarı çıkmamaya çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

  • PKK leşlerini almak isteyen BDP’lilere izin yok!

    Hakkari’de çatışma bölgesine girip ölen PKK’lıların cenazesini almak isteyen BDP’liler asker engeline takıldı.

     

    Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nin kırsal kesiminde 6 gündür aralıklarla çatışmalar sürerken, çatışma bölgesine girip öldürülen PKK’lıların cenazelerini almak isteyen BDP’lilere asker izin vermedi.

    BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan, bölgede yoğun çatışmaların sürdüğünü belirterek, “Öldürülen 2 PKK’lının ailesinin başvurusu üzerine bölgeye gidip cenazeleri almak istedik” dedi.

    ÖLDÜRÜLEN PKK’LILARIN CENAZELERİNİ ALMAK İSTEDİLER
    Şemdinli’nin Bağlar ile Rüzgarlı Köyü yakınlarında yol kesip kimlik kontrolü yapan PKK’lı gruba yönelik başlatılan hava destekli operasyon devam ederken, BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, İHD Hakkari Şubesi Başkanı İsmail Akbulut, ilçe belediye başkanları, BDP il ve ilçe yöneticilerinden oluşan bir grup çatışma bölgesine gidip inceleme yapmak ve öldürülen PKK’lıların cenazelerini almak istedi. Derecik yolundan bölgeye gitmeye çalışan gruba asker izin vermedi. Çatışma bölgesine gitmek için izin alamayan grup, bu kez bir süre önce PKK’lıların yol kesip kimlik sorduğu Bağlar Köyü’ne gitmek istedi. Askerler bu köye girişe de izin vermedi.

     

    ÇATIŞMALARDA ÇOK SAYIDA KAYIP OLDUĞU BİLGİSİNİ ALDIK
    Çatışma bölgesi ve Bağlar Köyü’ne giriş izni alamayan BDP heyeti adına burada BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan açıklama yaptı. Çatışmada öldürülen 2 PKK’lının ailesinin başvurusu üzerine bölgeye gitmek için grup oluşturduklarını belirten milletvekili Canan, şöyle dedi:

     

    “Bölgede yoğun çatışmalar yaşanıyor. Çatışmalarda çok sayıda kayıp olduğu bilgisini aldık. Hatta bölgeye gidişimiz sırasında bizi durduran askeri yetkililer bölgede bir askerin yaşamını yitirdiğini söylediler. Şemdinli’den de çatışmaların yaşandığı köylere gitmek istedik. Ancak, gidemedik. Gerilla cenazelerinin halen çatışmanın yaşandığı köylerde olduğu bilgisi var. Bizim gördüğümüz manzara şu. Dağlar bombalanıyor. Yer yer ormanlıklarda ateşler yükseliyor.”

  • Korkunç alışveriş!

    Korkunç alışveriş!

    Kan donduran olayı Vali anlattı: 60 yaşındaki alacaklıya 14 yaşındaki kızını vermiş.

     

    Ağrı‘da 14 yaşındaki bir kız babası tarafından borcuna karşılık kendisinden 46 yaş büyük bir adama verilmek istendi. Son anda evden kaçmayı başaran kız çocuğu, devlet korumasına alındı. Ağrı Valisi Ali Yerlikaya, ”Hangi zamanda yaşıyoruz? Bunlar halen, bu zamanda oluyor mu diye bizim aklımız almıyor. Çocuk yaşta bir kızcağızı, ekonomik bir nedenden dolayı nasıl başkasına veriyoruz? Vicdanımız el vermiyor” dedi.

    Ağrı Valisi Ali Yerlikaya, eşi ve onun ailesi tarafından şiddet gördüğü öne sürülen ve kapatıldığı tuvalette perişan halde bulunup kaldırıldığı Ankara‘daki hastanede 26 Temmuz’da hayatını kaybeden 24 yaşındaki Melek Karaaslan’ın Ağrı’nın Hamur ilçesine bağlı Çağlayan köyündeki ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Yaşanan acılardan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getiren Vali Ali Yerlikaya, ”Melek kocasına ailesinin emanetiydi. Daha önceden bizlerin haberi olsaydı, devletimizin imkanları çok. Her imkan seferber edilirdi. Melek kocasına ailesinin emanetiydi. Tabi konu yargıya intikal etti. Yani şuanda Cumhuriyet savcımız konuyla ilgili tahkikat yapıyor. Tahkikat yapılan konuyla ilgili daha detaya girip hiç kimseye ön yargılı davranamayız. Bizim dileğimiz ikinci Melek Karaaslan olayı olmasın. Kızlarımıza gereken değeri vermemiz lazım” dedi.

    ADALET TECELLİ EDECEK
    Ölen Melek Karaaslan’ın bir yakınının “Bu olayı kapatmasına izin vermeyin, üstüne gidin” sözleri üzerine Vali Yerlikaya, “Bu olayın başından itibaren takipçisiyiz. Adalete güvenin, adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Bildiklerinizi savcıya anlatın ve korkmayın. Zaten toprağın altındaki Melek kardeşimizin hakkını burada adalete tecelli ettiremezsek bir de onun hakkı bizim üzerimize gelecek. Bu meseleyi mahkemenin dışına taşırsanız, adaletin tecellisine hizmet etmemiş olursunuz. Yani husumetleşmek bize yakışmaz. Bunlar cahiliye dönemi adetleridir. İnanıyorum ki bu kardeşimizin yeri cennettir. Bize düşen adaletin tecellisine yardımcı olacağız” diye konuştu.

    14 YAŞINDAKİ KIZ KAÇARAK KURTULDU
    Ağrı’da yaşanan başka bir olaya da değinen Vali Yerlikaya, 14 yaşındaki bir kız çocuğunun, ailesinin borcuna karşılık 60 yaşında bir kişiye verilmek istendiğini, son anda kızın evden kaçtığını anlattı. Yerlikaya, şunları söyledi: ”14 yaşında bir kız çocuğu, bir borca karşılık 60 yaşındaki vatandaşımıza babası tarafından veriliyor. Daha verilme olmadan kız evden kaçıyor, bu da bize intikal ediyor. Başsavcılığımız şu an olaya el koydu. Hangi zamanda yaşıyoruz? Bunlar halen, bu zamanda oluyor mu diye bizim aklımız almıyor. Çocuk yaşta bir kızcağızı, ekonomik bir nedenden dolayı nasıl başkasına veriyoruz. Vicdanımız el vermiyor. Bunu söylerken bile zorlanıyoruz. Etrafımızda böyle bir düşünce olursa kınamamız, bu tür olaylara elimizle olmasa bile dilimizle karşı durmamız lazım.”