Kategori: Araştırma-İnceleme

  • Belediyenin Projesi Akgül Kardeşleri Milyoner Yaptı

    Belediyenin Projesi Akgül Kardeşleri Milyoner Yaptı

    ERZURUM merkez Yakutiye Belediyesi’nin, ’Tarihi Üç Kümbetler Cazibe Merkezi Projesi’ kapsamında yapılan yıkımlar ardından gün yüzüne çıkan 300 yıllık tarihi evin sahipleri Akgül kardeşler, bir anda milyoner oldu.

     

    Milliyet’ten Turgay İpek’in haberine göre,  Emirşeyh Mahallesi’ndeki baba yadigarı konağa ’Paşa Bey’ adını veren evli ve 3 çocuk babası 49 yaşındaki Hakem Akgül, 435 metrekarelik 2 katlı evin alt katının Ermeni üst katının ise Osmanlı mimarisi olarak yapıldığını söyledi. Babası Paşa Akgül’ün evi 1968 yılında satın aldığını vurgulayan Hakem Akgül, 4’ü kız 5’i erkek toplam 9 kardeş olduklarını belirterek, şöyle dedi:

     

    “Babam bu evi aldığında biz çok küçüktük. Bazı kardeşlerim yoktu bile. Ben ailenin en büyük çocuğuyum. 5 kardeş bu eve gelin getirdik ve hep birlikte yaşadık. Muhteşem bir mimariye sahip. Tam bir eski Erzurum evi. Bitişiğinde gecekondu türü ev ve binalar vardı. Böyle muhteşem bir konak arada sıkışıp kalmıştı. Belediyenin gecekonduları temizlemesiyle birlikte konak gün yüzüne çıktı. Tarihi konak şu anda milyonlarca lira değerinde. Tarihi üç kümbetlerin tam karşısındaki konağa iyi bir teklif veren olursa satabiliriz. Ya da cazibe merkezi içinde kalan bu konağı lokantaya çevirebiliriz. İstanbul’daki bir işadamının 2.5 milyon liralık teklifine sıcak bakmadık. Babamız sağolsun. Ailesinin başını sokmak için satın aldığı ev bugün bize bir miras olarak kaldı.”

     

    Yakutiye Belediye Başkanı AK Partili Ali Korkut, açık hava müzesi formunda planlanan 50 bin metrekare alan içerisinde Üç Kümbetler’in çevresinde Paşabey Konağı gibi 15 tescilli, 10’u da tescili gerekiren 25 bina bulunduğunu söyledi. Başkan Korkut, bölgede 400 civarında konutun yıkıldığını ve bir bu kadarda yıkılmayı beklediğini ifade ederek, “Yaklaşık 50 milyon liralık projenin sonunda Erzurum’a içerisinde tarihi Üç Kümbetler, Erzurum Kalesi, Ulu Cami ve Çifte Minareli Medresi’nin bulunduğu muhteşem bir açık hava müzesi kazandıracağız” diye konuştu.

  • Türkler Azalıyor

    Türkler Azalıyor

    Türkiye’nin nüfusu 10 yılda 4 milyon artarken yıllık doğum sayısı 100 bin azaldı.

     

    Annelik yaşı 27’ye yükselirken kürtaj sayısı 5 yılda iki kart arttı.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın Türkiye’nin nüfusunun artış hızının eksilere düşmemesi için her platformda dile getirdiği üç çocuk tavsiyesi şimdilik tutulmamış görünüyor. Meclis’in yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’deki doğum sayısı ve doğurganlık hızı düştü. Anne olmaya yaşı da 1 yıl arttı.

    2001-2010 yıllarını kapsayan araştırmaya göre, 2001’de 1 milyon 323 bin 2 olarak gerçekleşen doğum sayısı, 2010’da 1 milyon 238 bin 970’e geriledi. Toplam doğurganlık hızı 2001’de 2.37 iken, 2010’da 2.03’e geriledi. Anne olma ortalama yaşı ise 1 yıl arttı. 2001’de anne olma yaşı ortalama 26.2 iken, 2010’da 27.2 olarak gerçekleşti.
     
    KÜRTAJ KARARI EŞLE ALINIYOR

    Araştırmada kürtaj konusu da ele alındı. Rakamlara göre, kürtaja eş ile birlikte karar verme oranı yüzde 48 oldu. Kadınların sadece kendi kararıyla kürtaj olma oranı ise yüzde 23.9 olarak gerçekleşti.

    Doktor kararıyla yüzde 21.8, kadının eşinin talebiyle gerçekleşme oranı yüzde 4.2 oldu. Son 5 yıl rakamlarına bakıldığında, kürtajda artış dikkat çekti. 2007’de 35 bin 115, 2008’de 56 bin 529, 2009’da 60 bin 615, 2010’da 57 bin 883 ve 2011’de 69 bin 440 adet kürtaj gerçekleşti.

    EĞİTİM SEVİYESİ ETKİLEMİYOR

    “Kürtaja kendisi karar vermede” eğitim ve gelir seviyesi yüksek kadınların oranının daha fazla olduğu tezi önü sürülüyordu. Ancak veriler, eğitim ve gelir düzeyi “en düşük” kadınlarla, eğitim ve geliri “en yüksek” kadınlar arasında oransal farklılık bulunmadığını ortaya koydu.

    Kürtaja kendisi karar veren, eğitim düzeyi “en düşük” kadın oranı yüzde 24.9, eğitimi en yüksek (lise ve üzeri) kadın oranı ise yüzde 23.7 olarak gerçekleşti. Geliri “en düşük” kadınlarda bu oran yüzde 24.3 olurken, geliri en yüksek kadınlarda ise 23.7 olarak gerçekleşti.

    30-34 yaş kendi karar veriyor

    Kendi kararıyla kürtaj olan kadınların yaş aralıklarına bakıldığında, en fazla oran 30-34 yaş arasında görüldü. Bu yaş aralığındaki kadınların yüzde 27.4’ünün kürtajı kendi kararıyla yaptırdığı anlaşıldı. 35-39 yaş arası kadınların yüzde 25.4’ü, 40 yaş üzeri kadınların ise yüzde 26.4’ü kürtaja kendisinin karar verdiği belirlendi.

    Kürtaja kendisi karar veren kadınların yaşadığı bölgeye göre bakıldığında batı, önde çıktı. Batıda oran yüzde 27 olarak gerçekleşti.  
     
    Son 5 yılda kürtajda artış

    2007    35.115
    2008    56.529
    2009    60.615
    2010    57.883
    2011    69. 440

    55’ten sonra hakimiyet kadınlarda

    Meclis’in yaptığı araştırma, 55 yaşından sonra Türkiye’deki nüfus oranının kadınlar lehine değiştiğini gösterdi. 55 öncesinde kadın erkek oranları birbirini dengelerken, 55 yaşından sonra kadın nüfusunun erkek nüfusundan daha fazla olduğu anlaşıldı.

    Halen 74 milyonluk Türkiye’de 37 milyon 572 bin 954 erkek, 37 milyon 191 bin 315 kadın yaşıyor. 2001’de 69.6 milyon olan nüfus 2010 yılında 73 milyon 720 bine ulaştı. Nüfusun 2012 yılında 89 milyon 800 bin kişiye ulaşması bekleniyordu. Ancak tahminler tutmadı. 2001 yılında binde 2,37 olan toplam doğurganlık hızı 2010’da binde 2.03’e gerileyince nüfus 74 milyon 724 bin 269 kişide kaldı.  

    Kürtaj kararını kim veriyor (%)

    Eşle birlikte alınıyor    48

    Kadının kendi kararı    23.9

    Doktor kararı    21.8

    Erkek kararı    4.2  

    KAYNAK: EZELHAN ÜSTÜNKAYA / BUGÜN GAZETESİ

  • Japon Dadaşlar

    Japon Dadaşlar

    Omoto Tarikatı… Budist Japonya’nın, etkin tarikatlarından biri. Erzurum, bu tarikatla 2001 yılında tanışır… Bir grup Japon, Erzurum’a gelir.

     

    Yakutiye Belediyesi’ni ziyaret ederler.

    Başkan Ebubekir Gülakar büyük ilgi gösterir. Ama ziyaretçi Japonlar bir gariptir.

    Bir şeyler anlatmak istedikleri her hallerinden bellidir…

    Geliş amaçları sanılır ki, tarihi ve doğal güzellikler içindir.

    Öyle olmadığı 2 gün sonra ortaya çıkar.

    Gerçeği içlerinden biri İngilizce söyler:

    “We are from Erzurum”

    Yani;

    “ Biz Erzurumluyuz!”

    Japon ziyaretçi bununla da yetinmez ve ekler:

    Erzurum’un Kân (Dadaş)  Köyündeniz”

    Durdurabilirsen durdur Japonu.

    Devam eder:

    “Erzurum bizim için kutsal şehirdir. Ne olur Bizi Kân Köyü’ne götürün”

    Ortalık Buz.

    İnanılır gibi değildir.

    Japonya nere, Erzurum neresidir?

     

    Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Bölümü öğretim üyelerinden Yavuz Konca, refakat eder Japon heyete.

    Kân Köyü’ne gidilir.

    Japonlar kutsal bir bölgeye gelmiş gibidir. Kân Köyü’nü kare kare fotoğraflarlar.

     

    Erzurum tarikat gündemine nasıl oturdu ?

    Japonya’da 1700 yıllarda kurulan Oomoto Tarikatı’nın şu anda hayatta olmayan liderlerinden

    Onısaburo Doguchın, bir rüya görür.

    Doguchın, Erzurum’u tarikat üyelerinin Kâbe’si yapan o rüyayı şöyle aktarır;

    “Rüyamda tanrıyı gördüm. Bana Japon halkının Anadolu’daki Kân köyü’nden çıktıklarını söyledi. Biz bu topraklara Kân’dan gelmişiz”

    Erzurum bu tarihten sonra tarikat gündemine oturur.

    Artık, tarikat üyeleri için kutsal kenttir.

     

    “Ne olur bize Erzurum’u anlat”

     

     

     

      Erzurum ve Kân Köyü’nü ziyaret eden tarikat üyeleriYavuz Hoca’yı  Erzurum’u ve yaşam kültürünü anlatması için Japonya’ya davet ederler.

     

     

     

     

    Yrd.Doç.Dr. Yavuz  Konca kalkıp gider.

     

     

    Krallar gibi karşılanır.

    Sonrasını Yavuz Hoca’dan aktaralım:

    “Tarikat üyeleri ile Erzurum’da  tanıştım. Kan Köyü’nden olduklarına inanıyorlardı. Erzurum ve buradaki yaşam kültürü merak konuları arasındaydı. Davet ettiler gittik. Çok lüks üç katlı bir evde ağırlandım. Tarikat üyelerinin bulunduğu bir ortamda Erzurum’un dünü bugünü hakkında bilgiler aktardım. İlgilizce yaptığım konuşmayı, büyük bir dikkatle dinlediler. Tarikat üyelerinin Erzurum’u daha yakından tanımak isteyecek ve önümüzdeki yıllarda buraya akın edeceklerdir.”

     

    Dadaş – Japon Ortak Özellikleri

    Yrd. Doç.Dr. Yavuz Konca , tarikat üyelerinin Erzurum yaşam kültürü ile Japon yaşam kültürü arasında benzerlikler tespit ettiklerini de anlattı.

    Yine Konca’nın aktarımından:

    “Çocukların küçük yaşta evlendirilmesi olarak bilinen‘beşik kertmesi’ Erzurum’da olduğu gibi Japon kültüründe de varmış. Eve ayakkabı çıkarılarak girilmesi, yer sofrasında oturulması  ve bizde ‘yüklük’ denen yorgan ve döşeklerin konulduğu bir bölümün bulunması, yaşam kültüründeki önemli benzerlikler.  Tarikat üyesi Japonlar, Erzurum yaşam kültürü ile örtüşen benzerlikler yüzünden, Erzurumlu olduklarına iyiden iyiye inanıyorlar.”

     

    İşte  “Dadaş Japonların” hikayesi kısaca böyle…

  • Rüyada Ayı görmek

    Rüyada Ayı görmek

    Rüya tabirlerine göre “rüyada ayı öldürmek” gören kişinin sorunlardan kurtulacağı anlamına geliyor.

     

    Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Yeşilyurt köyünde iki kişinin katil ayı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmesi üzerine ayıların yaşamsal alanlarından, fiziksel özelliklerine kadar tüm detaylar çeşitli uzmanlar tarafından ele alınmaya başladı.
    ’Ayılar vurulsun, vurulmasın’ tartışması hayvan severlerle mağdur olan yöre sakinlerini karşı karşıya getirirken rüya tabirleri de konuya el attı.
    Rüya tabirlerine göre “rüyada ayı öldürmek” gören kişinin sorunlardan kurtulacağı anlamına geliyor.
    Rüya tabirleri, ayı rüyalarını şöyle yorumladılar:
    “Rüyada ayı görmek: münafık, ahmak, düşünceden yoksun, düşmanla yorumlanır. Ayıya bindiğini gören, devlet tarafından bir menfaat görür. Rüyada ayı eti ve derisi düşman malı, sütü korku ve endişe ile tabir olunur. Bir başka rivayete göre de: Rüyada ayı görmek, bela ve fitne sahibine, bazen de hilekar, yahut kötü bir kadına bazen de hapse işaret eder. Bir kimse bir ayıya binse, eğer ehilse dince velayete nail olur. Eğer ehil ve layık değilse, üzüntü ve korkuya maruz kalır, ancak sonra bu durumdan kurtulur. Bir ayı öldürmek, sorunlardan kurtulacağınız anlamına gelir.”
    Rüya tabirleri rüyada ayı görmenin genel olarak zorluklarla ve sıkıntılarla karşılaşılacağı
    anlamına geldiğini belirttiler.

  • Erzurum’daki Ucube

    Erzurum’daki Ucube

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kars’ta “Ucube” diye niteleyip, kaldırttığı “İnsanlık Anıtı”ndan önce Erzurum’daki Emirşeyh Cami’nin ‘teneke’ minaresini yıktırdığı ortaya çıktı.

     

    Tebriz Kapı Semti’nde  bulunan Emirşeh Cami’nin teneke minaresi, Başbakan Erdoğan’ın Referandum için 13 Ağustos 2010′ da Erzurum ziyaretinde dikkatini çekti. Başbakan,  Sağlık Bakanı  Recep Akdağ, Vali Sebahattin Öztürk,Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler’e Emir şeh Camisi’ni sordu ve  ‘ucube’ diye niteleyerek  cami minaresinin hemen yıkılmasını istedi. Vali Öztürk, Başbakanın talimatını Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bildirdi ve teneke minare 15 günlük bir çalışma sonunda yıkıldı.

     

    YENİ PROJE HAZIRLANDI

    Osmanlı dönemine ait caminin 1958 yılında oranımdan geçirdiğini belirten Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri, caminin yeni minare projesinin hazır olduğunu ve yıl içerisinde yapılacağını ifade ettiler. Yetkiller,”Yeni bir çalışma ile Erzurum’da saç minarelerin tamamını sökeceğiz” diye konuştular.