Kategori: Araştırma-İnceleme

  • Korkunç İddia

    Korkunç İddia

    Ankaralı işadamı ve koleksiyoncu Muhammed Yüksel, Atatürk’ün öldürüldüğünü ve otopsi yapılırken kafatasının değil vücudunun açıldığı iddia etti. Atatürk’ün otopsi sonrası fotoğraflarını yayınlayan Yüksel, elinde gerçekleri alt üst edecek bilgi ve fotoğrafların olduğunu da ileri sürdü.

     

    İddialar Beyaz TV’de Latif Şimşek’in modere ettiği Dinamit adlı programda gündeme geldi.

     

    Elinde Atatürk’ün otopsi yapılırken fotoğrafların bulunduğunu ileri süren Yüksel ‘Kesme biçme işlemleri yapılırken de fotoğrafları var ama onları yayınlatmak istemiyorum. Buyurun Ankara’ya gelin göstereyim. Doktor Akil Muhtar, doktor Mehmet Kamil, doktor Süreyya Hidayet, doktor Abra Vaya… Doktor Abra Vaya Yahudi asıllı Rum’dur. 1935-1943 yılında Atatürk’ün azınlıklar için kontenjanından Niğde Milletvekilliği yapmış, kurucu meclis üyeliği yapmış, senatörlük yapmış bir vatandaş. Kendisi Yahudi, karısı İzmirli bir Rum. Atatürk’ün özel doktoru. Fotoğrafların devamı var. ‘ dedi.

     

    ÖLÜM RAPORU NEDEN YAYINLANMADI?

     

    Atatürk’ün ölüm raporunun yayınlanmadığına dikkat çeken Yüksel ‘Şunu tartışmanız gerekli. Atatürk’ün otopsi raporu neden yayınlanmadı? Doktorların açıklamalarını okuyorum: Biz kan almaya bile cesaret edemedik. 1938’de bütün dünyada otopsi yapılıyordu. Ve neden öldüğü açıklanıyordu. Ama Atatürk’ün ölüm raporu yayınlanmıyor. Bir rapor var mı ölümüyle ilgili? Siroz’a bağlı kalp durması diyorlar ama kan örneği yok. Kan almaya cesaret bile edemedik diyor Doktorlar. ‘ diye konuştu.

     

    OTOPSİ FOTOĞRAFLARINI YAYINLAMADIM ÇÜNKÜ…

     

    Atatürk’ün otopsi yapılırken çekilmiş fotoğraflarını bugüne kadar neden yayınlamadığına da açıklık getiren Yüksel ‘Otopsi Dolmabahçe’deki evinde folyo üzerine yatırılmış. Bunların negatifleri elimde. Gelip görebilirsiniz. Ben Atatürk fotoğrafları koleksiyoncusuyum ve iyi de bir Atatürkçüyüm. Bugüne kadar açıklamadım çünkü bu fotoğraflar çocuklara kötü örnek olmasın, çocuklar bunu görmesin diye yayınlamadım. Çünkü çok üzücü fotoğraflar. Atatürk’ü hiç kimse bu şekilde hatırlamasın diye yayınlamadım. ‘ ifadelerini kullandı.

  • 7 Üzeri Deprem Uyarısı

    7 Üzeri Deprem Uyarısı

    Kuzey Anadolu Fayı’nın en doğu ucu ile en batı ucunda büyüklüğü 7 ve üzeri olan deprem beklendiğini belirten Naci Görür, “Bu faylar Marmara Denizi’ndeki Kuzey Marmara fayı ve Erzincan’ın doğusundaki Yedisu fayı” dedi

     

    İTÜ Deprem Araştırma Alt Grubu’ndan Prof. Dr. Naci Görür, Kuzey Anadolu Fayı’nın en doğudaki ucu ile en batı ucunda, büyüklüğü 7 ve üzeri olan deprem beklendiğini belirterek, “Bunlardan birisi en batıda olanı Marmara Denizi’ndeki Kuzey Marmara fayı, diğeri de en doğu ucunda bulunan ve Erzincan’ın da doğusunda yer alan Yedisu fayıdır. Yedisu fayı aynı zamanda Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı’nın (DAF) kesişme noktasıdır. DAF üzerindeki depremler bu fayı her an tetikleyebilir. Yani fayın iki ucu da topun ağzında” dedi.

     

    KAF enerjİsini boşalttı

     

    Milliyet’in haberine göre, Görür, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) üzerinde 1939’dan 1999’a kadar 7 adet 7 ve üzeri büyüklüklerinde deprem olduğunu belirterek, “KAF bu kadar süre içinde enerjsinin büyük bölümünü boşalttı. Şimdi bizim en büyük korkumuz (DAF) Doğu Anadolu Fayı’dır” diye konuştu. DAF’ın da KAF gibi belirli bir süre içinde enerjisini boşaltmaya başladığını tahmin ettiklerini belirten Görür, “DAF üzerinde 2007 yılında biri 5.1 biri 5.9 büyüklüklerinde iki deprem, 2010 yılında biri 5.1 diğeri 6 büyüklüklerinde iki deprem olmak üzere 4 deprem meydana geldi. Ama esas büyük deprem yani 7 ve üzeri deprem şu ana kadar olmadı. Yaklaşık 150 yıldan beri de bu fay büyük deprem üretmedi. Acaba bu DAF da, KAF gibi belirli bir periyot içinde enerjisini boşaltacak mı? Eğer durum böyleyse DAF çevresindeki yerleşim yerlerinin hemen hepsi tehlikede demektir. Çünkü burada çok büyük seri depremler olabilir. Fay enerjisini tıpkı KAF gibi seri depremlerle boşaltabilir” diye konuştu.

     

    DAF’a yakın takip

     

    İskenderun’dan Bingöl Karlıova’ya kadar uzanan DAF’ın bugüne kadar incelenmedeğini belirten Görür, “Oradaki fayların yapısı tam olarak bilinmiyor. Biz yapacağımız araştırmayla DAF’ı her yönüyle inceleyeceğiz. Tıpkı Marmara’daki fay gibi DAF’ı da radarlarla, yeraltı röntgenleriyle, havadan uydular aracılığıyla mercek altına yatıracağız” dedi. KAF’taki tehlikeli faylar

     

    –  Yedisu fayı: Kuzey Anadolu Fayı (KAF) üzerinde bulunan Erzincan’ın doğusundaki Yedisu fayı. 90 km uzunluğunda. En son 1784’te deprem üretti. Büyüklüğü 7’nin üzerinde deprem bekleniyor.

     

    –  Kuzey Marmara fayı: KAF üzerinde 110 km uzunluğunda. En son 1766’da deprem üretti. 7 veya üzerinde deprem bekleniyor.

  • Ermeniler 100 Türkü Börekli’de Katletmiş

    Ermeniler 100 Türkü Börekli’de Katletmiş

    Erzurum’a 10 kilometre uzaklıktaki Börekli Köyü’nde Atatürk Üniversitesi Türk- Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi tarafından 1915- 1919 yılları arasında Ermeni çeteleri tarafından katledilen 100 Müslüman Türk’ün izlerini ortaya çıkarmak ve bilimsel toplu kazı yapmak için rapor hazırlanıyor.

     

    Börekli Köyü’nde incelemelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Türk- Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erol Kürkçüoğlu köylülerle görüştü. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus orduları ile ittifak yapan Taşnak, Hınçak, Ramgavar adlı Ermeni çetelerinin, Erzincan’ın TercanErzurum merkez Yanıkdere, Karskapı, Ezirmikli Osmanağa, Mürselpaşa konakları ile Firdevsoğlu kışlasında katliama giriştiklerini anlattı. Ermeni çetelerin Cinis (Ortabahçe), Alaca, Ilıca (Aziziye), Tepeköy, Dutçu, YeşilyaylaPasinler Tımar, KöprüköyHorasan, Kars’ın Derecik ve Subatan, Van’ın Zeve, Ağrı, Bitlis, Iğdır’ın Oba, Hakmehmet, Gedikli, Ardahan’ın Yanık Cami, Esenboğaz, GöleÇıldır‘ın Kotanlı, Nahçıvan‘ın Zengezur ve Azerbaycan‘da 520 bin Müslüman Türk’ü katlettiğini söyleyen Doç. Dr. Kürkçüoğlu, Börekli Köyünde biri iki bina arasında kalan kadın ve çocukların, diğeri ise köy meydanında çevresi taşlarla örülen iki ayrı toplu mezarda bilimsel kazı yapılması için girişimlerde bulanacaklarını söyledi.

     

    ‘KADIN VE ÇOCUKLARI AYRI, ERKEKLERİ AYRI KATLETTİLER’

     

    Erzurum ve çevresinde Türklere yönelik katliamların artması üzerine Kazım Karabekir Paşa Komutasındaki Birinci Kafkas Kolordu’suna bağlı Halid Bey komutasındaki Türk birliklerinin, 11 Mart 1918’de bölgeyi 2 yıl aradan sonra Ermenilerden temizlediğini anlatan Doç. Dr. Kürkçüoğlu şunları söyledi:

     

    “Börekli’de sağ kalanlar, çevredeki dağlara kaçanlar, Türk ordusunun 11 Mart günü köye girmesi üzerine yangın yerlerinde, katliam alanlarında köyün sokaklarında yakınlarını, analarını, babalarını, eşlerini, çocuklarını aramaya başladı. Tıpkı Alaca’da, Yeşilyayla‘da, Tımar’da, Cinis’de, Tepeköy‘de, Subatan’da, Hakmehmet’te, Zeve’de, Gedikli’de ve Derecik‘te olduğu gibi, Börekli’de katledilenler, savaşla uzak yakın alakası olmayan köyün sivil ahalisiydi. 2010 yılında Tepeköy‘de yaptığımız toplu mezar kazısının bir benzerini de burada yapmak için bilimsel rapor hazırlayacağız. Börekli kazısı ile elde edilmesi düşünülen hedef, başta Erzurum olmak üzere Doğu Anadolu‘da katliama uğrayanların bölgenin gerçek sahipleri olan Müslüman Türk halkı olduğu gerçeğini bilimsel verilerle ortaya çıkarmaktır.”

     

    Bugüne kadar Doğu Anadolu Bölgesi’nde 14 bilimsel kazı yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Erol Kürkçüoğlu, “İzin alındığı tardirde Börekli’de Doğu’da 15’inci, Erzurum‘da ise 5’inci kazımızı yapacağız. Burada iki ayrı toplu mezar var. Birinde kadın ve çocuklar, diğerinde ise erkekler. Her iki mezarda 100’e yakın Müslüman Türk’ün olduğunu tahmin ediyoruz” dedi.

     

    BABALARINDAN DİNLEDİLER

     

    Babalarından dinlediği Ermeni zulmünü çocuk ve torunlarına anlattıklarını ifade eden Börekli köyünden 74 yaşındaki Mehmet Karaş da şöyle konuştu:

     

    “Ermeniler kadın ve çocukları Kiler gibi bir yere doldurup, gazyağı dökerek ateşe verip diri diri yakmışlar. İçlerinde çok güzel bir kadın varmış. Ermeniler bu kadını öldürmek istememiş. Ama o kadın ayağındaki takunyayı çıkarıp Ermeni’nin kafasına vurarak kırmış. Onu da orada süngeleyerek öldürmüşler. Tahminimize göre her iki mezarda 100’den fazla kişi bulunuyor.”

  • Erzurum Nereden Nereye

    Erzurum Nereden Nereye

    Sevgili Burak Eken kardeşimiz arşivinden güzel bir belge. 1950’li yıllarda Erzurumlu gençlerin elde kalan nadide görseli. Fotoğraftakiler kim mi? .İşte Burak Eken kardeşimiz düştüğü not: Sol başta oturan Hikmet Eygören(Dedem),onun omzunda eli olan amcasının oğlu ziraat yüksek mühendisi Sebahattin Eygören 1951 yapımı Avare filmindeki başrol oyuncusu Raj Kapoor dan etkilenen Murat paşalı gençler…Sahi bugün Erzurum sokaklarında böyle şık gençlere rastlayan var mı?

  • Belgeselinden sürpriz çıktı

    Belgeselinden sürpriz çıktı

    TRT tarafından hazırlıkları süren Fatih Sultan Mehmet belgeselinde sürpriz bilgi ve görüntüler de yer alacak.

     

    Bunlardan biri de Fatih’in şehzadelik döneminde dillere destan bir düğünle evlendiği Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çizilmiş. Albümde Sitti Hatun’un erkek kardeşinin resmi de yer alıyor. Belgeselin yönetmeni Kerime Senyücel, Greek Codex hakkında “Kodeks değişik kaynaklardan değişik tarihlerdeki şeylerin bir arada toplandığı kitaplara deniliyor. El yazmaları, minyatürler, haritalar aynı kitabın içinde. 15. yüzyıldan kalma bir Yunan el yazması. Muhtemelen İstanbul’dan gelmiş. İstanbullu bir Ortodoks Rum tarafından yazılmış. Metinlerin çoğu Yunanca, bir kısım Arapça yazılar da var. 2. Beyazıt döneminde Venedik’e gitmiş.” diyor. Resimde Sitti Mükrime Hatun, o dönem Anadolu kadın kıyafetleri içinde, bir tahtırevan üzerinde otururken görülüyor.

     

    DÜĞÜNLERİ ÜÇ AY SÜRDÜ

    Fatih Sultan Mehmet ile Sitti Mükrime Hatun’un üç ay süren düğünleri tarih kitaplarında ayrıntılı olarak anlatılıyor. 15 yaşına gelen oğlunu evlendirmeye karar veren Sultan II. Murad, Çandarlı Hali Paşa’yla istişare edip Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızını gelin almayı uygun bulur. Bu amaçla Amasya’dan Hızır Ağa’nın hatunu Elbistan’a dünür gönderilir. Süleyman Bey’in evlilik çağındaki beş kızı, Hızır Ağa’nın hatununun karşısına çıkarılır. Hatun içlerinden beğendiği Sitti Mükrime’nin eline yapışır, Edirne’ye gelip padişaha kızın güzelliğini, edebini, ahlakını, Süleyman Bey’in itaatini anlatır. Hızır Ağa’nın hatunu, Rumeli beylerinin hanımlarıyla yeniden gelin almak için Elbistan’a gönderilir. Alay Gelibolu’ya yaklaştığında Rumeli beyleri ve silahlı askerler karşılamaya çıkarlar. Edirne Sarayı’na inen Sitti Hatun’un beraberinde yüklü bir çeyiz de bulunmaktadır.

     

    Sultan Murad, oğlunun düğününe yönetimi altındaki Türk ve Hıristiyan bey ve idarecilerini davet eder. Davetliler düğün merasimine kıymetli hediyelerle katılırlar. Padişah, gelini için yeniden gösterişli bir çeyiz hazırlar. Düstürnâme-i Enverî’nin verdiği bilgiye göre düğün şevval ayında başlar, zilkade ve zilhicce aylarında devam eder. Konuklara, gelinin Edirne’ye gelen akrabalarına hediyeler verilir. Alimlere ve dervişlere ihsanda bulunulur. Âşıkpaşazâde Tarihi’nde Derviş Ahmed Âşıkî bu düğünü anlattıktan sonra şu notu da düşüyor: “Bu âlemde maksud birkaç nesnedir; oğulu evermek, kızı çıkarmak, dünyadan âhirete iman ile gitmek. Şimdi bu Sultan Murad’a nasip oldu.”

     

    Dulkadiroğlu Beyi’nin kızı olduğu için Sitti Şah Sultan adıyla anılan Sitti Mükrime Hatun hayırseverliği ile de tanınıyor. Kabri Edirne’de kendi yaptırdığı Sitti Şah Sultan Camii’nin avlusunda yer alıyor.

     

    Pek çok yeni belge bulundu

    Avrupa’nın Kaderini Değiştiren Adam adıyla TRT’de 2013 Ocak’ta ekrana gelmesi planlanan Fatih Sultan Mehmet belgeselinde pek çok bilgi ve belge yayınlanacak. 15. yüzyılın Rönesans ortamının, bir imparatorluk kurucusu padişah olarak Fatih’i nasıl etkilediği anlatılacak. Fatih, siyasi kimliğinin yanında Büyük İskender’e duyduğu hayranlık, okuma merakı, filozof, şair, sanatçı yönleriyle de ele alınıyor. İstanbul, Bursa, Manisa ve Edirne’de başlanan çekimlere geçtiğimiz ay İtalya ve Vatikan’da devam edildi. Bugüne kadar medyada yer almayan pek çok kaynağa ulaşıldı. Floransa’da Santa Maria Novella Kilisesi’nde 1438’de Bizans İmparatoru’nun Avrupalı güçlerden yardım istemesi üzerine toplanan Floransa Konsili’nin anlatıldığı duvar resmi, Otranto Katedrali’nde Sadrazam Gedik Ahmet Paşa’nın Fatih Sultan Mehmet’e Roma yolunu açan Otranto Seferi’nden kalanlar çekildi. İtalya ve Vatikan çekimlerinde Fatih’i Avrupalı tarihçiler de yorumladı. ZAMAN