Etiket: Ziya

  • Anadolu Köy Korucuları Ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen:

    Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, korucuların Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da PKK terör örgütü ve siyasi uzantıları tarafından tehdit edildiğini iddia ederek, “PKK, çözüm sürecine uymayarak, bu kendi lehine güçlendirmek, yeniden modernize, yeniden eleman süresi olarak gördü” dedi.

    Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da korucuların önemini anlatarak, son günlerde meydana gelen olaylarda korucuların terörle mücadele de etkin rol oynadıklarını söyledi. Sözen, “Son zamanlarda Sur’da ve diğer ilçelerde yaşanan olaylarda Kürt kökenli korucularımız vatandaşı PKK’nın zulmünden net bir şekilde korumaktadır. Şuanda korucularımız birçok alanda görev yapmakla beraber şuan da Sur’da bin 400 tane korucumuz Sur’da ki operasyonda aktif rol almakta. Cizre, Silvan’da diğer alanlarda da korucularımız aktif olarak rol almakta. Korucular her şeyden önce Kürt kökenli olmaları ve PKK’nın da söz de Kürt halkını savunduğunu iddia ettiği bir ortam da Kürt kökenli vatandaşlar olan korucuların, bu meselenin Kürt davası olmadığını görerek devletinin yanında, milletinin hizmetinde olması son derece önemidir. Korucular bu anlamda bölgenin mihenk taşıdır.

    “KORUCU CAMİASI 30 YILLIK TERÖRLE MÜCADELE SÜRESİNCE BİN 663 ŞEHİT VERDİ”

    Türkiye genelinde 49 bin 965 korucu olduğunu kaydeden Sözen, “25 bin ücret almadan gönüllülük esasına dayalı çalışan ve yine bu sistemden 20 binin üzerinden korucumuz emekli oldu. Korucu camiası 30 yıllık terörle mücadele süresince bin 663 şehit vererek, terörle mücadele emniyet teşkilatının 3 katı şehit verdiği anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

    “KORUCULARIMIZ, PKK TERÖR ÖRGÜTÜ TARAFINDAN SİYASİ UZANTILARI TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYOR”

    Korucuların bölge de yaşadıkları sıkıntıları anlatan Sözen, “Çözüm süreci döneminde 13 arkadaşımız takip edilmek suretiyle çarşı da arkalarından vurulmak üzere şehit edildi. Korucularımız PKK terör örgütü tarafından siyasi uzantıları tarafından tehdit ediliyor. Bugün büyükşehir yasasının getirdiği olumsuz etken ile Diyarbakır, Mardin ve Van’da korucu köylerimiz hiçbir şekilde belediyenin kendilerine götürmesi gereken hizmetten yararlanamıyorlar” diye konuştu.

    Çözüm sürecinin son 3 yıldır tek taraflı yürütüldüğünü ifade eden Sözen, “Son 3 yıldır bizim de desteklediğimiz fakat eksikliklerini de dile getirdiğimiz bir süreç yaşandı. Çözüm süreci son 3 yıldır tek taraflı maalesef yürütülmeye başlandı. HDP, bunu bir suistimal malzemesi olarak kullandı. PKK terör örgütü de hiçbir şekilde bu sürece uymayarak, bu kendi lehine güçlendirmek, yeniden modernize, yeniden eleman süresi olarak gördü. Bize göre orada hiçbir şekilde bugün ki söylemleri ile Kürt halkının temsilci konumundan uzaklaşıp PKK’nın siyasi uzantısı konumunda olan HDP’nin en başta çözüm sürecinden muhataplar arasından çıkartılması lazım. Yepyeni vatandaş odaklı, bütün vatandaşları kucaklayan, özgürlükçü, demokratik acil bir anayasa değişikliği yapılarak yeni bir anayasa çıkarılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu sürgün memurlar çöplüğünden kurtarılması lazım. Şuanda bölge de görev yapan memurların büyük bir kısmı yerel memurlara olduğu için siyasete, HDP’ ye, PKK’ya bulaşmış kişiler bugün orada öğretmenlerimiz, yarınlarımız olan çocuklarımıza eğitim vermesi gereken öğretmenlerimiz, bugün okullarda PKK’nın, HDP’nin propagandasını yapar duruma gelmiştir” şeklinde konuştu.

    Devlet memur kanununda acilen değişiklik yapılması gerektiğini söyleyen Sözen, bölgenin dilinden, kültüründen inançlarından anlayan yepyeni, pırıl pırıl öğretmenlerin gönderilmesini istedi. Öğretmenlere ve din görevlilerine büyük bir görev düştüğünü kaydeden Sözen, bunların PKK’ya karşı seslerini yükseltmesi gerektiğini söyledi. Sözen, PKK’nın Marksist, Leninist, ateist bir örgüt olduğunun bölge halkına net bir şekilde anlatılması gerektiğini vurguladı.

    Sözen, açıklarına şöyle devam etti:

    “Devletin Doğu ve Güneydoğu’ya daha çok zaman ayırması lazım, vatandaşımız da devletin malını kendi canından aziz bilip net bir şekilde PKK’ya karşı sesini yükseltmeli. Vatandaşımız şuanda şehirlerde yaşanan hadiselerden bıkmış usanmış bir durumda ve bölgenin bir an önce huzura kavuşması için elimizden gelen gayreti hep beraber göstermemiz lazım.”

  • Büyükşehir, Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nü Restore Edecek

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarihi kaynaklarda Nüzhet-ül Hazra olarak geçen Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nü restore edecek.

    Tarihe verdiği değeri son bir buçuk yılda önemli projelere imza atarak ortaya koyan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, bu kez de Köşk Aile Çay Bahçesi içerisinde yer alan 220 yaşındaki tarihi binanın onarılması için Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü’ne (KUDEB) talimat verdi. Başkan Mehmet Sekmen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Erzurum’un tarihi varlıklarını ve kültür mirasını korumak için hazırlanan projelerin hayata geçtiğini söyledi. Başkan Sekmen, “Medeniyet tasavvurumuzun gereği şehrimizin tarihi değerlerini korumak için özel ve önemli projelerimizi hayata geçiriyoruz. Bu bağlamda Erzurum Kalesi etrafındaki tescilli 18 Eski Erzurum Evi’ni koruma altına aldık. Geçtiğimiz hafta tarihi cephaneliğin onarımı için kolları sıvadık. Bu kez de bazı kaynaklarda Nüzhet-ül Hazra (Gezilecek yeşil yer) bazı tarihi kaynaklarda da Ravzat-ül Hazra (Yeşil Cennet) olarak geçen 1795 yılında Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırılan tarihi köşkü restore etme kararı aldık” dedi.

    TARİHİ MEKÂN 220 YILDA 3 KEZ ONARILMIŞ

    Başkan Mehmet Sekmen, 18. yüzyıldan günümüze kadar gelen tarihi mekânın 3 kez onarıldığını ifade etti. Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Osmanlı döneminin görkemli sivil mimari örneklerinden biri olan Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nün aslı ve şanına uygun bir şekilde rölove, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarının başlatılması için KUDEB ekibimiz tarihi mekanda bakım ve onarım yapacak. Tarihi Yusuf Ziya Paşa Köşkü; şehir kültüründe farklı bir konuma sahiptir. 1795-1798 yılları arasında Erzurum’da Valilik yapan Yusuf Ziya Paşa tarafından inşa ettirilen köşk; 1824, 1921 ve 1986 yıllarında birkaç onarım görmesine rağmen esaslı bir restorasyona ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle restorasyon çalışmasına start verdik. Şehrimizin köklü geçmişi ve kültürel kimliğinin kaybolmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Erzurum’un kıymetli eser ve mekânlarını gelecek kuşaklara aktarmanın tek yolu şehir tarihini korumaktan geçer. Bu yüzden hazırladığımız tarihi projelerimizle şehrimizin kültür varlıklarına gereken değeri veriyoruz.”

  • Ziya Gökalp Bilgi Şöleni’nde Anlatıldı

    İSTANBUL (İHA) – Türk sosyolojisinin 100. yılında Türk Ocakları İstanbul Şubesi önderliğinde düzenlenen bilgi şöleninde Türk sosyolojisinin kurucusu olarak kabul edilen Ziya Gökalp anlatıldı.

    Türk Ocakları İstanbul Şubesi, Haliç Üniversitesi, Türk Kültürü ve Araştırmaları Kulübü ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Türk Kültürü Ve Tarih Kulübü tarafınsan ortaklaşa Ziya Gökalp Bilgi Şöleni düzenlendi. 2 Aralık’ta başlayan ve Haliç ve Marmara Üniversitesi’nde gerçekleştirilen şölenin sonuncusu 4 Aralık günü 12.30’da Kemerburgaz Üniversitesi’nde Fatma Altınbaş Konferans salonunda gerçekleştirilecek.

    Fransa’da kurulan ilk sosyoloji kürsüsünün ardından 1914 yılında İstanbul Darülfünun’da (Üniversite) Ziya Gökalp tarafından kurulan içtimaiyat kürsüsü dünyanın ikinci en eski sosyoloji bölümüdür.

    İstanbul Türk Ocağı Başkanı Dr. Cezmi Bayram, “Türkiye’de sosyolojisinin kurucusu olan Gökalp, yakın dönem tarihimizin meselelerine değinmek bakımından eşsiz bir yere sahiptir. Gökalp, birlikte ele almak zorunda kaldığımız devletin ve milletin kurtuluşu gibi konularda yeni dönemin temellendirilmesi için henüz emekleme çağındaki sosyoloji biliminin yöntemleri çerçevesinde çözümler teklif etmiştir. Türkiye’de sosyolojinin müstakil bir kürsü sahibi olmasının üzerinden yaklaşık yüz yıl geçmiştir. Türk sosyolojisi, Türkiye’nin tarihi var oluş şartlarından kopmaksızın bir istikamet üzere gelişmesini Gökalp’in temel yaklaşımlarına borçludur” dedi.