Etiket: Zirvesinde

  • Kartepe Zirvesi’nde Filistin’e yer verildi

    Göç ve mülteci konularının değerlendirildiği Kartepe Zirvesi 2018’de İsrail asıllı Kanada vatandaşı Dr. Amira Halperen Filistinlilerle ilgili konuşma yaptı.

    Göç, Mültecilik ve İnsanlık temasıyla düzenlenen Kartepe Zirvesi’nin 3’üncü günü 44 panel oturumla devam etti. “Ortadoğu ve Göç” konulu panelde konuşan İsrail asıllı Kanada vatandaşı Dr. Amira Halperen araştırması kapsamında İngiltere’de yaşayan 400 Filistinliyle mülakat yaptığını belirterek izlenimlerini aktardı. Halperen, “Gazze’den İngiltere’ye gidenlerle görüşme yaptım. Buradaki Filistinliler göçmen olmadıklarını mülteci olduklarını vurguluyorlar. Ülkelerinden zorla çıktıklarını söylüyorlar. ‘Ülkemize istediğimiz zaman dönemiyoruz. Özgür bir devletimiz yok. Bu yüzden göçmen değil mülteciyiz. Diaspora’da yaşayan Filistinliler, kendilerini ifade etmek için yeni mecralar arıyorlar. İsrail medyasını kullanmayı tercih ediyorlar. Dün gösteri çağrılarını duvarlara yazarken bugün facebook duvarlarına yazıyorlar. Bu mesajlarla kendilerini dünyaya duyuruyorlar. Filistinliler dönebilecekleri bir yerin hayaliyle yaşıyorlar. Suriyelilerin ise böyle bir düşünceleri yok. Ana mesele onlar için bir devlet olması. Geri dönmek konusunda emin değiller. Çünkü ikinci nesil Filistin’i bilmiyor. Bir gün Filistin Devleti kurulacak ve bütün diasporadakiler geri dönecek değil” dedi.

    Filistin Ankara Büyükelçiliği’nden Hana Aburamadan ise konuşmasında, “Filistin kanayan bir yara. İlk olarak 1947-49 yılında ülkelerinden ediliyorlar. Ürdün ve Lübnan’da kamplarda yaşıyorlar. Ürdün’de bazı işleri yaparken Lübnan’da ticaret yapmaları, mülk edinmeleri, gazetecilik yapmaları yasak. Kendi topraklarına döndüklerinde ızdırapları bitecek. Filistinliler, Yahudilerle birlikte yaşıyorlardı. İngilizler bir gece ansızın çekildiler ve Yahudilerin Filistin’in bazı bölgelerine gelmelerini sağladılar. Filistinliler, Filistin’den ayrılalı 70 yıl oldu. Üç nesil geçti. İki nesil Diasporada doğdu. İsrail’in bahsettiği Filistin; Batı Şeria ve Gazze. Burada yaşam oluşturacak yer kalmadı” diye konuştu.

    Panele Polis Akademisi’nden Prof. Dr. Mehmet Şahin, Filistin Ankara Büyükelçiliği’nden Hana Aburamadan, The Harry S. Truman araştırma Merkezi’nden Dr. Amira Halperen ve Filipinler Diliman Üniversitesi’nden

    Dr. Nassef Manabilang Adıong katıldı.

  • Kartepe Zirvesi’nde Srebrenitsa unutulmadı

    Aliya İzzetbegoviç’in Tekbir Ordusu Komutanı Şerif Patkoviç, Kartepe Zirvesi’nde Bosna Savaşı’nda yaşadığı inanılmaz olayları anlatarak, bu savaşlardan tüm dünyanın ders alması gerektiğini vurguladı.

    25 yaşında Bosna Savaşında 7. Müslüman Tugay Komutanı olarak savaşan Bosna Savaşı’nın kahramanı, Aliya İzzetbegoviç’in Tekbir Ordusu’nun başındaki isim Şerif Petkoviç, Kartepe Zirvesi’ne konuk oldu. Savaşta Sırpların alınamaz dediği Vlasiç dağını sadece 12 saatte kuşatan ve bu zaferle Sırpların ilerlemesini durduran kahraman komutan Gazi Şerif Patkoviç, “Dünya’nın her bölgesinde yaşanan göçler savaşların nedeniyle olmakta. Bu göçler de genellikle Müslüman coğrafyasında yaşanıyor. Nedeni açık. Müslüman olmamız. Bu göçlerin ana suçlusu da 80 yıldır bu göçlere susan ve müdahale etmeyen Birleşmiş Milletlerdir” dedi.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kartepe Zirvesi’nde Srebrenitsa Zorunlu Göçü Paneli’nde dünyaya mesajlar veren Bosna Hersek’in unutulmaz lideri, Aliya İzzetbegoviç’in yakın çalışma arkadaşlarından Tekbir Ordusu Komutanı Şerif Patkoviç savaş sırasında yaşadıkları sıra dışı olayları anlattı. Sırpların, Dünyanın Çatısı dediği Vlasiç Dağı’nı geri alma görevi verildiğini kaydeden kahraman komutan Patkoviç, “Hava sıcaklığı eksi 20 derece ve kar kalınlığı 2 metreden fazla olan bir bölgede askerlerimle beraber sefere çıktık. Göz görü görünmeden ilerliyorduk. Sadece Allaha dua ediyorduk. Birkaç saat sonra inanılmaz bir olayla karşılaştık. 12 düşman askeri biz gelmeden önce nöbet yerlerinde ölü olarak bulduk. Ardından birçok asker bize kendiliğinden teslim oldu. 12 saatte alınamayacak denilen dağı ele geçirdik. Teslim olan Sırp askerleri, biz gelmeden önce kendilerine elinde demirden asalar olan bir ordunun geldiğini ve 12 askeri o demirlerle göze gözükmeden öldürdüğünü söyledi. Biz de teslim olmasak onların akıbetini yaşayacağımız için teslim olduk dediler. Aralarında tank birliği gibi birliklerin de kaçtıklarını söyleyen düşman askerlerinin sözleri hala dün gibi hafızamda. Hatırladıkça duygulanıyorum. Orada bizim galip gelmemiz Yüce Allah’ın lütfu idi. Allah’ın ordusu en büyük ordudur. Bu zaferden sonra da diğer kaybettiğimiz topraklarımızı almaya başladık” diye konuştu.

    Bosna Savaşı’ndan etkilenen 1 buçuk milyon kişinin hala ülkelerin gelmediğini hatırlatan Kahraman Komutan Patkoviç, “Bu savaşlardan dünyanın ders alması gerek. Göçlerin nedenlerinin araştırılması gerek. Bence bu savaşların yapıldığı bölgelerin Müslüman coğrafyasında ve göç yapan insanların Müslümanlar olması da incelenmeli. Bizler sadece ve sadece Müslüman olduğumuz için göçe zorlandık. Bunun nedeni Türkiye hariç, Dünya ve onca yıldır sesini çıkarmayan Birleşmiş Milletlerdir” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Dörtlü Suriye Zirvesi’nde Cemal Kaşıkçı açıklaması

    Dörtlü Suriye Zirvesi’nde Cemal Kaşıkçı ile ilgili sorulan soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçeride 18 tane tutuklu var. Bu 18 tutuklu ülkemize gelen kişilerdir. Böyle bir dağılımı var. Bu 18 kişiyi Türkiye’ye kimler gönderdi? Bunun cevabını Suudi yetkililerin vermesi gerekir. Suudi Arabistan’ın yetkili mercilerinden açıklama geldi. Türkiye’deki yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiğine dair bir şey söylendi. Yerli işbirlikçi kimdir? Bunu açıklamayı yapan kişi ya da kişiler ortaya koymalıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen Dörtlü Suriye Zirvesi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cemal Kaşıkçı ile ilgili sorulan soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merhum Cemal Kaşıkçı ile ilgili olarak ikili görüşmelerde bu konu ele alındı. Gerekli bilgileri kendilerine verdim. Daha önce de zaten istihbarat örgütlerimizle yapılmış olan bu konuda çeşitli bilgilendirmeler oldu. Bugün ikili görüşmeyle detaya girdim. Açık bir şekilde ifade ediyorum, şu anda uluslararası medyanın burada oluşu böyle bir cevabı gerektiriyor. İçeride 18 tane tutuklu var. Bu 18 tutuklu ülkemize gelen kişilerdir. Böyle bir dağılımı var. Bu 18 kişiyi Türkiye’ye kimler gönderdi? Bunun cevabını Suudi yetkililerin vermesi gerekir. Daha sonra Suudi Arabistan’ın yetkili mercilerinden açıklama geldi. Türkiye’deki yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiğine dair bir şey söylendi. Yerli işbirlikçi kimdir? Bunu açıklamayı yapan kişi ya da kişiler ortaya koymalıdır. Her türlü ceza alacaklarını söylüyorlar. Suç İstanbul’da işlenmiştir. Suudi Arabistan bu yargılamada kendileri bu işi yapmayacaklarsa bu yargılamayı bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün Adalet Bakanlığı vasıtasıyla resmi kanallardan yaptık. Bunun cevabını bekleyeceğiz. Bunun yanında Suudi Arabistan başsavcısını yarın buraya gönderiyor. İstanbul başsavcımızla kendi yanındaki heyetiyle görüşmeler yapacaklar. Bu görüşmenin neticesinin önemsiyorum. Bu süreç içerisinde emniyet teşkilatımız bunun yanında istihbarat teşkilatı ve yargı teşkilatımızı hepsi yoğun çalışma içindeler. Bu çalışmalar bitmemiştir. Hâlâ bu çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “AB olarak kendi ortak değerlerimizde gerekenlerin yapılacağını taahhüt etmek isterim”

    Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemiş olduğu gibi Cemal Kaşıkçı ile ilgili konuyu ele aldık. Tabi ki Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde Cemal Kaşıkçı ve kendisinin feci ölümüyle ilgili konuyu ele aldık. Federal hükümetin koalisyon anlaşmasıyla birlikte Yemen savaşı bakamından kesin bir politika sürdürdüğümüzü Suudi Arabistan’a silah ihracatının tarafımızdan yapılmadığı ve buna karşı karar aldığımızı söyledik. Bu ölümle ilgili kimlerin failler olduğunu ortaya çıkardıktan sonra AB olarak kendi ortak değerlerimizde gerekenlerin yapılacağını taahhüt etmek isterim” dedi.

    “Yaptırımların tutarlı ve tam olması gerekiyor”

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, “Bu korkunç cinayeti ele aldık. Kınıyoruz. Olan biteni kınıyoruz. Konuyla ilgili istihbarat paylaştık. Türkiye’nin de şimdiye kadar ki son derece önemli. Bir takım olgular söz konusu soruşturma konusuna kadar gitmeli. Sorumlulukların ortaya çıkarılması için sonuna kadar gidilmeli, yaptırımların tutarlı ve tam olması gerekiyor. Son derece somut ve orantılı olmalıdır. Bazı sektörlerle ilgili kalmamalı. Avrupa bir eş güdüm içinde hareket etmelidir” diye konuştu.

  • Göç ve mültecilik Kartepe Zirvesi’nde ele alındı

    Kartepe Zirvesi 2018‘de her dört yılda bir mülteci kongresi yapılması önerisi ele alındı.

    Göç konusundaki uluslararası çalışmalar Kartepe Zirvesi Global Compact panelinde masaya yatırıldı. Panel, OXFAM’dan Meryem ASLAN Uluslararası Göç Örgütü (IOM)’den Yelda Karapinar, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (Unhcr)’Den Katharina Lumpp ve Göç Politikaları Enstitüsü (MPI)’den Kathleen Newland’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

    Panelde konuşan OXFAM’dan Meryem Aslan, “Bu mutabakatın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünya çok farklı bir dönemden geçiyor. Bu dünyadaki teknolojik değişiklik nedeniyle ekonomik farlılık da gelişiyor. Böyle bir dönmede devletlerin bir araya gelmesi sorunları çözmeye hazırız demesi çok önemli bir hareket. Mutabakat Aralık ayında onaylanacak. En önemli şey siyasi irade. İkincisi bir uygulama planı. Üçüncüsü de ekonomi. Bir de pazarlık ve diyalog ortamının oluşturulması gerekiyor. Bu mutabakat bunları karşılıyor mu? Bence karşılamıyor. İmza atarak mutabakatı sağladık demekle olmuyor. Uygulamada ne olacak. Bu sorunun cevabını verilmesi, dürüstçe verilmesi gerekiyor. Bu mutabakat içinde her dört yılda bir mülteci kongresi öneriliyor. Ama bu siyasi iradeyi oluşturmak için yeterli değil. Yeni sorunlara eski çözümlerle cevap verme gibi bir sorun var” dedi.

    BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden Katharina Lumpp ise “Compact uluslararası mülteci koruma sisteminin eksikliklerini ele almaya çalışıyor. New York deklarasyonu aslında çok daha kapsamlı bir yanıt bulmaya çalışıyor. Günümüzde mülteciler konusunda görülmemiş bir şekilde STK’lar ekonomistler, akademisyenler gibi geniş bir katkı sağlanıyor. Kalıcı bir çözüm aslında mülteciler için geri dönüş” dedi. Türk Alman Vakıf Üniversitesi üyesi Prof. Dr. M. Murat Erdoğan da, “Global Compact’la birlikte kolektif bir sorumluluktan bahsediyoruz. Türkiye’nin son dönemde gerçekleştirdiği mülteci politikası oluyor. Dünyada göçmenin iyisini kapma gibi bir yarış var. Mültecide ise bize en az nasıl gelir düşüncesi var” diye konuştu.

  • Başkan Kara Kartepe Zirvesi’nde

    Kartepe Zirvesi’nde konuşan Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, şehir merkezine 130 adet bomba düşen kentte, mülteci nüfusunun yüzde 60’ı bulduğunu, buna rağmen şiddet olayı yaşanmadığını söyledi.

    Kartepe Zirvesi 2018’e katılan Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, 2011’de Suriye’de çıkan krizden sonra Kilis’e inanılmaz bir göç olduğunu belirtti. Kara, “Şu anda nüfusumuzun yüzde 60’ı Suriyeli, yüzde 40’ı Türk halkıdır. 2011 öncesi 40 ton çöp toplarken şu anda 170 ton çöp topluyoruz. 10 bin metreküp suya ihtiyacımız varken 2011’den sonra ihtiyacımız 30 bin metreküp oldu. Her şeye rağmen hiç şiddet olayımız yok. İnsanları birbirleriyle kaynaştırmamız lazım, başarırsanız her yerde sorunda olsa kavga gürültü olmuyor. Göç eden insanlar Türkiye’de ama Suriye sınırına yakın yerlerde tutulmalı, çünkü barış ve güvenlik sağlandığında daha rahat ülkelerine dönecek grup burası olacaktır. 130 tane bomba şehir merkezimize düştü ama barışı bozmadık’’ dedi.

    Ulusal ve uluslararası üst düzey isimlerin bir araya geldiği Kartepe Zirvesi’nde ’Suriye Krizi ve Göç Yönetim Deneyimleri’ konulu sempozyum yoğun katılım ile gerçekleşti. Başkanlığını Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı (MEWA) Genel Sekreteri Mehmet Duman’ın yaptığı oturumda Suriye’de yaşanmakta olan iç savaş ve Suriyelilerin göç hareketi konuşuldu. Oturuma Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim üyeleri Dr. Hamidreza Monibi ile Muhabbat Rozmamedova, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ndan Bülent Açıkgöz, Düzce Valisi Zülkif Dağlı, Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin ve MEWA Genel Koordinatörü Salim Korkmaz konuşmacı olarak katıldı.

    Dr. Hamidreza Monibi, “Liberal ve demokratik görünen devletler neden mültecilere farklı gözle bakıyor. Birleşik Krallıktan tutunda diğer batılı devletlerin kilit siyasi isimlerinin göçmenler hakkında olumsuz düşüncelerini görüyoruz. Mültecilerin toplumda tehdit oluşturacağını bahseden siyasiler, medyayı da kullanarak yerel halkı da etkiliyor ve halkın büyük bir kısmı da mültecileri tehdit olarak görmeye başladı. Batılı devletlerin hükümetleri göçmenlere uygulandıkları politikaları değiştirmek zorunda” dedi.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ndan Bülent Açıkgöz ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Göç, çok karmaşık ve yapısal bir sorun. Suriye krizinden sonra zoraki bir şekilde ülkemize sığınan mültecilere daha iyi bir hayat sağlamak için büyük altyapılara ihtiyacımız var. Son yaptığımız araştırmalarımıza göre de ülkemize göçen Suriyelilerin büyük kısmı eğitim seviyesi düşük insanlar. Bu insanları doğru alanlara yönlendirmek ve onlara çalışabilecekleri alanlar bulmak çok önemli” diye konuştu.

    Düzce Valisi Zülkif Dağlı da, “İlimizde 12 bin göçmen ikamet etmektedir. Çok sıkıntılı zamanlar geçirdik ama sahaya çıkıp, aktif rol alarak sorunlarımızı çözmeye başladık. Göçmenlerimize yaptığımız çalışmalarımızla onların uyum sorununu ortadan kaldırdıktan sonra meslek sahibi olmaları için de mesleki eğitimler açtık. Nüfusumuza kayıtlı göçmenlerin tüm sağlık kayıtları alındı. Mülteciler için açtığımız ve bilgi almalarını sağlayan bir web sitemiz var. Bu sitede doğalgaz açtırmaktan tutunda istihdama kadar tüm bilgiler veriliyor” şeklinde konuştu.

    MEWA Başkanı Mohammed Saadie, “Her bölge artık göç alan, göç ettiren ya da göç geçişleri için kullanılan bölgeler olarak adlandırılıyor. Göç alındıkça kamu hizmetlerinin de kaynakları gitgide azalıyor. Filistin’den Lübnan’a gelen mülteciler büyük krize sebep olmuştu. O zaman bizler de dil problemleri yaşadık. Batılı devletlerden finansal kaynaklar aldık ama hiçbir şekilde bu para bizlere yetmedi. Mülteciler çoğu zaman insan hakları ihlallerine maruz kalıyor ve sürekli göç etmeleri sağlanıyor. Yeterince güvencesi olmayan göçmenlere artık tüm devletlerin ortak kararlar alıp çözüm yollarını bulması gerekiyor” açıklamasını yaptı.