Etiket: Zirvesi

  • Sağlık turizmi zirvesi Samsun’da yapılacak

    Sağlık turizmi zirvesi 11-12 ağustos tarihlerinde Samsun’da toplanacak.

    Samsun Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, İl ve Halk Sağlık Müdürlükleri, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret Odası ve Özel Hastane temsilcilerinin katkılarıyla Samsun’da başlatılan Sağlık Turizmi çalışmaları çerçevesinde düzenlenen Türkiye Sağlık Turizmi Dernekleri Federasyonu (TURSAF) 3. Olağan Toplantısı 11 – 12 Ağustos 2017 tarihlerinde Samsun’da gerçekleştirilecek.

    Samsun Sağlık Turizmi Derneği (SASTUD) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek ve Antalya, Alanya, Erzurum, Samsun, Mersin, Adana, Afyon, İzmir, Bursa, İstanbul, Konya ve Nevşehir’de kurulan sağlık turizmi derneklerinin temsilcileri ve akademisyenlerinin bir araya geleceği toplantıda Sağlık Turizmi İslam Konseyi ve Sağlık Turizmi Uygulama Merkezi çalışmalarıyla, Samsun’da ve ülke genelinde yapılacak sağlık turizmi çalışmaları masaya yatırılacak.

    Dernek bünyesinde oluşturulan ve çeşitli akademisyenlerden oluşan araştırma gruplarının İslam ülkelerinde yapılacak sağlık turizmi çalışmaları hakkında ön değerlendirme raporu sunacağı toplantıda, ayrıca ülke çapındaki organizasyon çalışmalarına katkı sağlayacak Sağlık Turizmi Araştırma Merkezinin faaliyetleri de karara bağlanacak.

  • Devletin zirvesi nikah töreninde bir araya geldi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’nın oğlu Serdar Kasırga ile Anayasa Mahkemesi Üyesi Recai Akyel’in kızı Şeyma Akyel’in nikah törenine katıldı.

    Devletin zirvesi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’nın oğlu Serdar Kasırga ile Anayasa Mahkemesi Üyesi Recai Akyel’in kızı Şeyma Akyel’in nikah töreninde bir araya geldi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in kıydığı nikahla dünya evine giren Şeyma ve Serdar çiftinin nikah şahitliğini Başbakan Binali Yıldırım ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar yaptı. ATO Congresium’da basına kapalı gerçekleştirilen nikah töreninde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

  • İtalya’da Batı Balkan Ülkeleri Liderler Zirvesi başladı

    İtalya’nın ev sahipliğinde Batı Balkan Ülkeleri Liderler Zirvesi başladı. Zirveye, Balkan ülkelerinin hükümet başkanları, dışişleri bakanları, ekonomi bakanları ve Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri katılıyor.

    Batı Balkan ülkeleri ve AB ülkelerini bir araya getiren Batı Balkan Ülkeleri Liderler Zirvesi İtalya’nın Trieste kentinde başladı. Bölgesel işbirliğinin artırılması, ortak bir Balkan pazarının temellerinin atılması beklenen zirveye Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini katılıyor.

    İtalya Başbakanı Gentiloni, Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İtalyan donanma gemisi “Palinuro”da üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Üç lider gemi ziyaretçi defterini imzaladı. Gentiloni, ziyaretçi defterini imzaladığı sırada Fransa ve Almanya liderleriyle Palinuro adlı gemide bulunmanın onur verici olduğunu ifade etti. Gentiloni üçlü görüşmenin ardından yaptığı açıklamada İtalya’nın mülteci kriziyle ilgili AB ülkelerinin daha çok yardımına ihtiyacı olduğunu belirtti. Avrupa Birliği, uluslararası alanda ortak bir bakış açısına sahip olmalı ifadelerini kullanan Gentiloni, “Birleşik ve güçlü bir Avrupa istikrar ve barışa katkıda bulunabilir” dedi.

  • Almanya Başbakanı Merkel’den G20 Zirvesi açıklaması

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, “G20 üye ülkelerinin liderlerini Hamburg’da ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, yarın Hamburg’da başlayacak G20 Zirvesi öncesi basın açıklaması yaptı. Merkel, “G20 üye ülkelerinin liderlerini ve bölgesel ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini Hamburg’da ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Başkan olmanın benim için anlamı Almanya ve Avrupa çıkarlarını temsil etmek. Öte yandan, ev sahipliğinin ve benim rolüm aynı zamanda küreselleşmeyi şekillendiren önemli konuların cevaplarını ararken uzlaşmaya varmak için her şeyi yapmaktır” dedi.

    Merkel, bir basın mensubunun “ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında arabuluculuk yapmayı düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine, “Benim rolüm arabuluculuk değil, bunun yerine bu problemlere çözüm bulmaya katkıda bulunmak istiyorum. Normandiya formatı böyle bir katkıdır. Suriye’de büyük zorluklarla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız ve umarım buradaki görüşmelerde katkıda sağlanabilir, çünkü G20, genellikle gerçekleştiremediğimiz toplantılar için fırsat sunuyor. Bu yüzden G20 bir çözüme katkıda bulunabilir, ancak kesinlikle üzerinde çalışmaya devam edilmesi gereken problemler var” şeklinde konuştu.

  • G-20 Zirvesi öncesi AB’ye önemli uyarı

    AB Komisyonu’nun EL-CSID projesi kapsamında Müslüman ülkelerle diplomatik ilişkilerden sorumlu yetkilisi Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, G-20 zirvesi öncesi AB Komisyonu’na dikkat çekici bir rapor sundu.

    Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak’ın sunduğu raporda, Müslümanların temsil sorununu çözümlenmedikçe İslamiyet’in terörle anılmaya devam edeceği ve Türkiye’nin bu konuda önemli bir rol oynayabileceği ifade edildi.

    Raporla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak “Son yıllarda üst üste gerçekleşen terör saldırıları karşısında AB terörle mücadele konusunda ciddi somut çalışmalar başlattı. Avrupa İslamiyeti Batı Medeniyeti’ne daima tehdit olarak gördü. Müslümanları ’içimizdeki düşman’ olarak görerek ayrıştılar. Bu çerçevede AB Komisyonu’na Avrupa’da yaşayan müslüman gençlerin radikalleşmesinin önlenmesi ve topluma kazandırılması konusunda kamu diplomasisi ve kültürler arasında anlayış prensipleri çerçevesinde bir değerlendirmede bulundum” dedi.

    “İslam ülkeleri Türkiye çatısı altında bir araya gelebilir”

    İslam dünyasındaki başlıca sorunun İslam ülkelerini temsil eden bir kurumun olmayışı olduğuna dikkat çeken Doç Dr. Şenocak “AB’nin son yayınlanan terörle mücadele raporunda İslamiyet adına yapılan terörde en büyük tehdit ve tehlikenin Kuran-ı Kerim’in yanlış tefsir edilmesi, İslami terimlerin ve İslamiyet’in ideolojik siyasi çıkarlar doğrultusunda radikal gruplar tarafından kullanılması olarak görülmektedir. Bunun dışında diğer bir sorun İslam dünyasını temsil eden bir kurum olmamasıdır. Dünyada 1 milyar 7 milyon Müslüman yaşamaktadır. İçerisinde birçok mezhep barındıran Müslüman dünyasının çıkarlarını koruyacak, onları temsil edecek İslam dinini yozlaştırmaya çalışan terörist gruplara karşı mücadele edecek tüm müslüman ülkelerin bir arada olduğu bir üst yapıya ihtiyaç vardır. Sözde İslamiyet adına yapılan terör olayları ve terörist grupların oluşması ve hatta bu radikal grupların Hilafet ilan etmesi başı boşluktan kaynaklanmaktadır. Türkiye bu konuda önemli bir rol oynayabilir. Çünkü Cumhurbaşkanımız Arap coğrafyasında ve Avrupalı Müslümanlar tarafından bir temsilci olarak algılanmaktadır. Bu konuda Türkiye Müslüman ülkelerin bir araya geleceği teşkilatın çatısını oluşturabilir” diye konuştu.

    “İslam İşbirliği Teşkilatı anlamsız bir teşkilattır”

    İslam İşbirliği Teşkilatı’nın görevini yerine getiremediğine de dikkat çeken Doç. Dr. Şenocak “İslam İşbirliği Teşkilatı Suudi Arabistan merkezli gücü pasifiz edilmiş anlamsız bir teşkilattır. 1990 yılı Körfez Savaşı’ndan bugüne 4 milyon müslümanın iç çatışmalar, terör olayları sonucunda öldürüldüğü resmi verilere göre tespit edilmiştir. Muşluma coğrafyası son dış güçlerin çıkarları doğrultusunda 20 yıldır kanlı çatışmaların, savaşların ve İnsanlık dramının merkezi haine gelmiştir. Bu durum karsısında İslam İşbirliği Teşkilatı’nın hiçbir yaptırımını ve müslümanların hakkının koruyacak resmi ve somut bir adım atmamıştır. Bunun nedeni Suudi Arabistan merkezli bir teşkilat olmasıdır. Suudi Arabistan’ı kimin nasıl hangi amaçlarla kurduğu bilinmektedir. Zaten son Katar’la yaşanılan son diplomatik krizle de müslümanları birleştiren değil aksine müslümanları ayrıştıran ve dünyaya terörist olarak gösteren bir ülke konumuna girmiştir. Fakat işin en tirajı-komik tarafı El-Kaide ve DEAS gibi örgütlerin temelini Selefi ve Vahhabist inanç sistematiği oluşturmaktadır ki bu da Suudi Arabistan kaynaklıdır” ifadelerini kullandı.

    Müslüman ülkeler bir araya gelemezken, dünyanın kaderini 5 ülkenin belirlediğini de ifade eden Doç. Dr. Şenocak “Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği gibi dünyanın kaderini belirleyen BM Güvenlik Konseyi’nde müslümanları temsil edecek, onları çıkarlarını koruyacak bir temsilciye ihtiyaç vardır. Dünyayı mevcut konjonktürde artık 5 ülke yönetemez. Kanlı çatışmaların merkezinde müslümanlar vardır ve müslümanların kaderini ancak müslümanlar tayin etmelidir” şeklinde konuştu.

    “İslam’ın terör dini olarak lanse edilmesi algı operasyonudur”

    İslamiyet’in vahşi ve terör dini olarak lanse edilmesinin bir algı operasyonu olduğunu da anlatan Doç. Dr. Şenocak “Dünyaya korku salan ’Cihat’ sloganı ise DAEŞ ve El-Kaide gibi terör saldırılarını sözde ’cihat’ adına saldırıları gerçekleştiriyor olmalarından kaynaklanıyor. Cihat kavramı tüm dünyada müslüman olmayanları öldürmek ve batı medeniyetine karşı intikam savaşı olarak algı oluşturabilmiş ve Islamofobia’nın yeni sloganı olmuştur. İslamiyet’i vahşi ve terör dini olarak lanse edilmesi 1990 yılından itibaren başlatılan bir algı operasyondur. Özellikle bu konuda Medeniyetler arasında çatışma gibi fikirlerin yayılması bu durumun zeminini hazırlamak içindir. El-Kaide’yi kim kurduysa DAEŞ’i de o kurmuştur. Bunu da bölgesel gücünü ve müslüman coğrafyayı kendi içinde çatışmaya götürerek bölmeye çalışarak yapmaktadır. DAEŞ müslümanlara, camilere saldıran İslamiyet’le alakası olamayan bir terör örgütüdür. İşin ilginç tarafı bu örgüt müslümanlara zulüm eden ülkelere saldırmamış olması da arkasındaki ideolojinin İslamiyet’le bağlantılı olmadığını gösterir fakat ABD’ye tavır gösteren tüm ülkelerde Filipinler gibi DAEŞ saldırılarını görmek mümkündür. Avrupa’da ise DAEŞ saldırıları AB’nin istikrarsızlaştırmak ve iç dinamiğini sarsmak için yapılmaktadır” diye konuştu.

    “İslamla bağdaştırılan terörün sorumlusu AB politikalarıdır”

    Avrupa’nın en büyük düşmanı Müslüman gençler değil kendi uyguladıkları ırkçı ayrıştırma politikası olduğunu da ifade eden Şenocak, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Ötekileştirilen, kimliksizleştirilen müslüman gençler var oldukları ispatlamak için terörist grupları üye olarak intikam duygusuyla kendilerine yeni bir kimlik ve güç elde etmektedirler. Bu saldırıları Müslümanlık adına değil kendi intikamları adına yapmaktadırlar. Bu gençler Avrupa değerler sistematiğinde büyümüş ve İslami kavramlara ve dini öğretilere hakim olmayan ve İslamiyet’i bilmeyen gençlerdir. AB bu konuda yeni bir entegrasyon politikası geliştirip bu gençleri topluma kazandırması gerekmektedir. Bu gençlerin kültürel farklılıkları AB için bir tehdit değil aksine AB zenginleştirecek bir değerdir. Bunun beraberinde AB İslamiyet’i bir tehdit olarak yadsımak yerini onu anlamaya çalışması lazım bunu da ancak ’Kültürel Diplomasi’yle yapabilir. AB’de yasayan Avrupalı din alimleri, Müslüman göçmenler, Sivil Toplum Kuruluşlarıyla bir araya gelerek ortak İslamiyet’i en doğru şekilde öğretecek eğitim merkezleri kurulması ve yeni bir kamu diplomasisi geliştirilmesi gerekmektedir.” (AB-ÖS-Y)