Etiket: Zirvesi

  • TÜRKONFED 21. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Türkiye’de siyasi partilerdeki kadın kollarını kaldırmadığımız sürece aradaki o dengesizliği kaldıramayız” dedi. Zeybekci, Türkiye’nin IMF’nin satın alma gücü kalitesine göre dünyanın 13’üncü Avrupa’nın 5’inci büyük ekonomisi haline geldiğini söyledi.

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından İç Anadolu Sanayici ve İş Adamları Dernekler Federasyonu, (İÇASİFED) Ostim Sanayici ve İş Adamları Derneği (OSİAD) ve Akyurt Sanayici ve İş Adamları (AKSİAD) ev sahipliğinde “Türkiye’nin Yükselen Liderleri” adı altında düzenlenen 21. Girişim ve İş Adamı Zirvesi, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.

    Bakan Zeybekci, erkeklerin iş gücüne ve iş dünyasına katılım oranları yüzde 73 olduğuna dikkat çekerek, “Erkek nüfusta değerlendirmemiz gereken her şeyi değerlendirmişiz. Kadın nüfusumuza ise katılım oranı yüzde 34 yani son 10 yılda çok güzel bir artış var. Tek kanatla uçmaya çalışan Türkiye ile gelebildiğimiz nokta bu kadar. İnşallah bundan sonra çok güçlü iki kanatla uçmaya başladığımızda inanın daha güzel şeyler olacaktır” ifadesini kullandı.

    Zeybekci, Türkiye’de siyasi partilerdeki kadın kollarını kaldırmadığımız sürece aradaki o dengesizliği kaldıramayacaklarını belirterek, “Erkek kolları varda mı kadın kolları kuruyoruz” diye konuştu.

    “Bilgisini üretmediğimiz, tasarımını üretmediğimiz, ham maddesini kontrol etmediğimiz, dağıtım ve tüketim kanallarında olmadığımız ve özellikle kendi milli finans çerçevesini oturtmadığımız dünyada bir Türk başarısı gerçekleştirdik” diyen Zeybekci, Türkiye’nin Dünyanın 17’inci büyük ekonomisi Avrupa’nın 16’ıncı büyük ekonomisi, IMF’nin satın alma gücü kalitesine göre dünyanın 13’üncü Avrupa’nın 5’inci büyük ekonomisi haline geldiğine dikkat çekti.

    “Benim kendi şirketimde Milletvekili maaşından daha fazla maaş alan en az 20 tane adam var”

    Milletvekili maaşlarına değinen Bakan Zeybekci, “Türkiye’de yıllardan beri söylenen bir şey var, ‘Milletvekillerinin maaşları’ hep bu sorgulanır. Benim kendi şirketimde milletvekili maaşından daha fazla maaş alan en az 20 tane adam var. Böyle şeyleri tartıştırmayın Türkiye’ye. Milletin içinden çıkmış milletin iradesini temsil eden insanların, birileri ‘cambaza bak’ diyerek tartışmaya çektiği zaman bilin ki başka yerlerde başka şeyler oluyor. Bütçe giderleri içinde ki kamu personel giderlerinin payı 2004 yılından bugüne kadar yüzde 10 arttı” şeklinde konuştu.

    ‘Öyle bir hayat olsun ki tek tasamız ölüm olsun’

    Asgari ücretle ilgili sürekli tartışmalar olduğunu kaydeden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ben isterim ki asgari ücret olabildiğince yüksek olsun. Ülkenin kaynakları ve imkanları öyle bir noktada olsun ki, Türkiye’de üstadın dediği gibi ‘öyle bir hayat olsun ki tek tasamız ölüm olsun’ ama hayatın gerçekleri var. Ülkemizin bir geliri var bir sıralaması var. Türkiye’de milli gelire baktığımız zaman asgari ücret en üst seviyelerde. Yeterlimi yetmez. Asgari ücret 4 kişilik bir ailenin geçim ücreti değildir. Bir kişi için hizmet için verilebilecek o ülkenin imkan ve kaynaklarını zorlayarak belirlenen bir ücrettir.”

    “Ülkeye hizmet edebilme standardı artık yüzde 50+1’dir”

    Siyasette Türk milletinin bir devrim yaptığını söyleyen Zeybekci şunları söyledi:

    “15 Temmuz dünya demokrasi tarihine geçecek olan bir sivil Türk demokrasi devrimidir. İkinci devrim ise 16 Nisan’da geldi. Bu tarihten itibaren Türkiye’de asla koalisyon olmayacak. Artık siyaset normalleşecek. ‘Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır’ diyebilme kabiliyetini siyaset kazanacak. Ülkeye hizmet edebilme standardı artık yüzde 50+1’dir.”

    Amerika’da bir televizyonda yayınlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldıran dizi ile ilgili ise Bakan Zeybekci, şunları kaydetti:

    “Dünyanın 160 ülkesinde örgütlenmiş olan algı operasyonlarını her gün gerçekleştiren bir örgütten bahsediyoruz. Daha dün müttefikimiz Amerika’da bir televizyon kanalındaki bir dizide o meczubu Amerikan başkanıyla bir sohbette gösterip Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na saldıran diziyi oynatabilen bir güçten bahsediyoruz. İnanın, bunlar bitecek, biz çok büyük bir milletiz. Bu ülkenin bayrağı, bu ülkenin onuru ve şerefi olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na karşı birileri laf edecek bizde susacağız sanıyorlar, yok öyle bir şey.”

    Program TÜRKONFED Genel Başkanı Tarkan Kadooğlu’nun Bakan Zeybekci’ye hediye takdiminden sonra son buldu.

  • Soçi Zirvesi öncesi 3 ülkenin dışişleri bakanları Antalya’da bir araya gelecek

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 22 Kasım’da Soçi’de yapılacak zirve öncesinde 3 ülkenin dışişleri bakanlarının Antalya’da bir araya geleceklerini açıkladı.

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Gebran Bassil ile ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmede ikili ilişkilerin ve bölgesel konuların değerlendirildiğini kaydeden Çavuşoğlu, “Bölgedeki gelişmeler her iki ülkeyi doğrudan ilgilendiriyor. Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin istifasını açıkladıktan sonraki gelişmeleri veya kendisinin istifasını da birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Gebran Bassil’in bu konudaki diplomatik temasları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk. Bundan sonraki süreçte de kendisiyle yakın temas içinde olacağız. Biz Lübnan’ın birliğini, beraberliğini, istikrarını destekliyoruz. Lübnan’ın istikrarını riske atacak her türlü gelişmenin karşısındayız. Bu sorunun da süratle çözülmesinden yanayız. Hariri’nin, Lübnan’a döneceği yönündeki açıklamayı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu sorunun Hariri’nin, Lübnan’a döndükten sonra gerek Cumhurbaşkanı ile gerekse diğer siyasi aktörler ile görüşerek ve hiç kimsenin baskısı altında olmadan aklıselim bir şekilde doğru kararı vereceklerine inanıyoruz. Birleşmiş Milletler barış gücüne bundan sonrada katkılarımız devam edecektir. Bu barış gücü için bizimde askerlerimiz var. Lübnan geçmişte çok acılar çekti. Suriye’deki durumdan dolayı çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapıyor. Lübnan’ın başka sorunlara ihtiyacı yoktur. Var olan sorunlara hep birlikte katkı sağlamamız gerekiyor. Bu konuda Türkiye’nin tavrı çok nettir” ifadelerini kullandı.

    Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, Lübnanlı bir gazetecinin “Türkiye Lübnan’ın yanında yer almaktadır ancak aksi yönde herhangi bir gelişme söz konusu olursa, tırmanma meydana gelirse Türkiye’nin tutumu ne olur?” sorusuna şu cevabı verdi:

    “Bu konunun daha fazla tırmanmaya yol açmadan çözülmesini arzu ediyoruz. Bu konuda bazı temaslarımız oldu. Biran önce Hariri’nin Lübnan’a dönerek kendi içlerinde istişare yaparak bu sorunun çözülmesini arzu ediyoruz. Türkiye, Lübnan halkının kardeşidir. Bu konuda her türlü olumlu katkı yapmaya hazırız. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Zirve Dönem Başkanlığını yürütmektedir. Bu bakımdan da önemli bir sorumluluğumuz var. Bizden istenen her türlü yapıcı katkıyı yapmaya hazırız.”

    Soçi öncesi 3 ülkenin dışişleri bakanı Antalya’da bir araya gelecek

    Soçi’de yapılacak olan zirveyle ilgili bilgi veren Çavuşoğlu, “Özellikle Halep sonrasında Rusya ile ikili başlattığımız sürece İran’ı da dahil ettik ve Astana süreci başladı. Astana sürecinden bu yana Suriye konusunda önemli gelişmeler oldu. Ateşkes konusunda çatışmasızlık bölgelerinin ve gerginliği azaltıcı bölgelerin oluşması bakımından da çok önemli neticeler elde ettik. Sahada da ateşkes büyük oranda tesis edildi. Kalıcı bir siyasi çözüm olmadan bugüne kadar ki kazanımlar ne kadar devam ettirilebilir? Bundan sonraki süreçte siyasi çözüme daha fazla odaklanmamız gerekiyor. Soçi’de 22 Kasım’da üçlü zirve gerçekleştirilecek. Bu toplantıdan önce üst düzey bürokratlarımız bir araya gelecek. Haftasonu üç ülkenin dışişleri bakanları olarak Antalya’da bir araya geleceğiz. Burada, önce bugüne kadar ne yaptık ve hangi noktaya geldik bunları değerlendireceğiz ve bundan sonra hangi adımları atabiliriz, Suriye’de istikrarı ve barışı nasıl geri getirebiliriz, Astana ile Cenevre’yi nasıl entegre edebiliriz. Tüm bu konuları değerlendirme fırsatımız olacak. Burada liderlerin vardığı mutabakat çerçevesinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

  • Türkiye İş Ahlakı Zirvesi gerçekleşti

    Türkiye İş Ahlakı Zirvesi, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    İGİAD tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde 2’nci kez düzenlenen zirvede iş adamları, iş görenler, akademisyen ve bürokratlar tarafından üretimde iş ahlakının mevcut durumu ve yapılması gerekenler konuşuldu. Zirveye; Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, ORKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cengiz Ceylan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz ve İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer konuşmacı olarak katıldı.

    Program, zirvenin düzenleme komitesi başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş ve İGİAD Başkanı Ayhan Karahan’ın açılış konuşmaları ile başladı. Erdoğmuş, ahlak söz konusu olduğunda işe herkesin kendinden başlaması gerektiğini ve sorunu, kimsenin kendi sorumluluk alanının dışına öteleyemeyeceğini belirtti.

    Açılışta konuşan İGİAD Başkanı Karahan, ’’İnsan, ancak üretim yapmakla kendini geliştirebilir. Kendi eylemlerimiz ve tercihlerimizle kendi yolumuzu çizeriz, kendi hayatımızı inşa ederiz. İhtiyaçlarımızı karşılamak, sorunlarımızı çözmek, insani ve onurlu bir hayat inşa etmek, ancak insanın iş ahlakına uygun üretici eylemleriyle mümkündür. Lübnanlı şair Halil Cibran’ın da ifade ettiği gibi, ’’Alın yazımızı sadece alın terimizle silebiliriz’’. İnsan için ancak emeğinin karşılığı vardır. Üretim insan sağlığına hijyene çevreye duyarlı olmayı gerektirmekle birlikte emeğe de duyarlı olmalıdır. Ürüne kalite ve kullanım etiketi takıyoruz ama vicdan etiketi takabiliyor muyuz? Bu soruya hep birlikte cevap vermemiz gerekir. Üretim ürünün üzerine emekçinin, tedarikçinin gözyaşı damlayarak ve bedduası alınarak yapılmamalı gönül rızasıyla, sevgisiyle, duasıyla yapılmalıdır. İGİAD üreticilere ’Bu ürün emeğin hakkı ödenerek üretilmiştir’ etiketinin takılmasını önermektedir’’ diye konuştu.

    Zirvenin açılış konuşmasını yapan Başbakan Yardımcısı Işık, dijitalleşmeyle birlikte üretim alanlarının da değiştiğini anlatarak, yeni dönemde bu alanda en vazgeçilmez unsurun ’nitelikli insan’ olduğunu dile getirdi.

    Işık, Türkiye’de eğitimle ilgili her zaman tartışma olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: “Şu hiç tartışılmıyor, ’Acaba biz eğitimi bir bilgi transfer mekanizması olarak mı görüyoruz yoksa iyi insan yetiştirmek için bir araç olarak mı görüyoruz?’ Yani çok bilen insan mı, çok iyi insan mı istiyoruz? Türkiye’de bu konular üzerinde maalesef tartışma çok az. Bu çağ öyle bir çağ ki eğer ahlaki, etik ve insani değerler olmazsa dünyanın hızlı bir yok oluşa gitmemesi mümkün değil. Bu çağ öyle bir çağ ki ellerimizde oluşturduğumuz canavarların sadece bizi değil, dünyayı yok etme isteğinin en yüksek olduğu çağ’’.

    ’’İyi insanlar yetiştirmeliyiz’’

    Şu anda “Acaba nükleer silahlar mı yoksa yapay zeka mı daha tehlikeli?” tartışmalarının yapıldığını anlatan Işık, “Gerçekten çok doğru. Pek çok uzman önümüzdeki birkaç yıl içinde ’Evet yapay zeka insanlık için daha çok tehlike arz ediyor’ diyecektir. Şu anda da bunu diyenler var. Siz o yapay zekayı oluşturan insan kaynağını etik değerlere sahip şekilde yetiştirmezseniz, insandan bağımsız ve insanın kontrol edemeyeceği bir dünyayı yok edecek canlıların öne çıkmasını engelleyemezsiniz” diye konuştu.

    “Değerler eğitimine bağlı nitelikli insanlar yetiştirmeliyiz”

    Şu anda Türkiye’deki eğitim sisteminde en fazla önemsenmesi gereken alanın, ’değerler eğitimi’ olduğunun altını çizen Işık, her şeye rağmen bu alanda alınması gereken çok yol olduğunu ve bunun mutlaka ülkenin birinci meselesi olması gerektiğini kaydetti. Işık, çalışanların iş yerini kendisinin gibi görmesi ve iş verenin de adil olmasının günümüzde iş ahlakı ve başarı açısından birinci derecede önemli olduğunu vurguladı.

    Şeref Oğuz’un moderatörlüğünde ORKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılımıyla ’İşveren ve işçi açısından üretimde iş ahlakı’ başlıklı oturum düzenlendi. İş ahlakı, strateji metinlerine girmeli İş ahlakının tam olarak tanımlanması gerektiğine dikkat çeken Orakçıoğlu, bu kapsamda stratejik bir yol haritasının çıkarılması gerektiğini kaydetti.

    Orakçıoğlu, “Üretimde kalite standartları belirliyken üreten işçiler için bir sosyal hak standardı yok. Sosyal hakların standardize edilmesi için elbirliğiyle çalışmalıyız. İş ahlakı, strateji metinlerine girmeli” diye konuştu.

    Mahmut Arslan da iş ahlakı tanımlarının Batı’dan alındığını belirterek, ’’Oysa ki Batı’nın zihni küresel kapitalizm üzerine kuruludur. Biz bunun üzerinden gitmek yerine, köklü geleneklerimize sahip çıkıp, kendi kültür ve değerlerimi üzerinden işçi ve işveren için yeni bir model oluşturabiliriz” dedi.

    Arslan, tüm İslam dünyasındaki bakışın böyle olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Önce zihinlerimizi işgal ettiler. Bu kalıpları kırıp dayatılan kapitalist dünyaya karşı, ’Bir dakika. Bizim dünyamız var. Yeni dünyayı inşa edeceğiz.’ diyorsak umutlu olmalıyız. O kadar uzaklaşma, yozlaşma var ki bunun sınırını da kimse koyamıyor. Ritüellerimiz, ibadetlerimiz yerinde. Hacca, umreye gidenlerin sayısı artıyor. Zekatlar veriliyor. Bunlara bakınca işler güzele doğru gidiyor ancak zihin dünyamız kayboluyor. Bundan dolayı iş ahlakını konuşurken bunları da ele almamız gerekiyor. Kendi medeniyetimizden yola çıkarak, işçi ve işverenler birlikte bir model oluşturabiliriz’’.

    Zirvenin öğleden sonraki ’İş ahlakı açısından büyüme ve inovasyon’ başlıklı oturumunun moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cengiz Ceylan yaptı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak’ın katıldığı oturumda, işveren ve işçinin ortak ahlaki değerlerde buluşabileceği belirtildi.

    İş ahlakı, iş dünyasındaki davranışları yönlendiren etik kulların toplamı diyen Nail Olpak, büyümenin önündeki engeli aşacak etik kuralların sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Mevcut yasalarda işvereni haksız gören bir yaklaşımın olduğunu belirten Olpak, “Kamunun işçi ve işveren nezdinde adil yaklaşması gerekir. Kamuda iş barışı sağlanırsa iş ahlakı da gelişir’’ dedi.

    Zirvenin kapanış konuşmasını yapan Ömer Dinçer ise ahlaka vurgu yaptı. Ahlakın sadece dindarların değil, herkesin uyması gereken davranış kodları olduğunu belirten Dinçer, ahlakın dinle sınırlanmaması gerektiğini, ahlakın dinin de üzerinde olduğunu savundu. Dinçer, konuşmalarına şöyle devam etti: ’’Bireysel tutum ile toplumsal davranış arasında uyum sağlanmaması halinde ’ahlâki yarılma’ tehlikesine dikkat etmemiz gerekiyor. Ahlak; insanın zihninde başlar. Üretimin sürdürülebilir olması için de iş ahlakının toplumun pratiğinde olması gerekir. Sosyal genlerimiz, bugün Batı’nın dilinde ’etik değerlere’ dönüşen ahlaki kodlarımızı taşıyor. Maharet; kendi hazinemizi Batı’dan dilenmemek ve bu kültür coğrafyasında iş ahlakını yeniden yüceltmek, beşikten mezara dek bize eşlik eden kavram haline getirmektir’’.

    Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilmesi hedeflenen zirve ile iş ahlakının kurumlarda yaygınlaştırılması için işveren, çalışan ve devlete düşen sorumluluklar tartışılıp yeni çözüm yolları bulunmaya çalışılacak. Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 2017 kapanış konuşmasının ardından aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

  • Van’da ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesi

    Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, DAKA aracılığıyla Van’a önemli yatırımlar yapıldığını ve bunun en somut örneğinin ise Tekstilkent olduğunu belirterek, “Çoğunluğu bayan olmak üzere bin 200 kişiye iş sağlandı ve bunların hepsi genç nüfustan oluşuyor” dedi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği tarafından Van Valiliği himayelerinde Elite World Van Hotel’de dün başlayan 1. Van Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler Zirvesi, bugün de değişik oturumlarla devam etti. Zirvede bir konuşma yapan DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak birçok alanda faaliyet gösterdiklerini belirterek, özellikle Van özelinde yoğunlaştıkları 4 alanın öne çıktığını söyledi. Güray, “Turizm, tarım ve hayvancılık, madencilik ve yenilenebilir enerji alanında yüksek yatırım potansiyeline sahibiz. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak yıllık planlarımızı hazırlıyoruz. Uzun vadeli bölge planlarımızı hazırlıyoruz. Kalkınma ajanslarının kuruluş mantığı, yerelde uygulanacak politikaların yerelden hazırlanmasıdır. Kendi bölgemizde yatırım ve üretim altyapısının iyileştirilmesine dönük bazı faaliyetlerimiz oldu. Van’ın Urartu medeniyetindeki adı Tuşba, güneşin başkenti demektir. Yıllık 3 bin 68 saatlik güneşlenme süresi ve bin 635 kW (kilowatt) saat ışınım değere sahiptir. Bu da güneş enerjisinden elektrik üretimine dönük santraller açısından oldukça kârlı yatırım anlamına geliyor” dedi.

    “Türkiye’de en çok pay alan ikinci il Van oldu”

    Van’ın güneş enerjisi potansiyeli hakkında bir farkındalık oluşturmak amacıyla ilk olarak 2009 yılında Akdamar Adası’nda kilisenin aydınlatmasını sağlayacak küçük bir güneş enerjisi paneli kurduklarını hatırlatan Güray, “Bununla ilgili sempozyumlar düzenledik. 2012 yılında yenilebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının özendirmesine yönelik mali destek programı ile destekledik. Bunu müteakip 2013 yılında 6094 sayılı Kanun’la Türkiye geneli toplam 600 MW’lık lisans ihalesi yapıldı. Bunun 77 MW’lık oranı ise Van’a ayrıldı. Türkiye’de en çok pay alan ikinci il Van oldu” diye konuştu.

    2015 yılında fizibilite raporu hazırladıklarını da hatırlatan Güray, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Güneş enerjisi yatırımları için güneş enerjisi ihtisas endüstri bölgesi kurulması amacıyla 2015 yılında Van Valiliği ile birlikte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına müracaat ettik. Geçen hafta yapmış olduğumuz takipte, dosyamızın Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğüne gittiğini öğrendik. Konya’daki uygulamadan sonra gündeme alınması için en sıcak bakılan ilk 5 il arasında Van var.”

    OSB için 2 MW’lık güneş enerjisi santrali projesi

    Van’ın özel sektör yatımlarına oldukça müsait bir alan olduğunu söyleyen Güray, “Yatırım altyapısının iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerimiz yereldeki paydaşlarla devam ediyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile birlikte Van Organize Sanayi Bölgesi adına 2 MW’lık bir güneş enerjisi santrali kurulumu için IPA kapsamında bir proje hazırladık. Bu kapsamda aylık getirisi 150-200 bin lira arasında olan bu proje, Van Organize Sanayi Bölgesindeki tüm problemleri giderecek ölçekte bir projedir. Proje, Avrupa Birliğine sunuldu, ön değerlendirmeyi geçti, şu an değerlendirme aşamasındadır” diye konuştu.

    “Van İŞGEM örnek bir tesis”

    Van Organize Sanayi Bölgesinin tanıtım filmini de çektirdiklerini kaydeden Güray, şöyle devam etti:

    “Yol yapımı için Kalkınma Bakanlığı nezdinde yatırım programına alınması için kaynak arayışındayız. Van İş Geliştirme Merkezi örnek bir tesis. Avrupa Birliğinden 9,3 milyon Euro kaynakla Avrupa standartlarında bir tesis kuruldu ve Van’a kazandırıldı. Mutfak aşamasında da gerekli teknik desteği sağladık. Gerek proje hazırlama aşamasında, gerek ihale teknik şartnamelerinin hazırlamasında, gerekse değerlendirme sürecinde 9 ay boyunca uzman arkadaşlarımız görev yaptılar.”

    “Lojistik merkezi için fizibilite raporu hazırlıyoruz”

    İlgili alanlarda en çok önem verdikleri konunun yereldeki kurumlarla koordinasyon ve işbirliği olduğunu ifade eden Güray, “Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak biz bir alana giriyorsak, mutlaka o alandaki paydaşlarımızı yanımıza veya arkamıza alarak müdahale etmeye çalışıyoruz. Sürekli Van’ın stratejik konumundan bahsediyoruz. Bir lojistik merkez olma potansiyeline sahip bir lokasyondaki ilimiz için şu anda bir fizibilite raporu hazırlatıyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’de lojistik alanının önde gelenleri ile çalışıyoruz. En kısa sürede lojistik merkez fizibilite raporu elimizde olduktan sonra kaynak arayışına gireceğiz” dedi.

    “Bin 200 kişiye iş sağlandı”

    Güray; üretim ve yatırım altyapısının geliştirilmesine yönelik ilgili paydaşlar, odalar, STK’lar ve derneklere yönelik teknik destek faaliyetleri kapsamında ilgili eğitimleri finanse ettiklerini belirterek, “Cazibe Merkezi Destekleme Programı kapsamında 11 il seçildi. Cazibe Merkezleri Programı kapsamında en son açıklanan 23 il ile karıştırmayalım. Bahsetmiş olduğum proje daha önceki projedir. Van bu cazibe merkezleri içindedir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından Van’a önemli yatırımlar yapıldı. Bunun en somut örneği ise Tekstilkent’tir. Tekstilkent projemiz 2013 yılında başladı. Kurubaş mevkiinde yapılıyor, şu an tamamlanmak üzeredir. Orada şu anda 32 tane farklı büyüklükte bina inşa ettik. Firmaların ihtiyacına göre tesis ettik. Şu anda 14 tane firmaya tahsis edildi. Kısa sürede üretime geçtikten sonra çoğunluğu bayan olmak üzere bin 200 kişiye iş sağlandı ve bunların hepsi genç nüfustan oluşuyor. Kurulum aşamasındaki işletmelerin faaliyete geçmesi ile birlikte bu rakamın 2 bin 500 ile 3 bin civarlarına ulaşmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Zirve, daha sonra değişik oturumlarla son buldu.

  • Van’da ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesi

    VAN (İHA) – Van Valisi Murat Zorluoğlu, 2017 yılında İran’dan Van’a 400 bin turistin geldiğini belirterek, terör hadiselerinin son bulması ve Kapıköy Sınır Kapısı’ndaki gümrük binalarının hizmete girmesiyle gelen turist sayısında büyük artış olacağını söyledi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği tarafından Van Valiliği himayelerinde Elite World Van Hotel’de iki gün sürecek olan ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesine Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Murat Zorluoğlu, AK Parti Van milletvekilleri Beşir Atalay ve Burhan Kayatürk, Başbakan Başdanışmanı Adnan İnanç, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, ilçe kaymakamları ve belediye başkanları, köşe yazarları, iş adamları, sanayiciler, akademisyenler, STK temsilcileri, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı.

    Zirvede; deprem sonrası şehircilik alanında Van’da yapılan çalışmalarla Van ekonomisinin gelişmesi ile ilgili neler yapılacağı konuları ele alındı. Uluslararası Altın Kentler Derneği Başkanı Cenap Tuncer’in açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan AK Parti Van Milletvekili Beşir Atalay, 23 Ekim ve 9 Kasım depremlerinde hayatını kaybedenleri andı. Tabii afetlerde olanca tedbirlerin insanoğlu tarafından alınması gerektiğine vurgu yapan Atalay, “Hükümetimiz, devletimiz bütün kademeler çok önemli çalışmalar yapıyor. Marmara ve Van depreminden sonra ülkemizde deprem duyarlılığı arttı. Kurumlarımız daha iyi organize oldular. Devletin bu konuda hassasiyeti ve yerel yönetimlerin bu konudaki çalışmaları arttı. Bize düşende bu görevleri iyi yapmaktır” dedi.

    “İki önemli konuyu yeniden organize ettik”

    Van depremleri sonrasında yapılan çalışmaları anımsatan Atalay, iki önemli konuyu yeniden organize ettiklerine dikkat çekerek, “Birincisi bütün Bakanlar Kurulu depremde görev alıyor. Biz buna sıfır nokta diyoruz. Bir afet olduğunda, düğmeye basıldığında sıfır nokta. Hangi bakanlık, hangi kurum, hangi işi yapacak o bellidir. Herkes görevini biliyor. Onları çağırıp toplantı yapmaya gerek yok. Şu anda mevzuatımız böyle. İkincisi ise malzeme. İhtiyaç olan malzemelerin stokunu yeniden planladık” ifadelerini kullandı.

    AK Parti’nin işini ciddi yaptığını dile getiren Atalay, “AK Partililerin özelliği, söz verdiyse yerine getirir, yapamayacağını da vaat etmez” diye konuştu.

    Van Valisi Murat Zorluoğlu ise yerel kalkınma zirvesinin şehrin ekonomisine büyük zarar veren ve 644 vatandaşın hayatını kaybetmesine, birçoğunun da yaralanmasına sebep olan 2011 depreminin yıldönümünde düzenlenmesinin anlamlı olduğunu belirterek, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi. 2017 yılında İran’dan Van’a 400 bin turistin geldiğini belirterek, terör hadiselerinin son bulması ve Kapıköy Sınır Kapısındaki gümrük binalarının hizmete girmesiyle İran’dan gelen turist sayısında büyük artış olacağını söyledi. Vali Zorluoğlu, “Yerelleşme eğilimi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yanı sıra yerel sivil kuruluşların etkinliğinin artırılması, yerel medyanın desteklenmesi, yerel girişimcilerin önünün açılması, halkın yönetime daha etkin katılımının sağlanmasını da içermektedir. Yerelleşme süreci aynı zamanda kalkınma anlayışının ulusal kalkınmadan bölgesel ve yerel kalkınmaya doğru evrilmesine de zemin hazırlamıştır ki toplantımızın ana konusu da budur. Yerel kalkınma anlayışı, yerel dinamiklerin harekete geçirilerek, bölgelerin ya da şehirlerin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak gelişimini sağlamayı hedeflemektedir. Burada tabii yerel yönetimlerin, ülkemiz bakımından da valilikler ve belediyelerin çok hayati sorumlulukları, rolleri olduğuna inanıyorum. Bu kapsamda, yerel aktörler arasında işbirliği ortamının sağlanması, yerel girişimcilerin kapasitelerinin geliştirilmesi, işgücünün geliştirilerek kalitesinin artırılması, girişimlerin yerel yönetimler tarafından sahiplenilmesi ve girişimcilerin cesaretlendirilmesi, kent planlarının yerel kalkınma anlayışına göre yeniden ele alınması, şehrin ekonomik durum analizinin yapılarak faaliyetlerin bu bilgiler ışığında yürütülmesi, yatırımcılar için gerekli altyapı eksikliklerinin giderilmesi, yerel yönetimlerin yerel kalkınmada en önemli sorumlulukları olarak öne çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “İranlı sayısı 400 bine yaklaşmıştır”

    Devletin teşvik sisteminde en avantajlı bölgede yer aldıklarını dile getiren Zorluoğlu, “300 kilometrelik sınıra sahip olduğumuz komşumuz İran’a ayrı bir parantez açmak isterim. Bu yıl Ekim 15’e kadar ilimizi turizm ve ticaret maksatlı ziyaret eden İranlı sayısı 400 bine yaklaşmıştır. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse 2 kat artışı ifade ediyor. Terör hadiselerinin minimize edilmesi ve yapımı devam eden yeni Kapıköy Sınır Kapısı kompleksinin önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde tamamlanmasıyla birlikte gerek yurt içi gerekse özellikle İranlı turist sayısında önemli artışlar olacağını değerlendiriyoruz. Bu yıl otellerimiz tam kapasite ve doluluk oranıyla çalıştı. Hatta öyle zamanlar oldu ki; kamu misafirhanelerini, hatta okullarımızın pansiyonlarını da yabancı misafirlerimizin kullanımına açtık” şeklinde konuştu.

    Van ekonomisine katkı sunacak adımları atmaya devam edeceklerini aktaran AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk de, Van’ın önemli bir sağlık ve turizm kenti olması için çaba gösterdiklerini söyledi. Uluslararası toplantıların Van’da yapılması için çalıştıklarını aktaran Kayatürk, “10-12 Kasım’da Helsinki Forumu’nu burada yapacağız. Peşinden dönem başkanlığını bizim yaptığımız Asya Parlamenter Assamblesi’nin ilk toplantısını İstanbul’da, ikinci toplantısını da gelecek yıl mayıs veya nisanda Van’da yapacağız. Van muhteşem hüviyetine kavuşuyor” ifadelerine yer verdi.

    “Üniversiteler olmadan yerel kalkınma mümkün değil”

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal da, el ele vererek Van’ı kalkındıracaklarını belirterek, “Üniversite olarak ciddi altyapı sahibiz. Üniversiteler olmadan yerel kalkınma mümkün değil. Yerel kalkınmayı el birliğiyle beraber gerçekleştireceğiz. Lütfen bizim kapımızı aşındırın” diye konuştu.

    “Van, dünyanın en kadim yerleşim alanlarından biridir”

    Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nejdet Takva ise Van’ın bundan yıllar önce iki yıkıcı deprem yaşadığını ve bu depremlerde 644 insanı kaybettiğini hatırlatarak, her iki depremde 30 bin konutun ve 7 bin iş yerinin yıkıldığını söyledi. Depremin mali kaybının yaklaşık 50 milyar TL civarında olduğunu ifade eden Takva, “Van; Orta Asya, Ortadoğu, Kafkaslara en yakın şehirlerden birisi. 500 kilometrelik bir çember içerisinde 125 milyon insana ve 5 ülkeye erişimi olan önemli bir şehir. Daha İstanbul ve Ankara başkent değilken, önemli bir medeniyete başkent olmuş, dünyanın en kadim yerleşim alanlarından biridir. İstesek de, istemesek de bu böyledir. Ortalama 50 yılda bir yıkıcı depremlerin yaşanmasına rağmen her zaman insanların artarak yerleştiği, muhteşem bir yerleşke ve yaşam alanıdır. Su ülkesi, güneşin başkentidir” dedi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği Başkanı Cenap Tuncer tarafından konuşmacılara birer plaketin sunulmasının ardından zirve, protokolün Van Sesi Gazetesi’nin 80. yılı nedeniyle hazırlanan pastayı kesmesi ile devam etti.

    İki gün sürecek zirvede, “Van Ekonomisinde Gelişmeler, Beklentiler ve Yerel Kalkınma”, “Van’ın Ekonomik ve Sosyal Kalkınmasında Yerel Medyanın Önemi”, “Van Ekonomisinin Gelişmesinde İş Dünyası ve Yatırım Fırsatları”, “Van’ın Marka Kent Olmasında Eğitim ve Tanıtım”, “Kapıköy Sınır Kapısının Dış Ticaret ve Turizme Katkısı”, “Yerel Kalkınma ve Belediyecilik”, “Yerel Kalkınmada Devlet Desteği ve Teşvikler”, “Van İçin Sektörel Gelişme Stratejileri” başlıklı paneller gerçekleştirilecek.