Etiket: Zika

  • “Zika Virüsü Türkiye İçin Tehdit Oluşturmuyor”

    Amerika Kıtası’nda etkili olan ve kısa sürede Avrupa’ya sıçrayan Zika virüsü birçok ülkede korku saçmaya başladı. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Aslan, hastalığın Türkiye için bir risk oluşturmadığını açıkladı.

    Zika virüsünün görülebileceği yerler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Turan Aslan, “İnsanlara enfekte (mikroplu) ’Aedes’ türü (Aedes aegypti) sivrisineklerin sokması sonucu bulaşır. Tropikal bölgelerde aynı cins sivrisinek başka virüslerin de taşıyabilmektedir. Zika virüsün uygun koşulların oluştuğu, Orta-Batı Afrika, Orta-Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ve Pasifik’te bulunduğu bilinmektedir” dedi.

    Virüsün belirtilerini anlatan Prof. Dr. Turan Aslan, “Sivrisineğin sokmasını takiben, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süre kesin değildir, ancak birkaç gün ile bir iki hafta arasında değiştiği kabul edilir. Belirtiler orta şiddette ateş (38 derece), ciltte döküntü, küçük eklemlerde ve adalelerde ağrı, gözde kızarıklık-konjunktivit, genel kırgınlık hali ve baş ağrısı olarak özetlenebilir. Riskli kişilerde en az ikisi varsa hastalık düşünülebilir. Normal koşullarda belirtiler yaklaşık bir haftada sonlanır” diye konuştu.

    Hamilelerde bebeğin anne karnında iken kaybedilmesine ya da mikrosefali denilen doğumsal anomalili bebeklerin doğmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, buna karşın Türkiye’de riskin son derece az olduğuna dikkat çekti. Ülkemizdeki koşulların böyle bir salgının gerçekleşmesi için elverişli olmadığını söyleyen Prof. Dr. Turan Aslan, “Türkiye’nin şartları, sahip olduğu coğrafya hastalığın yayılmasını sağlayan özel bir cins sivrisineklerin yaşamasına uygun değil. Dolayısıyla ülkemiz için şu anda böyle bir risk söz konusu değil. Ancak Güney bölgelerimizde uygunsuz yaşam koşullarının oluşması halinde hastalık olabilir. Fakat içinde bulunduğumuz dönem içerisinde böyle bir şey pek söz konusu değil. Ancak, hastalığın bulunduğu bölgelere seyahat edip ülkemize dönen tek tük vakaların olabileceği ihtimaldir” dedi.

    “KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ VAR”

    Salgının yayılma sebeplerine değinen Prof. Dr. Turan Aslan, “Neden yayıldığı konusunda tartışmalar sürüyor. Burada yayılımın hızlı olması, küresel bir iklim değişikliğinin olması, sivrisineklerin yaşayabileceği uygun ortamların meydana gelmesi nedeniyle yani bataklıkların, kurutulamayan su alanlarının olması söz konusu. Uygun ortamların iklim değişiklikleriyle artması sonucu sivrisinek sayısında kontrol edilemez bir artış olduğu görülüyor” açıklamalarında bulundu.

    “HAMİLELER DIŞINDA RİSK FAKTÖRÜ TAŞIYAN GRUP YOK”

    Hastalığın bulaşma ihtimallerine de değinen Prof. Dr. Aslan, “Normal kişiler için bu hastalığın riski söz konusu değil, orta şiddetli bir virüs hastalığıdır. Sadece hamile bayanlar için riskli. Onun dışında diğer kişilerde bağışıklık geliştirerek normal sürecini tamamlayıp geçiyor. Spesifik bir tedavisi yok diyoruz ama bu tür hastalıklarda destek tedavisi dediğimiz önlemleri uygulamaya geçiririz. Yani çokça istirahat edilmeli, bol sıvı alınmalı, sindirimi kolay gıdalarla beslenilmeli, şiddetli olduğunda ağrı-kesici ve ateş-düşürücüler kullanılabilir ve hastalığın normal sürecini tamamlaması beklenmelidir. Yakınmalar dayanılmaz olursa mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Halen özgün bir tedavisi ya da korunmak için aşısı mevcut değildir” diye konuştu.

    ENDEMİK BÖLGELERE SEYAHAT EDECEKLER NE YAPMALI?

    Virüsün görüldüğü bölgelere seyahat edecek kişilere korunma tavsiyelerinde bulunan Prof. Dr. Aslan, “Virüsün bulunduğu ülkelere seyahat halinde sivrisineklerden korunmak için böcek kovucular ve cibinlikler kullanarak korunmaya çalışmak yanı sıra, olabildiğince kapalı elbiseler giyilmelidir. Böyle bir seyahatten dönüldüğünde hastalığın özgün belirtilerinden en az ikisi görülürse doktora müracaat edip tanıyı kesinleştirmek lazım. Teşhis için rutinde kullanılan bir tanı aracımız yoktur. Ancak araştırma laboratuvarlarında özel testler uygulanarak kesin tanıya gidilebilir. Kişi hamile değilse hastalığın korkulacak bir tarafı söz konusu değil. Normal şartlarda ölüme yol açmayan viral bir hastalık olarak değerlendirmek uygundur. Panik yapılacak durum söz konusu değildir. İnsandan insana bulaşma yok, virüsü taşıyan özel bir sivrisinek türünün sokması ile bulaşabilir” ifadelerini kullandı.

  • Yeni Tehdit Zika Virüsü

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Nafiz Karagözoğlu, zika virüs enfeksiyonunun son 1 yıldır Brezilya’dan Amerika Kıtası’na yayılan bir enfeksiyon olduğunu ve insan sağlığını tehdit ettiğini belirtti.

    Zika virüsünün ilk kez 1947 yılında tanımlandığını kaydeden Dr. M. Nafiz Karagözoğlu, “Bulunduğu bölge Afrika Kıtası’ndaki Uganda’da ki Zika ormanları idi. Bu virüs Resus maymunundan elde edildi. Bir çeşit sivrisinekle bulaşıyordu. Daha sonra gündemden kayboldu. 2007 Nisan ayında Pasifik Okyanusu’ndaki Yap Adalarını ziyaret edenlerde yeniden tespit edildi. Brezilya’da salgın şeklinde ilk kez 2015 yılının Mayıs ayında görülen zika virüsü enfeksiyonu gittikçe yayıldı. Zika virüsünü taşıyan sivrisinek türü olan Aedes cinsi sivrisineklerin ise Kanada ve Şili hariç Amerika Kıtası’ndaki tüm ülkelerde görüldüğü bilgisi elimizde mevcut” diye konuştu.

    Hepatit, AIDS, grip hastalıklarını da virüs dediğimiz mikroorganizmaların yaptığını belirten Dr. Karagözoğlu, “Zika virüs dediğimiz virüslerde eklembacaklılar olarak bilinen sivrisineklerle insanlara ve diğer canlılara bulaştırılırlar. Arbo virüs ailesindeki flavi virüsler tarafından hastalık oluşturulur. Aynı sıtma gibi yani. Bu yüzden zika virüs yeni sıtma mı sorusu dünya kamuoyunu meraklandırıyor” dedi.

    “GRİP ZANNEDİLEBİLİR”

    “Ani başlayan ateş olur. Üşüme, titreme, terleme eşlik edebilir. Döküntü meydana gelir. Yaygın eklem ağrıları, halsizlik ortaya çıkar. Göz kızarıklığı, gözde batma, yanma gibi konjoktivit belirtileri olur. Döküntü şikayeti dışında grip hastalığı şikayetlerini neredeyse aynı olduğundan gerek hastalar, gerekse doktorlar tarafından grip zannedilebilir” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Nafiz Karagözoğlu, bu tip şikâyetleri olan kişilerin hastane veya doktor başvurunda gecikmelerinin doğru olmadığını, hastalıktan şüphelenebilmek için hastaların her türlü seyahat bilgisini, seyahat edenlerle temas bilgisini tam ve doğru vermeleri gerektiğini ifade etti.

    Dr. Karagözoğlu, “Şikâyetler yaklaşık olarak 4-7 gün sürer. Döküntü karakteri makülo papüler dediğimiz bazı alanlarda düz, bazı alanlarda deriden kabarık yaygın kızarıklıklar şeklinde olur. Bu nedenle döküntüye dikkat etmek gerekir. Baş ağrısı ve yaygın kas ağrıları olur. Bunlarla birlikte ishal de meydana gelebilir” dedi.

    “GEBELER İÇİN RİSK BÜYÜK”

    “Zika virüsü, özellikle gebe kadınlara bulaşırsa sakat doğumlara neden olabiliyor” diyerek uyarılarına devam eden Dr. Karagözoğlu, “Bebeklerde beyin yapısı bozulabiliyor. Mikrosefali dediğimiz anatomik olarak küçük kafatası söz konusu olabiliyor. Bu yapısal bozukluk ise ilerde düzelebilecek bir hastalık değil. Bu nedenle tedbirler doğmamış çocukları bile direkt etkiliyor” diye konuştu.

    “TEDAVİ EDİCİ ÖZEL BİR İLACI YOK”

    Zika virüsü için özel bir tedavi edici ilaç olmadığını söyleyen Dr. Karagözoğlu, “Hedef beden ihtiyaçlarını sağlamak, enfeksiyonla mücadelesine destek vermek ve şikâyetleri kontrol etmeye çalışmaktır. Enfeksiyon sonrası eklenebilecek enfeksiyonlardan korunmak oldukça önemlidir. Beslenmenin devamı, ağrı kesiciler, göz şikâyetlerine yönelik destekleyici tedaviler ve doktor takibi faydalı olacaktır. Önemli olan sivrisineklerin çoğalmasını ve yayılmasını engellemek gerekir. Sulu tarım yapılan yerlerde kontrol oldukça zor olabilir. Su birikintileri, su dolu kaplar, kovalar, çukurlar gibi sivrisineklerin yumurtalarını bırakacağı bölgeleri ortadan kaldırmak gerekir. İlkbahar ve yaz mevsimi bu nedenle hastalığın yayılma hızını arttırabilir” şeklinde konuştu.