Etiket: Zemin

  • Murat Ersoy: “BB Erzurumspor maçında zemin futbola hazır halde olacak”

    Murat Ersoy: “BB Erzurumspor maçında zemin futbola hazır halde olacak”

    Galatasaray Stat İşletme Direktörü Murat Ersoy, Kasımpaşa maçında stat zeminin kötü olmasından dolayı özür dileyerek, ilk iç saha maçı olan BB Erzurumspor mücadelesinde zeminin futbola hazır hale geleceğini söyledi.

    Galatasaray Stat İşletme Direktörü Murat Ersoy, Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Stadyumu’nun zemin durumu hakkında GS TV aracılığıyla bilgilendirme yaptı. Süper Lig’de oynanan Kasımpaşa maçında yoğun yağıştan ötürü etkilenen stat konusunda konuşan Murat Ersoy, “Sözlerime bir özür ile başlamak zorundayım. Dün akşam Galatasaray’ın, böyle bir zeminde maçı tamamlaması bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değil. Bunun için tüm Galatasaray camiasından özür diliyoruz. Biz de herkes gibi meteoroloji raporlarını takip ederek maç hazırlıklarına başladık. Kar yağışının geleceğini biliyorduk. Bu sebeple kar yağışının zemini etkilememesi için cuma günü akşamından sahanın üzerini kapattık. Maç sabahı 7.00’de gelerek stadyumu hazırlama işlemlerine başladık. Sabah 07.00 itibariyle örtüyü kaldırdığımızda gayet güzel ve yeşil bir zemin vardı. Takdir edersiniz ki bir futbol sahası 7168 metrekaredir. Üzerine serdiğimiz branda yaklaşık 7200 metrekare civarında. Bunun üzerinde biriken kar eriyip su haline geliyor. Bunları temizlemek belirli bir zaman alıyor. Bu operasyon yaklaşık 4-5 saat kadar sürüyor” diye konuştu.

    “Sahanın olumsuz etkilenmesiyle hiç arzu etmediğimiz görüntüler ortaya çıktı”

    Kasımpaşa maçının saat 16.00’ya alındığı için sabah 07.00’de çalışmalarına başladıklarını aktaran Ersoy, “Tüm gün boyunca devam eden yağış, maçın oynamasını engellemeyecek şekilde gelişti. Hakemler yaptıkları kontrollerde de aslında maçın oynanmasına engel teşkil edecek herhangi bir durum olmadığını söylemişlerdi. Daha sonrasında maçı oynanması için gereken hazırlıklara devam ettik. 47 metre yukarıda, çatıda biriken karların temizlenmesi işlemini gerçekleştirdik. Bunun görüntüleri de elimizde var. Maç oynanırken buradaki karlar düşse ciddi sonuçlara yol açabilirdi. Onları da maç öncesinde düşürdük. Düşen karlar da sahada olumsuz bir iz bıraktı. Gün boyunca yağan yağış sahayı yumuşattı. Yağışla birlikte saha çok olumsuz anlamda etkilendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi verilerine göre ortalama İstanbul’da 15-55 santimetre arasında kar tespit edildi. 15 santimetrelik bir yağışı ele aldığımızda bu ortalama saatte 100-150 kilogram arası bir yağışa denk geliyor. Çok ciddi bir yağış. Değişik bir yağış tipiydi. Bunları hiçbiri bahane değil elbette. Sadece ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Bir özür borcumuz var. Sahanın olumsuz etkilenmesiyle hiç arzu etmediğimiz görüntüler ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

    “Maç saatine yetişmemiz ve kontrollere hazır olması için brandayı erken açmamız gerekiyordu”

    Zemini koruyan brandanın erken açıldığı eleştirilerine cevap veren Murat Ersoy, “Maç saatine yetişmemiz ve kontrollere hazır olması için brandayı erken açmamız gerekiyordu. 07.00’de başladık. 10.00’da kaldırdığımızda saha çizgilerini de yetiştiremeyebilirdik veya kaleleri takamayabilirdik. Yapılması gereken bir takım başka hazırlıklar var. O sebepten dolayı brandayı o saatte açtık. 4-5 saat süren bir işlemden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BB Erzurumspor maçında zemin futbola hazır hale olacak”

    Süper Lig’de iç sahada oynanacak ilk maç olan Büyükşehir Belediyesi Erzurumspor maçında zeminin futbola hazır hale geleceğini söyleyen Ersoy, “Dün oynanan maçtan sonra zeminin en çok etkilendiği bölgeyi daha fazla etkilenmemesi adına tekrar kapattık. Yağış iki gün daha devam edecek gibi görünüyor. Yağış bittikten sonra sahayı kurutacağız, temizlik işlemlerini yapacağız ve ondan sonra ekeceğiz. Ayın 27’sinde futbol oynanabilir bir saha olduğunu herkes görecek. Dün akşamki zeminle alakası olmayan, oynanabilir güzel bir futbol zemini göreceğiz. Önümüzdeki sezon için başka planlarımız var. Bununla ilgili yönetimimizle dün akşamki maçtan sonra acil olarak görüştük. Alacakları kararlar doğrultusunda önümüzdeki sezon sahamızda daha ciddi önlemler alacağız. Büyükşehir Belediyesi Erzurumspor maçında futbol oynanabilir bir zemin olduğunu göstereceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Ahmet Ağaoğlu: Zemin çok kötüydü

    Ahmet Ağaoğlu: Zemin çok kötüydü

    Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Yeni Malatyaspor karşısında kötü zemine rağmen galip geldiklerini belirterek, “Zemin çok kötüydü. Her şeyin ötesinde hemen hemen futbolun kalitesinden atılan gol ve alınan 3 puan, tırmanmaya devam ediyoruz” dedi.

    Karşılaşma sonrası stat çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu, “Galibiyet ve 3 puan her zaman iyidir” dedi. Karşılaşmanın oynandığı stadın zeminin kötü olduğunu ifade eden Ağaoğlu, “Yalnız bu sahada futbol oynamak bir şans. Ben sadece kendi takımım adına konuşmuyorum Malatyaspor’da burada top oynuyor. Yeni Malatyaspor için de dezavantaj, kendi sahalarının avantajını gerektiği gibi kullandığını sanmıyorum. Zemin çok kötüydü. Her şeyin ötesinde hemen hemen futbolun kalitesinden atılan gol ve alınan 3 puan, tırmanmaya devam ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Teknik Direktör Abdullah Avcı ile birlikte takımın görüntüsünün ciddi şekilde değiştiğini ve yükselen grafiğinin olduğunu belirten Ağaoğlu, “Elimizdeki mevcut oyuncu kadrosu ile Abdullah Avcı’dan öncesi, Abdullah Avcı’dan sonrası olarak değerlendirmek doğru ve sağlıklı bir bakış açısı olur. Tabi bunun ötesinde devre arasında yaptığımız 3 transferden ikisi çok önemli katkı veriyor. Yunus da eminim ki kısa sürede o fiziki gücü yakalayacak, takıma çok şeyler katacağına inanıyorum. Teknik Direktör Abdullah Avcı, her zaman şunu diyor, Maç seçmiyoruz. Maç maç ilerliyoruz, bir sonraki maça bakacağız. Sezon bittiği zaman nerde olduğumuzu hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Nasıl ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak, sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz. İnsanımızın hak ve hukukunu gözetmede kendilerini hukukun üstünde gören sosyal medya şirketlerinin baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Cezalar kesilmeye başlayınca onlar da kuzu olmaya başladılar. Ödeyeceksin, batıda nasıl ödüyorsan burada da ödeyeceksin” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen bir programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır anneleri ile dijital ortamda verilerin korunması konusuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    “Bu toprakların geleceğinde teröre ve şiddete yer yoktur, olmayacaktır”

    Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır terörle mücadele eden bir ülke olduğunu ancak, örgütün gerçek yüzünü deşifre etme noktasında arzu edilen seviyede olunmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölücü örgüt, askerimizin, polisimizin, öğretmenimizin, din görevlimizin, en çok da Kürt kardeşlerimizin kanını dökerek varlığını sürdürmüştür. Baskı ile tehditle, kandırarak dağa çıkardığı binlerce gencimizin kanından beslenen teröristler, en büyük acıyı çocuklarını örgüte kaptıran analara yaşatmıştır. Kendi evlatlarını Paris’e, Londra’ya, Brüksel’e tatile gönderenler, analarından koparttıkları Kürt çocuklarını Kandil’e, Sincar’a, Suriye’ye ölüme yolladılar. Diyarbakır anneleri evlatlarına kavuşmak için aştıkları bayrakla hem korku duvarlarını yıktılar hem de terör örgütünün kanlı yüzünü ifşa ettiler. Terör örgütü sempatizanlarının kimi iğrenç saldırısına rağmen 500 gündür evlat nöbeti tutan bu cesur anneleri saygıyla selamlıyorum. Ciğerparesine sarılmak isteyen bir ana yüreğini hiçbir tehdit korkutamaz, yıldıramaz, anaları karşısına alan hiçbir yapı ne kadar çirkefleşirse çirkefleşsin hedefine ulaşamaz. Çocuklarını kurtarmak için çırpınan anaların önüne hiçbir set vurulamaz. Çünkü anaların evlatları için döktükleri her damla gözyaşında zalimi sarsan, zulmü deviren bir kuvvet vardır. Kandil’deki terör baronları ve siyasetteki uzantılarının Diyarbakır annelerinin evlat nöbetinden korkmalarının temel sebebi de işte budur. Türkiye teröre, şiddete, gözünü kan ve kin bürümüş katil sürülerine karşı yürüttüğü mücadeleyi anaların da desteği ile zafere taşıyacaktır inşallah, hiç endişeniz olmasın. Bu toprakların geleceğinde teröre ve şiddete yer yoktur, olmayacaktır” diye konuştu.

    Bu süreçte herkese büyük sorumluluklar düştüğünü belirten Erdoğan, “Teröristle mücadele güvenlik kuvvetlerinin, terörle mücadele ise siyaset kurumundan medyaya tüm toplumun görevidir. Ancak bu konuda ülke olarak yıllardır ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Türkiye’de bölücü terörün 40 yıldır bitirilememesinde bir dönem yapılan yanlışlar kadar kimi basın yayın organlarının terörü meşrulaştıran, teröristi masumlaştıran dilinin de payı bulunuyor. Diyarbakır annelerinin sürdürdüğü evlat nöbetinin bu açıdan bir turnusol işlevi gördüğüne inanıyorum. Kandil’deki teröristlerin reklam ajansına dönüşen kimi medya kuruluşları bırakın Diyarbakır annelerine destek vermeyi yaptıkları haberlerle bu masum eylemi itibarsız hale getirmeye çalıştılar. Bölücü örgüte gönüllü avukatlık hizmeti sunan sözde insan hakları dernekleri bu annelerin feryatlarına kör ve sağır kesildiler. Bir kere ziyaret ettiklerini duydunuz mu? Ama başka zamanlarda buralardan hiç eksik olmadılar. İttifak ortaklarını küstürmemek için devleti suçlayan, destek vermek yerine analara desteğe giden bakanlarımızı eleştiren oldu. Diyarbakır’a kadar gidip bölücü örgütün uzantılarına şirinlik yaparken iki adım ötedeki bu acılı anneleri ziyaret dahi etmeyen siyasetçiler gördük. Lafa gelince demokrasiyi, çocuk ve kadın haklarını, özgürlükleri kimseye bırakmayanlar, evlatları kaçırılmış annelere bir kez olsun sahip çıkmadılar. Yine bu dönemde ne batılı medyadan ne de batılı insan hakları kuruluşlarından hiçbir dayanışma mesajı duymadık. 6-8 Ekim olaylarında onlarca masum insanın kanının dökülmesine sebep olan bir şahsı adaletten kaçırmaya çalışanlar, çocukları ellerinden alınan anneler için tek bir cümle dahi kuramadı. Ülkemizdeki muhalefet partilerinden sözde insan hakları örgütlerine, medyadan yazarlara kadar birçok kesim tam 500 gündür bu meselede üç maymunu oynadı. Diyarbakır anneleri haklı mücadeleleri ile sadece terör örgütünün karanlık yüzünü değil, bu riyakarlığı da ifşa ettiler. Terör ve şiddet konusunda ülkemiz içindeki ideolojik bağnazlığın ortaya çıkmasını onlar sağladı” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı”

    Dijitalleşmeyle beraber hayatın her alanında olduğu gibi iletişimde de köklü değişiklikler yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir önceki kuşağın hayal edemediği pek çok imkana bu gün teknoloji sayesinde saniyeler içinde ulaşılabildiğini, buna “Teknolojik faşizm” dediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en ücra köşesinde meydana gelen herhangi bir gelişmeden anında haberdar oluyor, daha evvel saatlerimizi harcadığımız işleri bugün saniyeler içinde yapabiliyoruz. Korona virüs salgınıyla beraber dijitalleşmede yeni bir safhaya geçtik. Eve kapanma zorluluğu teknolojinin günlük hayatımızdaki yerini hiç olmadığı kadar artırdı. İş dünyasından eğitime, ticaretten sağlığa hayatın rutin düzenini kısmen devam ettirebilmesinde teknolojinin katkısını elbette inkar edemeyiz. Mesela bugün çocuklarımız okullarına gidemeseler bile çevrimiçi olarak eğitimlerini sürdürebiliyor. İhracatçılarımız yurt dışındaki müşterili ile irtibatlarını farklı iletişim uygulamaları üzerinden kurabiliyor. Kamu görevlimiz, mühendisimiz, mimarımız, öğretmenimiz ve daha birçok meslek mensubumuz bu zorlu dönemde vazifelerini dijital alt yapılar sayesinde sürdürebiliyor. Ancak dijitalleşme ve yeni medya araçları sağladıkları kolaylıklar yanında beraberinde ciddi riskler de getirmektedir. Bir yandan demokratik mecraları çeşitlendiren dijital ağlar, diğer yanda siber zorbalık, siber terör ve yalan haber gibi kavramları da gündemimize taşımıştır. Hayatımızın hiçbir döneminde olmadığı kadar çok dezenformasyona maruz kalıyoruz. Bilhassa sosyal medyada yayılan haberlerin kahir ekseriyetini düzmece haberler oluşturuyor. Son günlerde yaşanan dramatik hadiselerin bu bakımdan önemli olduğuna inanıyorum. Amerikan seçim sonuçları ekseninde süren tartışmalar bizim de bir süredir dile getirdiğimiz, bir taraftan teknolojik dedim, diğer taraftan da dijital faşizmin nerelere kadar uzanacağını gözler önüne sermiştir” açıklamasında bulundu.

    “Hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını kabul edemeyiz”

    Demokrasiyi, demokratik kurumları hedef alan şiddet eylemlerini mazur görmeyeceklerini söyleyen Erdoğan, “Ancak hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını kabul edemeyiz. Söz konusu sosyal medya şirketlerinin devletlerin vatandaşlarını koruma amacıyla attığı adımlara da özellikle verdikleri tepkileri de gayet iyi biliyoruz. Türk mahkemelerinin terörü ve şiddeti öven hesaplarla ilgili kararlarının hemen hiçbirini uygulamadılar. Bölücü terör örgütü mensuplarına sergiledikleri müsamahayı, bu katillerin canını yaktıkları insanlara göstermediler. Sosyal medya linçine uğrayan insanların mağduriyetini giderecek hiçbir çabanın içine girmediler. Daha da vahimi içeriği, gayesi, çerçevesi ne olursa olsun, tüm hukuki düzenlemeleri özgürlüklere müdahale yaygarası ile sabote ettiler. Türkiye olarak Gezi olaylarından başlayarak bugüne kadar sosyal medya şirketlerinin birçok keyfiliğine maruz kaldık. Bu yapılara karşı vatandaşımızı ve demokrasimizi savunduğumuz için başta muhalefet partileri olmak üzere acımasızca eleştirildik. Ancak geldiğimiz noktada dijital diktatörlüğü ve siber zorbalığa karşı verdiğimiz hukuk mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. İyi ki bu meseleyi çok erkenden gündemimize almışız diyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz”

    Devletin görevinin vatandaşlarının özgürlüğünü korumak, güvenliğini, huzurunu, hak ve hukukunu temin etmek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz genci yaşlısıyla 83 milyonun tamamına karşı sorumluyuz. Nasıl ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak, sanal dünyada da terör propagandasına, terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz. İnsanların tacize uğradığı, dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, linç edildiği, her türlü haklarının çiğnendiği bir sanal dünyaya asla teslim olmayacağız. Özgürlük kılıfı altında Türkiye’yi yalan haberin, hakaretin, tehdidin, provokasyonların kol gezdiği bir iklime terk etmeyeceğiz. İnsanımızın hak ve hukukunu gözetmede kendilerini hukukun üstünde gören sosyal medya şirketlerinin baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Burada bir ofis kurma ama buradan reklamlarla, her şeyi ile paraları al, topla ve Türkiye’yi adeta bir soygun cennetine çevir, yok böyle bir şey. Cezalar kesilmeye başlayınca onlar da kuzu olmaya başladılar. Ödeyeceksin, batıda nasıl ödüyorsan burada da ödeyeceksin” dedi.

    “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık”

    Bu amaçla milli ve yerli alternatifleri geliştirirken, diğer taraftan da hukuki düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirdiklerini belirten Erdoğan, “Vatandaşlarımızın can ve mal emniyetine gösterdiğimiz hassasiyetin aynısını verilerimizin korunmasına da gösteriyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık. Geçen hafta yaşanan hadiselerden sonra inşallah bu çalışmaları daha da hızlandıracağız. Son dönemde bazı uluslararası şirketlerin de içinde yer aldığı skandallar bu konuda ne kadar dikkatli ve hassas olmamız gerektiğini göstermiştir. Veri mahremiyetine dair farkındalık yükseldikçe milli teknolojilere yönelim de artıyor. Yabancı uygulamaların kişisel veriler konusundaki çifte standartları BİP gibi milli anlık mesajlaşma uygulamalarının kullanımı yaygınlaşıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda yerli ve milli alt yapımızın gücünü arzu ettiğimiz seviyeye çıkartacağımıza inanıyorum. İnşallah yerlisini, millisini biz de kuracağız. Zaman yakın” diye konuştu.

    “Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı da arttıkça Türk medyasındaki kötü hatıraların izleri de silinecektir”

    Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir görüntüye sürüklendiğini herkesin hatırladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıcalıklarını kaybedenler rahatsız olsalar da bugün daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu bir medya yapısına sahibiz. Halen eksikliklerimiz elbette var. Bu eksiklikleri de gidermenin yollarını arıyoruz. Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı da arttıkça Türk medyasındaki kötü hatıraların izleri de silinecektir” ifadelerini kullandı.

    Programa TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu katıldı.

  • Manisa’da yapay depremlerle zemin hareketleri incelenecek

    Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün çalışmaları kapsamında Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden gelen uzman ekibin desteğiyle Spil Dağı’nın Manisa Turgut Özal Mahallesi tarafında bulunan ve halk arasında Şahin Tepesi diye bilinen bölgede yapay deprem ile fay hattının heyelan üzerindeki etkisi araştırılıyor. Araştırmalar sonunda zemin profili tespit edilerek bölge için önlem projesi hazırlanacak.

    Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Turgut Özal Mahallesindeki Şahin Tepe’de meydana gelen heyalanların nedenleri uzman ekiplerce araştırılmaya başlandı. bölgedeki birçok evin zarar gördüğü heyelanlara neyin sebep olduğunu öğrenmek için Türkiye’de çok az kullanılan bir teknikle araştırma çalışmalarına başlandı.

    Yapay depremler oluşturulacak

    Projede yer alan Jeoloji Mühendisi Aykut Ali Ece yaptığı açıklamada, “Turgut Özal Mahallesinde akma yapısı şeklinde görülen heyelan ile ilgili Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün bünyesi kapsamında burada heyelan etüdü çalışması yapıyoruz. Bu çalışma kapsamında ilk önce jeofizik yöntemlerden elektrik tomografi uyguladık, kesit çıkarttık, o kesite göre sondajların yerleri belirlendi, yapılabilecek alanlarda ilgili metrajlarda sondajlar yapıldı. Buradaki çalışmamızın amacı sondaj yapamadığımız alanlarla beraber heyelanın üzerinde Manisa fayının da etkisi var mıdır, yok mudur diye tespitine yönelik sismik yansıma çalışma yapacağız. Bu işlerin hepsi Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün kontrolünde yapılmaktadır. Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden de sismik yansıma konusunda uzman ekip ve hocalarımız ile birlikte ölçüm çalışmasının başlangıcı olan hazırlıkları tamamladık ve ölçüm çalışmalarına da başlayacağız. Spil Dağının eteklerinden bulunduğumuz noktaya kadar 25 tane ayrı noktada güzergah üzerinde patlatma dediğimiz bir yöntemle, gan adını verdiğimiz cihazla yapay depremler oluşturacağız ve yapay depremlere istinaden de zeminlerin davranışlarından zemin profilini tespit etmeye çalışacağız. Buradaki amaç mevcut heyelanın durumunun tespit edilmesi, önlemler ile ilgili de projenin hazırlanmasına yönelik Manisa İl Afet ve Acil Müdahale Müdürlüğü’nün kontrolünde ve kapsamında bu işlemleri yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Çalışma sonrası önlem projesi hazırlanacak

    Jeofizik Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilcisi Jeofizik Yüksek Mühendisi Fatih Şenhisar ise, “Heyelan kaymasına yönelik önlem alınması için yapılan bir çalışma. 2006 yılında İl ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu çalışmanın bu bölgede bulunan evlerin heyelandan dolayı etkilendiği tespit edildi ve bununla ilgili jeolojik etüt yapıldı. Kaymanın önlenmesi için müdürlüğümüz tarafından ilk etapta çok elektrotlu jeofizik yöntemle bu heyelanın kayma düzlemi ve kesitini çıkartarak ne kadar etki yaptığını bularak onunla ilgili önlem yapılması çalışması yürütülüyor. Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Berkan hocamız eşliğinde Türkiye’de çok az yapılan bu yöntemi gerçekleştiriyoruz. Bu sismik yansıma yöntemi ile arazinin kesitini ve kayma düzlemini ortaya çıkararak buna yönelik önlemler alınacak, önlem projesi hazırlanacak ve daha sonra da bu çalışmanın neticesinde buradaki yerleşim yerlerini de rahatlatmış olacağız.” diye konuştu.

    “Buradaki heyelan basit bir heyelan değil”

    Eskişehir Teknik Üniversitesi Jeofizik Profesörü Berkan Ecevitoğlu da yaptıkları çalışmayla ilgil şunları söyledi: “Burada yapılan iş tıptaki ultrasona benziyor. Nasıl ultrason ile bebeğin cinsiyetini anlıyorlar, bizde burada düşük frekanslı titreşim dalgası göndererek yere gan dediğimiz yere ateş eden silahla, dalgalar aşağı inip tabakada yansıyor ve geri geliyor, bizde bu heyelanın tabanını görmeye çalışıyoruz. Buradaki heyelan basit bir heyelan değil. Dağın eteğinden Manisa fayı geçiyor ve bu fay tek başına değil, önünde paralel uzanan ikinci faylar var. Bunlar tabi hem titreşiyorlar hemde yağan yağmurlar fay kırıklarından aşağı iniyor ve inince tabakayı su ile yüklüyor ve tabaka ağırlaşınca da kayma düzlemi üzerinde kayıp gelmeye başlıyor. Kayıp gelince yolda şişlikler oluşuyor ve bu evlerde hasar meydana geliyor. İşte o yüzden bu sismik yöntem ile bu heyelanı anlamaya çalışıyoruz ki ne kadar iyi anlarsak o kadar iyi önlem alabiliriz.”

  • E-5’te kaygan zemin kaza getirdi: 2 yaralı

    Beylikdüzü’nde E-5 karayolunda seyir halindeki bir araç, yağmur nedeniyle kayganlaşan yoldan çıkarak direği devirip yan yola uçtu. Kazada 2 kişi hafif yaralanırken trafikte yoğunluk oluştu.

    Kaza, Beylidküzü mevki E-5 karayolu Avcılar istikametinde meydana geldi. İddiaya göre, 34 GF 6785 plakalı aracın sürücüsü yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda direksiyon hakimiyetini kaybetti. Sürücü aniden önüne çıkan kamyona da hafif şekilde vurarak direği devirdi ve yan yolda seyir halindeki arabanın üzerinden uçtu. Yaşanan kazada aracın sürücüsü ve diğer araçtaki sürücü hafif şekilde yaralandı. Olayı gören vatandaşlar 112 sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Araç kullanılamaz hale gelirken olay sonrası E-5 anayolu ve yanyolda trafik durma noktasına geldi.

    Olayı gören kamyon sürücüsü ise yaşananları anlattı.