Etiket: Zekeriya

  • HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Elazığ’da

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Elazığ İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı.

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Elazığ İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunmasıyla başladı. Daha sonra HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Yusuf Yüksel selamlama konuşması yaptı.

    İslam coğrafyasının baştan başa karıştırılmak istendiğini belirten HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise, “Allah bizleri kardeş ilan etmiştir. Kardeşliğin hukukunu yerine getirmediğimiz yerlerde dışarıdan birileri bizim içimizi karıştırmak için içimizdeki sorunları kullanıyor. Eğer bu sorunları rahatça kullanıp bizi birbirimize düşürmelerini istemiyorsak önce kendi içimizdeki sorunlarımızı adalet temelinde çözmek gibi bir zorunluluğumuz var” dedi.

  • Prof. Dr. Zekeriya Kurşun: “Kudüs köylerinin hepsi vakıf toprağıdır”

    Uluslararası Kudüs Vakıfları Forumu’nda konuşan Tarihçi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, “Kudüs köylerinin hepsi vakıf toprağıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Vakıf Haftası ve Uluslararası Kudüs Vakıfları Forumu Açılış Töreni, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun Forumda, “Osmanlılar ve Kudüs Vakıfları” başlığında konuştu.

    Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisi Ali İhsan Aydın ile birlikte hazırladıkları “Osmanlılar ve Kudüs Vakıfları” konulu tebliğde, Selahaddin Eyyubi zamanından Osmanlıların Kudüs’ten çekilmesine kadar olan zaman içinde kurulmuş Kudüs vakıflarını ele aldı.

    Kudüs’te 585 vakıf tespit edildi

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi ile Tapu ve Kadastro Arşivi’nde bulunan vakfiye defter ve belgelere dayanılarak hazırlanan Kudüs Vakıfları çalışması hakkında bilgi veren Kurşun, Kudüs’te 1516 öncesinde kurularak Osmanlı’ya intikal eden 140 adet vakfa, Osmanlılar zamanında eklenen vakıflarla birlikte toplamda 585 adet vakfın tespit edildiğini belirtti. Kudüs merkeze bağlı 121 köyde vakıf yahut vakıf akarları bulunduğunu ifade eden Kurşun, 19. yüzyılda Kudüs’e bağlı 126 köy bulunduğuna dikkat çekerek neredeyse Kudüs köylerinin hepsinin vakıf toprağı olduğunu vurguladı.

    Filistin’de tahminen 3000 vakıf var

    Kudüs’te bulunan şeriye sicili gibi yerel arşiv evrakı da çalışmaya dâhil edildiğinde Kudüs için kurulmuş 1500 adet vakfın tespit edilmesinin hedeflendiğini söyleyen Kurşun, yapılan çalışmanın yalnızca Kudüs Kazası’nı kapsadığı, Halilürrahman, Gazze ve Yafa gibi merkezlerde bulunan vakıfların bu çalışmanın dışında tutulduğunu belirtildi. Bu çalışmanın derinleştirilmesi ve Filistin geneline yayılmasının ardından Filistin için belirlenecek olan vakıf sayısının tahminen 2000-3000 olacağını vurguladı.

    Kudüs’te İlk Osmanlı Vakfı II. Murad tarafından yapıldı

    Çalışma kapsamında tüm vakıfların akarlarının ve vakıf yapılarının tespit edilmesi, Vakıfların tasarrufunda bulunan arazi ve mülklerin haritasının çıkarılarak günümüze intikal durumlarının aydınlatılmasının hedeflendiğini de kaydeden Kurşun, Osmanlı dönemi vakıflarıyla ilgili de bilgi verdi. Kudüs’te tespit edilen ilk vakfın 1179 tarihli Selahaddin Eyyûbî Vakfı olduğunu dile getiren Kurşun, Osmanlıların Kudüs’e yaptığı ilk vakfın ise Kudüs’ün Osmanlı idaresine girmeden önce II. Murad tarafından 1446’da yapıldığına dikkat çekti. Kudüs’te 10 Osmanlı padişahının vakfı olduğunu aktaran Kurşun, aynı zamandan iki valide sultanın: Haseki Hürrem ve Pertevniyal Sultan’ın da vakıflarının bulunduğunu ifade etti.

    Vakıf şuurunu canlı tutmak, vakıf medeniyetinin özgünlüğünü gelecek nesillere bırakmak amacıyla mayıs ayının ikinci haftasında düzenlenen Vakıf Haftası, bu yıl Kudüs Vakıfları Forumu’yla açıldı. 8-9 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Forumda yurt içi ve yurt dışından katılan bürokrat ve akademisyenler Kudüs vakıflarının mirasının net bir şekilde ortaya koyulmasını ve sorunlara çözüm önerilerini değerlendiriyor.

  • 15 Temmuz sanığı Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu cezaevinde kendini şiire vermiş

    15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ile ilgili Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık taleplerinin dinlenmesi esnasında hakkındaki suçlamalar ile ilgili konuşan Zekeriya Kuzu tutuklu bulunduğu cezaevinde sıkıntıdan kendini şiire verdiğini açıkladı.

    Deliler ve tanık ifadeleri üzerinde talebi dinlenen MAK timinde görevli eski Astsubay Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu, medyanın kendisini linç ettiğini, ‘Çiğli İmamı’ olduğunu da medyadan öğrendiğini ileri sürdü. Kuzu, “Ben eski bir askerim. Adı geçen örgütün imamlarının sivil kişilerden oluştuğu yönünde ifadeler var. Çiğli imamı olduğumu medyadan öğrendim. Ortada bir tiyatro var. Eğer bu tiyatro devletin bekası için ise sorun yok. Ama kişilerin bekası için ise sorun var. Medya beni linç ediyor. Biz yakalanmadık. Kendimiz teslim olduk. Cumhurbaşkanına Allah uzun ömür versin. Ben Cumhurbaşkanına hiçbir zaman küfür etmedim. Cezaevinde sıkılıyorum ve ben şiir yazmaya başladım” dedi.

    Kuzu ifadesinde yakalandığında üzerinden çıkan paraların kendisine teslim edilmesini de isterken, “Cüzdanımda 1 dolar ve bunun yanında da paralarım vardı. Bu paraların mahkemenizce tarafıma verilmesini talep ediyorum” dedi.

    Sanıklardan eski Özel Kuvvetler personeli Yüzbaşı İsmail Yiğit ise, “Bu davanın bir numarala mağduru Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki numaralı mağduru Emin Erdoğan ve üç numaraları mağduru da Berat Albayrak olarak geçiyor” dedi. Mahkeme başkanı araya girerek, ‘Sayın Emine Erdoğan dosyada mağdur olarak yer almıyor’ dedi. Yiğit ifadesinin devamında, “Ben adı geçen bu mağdurların nasıl mağdur olmuştur bunların aydınlatılmasını istiyorum” dedi.

  • Paşa Zekeriya Kuzu: “Ben de kandırıldım”

    20 Şubat’ta Muğla Ticaret ve Sanayi Odası salonunda başlayan Cumhurbaşkanına suikast girişimi davasında sanıkların ara savunmalarının alınması devam ediyor. Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinin baktığı davada Cumartesi (yarın) günü ara karar verilmesi bekleniyor.

    “Ankara’ya tahliyemi istiyorum”

    Çatı iddianamede 38 kişilik ‘Yurtta Sulh’ Konseyi üyesi olduğu iddia edilen, ilk ifadesinde ise iddiaları kabul etmeyen Ankara Kara Havacılık Okul Komutanı sanık Tuğgeneral Ünsal Coşkun, “İddianamede azmettirici suçlaması benim için siyah-beyaz bir konum. Yapılan görevi bilmiş olsam Cumhurbaşkanımızın gece saat 03.00 sıralarında televizyonda açıklama yapacağını öğrendiğim anda bunu bildirir ‘Orada ne işiniz var’ derdim. Bu açıdan iddianamede yer almam mümkün değil. Şu anda Ankara’da hakkımda açılan ayrı bir dava var. O nedenle Ankara’ya tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    “Ben de kandırıldım”

    Bir gün önce avukatsız kaldığını ve savunma yapmayacağını açıklayan sanık Astsubay Zekeriya Kuzu, FETÖ’cü olmadığını ara savunmasında da yineledi. Kuzu, kendisini FETÖ’cü olarak suçlayan kişilerin mahkemede dinlenmesini talep etti. Kaderin cilvesi olarak bunları yaşaması gerektiğini söyleyen Kuzu, “Astsubay rütbesinde hiç bir şeyde yetkisi olmayan, milliyetçi düşünceleri nedeniyle ceza almış biri olarak bugün tam tersi olarak suçlanıyorum. Zekeriya Kuzu adında hain terör örgütü yaftası yakama asılmış. Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurtarılmasına gitmediğim için suçlandım. Herkesin birbirinden kaçtığı, avukatların bile beni savunmak istemediği bir dönemde benim FETÖ üyesi olmadığımı söyleyecek kişilerin tanıklık yapmasını istemiyorum. FETÖ’den zarar gören insanlar kandırıldığını söylüyor. Operasyonla ilgili ben de kandırıldım. Huzurunuzda her zaman tahliye talebim var takdirini size bırakıyorum” dedi.

    Şehit polisin ölümünde ateşli silah kullanıldı

    Mahkeme’de bazı sanık avukatlarının 15 Temmuz gecesi askerlerle giren çatışmada şehit olan Aydın’lı polis memuru Nedip Cengiz Eker’in ölüm raporunda hastaneye getirildiği saatin yanlışlığın gündeme getirilmesi üzerine duruşma savcısı, “Kuşkuyu gidermek için şehit polis memurunun hastaneye getirilişi ilgili kamera görüntüleri dosyaya eklendi. Sürekli bunun gündeme getirilmesini iyi niyetli bulmuyorum. Şüpheli ölüm olaylarında önce muayene, sonra otopsi, en sonunda rapor hazırlanır. Vücuttaki morluklar dahi belirtilir. Raporda da şehit polis memurunun ölüm sebebinin ateşli silahla olduğu kesin başlıklarla belirtilmiştir” dedi.

    Duruşmada sanık avukatları, sanıkların mal varlığı ile banka hesaplarının üzerlerinde bulunan tedbir kararlarının kaldırılmasını talep ettiler. Duruşmaya ara verildi.

  • HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu:

    Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Şuanda yürüyen tartışmalardan anlaşıldığı kadarıyla yürürlükte olan 40 yamalı anayasaya 41’inci yama yapılacak. Yani yeniden yeni bir anayasa yazımı değil, mevcut anayasa üzerinden sadece hükümet sistemiyle ilgili maddelerde bir değişiklik bir uyarlama yapılacak” dedi.

    Çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Bingöl’e gelen HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarına yönelik açıklamada bulunan Yapıcıoğlu, halkın büyük bir çoğunluğunun yeni anayasa istediğini söyledi. Yapıcıoğlu, “Bizim tespitlerimize göre halkın talebi tamamen yeni bir anayasa değişikliğidir. Şuandaki anayasa, 1982 anayasasıdır ve bu anayasa 1980 askeri cuntasının dipçik zoruyla halka dayattığı bir anayasadır. Bu anayasa 1982 tarihinden itibaren yürürlükte ve 40 yamalı bohçaya dönüşerek, defalarca değişikliğe uğramıştır. Şuanda yürüyen tartışmalardan anlaşıldığı kadarıyla bu 40 yamalı bohçaya 41’inci yama yapılacak. Yani yeniden yeni bir anayasa yazımı değil, mevcut anayasa üzerinden sadece hükümet sistemiyle ilgili maddelerde bir değişiklik bir uyarlama yapılacak. Öbür yandan ana muhalefet partisi bu bir rejim değişikliğidir diyerek, anayasa değişikliğine karşı çıkacağını söylüyor. Keşke öyle olsa fakat sadece bir hükümet sistemi değişecek ve anayasada halkın yüzde 80’ninden fazlasının şiddetle karşı çıktığı hususlar anayasada kalmaya devam edecek” diye konuştu.

    ABD’deki başkanlık seçimi

    Konuşmasında ABD’nin başkanlık seçimine de değinen Yapıcıoğlu, baştanbaşa kan ağlayan bir İslam coğrafyası varken, dünyanın Amerika’daki başkanlık sistemini konuştuğunu söyledi. Yapıcıoğlu, “Trump kazansa ne olacak, Clinton kazanmış olsaydı ne değişecekti? Herkesin şunu net bir şekilde anlaması gerekir ki Amerika’daki seçim sonuçlarının bugün sömürülmekte olan, bugün katliamlara maruz kalan, bugün yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürüldükleri için açlıkla pençeleşen halklar için hiçbir şey değişmeyecektir. Vahşi kapitalist sistemin dümeninde kim olursa veya görünürdeki dümende kim olursa olsun, bu mazlum coğrafyalar için bu sömürülen insanlar için hiçbir değişiklik olmayacaktır” İfadelerini kullandı.

    HDP’li vekillerin tutuklanması

    Yapılan açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Yapıcıoğlu, HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve bazı milletvekillerinin tutuklanmasını da değerlendirerek, “Bunun sonucunun buraya varacağını bir hukukçu olan HDP Genel Başkanı Demirtaş gayet net bilmekteydi veya bilmeliydi. Çağrılara rağmen gitmediği için zorla götürüleceği veya yakalanma müzakeresi düzenleneceği veya ifadesinin alınması için tutuklanabileceğini en iyi bilen birisidir” dedi.

    “Vatandaşların talepleri dinlenmeli”

    Hükümetin, Kürt sorununun çözümü noktasında kanaat önderlerinden oluşan 380 kişilik liste çıkardığı yönünde ulusal basına yansıyan iddialarını değerlendiren Yapıcıoğlu, şunları kaydetti:

    “Biz diyoruz ki PKK mevcut bir sorunun sonucudur, sebebi değildir. Bir diğer nokta eğer devlet olarak bu meseleyi gerçekten çözmek istiyorsanız PKK meselesini ayrı, Kürt halkının taleplerini ayrı değerlendirmek zorundasınız. Eğer siz elinde silah bulunan ve terör örgütü dediğiniz ‘ben silahlı bir şekilde polis ve askeri yöntemlerle mücadele edeceğim’ dediğiniz bir kesimi Kürtlerin sözcüsü diye karşısına oturtup onlarla konuşursanız sizin varacağınız yer budur işte. Gelinen noktada eğer bu iki sorunu birbirinden ayırarak, vatandaşların taleplerini dinleyip, ona göre karşılayabileceklerini karşılayacaklarını söylüyorlarsa bu doğru bir metottur.”