Etiket: Zehirlenmelerine

  • Soba zehirlenmelerine dikkat

    Malatya İtfaiye Dair Başkanı Hanifi Acar, kış mevsimi yaklaşması nedeni ile olası soba ve doğal gaz zehirlenmemelerine karşı vatandaşlara uyarıda bulundu. Acar, kış aylarının gelmesiyle birlikte soba yakan vatandaşların can ve mal kaybına sebep olabilecek yanlışlar yaptığını da hatırlatarak, dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı

    Yurt genelinde olduğu gibi Malatya’da da hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte sobalar kurulmaya başlandı. Isısı her ne kadar güzel olsa da soba bir o kadar da tehlike saçıyor ve her yıl yüzlerce insan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybediyor.

    Malatya İtfaiye Daire Başkan Hanifi Acar da soba yakan vatandaşları can ve mal kaybına sebep olabilecek yanlışlar konusunda uyardı. Acar, kış için ilk olarak alınacak önlemlerin başında baca temizliğinin geldiğini belirterek, ”Havaların soğuması ile birlikte sobalarda kurmaya başlandı vatandaşlarımız bacaların temizlikte t sonra sobalarını kursunlar yangınları yüzde 20’si bacalarda oluşmakta” dedi

    Sobaların kurumu noktasında uyarılarda bulunan Acar, “Soba kurarken boruları fazla uzatmadan en fazla 2 dirsek ile bacaya ulaştırsınlar, ayrıca sobayı yakarken mutlaka üstte yakmamız gerekiyor, altta yaktığımız zaman tam yanma olmuyor ve zehirli gazlar içeriye sızıyor ve bu zehirlenmelere sebep oluyor, yatmadan öncede kesinlikle sobayı odun ve kömür koymamalıyız çünkü tam yanma olmadığı zaman içeriye karbonmonoksit gazı sızıyor bu gazda renksiz ve kokusuz olduğu için zehirlenmeye neden oluyor” ifadelerini kullandı.

    Acar, Malatya’nın yaklaşık yüzde 90’ının doğalgaz ile ısındığını söyleyerek, doğalgazda da bir takım önlemlerin alınması gerektiğini belirterek, “Doğalgaz bacalarının ve kombilerinin temizliğinin yetkili servisler tarafında yapılması gerekiyor ve her yıl yapılması gerekiyor. Kombinin bulunduğu yerde dışarıya açılına bir menfez vardır bunun kesinlikle kapatılmaması gerekiyor. Şu ana kadar Malatya’da doğalgaz kaynaklı bir yangın olmadı bu da sevindirici” şeklinde konuştu.

  • Mantar zehirlenmelerine dikkat

    Fatsa Toplum Sağlığı Merkezi Müdürü Dr. Işıl Aralan, “Mantar zehirlenmelerinin ölümle de sonuçlanabilen ciddi bir sonucu vardır” dedi.

    Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında arttığını Fatsa Toplum Sağlığı Merkezi Müdürü Dr. Işıl Aralan, “Doğada yetişen on binlerce mantar türü bulunmaktadır. Mantarların zehirli olup olmadıklarını şekline, rengine bakarak anlamak mümkün değildir. Sersemlik, uykuya meyil, bulantı, kusma, ateş, terleme, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarıklık, ağızda metalik tat, karın ağrısı, ishal mantar zehirlenmesinin ilk gözlenen belirtileridir. Daha sonra karaciğer, böbrek ve diğer organların işlev bozuklukları, koma ve ölüm de görülebilmektedir. Mantar tüketiminden sonra bu belirtilerden bir ya da birkaçı görüldüyse en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Mantarın yoğurtla birlikte tüketilmesi, pişirilmesi, sirkeli ya da tuzlu suda bekletilmesi kaynatılması, taze konserve ya da kurutulmuş olması zehrinin yok edilmesi için yeterli değildir. Mantarın zehri hiçbir şekilde yok edilemez. Doğada kendiliğinden yetişen mantarların zehirli veya zehirsiz olduğunu bakarak anlamak mümkün değildir. Mantar yenecekse mutlaka kültür mantarları tercih edilmeli ve bol su ile iyice yıkanarak pişirdikten sonra tüketilmelidir. Satın alacağınız mantarın ambalajlı olmasına ve etiketinde üretim yeri, üretim izni, üretim tarihi gibi bilgilerin yer almasına dikkat edilmelidir” diye konuştu.

  • Soba zehirlenmelerine karşı uyarı

    Alaçam Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Radi Şen, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı uyarılarda bulundu.

    Yaklaşan kış mevsimi öncesi soba zehirlenmesinin odun, kömür gibi ısınma aracı olarak kullanılan maddelerin yanması ile ortaya çıkan karbonmonoksit gazından kaynaklandığını belirten Dr. Radi Şen, “Bu gaz solunduğunda, akciğerlerden kana karışarak kanda oksijen taşıyan moleküllere bağlanarak oksijenin dokulara taşınmasını engeller. Bunun sonucunda dokulara yeterli oksijen taşınamaz ve kişi hayatını kaybeder. Renksiz, kokusuz olması ve tahriş etme özelliğinin olmaması nedeni ile fark edilmediği için ‘sessiz katil’ olarak bilinir. Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtilerin baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı gibi semptomlardır. Genellikle bu semptomların ağırlığı karbonmonoksit düzeyi ve maruz kalınan süre ile ilişkilidir. Ciddi zehirlenmelerde baş dönmesi, kusma, bilinç kaybı ve ölüm görülür. Eğer karbonmonoksit zehirlenmesi geçirdiğinizi düşünüyorsanız; hemen camlar açılmalı ve ortamın havalandırılması sağlayın. Hızla ortamdan uzaklaşın ve açık havaya çıkın. 112 Acil yardım servisini arayın” dedi.

    Karbonmonoksit zehirlenmesinden korunmak için de tavsiyelerde bulunan Dr. Radi Şen, “Kullanılan her türlü ısıtma cihazının kalite belgesine sahip olup olmadığına, garantilerine ve garanti sürelerine dikkat edilmelidir. Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli, izin belgesi olmayan satıcılardan kömür alınmamalı. Soba yakılırken aşırı doldurulmamasına dikkat edilmelidir. Sönmekte olan sobaya asla tekrar tutuşması için güç yakıtları konulmamalıdır. Soba tutuşturulurken yakıtın üstten yanması sağlanmalı, soba alttan yakılmamalıdır. Bacalar standartlara uygun ve yalıtımlı olmalı, düzenli olarak yetkili kişilere temizletilmelidir. Dumanın geri tepmesini önlemek için bacaların en üst noktasının çatının en üst noktasından 1m. daha yüksekte olması sağlanmalı ve baca şapkası mutlaka takılmalıdır. Konutlarda gaz kaçaklarına karşı uygun yerde dedektör bulundurulmalıdır. Kombi ve şofbenlerin baca bağlantılarını mutlaka projesine uygun şekilde ve yetkili kişilere yaptırılmalıdır. Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemelidir. Sobanın bulunduğu yer sürekli havalandırılmalıdır. Lodoslu havalarda geceleri yatmadan önce sobalar söndürülmelidir” şeklinde konuştu.

  • Uzmanlar mantar zehirlenmelerine karşı uyardı

    Çorum’da uzmanlar son günlerde artış gösteren mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı.

    Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Ahmet Barış, mantar zehirlenmelerinin ülkemizin hemen hemen her bölgesinde görülebilen, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların artması nedeniyle sıkça karşılaşılan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Barış, mantarların içerisinde bulunan toksinler nedeniyle insanlarda organ yetmezliğinden ölümlere kadar bir takım zehirlenme vakalarına neden olduğuna dikkat çekti.

    Mantar zehirlenmelerinde belirtilerinin ilk 2 ila 6 saat arasında ortaya çıktığını kaydeden Barış, ancak bunun 24 saatten daha uzun sürede de ortaya çıkabileceğinin de unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. İlk zehirlenme belirtileri ishal, kusma, bulantı şeklinde ortaya çıktığını anlatan Barış, bu tür durumlarda vatandaşların en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları ya da 114 numaralı telefondan Ulusal Zehir Danışma hattını arayarak bilgi almalarını istedi.

    Mantar zehirlenmeleri ile ilgili toplumdaki oluşan yanlış algıyla da ilgili açıklama da bulunan Barış, “Mantar zehirlenmeleri ile ilgili en etkili korunma yöntemlerinden birisi doğada yetişen mantarların tüketilmemesi. Kültür mantarı tercih etmeli. Halk arasında ağaçta yetişen mantar zehirsizdir. İçine kurt giren mantar zehirsizdir. Sirkeyle kaynattığın zaman zehirsizdir. İçine açtığınızda rengi değişiyorsa zehirsizdir gibi inanışların geçerliliği yoktur. Çünkü doğada yüzlerce mantar çeşidi var. Birçok mantar birbirine benzeyebiliyor. Bunları ayırt etmek uzmanlık gerektiriyor” dedi.

  • Yaz aylarında besin zehirlenmelerine dikkat

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kliniği Uzmanı Doktor Ali Asan, besin zehirlenmelerinin özellikle yaz aylarında artış gösterdiğini belirterek, “Çoğunlukla hafif ve kısa sürelidir. Ancak zehirlenmeye yol açan besinler, enfeksiyonun tipi ve kişiyle ilişkili bazı faktörler hastalığın daha ciddi seyretmesine, hatta ölümcül olmasına bile yol açabilir” dedi.

    Besin zehirlenmeleri önemli bir halk sağlığı sorunu olarak dikkat çekiyor. Ortaya çıkan ishal tablosuna bakıldığında Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl 2 milyar ishal olgusu görülüyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerine neden olabilir.

    Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kliniği Uzmanı Doktor Ali Asan, konuya ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Dr. Asan, “Besin zehirlenmeleri enfeksiyon kökenli olan veya olmayan farklı nedenlerden kaynaklanabilen tablonun genel adıdır. Yani besin zehirlenmelerinin nedeni enfeksiyon olabileceği gibi toksinler, bazı bağırsak hastalıkları, diyabet ve hipertiroidi gibi hastalıklar da olabilir. Besin zehirlenmeleri özellikle yaz aylarında artış gösteriyor. Çoğunlukla hafif ve kısa sürelidir. Ancak zehirlenmeye yol açan besinler, enfeksiyonun tipi ve kişiyle ilişkili bazı faktörler hastalığın daha ciddi seyretmesine hatta ölümcül olmasına bile yol açabilir” dedi.

    “Karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal görülebilir”

    Bazı zehirlenmelerde belirtilerin 30 dakika ile bir saat içinde görülebileceği gibi zehirlenmelerinin çoğunda belirtilerin 12-48 saat içinde de ortaya çıkabileceğini kaydeden Dr. Asan, “Bazı etkenlerde de belirtilerin görünmesi için birkaç gün ile bir haftaya kadar süre geçmesi gerekebilir ama sebebi ne olursa olsun klinik tablo genellikle benzerdir ve karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal görülebilir” ifadelerini kullandı.

    “Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir”

    Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünlerinin, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını belirten Dr. Asan, besin zehirlenmelerinden korunmak için şu uyarılarda bulundu:

    “Su ve gıdalarla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada; yiyecek ve içeceklerin hazırlanması, saklanması ve sunulması ile ilgili sağlık koşullarına uymanın yanı sıra, genel temizlik kurallarına da dikkat etmek gerekir. En önemli korunma yöntemi doğru el yıkama alışkanlığı edinmektir. Yemekleri hazırlayan kişilerin işlerine başlamadan önce ellerini su ve sabunla yıkamaları çok önemlidir. Yemek yiyecek kişilerin de yemekten önce, yemekten sonra, ayrıca tuvalet sonrasında ellerini temiz su ve sabunla çok iyi yıkanmaları gerekir. Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir. Mümkünse yemekler günlük olarak hazırlanmalı, artan yemeklerde yeniden ısıtma söz konusu olacaksa bir kereden fazla tekrar ısıtma işlemi yapılmamalıdır. Özellikle çiğ et, yumurta ve kümes hayvanları gibi besinleri hazırladıktan sonra eller iyice yıkanmalı, bu tür riskli besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ besinler ile pişmiş yiyecekler birbirine temas etmeyecek şekilde üzerleri kapalı olarak muhafaza edilmelidir. Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır. Hastalar iyileşene kadar yağsız ve posasız gıdalar ile beslenmelidir. İshal süresince tatlı, yağlı ve kızartma ürünlerini yemekten kaçınmak gerekir. Haşlanmış patates, yoğurt, muz ve şeftali gibi yiyeceklerin tüketilmesi önerilebilir. Bol miktarda su ve diğer sıvı gıdalar tüketilmelidir. Hasta bebeğin ise sık sık anne sütü alması sağlanmalıdır.”