Etiket: Zayıflattı

  • Yunan basınının savaş çığırtkanlığı Midilli-Ayvalık köprüsünü zayıflattı

    Edirne 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı “Hudut kartalları” adlı sınır birliği ekiplerinin devriye görevi sırasında, Yunanistan ordusuna mensup teğmen ve astsubay rütbelerindeki 2 askerin yakalanıp, tutuklanmasının ardından, Yunan basınının sık sık savaş çığırtkanlığı yapması sonucunda, Balıkesir’in Ayvalık ilçesi ile Yunanistan’ın Midilli Adası arasındaki yolcu sayısının son yılların en düşük seviyesine indiği öğrenildi.

    Deniz Hudut Kapısı’ndan yaz mevsiminde her gün, kış aylarında ise haftada 3 gün karşılıklı seferlerin düzenlendiği Ayvalık’a; özelikle bölgenin en büyük semt pazarının kurulduğu Perşembe günleri hemen hemen her ihtiyacını bu pazardan karşılamak isteyen Midilli Adası’nda ikamet eden halkın da Yunan basınının bu yayınlarından etkilendiği gözleniyor.

    Kış mevsiminde, her perşembe günü Midilli Adası’ndan 3 ayrı turizm firmasına ait feribotlarla ortalama 600 ile 1000 yolcunun geldiği Ayvalık’ta bu sayının 100 ile 150 yolcu kapasitesine düşmesi ise ilçe esnafı ve turizmcileri kara kara düşündürüyor.

    Türk lirasının kur olarak avro karşısında değerinin düşük olması nedeniyle Midilli halkının Ayvalık pazarını son derece ucuz bularak adeta akın ettiğini ve bunun sonucunda bölge ekonomisinin semt pazarının kurulduğu perşembe günleri canlandığına işaret eden esnaf, Yunan basınının anlamsız yayınlarına tepki gösteriyor.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ayvalıklı turizmci Eşref Jale, Midilli Adası’nda da etkili olan Yunan televizyon ve gazetelerinin Edirne 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı “Hudut kartalları” adlı sınır birliği ekiplerinin devriye görevi sırasında Yunanistan ordusuna mensup teğmen ve astsubay rütbelerindeki 2 askerin yakalanıp, tutuklanmasının ardından, her an Türk-Yunan savaşının çıkabileceğine ilişkin yayınlar yaptıklarını anlattı.

    Yunanistan’daki medya kuruluşlarının bu tür yayınlarının özellikle Midilli halkını tedirgin ettiğini kaydeden Eşref Jale, Türkiye’nin gündeminin Afrin’deki harekat olduğunu ve kesinlikle Yunanistan ile ilgili olumsuz haberlerin Türk medyasında yayınlanmadığını her fırsatta ada halkına ifade etmeye çalıştıklarını ancak bunun yeterli olmadığını kaydetti.

    21 günden bu yana Ayvalık-Midilli hattında yolcu sayısının son derece düşük seviyede bulunduğunu ifade eden Eşref Jale, “Her zaman sadece bizde 200-300 civarında yolcu olurdu. Ama şu anda yolcu sayısı son derece düşük. Bugün iki gemi Midilli’den geldi. Ama ikisinde toplam yaklaşık 100 yolcu vardı. Tüm bunlar savaş korkusundan kaynaklanıyor. Oradaki basın durmaksızın bu yayınları yapıyor. Oradaki siyasiler de bu işi sürekli kaşıyor” dedi.

    Bu sorunun yanı sıra Yunanistan’ın Ege Adaları için vize alanlara en fazla 5 ya da 10 günlük süre verdiğini kaydeden Jale, “Buna herhangi bir gerekçe de göstermiyorlar. Düşünün bir sürü masraflar yapılıyor. Bir sürü dosyalar hazırlanıyor. Gönderiyorsunuz. Ama sadece 5 ila 10 gün arasında vize alabiliyorsunuz. Ayvalık ile Midilli arasındaki bu olumsuzluk sadece biz feribot şirketlerine değil, ilçede herkese olumsuz olarak yansıyor. Biz Ayvalık’a genelde kışın bölge ekonomisini yükseltebilmek için, Midilli halkının daha rahat alışveriş yapabilmelerini sağlayabilmek için bile fiyatlarımızı da yarı yarıya indirdiğimiz halde buna rağmen yolcu sayısında çok olumsuz bir şekilde etkilendik” açıklamasında bulundu.

    Yunan basınının, Ege’ye savaş gemilerinin Kıbrıs meselesi sebebiyle geldiğini, Kardak kayalıkları konusunu sık sık kaşıdığını anlatan Eşref Jale, “Bu sorunlar bizi ve Midilli Adası halkını ilgilendiren konular değil. Bunlar bizleri aşan konular. Bunları halka anlatıyoruz ama bize bir kişi ya da iki kişi inanıyor. Bu durumu bizlerin Midilli halkına anlatabilmesi çok zor. Bunları her iki tarafın siyasetçilerinin çözmesi lazım” diye konuştu.

    Midilli Adası’ndan dönerken hudut kapısında açıklamalarda bulunan Ayvalık Belediye Meclis Üyesi Ufuk Ova da, “Yunanistan genelinde televizyonlar farklı bir yayın yapıyorlar. İnsanlar bu konuda tedirgin oluyorlar. Türkiye ile Yunanistan arasında savaş halinin olduğunu, her an savaşın çıkabileceğine ilişkin spekülasyonlarda bulunuyorlar. Bunu da Edirne 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı sınır birliği ekiplerinin devriye görevi sırasında, Yunanistan ordusuna mensup teğmen ve astsubay rütbelerindeki 2 askerin yakalanıp, tutuklanmasına bağlıyorlar. Bunu son derece farklı empoze ediyorlar. Farklı işliyorlar. Biz de yakın çevremizdeki Yunan dostlarımıza böyle bir şeyin olmadığını, Türkiye ile Yunanistan’ın dost, ticari ilişkileriyle, sosyal faaliyetlerini birlikte götürebilecekleri bir ortamın oluştuğunu anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

    Yaşanılan sürecin Türkiye ve Ayvalık turizmine de olumsuz yansıdığına işaret eden Ufuk Ova, “Bana göre her iki tarafın da bu konuda olumlu mesajları her iki tarafa da ticari anlamda faydalı olacaktır” şeklinde konuştu.

  • “MR cihazına sığamazsınız” cümlesi zayıflattı

    Babası için MR filmi randevusu almaya gittiğinde hasta zannedilip “Bu kiloyla MR cihazına giremezsiniz” yanıtını alan 170 kilo ağırlığındaki mühendis Battal Murat Öztürk, azmi sayesinde 86 kiloya kadar düşmeyi başardı.

    İzmirli mühendis Battal Murat Öztürk, bu yılın başında babası için bir tanı merkezine MR randevusu almaya gitti. Merkezdeki görevlinin hastayı Murat Öztürk zannedip, “Bu kiloyla MR cihazına sığamazsınız” diye konuşması, genç mühendisin hayatını değiştirdi. Hastalandığında mevcut kilosuyla (170) MR filmi çektiremeyeceğini akla getiren Öztürk, bir an önce sağlıklı bir şekilde kilo vermek için arayışlara başladı. Clinic A Plus’ın Diyetisyeni Uzm. Diyetisyen Aslı Kınsız İnan’a başvuran Öztürk, yaşadığı olayı anlatıp zayıflamak istediğini söyledi. Danışanına özel bir beslenme programı hazırlayan Kınsız, her hafta Öztürk’ü düzenli olarak bir yıl takip etti. Öztürk, 84 kilo vererek 170 kilodan 86 kiloya düştü.

    MR’da sınır 130 kilo

    Bu süreçte hiç spor yapmayan, sadece sağlıklı beslenme ilkelerine harfiyen uyan Öztürk, bu yılın şubat ayında başladığı diyette büyük bir aşama katetti. Yeni hayat şekli, beslenme biçimi sayesinde 170’den 86 kiloya düşen Öztürk, “Kilo problemi, hep aklımda olan bir şeydi. Bir gün mutlaka kilonun yan etkilerini göreceğimi biliyordum. Fakat bir türlü pazartesi başladığım programlar salı gününü görmüyordu. Rahmetli babam için MR randevusu almaya gittiğim zaman danışmadaki beyefendi randevuyu kendim için aldığımı düşünerek kaç kilo olduğumu sordu. Benim 170 kilo olduğumu duyunca, ’bu kiloyla MR cihazına sığamazsınız’ dedi. Cihaza 130 kilo ve üstü kişileri almıyorlarmış. Bir tanıdığımın da MR cihazına kiloları nedeniyle girememesi ve ardından yaşamını yitirmesi hayatımın dönüm noktası oldu. Böylece zayıflamaya karar verdim” diye konuştu.

    Ailesi ve arkadaşları da onunla birlikte zayıfladı

    Uzman Diyetisyen Aslı Kınsız İnan ise şunları söyledi:

    ’’Battal Bey geldiğinde bu kadar kilo verebileceğine inanmıyordu. Bu sürecin uzun olacağını ve azmini hiç kaybetmeden diyete devam etmesi gerektiğini anlattım. Kendisi kilo vermeye başladıkça mutlu oldu ve her hafta daha da başarılı sonuçlar alarak bir yılın sonunda tam 84 kilo verdi. Battal Beye hiç spor yaptırmadım, çünkü bu kiloda dizlere binen yükten dolayı spor yapması daha ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Hem belinde hem de dizlerinde kalıcı hasarlara yol açabilirdi. Her hafta değiştirdiğim listelere harfiyen uydu. Ara sıra kaçamaklar yaptık çünkü bu uzun yolda rahatlamalara da ihtiyacımız vardı. Yemeklerini hazırlayan annesi ve ablası en büyük destekçimizdi. Sabahları işe gitmeden öğlen yemeğini ve ara öğünlerini mutlaka yanına alıp evden çıkıyordu. Bunu gören iş arkadaşları da onun beslenme tarzına az da olsa uyarak onunla beraber kilo kaybetmişler. Bu süreç uzun ve yorucu görülebilir ama en sağlıklısı uzman bir hekim ve diyetisyen ile multidisipliner bir yaklaşımla kilo vermektir. Biz her 20 kilo verdiğimizde tahlillerini yaptırıp doktor kontrolü sağladık. Kısa yolu seçip ameliyat olmayı düşünenler risklerini de doktorları ile çok ayrıntılı konuşmalılar.’’

  • (Özel Haber) Oğlunun “Dev Anne Oldun” Cümlesi Zayıflattı

    Obez anne Gülşah Çağla Yıldırım’ın (34) yüreği, oğlunun aşırı kilolarına kızıp, “Dev Anne Oldun, seninle oyun oynayamıyoruz” demesine dayanamadı. O cümleyi duyduğu gün ‘tüp mide ameliyatı’ olmaya karar verdi. 6 ayda 42 kilo vererek 112’den 70 kiloya düşen ve oğluyla dilediği gibi oyun oynayan anne, “O gün oğlum için zayıflamaya söz vermiştim, sözümü tuttum” diyor.

    10 yıl market sektöründe çalışmasına rağmen aşırı kiloları nedeniyle iş kapıları yüzüne kapanan, kendisine “Dev anne oldun” diyerek üzüntüsünü dile getiren oğluyla vakit geçiremeyen Gülşah Çağla Yıldırım (34), tüp mide ameliyatıyla yeni bir hayata adım attı. Zayıfladıktan sonra oğluyla daha sık vakit geçiren anne, yeni iş teklifleri de almaya başladı.

    “BİZ SİZİ ARARIZ”

    İzmirli Gülşah Çağla Yıldırım, özel sebeplerden dolayı iş hayatına ara vermek zorunda kalınca hızlı bir şekilde kilo almaya başladı. Aşırı yemek ve abur cubur tüketen kadın, 2 yılda tam 112 kiloya çıktı. Market sektöründeki 10 yıllık deneyimine rağmen aşırı kiloları yüzünden iş bulamayan, kapılar tek tek yüzüne kapanan kadına bu dönemde en büyük üzüntüyü ise çok sevdiği 7 yaşındaki oğlu Sarper yaşattı. Annesinin aşırı kiloları nedeniyle onunla oyun oynayamayan ve fazla vakit geçiremeyen Sarper, bir gün annesine kızarak, “Anne sen dev anne oldun. Seninle artık oyun oynayamıyoruz” dedi. Oğlunun ‘Dev anne oldun” cümlesi içerisine bir kor gibi düşen anne, o gün obeziteye savaş açmaya karar verdi.

    AMELİYAT OLDU

    Diyet veya sporla kilo vermeyi başaramayan kadın, obezite cerrahisi üzerine araştırma yapmaya başladı. Ameliyat olmak isteyen genç kadın, araştırmaları sonucunda İzmir Özel Gazi Hastanesi Obezite Cerrahi Birimi Sorumlusu Genel Cerrah Doç. Dr. Serdar Kaçar ile tanışarak, kararını verdi. 112 kilo ile ameliyata giren Yıldırım, 6 ayda 42 kilo vererek 70 kiloya kadar indi. Kilolu iken yaşadığı psikolojik problemlerin yanı sıra sağlık problemleri de yaşadığını anlatan Yıldırım, “Aşırı kilonun vermiş olduğu; yüksek tansiyon, şeker gibi hastalıklarım vardı. Karaciğerimde yağlanma oluşmuştu. Bu problemlerin de üstesinden ameliyat ile geldik” ifadelerine yer verdi.

    “DEV ANNE OLDUN”

    İş bulamamaktan yakınan Yıldırım, aşırı kiloları sebebiyle aile yaşantısında da sorunlar yaşadığını anlatarak, “Oğlum benimle oyun oynamak istiyordu ama ben kilolarım sebebiyle ona ayak uyduramıyordum. Bir gün bana, ’Anne sen dev anne oldun’ dedi, çok gücüme gitti. İşte o gün ameliyat olmaya karar verdiğim gündür. Kendi kendime söz verdim, ’Ameliyat olacağım ve oğlumun karşısına sağlıklı bir anne olarak çıkacağım’ dedim. Serdar Bey’in ameliyatının ardından hızla kilo verdim. Oğluma verdiğim sözü tuttum” diye konuştu.

    “O MUTLU, BİZ MUTLU”

    Genç kadının eşi Güvenlik sektöründe görev yapan Vedat Yıldırım da şu ifadelere yer verdi:

    “Ben eşimin kalbini, yüreğini çok sevdim. Ama kilonun eşim üzerine etkisi çok acı oldu. İş bulma konusunda çok sıkıntılar çekti. Eve kapandı. Bir yıl boyunca birlikte doktor aradık. Ve sonunda Serdar Kaçar Bey’de karar kıldık. Eşimin her konuda sonuna kadar destekçisiyim. Şimdi o daha mutlu olduğu için ben de daha mutluyum.”

    ANNEM ARTIK BENİMLE OYNAYABİLİYOR

    7 yaşındaki Sarper ise annesinin kilo vermesine çok sevindiğini belirterek, “Annem zayıfladığı için çok mutluyum çünkü artık benimle oyun oynuyor” dedi.

    MORBİD OBEZLER, AİLE VE İŞ YAŞANTISINDA SIKINTI YAŞIYOR

    Annenin ameliyatını başarıyla gerçekleştiren İzmir Özel Gazi Hastanesi Obezite Cerrahi Birimi Sorumlusu Doç.Dr. Serdar Kaçar, obezitenin yarattığı sağlık problemleri yanında psikososyal birtakım problemlere de yol açtığını belirterek, şunları söyledi:

    “Obezite; şeker, yüksek tansiyon, kalp hastalıklarına neden oluyor ve bazı kanser tipleri obez kişilerde daha yüksek görünüyor. Bunun dışında bir takım psikososyal sorunlara da neden oluyor. Aynı Gülşah Hanım’da olduğu gibi. Morbid obez kişiler, psikolojik ve sosyal açıdan negatif etkileniyor, günlük hayatları zorlaşıyor. Hareket kısıtlılığı nedeniyle kişisel bakımlarını yapmakta bile zorlanıyorlar. Toplu taşıma araçlarına binmekte zorlanıyor, kısa mesafe yürüyünce bile nefes nefese kalıyorlar ve bütün bunları yaşamamak için de kendilerini geri çekiyorlar. Özellikle, anne ve babalar çocuklarıyla oynamaktan imtina ediyorlar. Bu da başta aile yaşantısı olmak üzere kişinin sosyal yaşantısını etkiliyor. Kilo verdikten sonra Gülşah Hanım’da da olduğu gibi çocuğuyla çok daha rahat oynayabiliyor. Sağlık yönünden ömrü uzatan ve psikososyal yönden de kilo verdirdiği için hayatı kolaylaştıran bir ameliyat. Özellikle hizmet sektöründe tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görüntüye önem veriliyor. Normal kiloda biri varken morbid obez birini işe alma gerçekleşmiyor. Zayıflayan kişiler, iş görüşmelerine de öz güvenleri yüksek gidiyor.”

  • En Güzel Evlilik Hediyesi Aşk Zayıflattı

    Doğduğu günden itibaren kilolu olan İzmirli Serap Sevinç’in hayatı, aşkı ile tanışınca bir anda değişti. Buluşmalara, “Acaba beni beğenmez mi” endişesiyle giden Sevinç, tüp mide ameliyatıyla 60 kilo zayıfladı. Sevinç, operasyondan birkaç ay sonra dünya evine girdi.

    Serap Sevinç, 6.5 kilo dünyaya geldi. Hayatının her anında aşırı kilolu olan Sevinç, 29 yaşına kadar kilolarıyla barışık bir hayat sürdü. Ta ki aşkı İlker ile tanışıncaya kadar… Onunla buluşmaya her gittiğinde, ‘Acaba beni beğenmez mi’ endişesi yaşayan genç kadın, tüp mide ameliyatı olmaya karar verdi. Özel Gazi Hastanesi Obezite Kliniği sorumlusu Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Serdar Kaçar’a muayene olan Sevinç için ameliyat günü kararlaştırıldı. Bir yandan evlilik hazırlıkları yapan çift, büyük bir merak ve heyecanla ameliyat gününü bekledi. Doç. Dr. Kaçar ve ekibi tarafından geçen Mayıs ayında gerçekleştirilen ameliyatla midesinin üçte ikisi alındı. Yeni bir hayata başlayan Serap Sevinç, klinikte verilen diyet ve spor programına harfiyen uydu. 114 kilo ile ameliyata giren Sevinç düğün öncesinde 54 kiloya ulaşmayı başardı.

    İzmir Fuar Evlendirme Dairesinde dünya evine giren Sevinç, yeni bir hayata yelken açtı. Eşi ile tanıştığında 85 kilo olduğunu ve daha sonra 114 kiloya çıktığını anlatan Sevinç, “Eşimle internetten tanıştık. O günlerde şişmandım. Buluşmaya giderken ‘Beni beğenmez’ diyerek utanıyordum. Beni beğenmeyeceğini düşünüyordum. İyi ki ameliyat olmuşum. Şu an çok sağlıklıyım” diye konuştu.

    İlker Sevinç ise şunları söyledi: “Tüp mide ameliyatının başta sağlık olmak üzere, dış görünüş hem de özgüven açısından çok önemli etkileri var. Eşim ameliyat olmasaydı şeker hastası olabilirdi. Şu an çok mutluyuz” dedi.

    İKİ SÜREÇ DE ÇOK ÖNEMLİ

    Obezite ameliyatlarında operasyon kadar hastaların ameliyat sonrasındaki diyet, egzersiz ve profesyonel bir ekip tarafından takip edilmesinin de önemli olduğunu anlatan Doç. Dr. Serdar Kaçar, “Bizim için iki süreç de çok önemlidir. Çünkü hem ameliyat hem de ameliyat sonrasındaki süreç hastanın sağlığına kavuşması ve ideal kiloya ulaşması açısından çok önemlidir. Biz hastalarımızın her zaman arkasındayız, yanındayız. En az cerrahinin başarısı kadar hastanın o desteği hissetmesi de önemlidir. Bu sayede hastanın motivasyonu artıyor. Sen kıymet verince o da kendisine daha fazla kıymet veriyor” diye konuştu.