Etiket: zayıflama

  • Alanya’da ’Egece zayıflama ve İdeal Beden Kampı’ gerçekleşti

    27 Mart ve 1 Nisan arasında Sunprime Numabeach&Spa otelde gerçekleşen ’Egece İdeal Beden Kampı’ verimli olarak gerçekleştirildi. Avrupa’nın ve Türkiye’nin farklı illerinden gelen 25 katılımcıyla gerçekleşen kampta 5 gece ve 6 gün sürdü.

    Zayıflama ve İdeal Beden kampını düzenleyen Ünlü Nörobilim Uzmanı Deniz Egece ve ekibiyle gerçekleşen kampta, Sabah 08.00 de başlayarak akşam saat 20.00’ye kadar çeşitli uygulamalar ve eğitimler yapıldı. Yasak ve çeşit kısıtlaması olmayan kampta kişiler telkinler sonrasında, kendi rızaları ile 3-6 öğün pasta tabakları miktarlarında tüm gün beslenmeleri dikkat çekti. Normal günlük hayatlarında ortalama 8 ile 20 pasta tabağı miktarı ile beslenen bu kişiler kampın son günlerinde 2-3 pasta tabağı miktarı yediklerini ve doyduklarını aynı zamanda da yemek yeme isteklerinin olmadıklarını belirttiler.

    Kamptaki eğitim ve uygulamalardaki ’Düşünce Molası’ tekniklerinin kişilerin istem dışı yeme miktarını düşürdüğünü ve günlük yapılan hareket ve egzersiz miktarını arttırdığını söyleyen Nörobilim Uzmanı Egece, ’’Katılımcıların her biri fazla kilolarını (misafirlerin) en kısa sürede vererek, ideal bedenlerine mutlaka kalıcı olarak kilo vereceklerine inanmış görünüyorlar. 5 günde midelerinin doğal hali olan yumruk hacmi miktarına küçüldüğünü ve ortalama 2 ile 6 kiloya kadar kilo verenler olduğunu açıkladılar. Kampın içeriğinde; kilo alımına neden olan doğru olduğuna inanılmış yanlış inançların yüzleşmek, beden farkındalığı, ideal beden hedef olarak zihinde tasarlanması, duygusal açlığın kontrol ve yönetimi, geçmişte yaşanmışlıkların affedilmesi, bilinç üstü ve bilinçaltının kapasitesi ve kontrolü, midenin küçülmesi, beslenme ve hareketsizliğin algı ve inançsal olarak değişimi, iç ses ve dış ses uygulamaları, oto hipnoz eğitimi, meditasyon, dualar, çapalama teknikleri zumba, meditatif danslar ve egzersiz uygulamaları,bol gelen kıyafetleri de keserek bedensel incelme ve beden ölçüsü ile kilo kontrol yöntemleri uygulandı’’ şeklinde konuştu.

    Katılımcılara, kamp sürecinde öğrendikleri eğitim ve uygulamaları evlerinde de uygulamaları devam edebilecek telkin ve canlandırma tekniklerini içeren birde kitapçık dağıtıldığı bilgisini veren Nörobilim Uzmanı Egece, ’’Bu kitapçıkla kişi öğrendiklerini kendi ev ortamlarında 90 gün uygulayarak bilinçaltlarında kalıcı kilo verme eğitimi sürecine devam edecekler ve ayrıca ortalama 25-30 kilo (5-6 beden) verecekler’’ dedi

    Katılımcıların ifadelerine göre, çok kolay öğrenilen eğlenceli ve sevgi dolu bir program olmasının haricinde, temelinin yüzde 100 bilimsel bir eğitim olduğunu belirttiler. Fazla kilolarından kurtulmanın yanı sıra geçmişte yaşadıkları birçok psikolojik problemlerini de kamp sürecinde kendi kendilerine affetme ve yüzleşme teknikleri ile geçmişlerini geride bıraktıklarını belirten katılımcılar, kendi kendine psikosomatik olan hastalıkları nasıl tedavi edebileceklerini, bundan sonra bedenlerine olan farkındalıkla yaklaşacaklarını ve özgüvenlerinin artığını ifade ettiler.

    Eğitim ve uygulamalar, Deniz Egece, Melike Aydoğan, Saime Müge Tüzgen, Sevgi Çelik, Emine Sarı Altop, Tuğçe Arabacı, destekleriyle gerçekleştirildi.

  • Akbaş: “Liposuction zayıflama yöntemi değil”

    Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, insanların kilo vermeleri için plastik cerrahlardan değil, diyetisyenlerden destek almaları gerektiğini, kilo verdikten sonra da plastik cerrahlara giderek liposuction yoluyla vücutlarını daha düzgün hale getirmeleri gerektiğini söyledi.

    İnsanların kilo verdikten sonra vücudunda oluşan fazlalıkların liposuction yoluyla düzeltilebileceğini belirten FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, “Vücuduna ve formuna dikkat eden birçok insan kilolarını kontrol etmeye çalışırlar. Spor veya diyet yoluyla güzel bir vücuda sahip olmak için ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. Ancak çeşitli nedenlerle kilo almış insanlar, daha sonra diyet ve sporla kilolarını verseler bile vücutlarının belli bir bölgelerinde kazandıkları fazlalıkları yok edemezler. Bu gibi durumda en güzel tedavi şekli liposuctiondur. Liposuction ile fazlalık olan o yağların alınması çok sık yaptığımız ve hasta memnuniyetinin en yüksek olduğu uygulamalardır” dedi.

    Kilo vermek için ilk olarak plastik cerrahlara gitmeyin

    Kilo vermek isteyen insanların ilk olarak plastik cerrahlara gelmemesi gerektiğinin altını çizen Akbaş, “Kilolu olan bir insan ve kilodan dolayı vücudunun formunun bozulduğunu düşünen bir insan hemen liposuction için bize gelmesinler. Öncelikle diyet ve spor ile verebildikleri kadar kilolarını versinler. Önce boğaz fermuarını kapatsınlar. Gerekirse psikolojik destek alsınlar. Verebildikleri kadar kilolarını versinler, veremedikleri zaman bizlere gelsinler. Aksi takdirde kilolarını almış, belli bölgelerde yağ birikimleri oluşmuş bir insan hiç spor ve diyet yapmadan bize gelmeye çalışırlarsa, plastik cerrahlar yoluyla kilo kaybetmek için liposuction yapmaya gelirlerse bu doğru olmaz. Bu hiçbir zaman istenen sonucu da vermez. Plastik cerrahlar tarafından zayıflatılmaya çalışılmaktan ziyade diyet ve spor yoluyla zayıflamalarını tavsiye ederiz. Kilo hiçbir zaman iyi bir şey değildir. Fazla kilo insanı sadece sağlık yönünden olumsuz etkilemez. Fazla kilo insanı ruhsal yapı açısından, psikolojik açıdan yıkıma uğratır. Özgüven eksikliği oluşturur. Zaman zaman depresyon ve bunalımlara kadar giden sıkıntılı sonuçlara yol açabilir. O yüzden kilolu insanlarda işin estetik boyutu ciddi derecede önemlidir. Fazla kilolarından dolayı evlenmek istemeyen genç kızlar ve erkekler vardır” diye konuştu.

    Belli bir kiloya kadar insanların hemen ameliyatı düşünmemesi gerektiğini ifade eden Akbaş, “Kilosundan rahatsızlık duyan insanlar mutlaka bunu beyin olarak çözmeleri, psikolog desteğe ihtiyaç duyuyorlarsa almaları, diyet ve spor desteği ile birlikte normal kiloya gelmeleri için gayret sarf etmeleri gerekiyor. Gerekli gayreti sarf ettikten ve bir miktar kilo verdikten sonra biz plastik cerrahlardan da destek alarak vücudun şekillenmesinde, kadınsı ve erkeksi bedeninin oluşmasında bizden destek alabilirler. Bizler onlara liposuction yoluyla ve lazer liposuction yoluyla yardımcı olarak bedenlerinin daha da şekilli, daha da düzgün olmalarına katkı yaparız. Böylelikle sadece bedenlerinin düzgün olmasına değil, psikolojik açıdan da düzgün kendilerini iyi hisseden depresyondan çıkmış iyi hale gelmiş bireyler haline dönüşürler. Dolayısıyla sıralamayı iyi yapsınlar. Boğazlarını tutsunlar, doktorlara gitsinler” şeklinde konuştu.

  • MUTLU OLMADAN KİLO VEREMEZSİNİZ !

    Uzman Klinik Psikolog Sinem Gül Şahin, fazla stres, mutsuzluğun kilo vermeye engel olduğunu belirtti.
    Stres ve mutsuzluğun kilo verme çabasını boşa çıkardığını ifade eden Şahin, “Neden mi? Çünkü yağ yakımı ve kilo kaybı için vücudu tetikleyen hormon salınımının başlamasında mutluluk ve heyecan duyguları önemli bir rol oynuyor. En basit haliyle şöyle anlatılabilir; mutlu olan bireylerin hayata bağlanışı daha güçlü olur. Bu durum hayatla ilgili beklentilerin heyecan içermesini de sağlar. Anlık mutluluk ve heyecan duygusu kalp ritminin gün boyu hızlanıp yavaşlamasını sağlar. Bu da interval spor dediğimiz akımı doğurur. Kalp ritminin hızlandığı anlarda vücut adrenalin hormonu salgılar. Adrenalin hormonu ise vücutta hali hazırda günlük ihtiyaçların karşılanması için var olan enerjiden yani ATP’ den daha fazlasına ihtiyaç duyulduğu uyarısını verir. Bu uyarı sayesinde vücut depo yağlardan ekstra enerji üretimine geçer. Depo yağlar yakılarak enerji üretimi gerçekleşir. Bu yağların yakılması fazla kilolarınızın gitmesine olanak sağlar. Bu süreçte kalpten çıkan temiz kan da tüm hücrelere pompalanır. Yani mutluluk hem hücre yenilenmesi ve genç kalmanın hem de kilo vermenin gerçek bir anahtarıdır.” diye konuştu.
    Bir diğer önemli faktörün de uyku düzeni olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sinem Gül Şahin, “Eğer sağlıklı bir uyku düzeniniz yoksa yaptığınız sporun verimini alamazsınız. Uykusuz bir beden yorgun, dinlenmemiş bir bedendir. Böyle bir beden sporda yapabileceğinin çok daha altında bir performans sergileyecektir. Ve eğer stresli, mutsuz bir dönemdeyseniz uyku düzeniniz bozulmaya başlar. O yüzden önce hayatınızdaki stres ve mutsuzluk faktörlerini çözmeden iyi bir uyku düzeni ve dolayısıyla verimli bir kilo verme süreci yaşamanız zor. Ayrıca sorunlu bir psikoloji, kişileri aç olmadıkları halde yiyecek tüketmeye yöneltebilir. Doygunluğa ulaştıramadığımız psikolojik durumumuzu yemeklerle telafi etmeye çalışırız. Bu durumda genelde meyil sağlıklı gıdalar yerine anlık mutluluk verici olan karbonhidratlara yöneliktir. Böyle bir yeme sistemi zaten kilo vermenizi sabote edecektir. Bu yüzden önce oluşan psikolojik boşluğun ne olduğu keşfedilmeli. Böylece onu yiyecekle doldurmak yerine asıl ihtiyacı olan durumla, duyguyla doldurabilirsiniz. Stres anlarında abur cubura yöneliyorum tarzında masummuş gibi görünen bir durum daha sonrasında ciddi bir yeme bozukluğuna dönüşebilir, kişi bir yandan psikolojik olarak rahatsız hissederken bir yandan da sağlığı riske girebilir, kilo olarak da kendini rahatsız edici bir noktada bulabilir. Sorunun temel kaynağı olan psikolojik sürece değinilmezse kişinin yeme alışkanlığı değişmeyeceği için yapacağı sporun kilo vermeye etkisi de düşük olacaktır.” şeklinde konuştu.
    “Tabi ki spor ve psikoloji birbirini karşılıklı olarak besleyen iki olgu” diyen Uzman Klinik Psikolog Sinem Gül Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    “Nasıl ki psikolojiniz iyi olmadan yaptığınız spor tam verimli olamayacaksa, spor yapmayıp, hareketsiz kaldığınız bir hayat da psikolojiniz için iyi olmayacaktır. Şu bilinen bir gerçek ki spor yapmak kendinizi iyi hissettirecek hormon salınımlarını arttırıyor. Bu yüzden ben seansa gelen danışanlarıma düzenli bir spor hayatı öneriyorum. Bu olayın başka bir boyutu, ama burada bahsettiğimiz konu hiçbir biyolojik engeli olmamasına ve sıkı bir şekilde spor yapmasına rağmen istediği kilo kaybını yaşayamayan insanlarla ilgili. Böyle bir yapıya sahipseniz hayatınızda çözümleyemediğiniz bir psikolojik sıkıntı var ve sizi sürekli bir stres halinde ya da mutsuz bir ruh halinde tutuyor ve kilo vermenizi engelliyor demektir. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey sorunun temelini keşfedip çözmek için kendinizi ertelemeden bir psikolojik destek almaktır.”

  • ZAYIFLAMA HAPLARI ÖLÜM SAÇIYOR

    Obezite Doktoru Dr.Fevzi Özgönül, zayıflama haplarının öldürmeye, bir o kadar da satılmaya devam ettiğini belirterek, “Almayın, Aldırmayın, Kullanmayın, Kullandırmayın” dedi.
    “Kilo vermeniz için kullandığınız ilaçlar, geri alacağınız kilo kayıplarına neden olacağı gibi vücudunuza da ağır hasarlar vererek ölüme de davetiye çıkarmaya devam ediyor” diyen Obezite Doktoru Dr.Fevzi Özgönül, “İnsanları kandırmanın en kolay yolu onlara hayal vadetmektir. İnsanlara istedikleri bir şeyi söylerseniz, zaten inanmaya hazır birçok kişiye ulaşabilirsiniz. Özellikle internet üzerinden satılan zayıflama ilaçları bu konuda en güzel örnektir. Sloganlara bakarsanız “Yağları kendine çeken formül. Bu ilacı iç kilo almadan istediğini ye. Tamamı bitkisel kapsül 1 haftada kilonun % 20 sini yağlardan kaybet. 3 günde 3 kilo yağlarını kolayca yak. Metabolizmanı hızlandıran kahve, her fincanda yağlarını harca…vb” Böyle daha binlercesini okuyabilirsiniz. Üstelik ilanın altında da yüzlerce olumlu yorum. Çok azı negatif. Büyük çoğunluğu ne derece memnun olduğunu belirtmiş ve bir kısmı da kullanabilmek için yorumlardan yardım bekliyor.
    Sizin düşüncenizi bilmem fakat benim düşüncem , yorumların hemen hemen hepsi ilanı veren kişi veya kişilerce yazılmıştır. Hatta negatif yorumlar bile bu kişiler tarafından yazılır.. Bu ilacın ne derece iyi ve etkili bir ilaç olduğuna inanmaya hazır birisi için birkaç olumsuz yorumun ne önemi olabilir. İşte bu şekilde kolaylıkla reklamı yapılan ilaç satın alınır. Bu tür ilaçların faydasız olması zararlı olmasından çok daha iyidir” diye konuştu.
    Dr.Fevzi Özgönül, “Zayıflama ilaçları birkaç farklı şekilde zayıflatır ama bir yandan da sağlığınızı bozarak ölüme bile sebebiyet olur.En güzeli beden aklınızı kullanarak sağlıklı beslenmeniz ve ideal bedene dönmenizdir. Kesinlikle bu tür ticari kazanç hedeflenen ilaçlardan uzak durun” dedi.
    Dr.Fevzi Özgönül, söz konusu ilaçlarla ilgili olarak şunları söyledi;
    İŞTAHI KESENLER: İştahın kesilmesi aç kalmamıza dolayısı ile vücutta enerji eksiğine neden olur. Böylece eksik enerji destek dokulardan tamamlanır. Kişi kilo verebilir fakat bağışıklık sistemi çöker. Kas kaybı olur ve ciltte sarkmalar meydana gelir. İlaç kesildiği andan anormal bir iştah başlar ve kaybedilen kilolar hızla geri gelir. Bu arada çeşitli psikolojik sorunlar ve hastalıklar da başlar. Bu tür ilaçlar kalp krizini bile tetikleyebilir.
    BAĞIRSAKTAN YAĞ EMİLİMİNİ ENGELLEYENLER: Yediğimiz gıdalardan aldığımız yağı bloke ederek kilo verilmesini sağlar. Bu tür ilaçlar yağda eriyen A-D-E-K vitaminlerinin emilimini de engeller. Bu nedenle kilo kaybını geçici olarak sağlar fakat saçlarımızın dökülmesine, cildimizin daha hızlı yaşlanmasına, dişlerde ve kemiklerde erimelere ,gözlerimizde bozukluğa ve daha birçok probleme yol açar. İlacı bırakınca geri gelen kilolar da cabası olur.
    SU ATICILAR: Su atıcı etkisi ile vücuttan su kaybı ile kilo verdirir. Kan dolaşımına ve vücudun elektrolit dengesine zarar verdiği için kalıcı metabolik rahatsızlıklara ve dolaşım sisteminde bozulmalara yol açar hatta vücudun tüm sisteminin dengesini alt üst eder.Bu esnada emboli yaşanmazsa ilk doktor kontrolünde acilen ilacın bırakılması tavsiye edilir. Verilen kilolar çok hızlı geri döner.
    BAĞIRSAK SİSTEMİNİN DAHA HIZLI ÇALIŞMASINI SAĞLAYAN İLAÇLAR: Bu tür ilaçlar gıdaların emilmeden dışarı atılmasını sağlar. Fakat dışarı atım esnasında vücudun ihtiyaç duyduğu birçok gıda da emilmeden atıldığı için iştah artışı olur. Ayrıca çeşitli mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları ve bağırsak florasında bozulmalar ve sonucunda mantar yerleşimine neden olur. Ayrıca vücut ihtiyacı olan enerjiyi alamadığı için bağışıklık sisteminde de çökme olur. Yağ atıcı ilaçlarda olan saç dökülmesi gibi birçok rahatsızlığa yol açar.
    METABOLİZMAYI HIZLANDIRANLAR: Bu tür ilaçlar ise metabolizmayı hızlandırarak daha çok enerji harcanmasını sağlar.Böylece az hareket ile daha fazla enerji harcandığı için kilo kaybı olabilir fakat çabuk yaşlanmaya ve bir çok organın hasar görmesine neden olur. Ağır endokrin sistem rahatsızlığına da yol açabilir.”

  • Ameliyatsız Bölgesel Zayıflama İle Yaza Hazır Olun

    Dermatolog Dr. Yelda Terzioğlu, teknolojinin ve bilimin getirdiği imkanlar ışığında ameliyatsız bölgesel zayıflama ile bel çevresi ve kalça gibi lokalize olmuş yağların yok edilebileceğini söyledi.

    DR PLUS Klinikleri Ankara Şubesi Medikal Direktörü Dermatolog Dr. Yelda Terzioğlu, teknolojinin ve bilimin getirdiği imkanlar ışığında ameliyatsız bölgesel zayıflamayı anlattı. Dr. Terzioğlu, ameliyatsız bölgesel zayıflamanın birçok insanın şikayet ettiği ve kurtulması oldukça güç olan bölgesel yağlardan kurtulmak için liposuction gibi cerrahi işlemleri yaptırmak istemeyen kişilere ameliyatsız bölgesel zayıflama yöntemleri uygulanabildiğini belirterek, “Sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Bölgesel zayıflamada hedef bel çevresi ve kalça gibi lokalize olmuş yağların yok edilmesidir. Ameliyatsız bölgesel zayıflama için farklı teknikler kimi durumlarda tek başlarına, kimi durumlarda da kombine şekilde kullanılabilmektedir” dedi.

    Soğuk lipoliz ya da kriyolipoliz olarak adlandırılan bu teknikte lokalize yağların soğutma işlemiyle hacim kaybetmeleri sağlandığını ve bu şekilde de vücuttan atılmalarının kolaylaşabildiğini ifade eden Dr. Terzioğlu, “İşleme, sorunlu bölgedeki cilt üzerine özel bir jel sürülerek ya da ıslak bir ped konularak başlanır. Ardından soğuk lipoliz sistemin başlığı ile deri üzerinden vakumlama yapılarak deri altındaki yağ dokusunun soğuması sağlanır. Donarak hacim kaybeden yağ kütleleri vakum yardımıyla yukarı doğru hareket eder. Hacim kaybetmiş bu yağların vücuttan tamamen atılması da kolaylaşır. Bu etki mekanizmasıyla soğuk lipoliz hem lokalize yağlanmadan hem de selülitlerden kurtulmak için oldukça etkili bir yaklaşımdır. Özellikle göbek, basen, kalça, bel çevresi, kol ve bacak kısımlarındaki bölgesel yağlar için uygulanabilmektedir” diye konuştu.

    Bölgesel incelme amaçlı kullanılan bir diğer tekniğin de radyofrekans teknolojisi olduğunu kaydeden Dr. Terzioğlu, “Etki, sorunlu bölgelerdeki yağların ısı enerjisiyle harekete geçirilmesi temeline dayanır. Gönderilen radyofrekans dalgaları su molekülleri ve iyonlara etki ederek hedef noktalardaki deri yüzeyinin ısısının yaklaşık 40 dereceye kadar çıkmasını sağlar. Bu durumda cilt altındaki sıcaklık da 50 dereceye kadar yükselir. Bu ısı enerjisinin etkisiyle hücrelerin içindeki oksijen yayılarak metabolizmayı hızlandırır, lenf kanallarını harekete geçirir. Aynı zamanda yağ hücrelerindeki su miktarı fazla olduğundan yağların parçalanmasına da sebep olur. Parçalanan yağ kütleleri aktive olmuş lenf yoluyla atılabilmektedir” dedi.

    Yüz, karın bölgesi, kalça ve basen bölgelerine radyofrekans uygulaması yapılabildiğini söyleyen Dr. Terzioğlu, “Bölgesel incelme ve selülit tedavisi amacıyla kullanılabilen bir başka teknoloji de kavitasyondur. İşlem, ayarlanmış uygun dalga boyunda ultrason dalgalarının cihaz başlığıyla bölge üzerine çeşitli hareketler yapılarak uygulanması şeklindedir. Bu ultrason dalgaları yağ yapılarının bozulmasını ve sıvılaşmasını sağlar. Sıvı hale geçen yağ yapıları, vücuttan idrar yoluyla atılabilmektedir. Bölgede yapılan özel hareketlerin de masaj etkisi vardır ve ultrason dalgalarının da yardımıyla cilt yüzeyinde sıkılaşma sağlanır. Çoğunlukla selülit tedavisi amaçlı kullanılan kavitasyon, göbek ve bel çevresi, sırt, bacak, kol gibi alanlara uygulanabilmektedir. Bölgesel incelme yaklaşımlarının dışında mezoterapi gibi yağ dokularının yıkımını hızlandıracak tedaviler de yapılabilmektedir. Mezoterapi işlemi, hazır yağ yıkıcı enjektabl ürünlerin bölgesel enjeksiyonu yolu ile yapılır. Mezoterapi, selülit problemi olan alanlardaki lenf drenajını ve kan akışını düzenler, yağ depolarını azaltıcı etkisi vardır” diye konuştu.

    Dr. Yelda Terzioğlu, ameliyatsız bölgesel zayıflama yaptırmak isteyenlerin nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda ise şunları söyledi:

    “Öncelikle belirtmek gerekir ki bütün bölgesel incelme uygulamalarının başarıya ulaşabilmesi için tedavinin ardından beslenme ve egzersizin önemi büyüktür. Çeşitli yöntemlerle bölgesel yağlardan kurtulduktan sonra kişi eğer beslenmesine dikkat etmez ve düzenli egzersiz yapmazsa tekrar bu noktalarda yağ kazanabilmektedir. Bir başka önemli husus da bu uygulamaların yaptırılacağı merkezlerdir. Çok çeşitli cihazlar ve yöntemler bölgesel incelme adı altında kullanılabilmektedir. Ancak işlem yaptıracak kişilerin özellikle bu cihazların FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından onaylı olmasına dikkat etmesi gerekir. Bunun yanında hem sonuçların başarısı ve kalıcılığı açısından hem de ortaya çıkabilecek riskleri minimuma indirmek adına tedavi sürecinin bir doktor tarafından planlanması önemlidir. Bölgesel yağlanmanın tipine ve kişiden kişiye tedavi yaklaşımları ve sonuçlar da değişebilmektedir.”