Etiket: Zararı

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç: “FETÖ en büyük zararı, İslam dinine verdi”

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine karşı tepkisini sürdüren Tekirdağlı vatandaşlara telefon aracılığıyla seslendi.

    Telefon aracılığı ilde Tekirdağ Valiliği önünde bir araya gelen demokrasi bekçilerine seslenen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, “Bu FETÖ en büyük zararı, İslam dinine verdi. Bunların Müslümanlıkla alakası yoktur. Masum insanları katleden, uçaklarla kendi halkının üzerine bomba atan, helikopterlerle mermi sıkan, bu katillerin Türk Milletiyle ve Müslümanlıkla bir alakası yoktur” dedi.

    “Malazgirt Meydan savaşından Anadolu’nun kapısını açan yiğitlere benziyorsunuz”

    Telefon aracılığıyla konuşmasını sürdüren Malkoç, “14 günden beri ayaktayız. Nöbet tutuyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyoruz. Hukuka, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkıyoruz. 15 Temmuz darbecilerin kanlı ortak girişimi, aynı zamanda Türkiye’yi istila hareketidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, bu eşkıyalara karşı sokaklara çıkın, meydanlara çıkın ve hukukunuzu koruyun dedi. Kurtuluş savaşında olduğu gibi şanlı bir direniş başladı. Bütün Türkiye’de olduğu gibi Tekirdağ’daki bu kardeşlerimizin de bu kutlu mücadelesini tebrik ediyorum. Sizler, Malazgirt Meydan savaşından Anadolu’nun kapısını açan yiğitlere benziyorsunuz. Bizler, geçmişte 27 Mayıs darbesinde, 12 eylül darbesinde, 28 Şubat darbesini yaşadık ve gördük. Ancak bu sefer halkımız, sağcısıyla solcusuyla CHP’lisiyle, MHP’lisiyle AK Parti’siyle milli iradeye sahip çıkarak bu eşkıyalara dur dedik. Darbeyi yapanlara dur demek için, demokrasiye sahip çıkmak için tankın üzerine çıkanlar oldu. Sadece tankın üzerine değil, bu eşkıyaları durdurmak için tankın altına yatan arkadaşlarımız oldu. Bu milli direnişiniz, hukuka sahip çıkmanız, çoluğunuz, çocuğunuzun geleceğine sahip çıkmanız Mekke’de yankılandı. Orada milyonlarca insan size dua ediyor. Bu mücadeleniz Medine’de yankılandı. Orada milyonlarca insan sizi tebrik ediyor. Lübnan’da, Sudan’da, Arabistan’da, dünyanın her yerindeki insanlar, sizlere gıptayla baktı” dedi.

    “Bunların Müslümanlıkla alakası yoktur”

    FETÖ terör örgütünün Müslümanlıkla hiçbir alakası olmadığını dile getiren Malkoç, “Bu FETÖ en büyük zararı, İslam dinine verdi. Bunların Müslümanlıkla alakası yoktur. Masum insanları katleden, uçaklarla kendi halkının üzerine bomba atan, helikopterlerle mermi sıkan, bu katillerin Türk Milletiyle ve Müslümanlıkla bir alakası yoktur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ölümü göze alarak bu eşkıyalara dur dedi. Sayın Başbakanımız o gece kendisini arayıp ‘Ne yapalım’ diye sorduğunda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, dedi ki, ‘Bu eşkıyalara direneceğiz. Ölümüne sonuna kadar direneceğiz’” diye konuştu.

    “Yeni bir sürece giriyoruz”

    15 Temmuz tarihinden itibaren yeni bir sürece girdiklerini de aktaran Malkoç, “Yeni bir döneme başlıyoruz. Bu dönem, güçlü Türkiye’nin lider Türkiye’nin gerçekleşme başlangıcıdır. 2023 hedeflerinin azimle ve kararlılıkla emin adımlarla yürümesinin başlangıcıdır. Bunu ne FETÖ’nün eşkıyaları durdurabilecek, nede onlara yurt dışından destek verenler durdurabilecek. Sevindiğimiz bir hususta şudur. Bu eşkıyalık karşısında bütün siyasi partilerimiz hep birlikte olmuştur” şeklinde konuştu.

    “Alın çocuklarınızı, yoksa bunlar çocuklarınızı İsrail’e asker yetiştirecek”

    28 Şubat sürecine direnen Muhsin Yazıcıoğlu ve Necmettin Erbakan’ı anan ve onlara Allah’tan rahmet dileyen Malkoç konuşmalarını şöyle noktaladı:

    “28 Şubat’ta bu benzeri eşkıyalara direnen rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyorum. O 28 Şubat’ta şunu söylemişti. ‘Namlusu halka duran tanka selam durmam’ demişti. Bu millet bugün onu rahmetle anıyor. 28 Şubat’ta karşı direnen rahmetli Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz. Erbakan hocamızın bir sözünü de mutlaka aktarmam gerekiyor. O dönemlerde, kendisini ziyaret edenlere hal hatır sorduktan sonra, çoluk çocuklarını sorardı, okullarını sorardı. Bu FETÖ’cü okullarına çocuklarını gönderenlere derdi ki, ‘ Çocuklarınızı oradan alın.’ Hocam işte iyi eğitim veriyor dediklerinde ise Rahmet Necmettin Erbakan derdi ki, ‘Alın çocuklarınızı, yoksa bunlar çocuklarınızı İsrail’e asker yetiştirecek.’ Değerli Tekirdağlılar Allah sizlerden razı olsun.

    Tekirdağ Valiliği önünde bir araya gelen vatandaşlar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç’un telefon konuşmasının ardından demokrasi nöbetini sürdürmeye devam ettiler.

  • Cep Telefonunun Kalbe Direk Zararı Yok

    Avrupa Kalp Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Öztekin Oto, cep telefonuna kalp pili taşıyanların dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kalp pili olmadığı sürece cep telefonun kalbe doğrudan doğruya zararı yok” dedi.

    Medicalpark Antalya Kalp Hastanesi, 10-17 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde(AGC) bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya; Kalp Hastanesi Medikal Direktörü Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Okutan, Avrupa Kardiyovasküler Endüyovasküler Derneği Başkanı Prof. Dr. Öztekin Oto, Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mehmet Kabukçu, Kardiyoloji Bölümünden Uzman Dr. Hızır Okuyan, Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Op.Dr. İlker Tekin katıldı.

    Kalp Hastanesi Medikal Direktörü Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Okutan, dünyada tüm ölümlerinde yüzde 30 ile yüzde 40’ını kalp damar hastalıklarının oluşturduğunu kaydetti.

    Dünyada her yıl 20 milyon kişinin kap damar hastalıklarından yaşamını yitirdiğini dile getiren Prof. Dr. Okutan, hastalıkların ise önlenebilir olmasına dikkat çekti.

    Prof.Dr. Okutan, risk faktörlerinin başında genetik, erkekler, sigara, tansiyon, şeker, beslenme bozukluğu, egzersiz eksikliği ve obezitenin geldiğini kaydetti.

    Prof.Dr. Okutan, Antalya’da 1 milyon nüfusta yaklaşık bin 100 kalp krizi geçirme sayısı ve ameliyatının yapıldığını kaydetti.

    “350 BİN KİŞİYE 1 KALP MERKEZİ”

    Türkiye’de kalp merkez sayısının İngiltere’den çok daha fazla olduğunu dile getiren Prof.Dr. Okutan, “İngiltere’de 1.5 milyon nüfusa 1 kalp merkezi düşerken, ülkemizde 350 bin kişiye bir kalp merkezi düşüyor. Türkiye’de yılda 70 bin açık kalp ameliyatı yapılıyor. Akdeniz Bölgesi’nde 13-14kalp merkezi var. Bu merkezlerde dünyada yapılan tüm ameliyatlar başarılı şekilde yapılıyor” dedi.

    Avrupa Kalp Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Öztekin Oto, dünyada kardiyovaskülerin hastalıklar en fazla öldüren hastalık olduğunun altını çizdi.

    “YÜZDE 25 HEDEFİMİZ OLMALI”

    Dernek olarak yürüttükleri 25-25 çalışması hakkında da bilgiler veren Prof. Dr. Öztekin Oto, “Kalp damar hastalıklarında ölümler yüzde 25 azaltılabilir. Burada bir hedef kondu, 2025 yılında risk faktörlerini yüzde 25 azaltmak için. Türkiye’de de hedefin bu olması gerekiyor. Önlemeye çalışmamız gerekiyor” diye konuştu.

    “BÖLGELER ARASINDA EŞİT”

    Kardiyovasküler risklerin bölgeler arasında eşit dağıldığını aktaran Prof.Dr. Oto, “Ölüm de bölgeler arasında eşit dağılıyor. Kırsal kesim ve endüstrileşmenin daha az olduğu yerlerde risk daha az olabilir. Orada da doktora ulaşma sorunu olabilir. Son zamanlarda ülkemizin halkın ayağına doktor gitmesinde ciddi gelişmeler oldu. Sokakta yürürken bile rahatlıkla hastaneye ulaşabiliyorsunuz. Özel hastaneler arttı ve ambulans hizmetleri hızlandı. Çocuk ve bebek ambulans sistemi kuruldu. Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyoruz. Ülkemizde sağlık sisteminin geldiği nokta övünç vericidir. Avrupa’nın pek çok yerine göre hızlı bir sistemimiz var. By pass içinde bekleme listemiz hemen hemen yok” diye konuştu.

    “2023’TE KALP NAKLİ BEKLEYEN KİŞİ 2 KATINA ÇIKACAK”

    Kalp nakline de değinen Prof. Dr. Prof. Dr. Oto, “ Organ nakli yaşamsal bir önemi olduğunu biliyoruz. Yaşamsal bu önemli olayda, bazı organ nakilleri deneysel amaçlı yapıldı. Buda organ nakillerinde ciddi azalmalara neden oldu. Azalmada bazı başka nedenlerde olabilir. Beklenen noktada kalp nakli konusunda organ artışı olmadı. Kalp yetmezliği sayısı gittikçe artıyor. 2023’te kalp nakli bekleyen hasta sayısı 3 katına çıkacaktır. Son dönem kalp yetmezliğiyle ilgili ciddi önlemle almak gerekiyor. Organ naklinin yerini yapay kalbin daha fazla alması dikkat çekici hale geliyor. Donör konusunda ciddi sıkıntı var. Dünyada 2000 yılından bu yana yılda 2000 kalp nakli yapıldı. Bu süreç Türkiye’de de aynı seviyede devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

    “CEP TELEFONU ZARARSIZ”

    Prof. Dr. Oto, cep telefonu ile ilgili ise şu bilgileri verdi: “ Kalp pili olmadığı sürece cep telefonun kalbe doğrudan doğruya zararı yok. Vücudun çeşitleri yerlerinde taşınmasının kanser etkisi oluşturduğu biliniyor. Ama cep telefonunun doğrudan doğruya kalbe bir zararı yok. Kalp pili taşıyanlar cep telefonu sağ cebine koyup, sağ kulaktan konuşmalarını öneriyoruz.”

    Prof.Dr. Oto, dünyada her yıl 500 atletizm sporcusunun kalpten kaynaklı hastalıktan dolayı hayatını kaybettiğine dikkati çekerek, “Avrupa Atletizm Federasyonu derneğimizden yardım istedi. Ölümler önüne geçmek için iyi bir muayene ve 12 kanallı EKG’nin yapılmasının yeterli olduğu tespit edildi. Bu noktada ülkemizde de çalışma yürütülmelidir” dedi.

    Prof. Dr. Mehmet Kabukçu ise en sık gördüğü rahatsızlıkların başında kalp yetmezliği geldiğini belirterek, “ Polikliniğimde yıllık 2 bin civarında kalp yetmezliği görüyorum. Kalp yetmezliği ilaç verilse de kökünden çözülebilen bir hastalık değil. Kesin çözüm kalp nakli. Ölüm riski yüksek bir hastalık” dedi.

    Uz. Dr. Hızır Okuyan, kalp damar hastalıklarında en büyük risk faktörlerinden birisinin stres olduğunu vurgulayarak, “ Çocuklarda ani ölümlerde kalp çok önemlidir. Bir kişi yürürken bacaklarında ağrı varsa ve durduğunda geçiyorsa kalp rahatsızlığı olabilir. Bu noktada kişi en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Kayısıda Don Zararı Netleşmedi

    Organik Meyve Üreticiler Birliği Malatya Şube Başkanı İbrahim Bektaş, bu yıl da Malatya’da belli alanlarda kayısıda don zararının oluştuğunu belirterek, zarar oranının henüz netleşmediğini söyledi.

    Dernek binasında bir basın toplantısı düzenleyen Organik Meyve Üreticiler Birliği Malatya Şube Başkanı İbrahim Bektaş, Malatya’nın geçim kaynağı noktasında önemli bir yere sahip olan kayısıda bu yıl da don zararının oluştuğunu söyledi. Özellikle erken çiçek açan bölgelerde kayısıda don zararının daha yüksek olduğunu belirten Bektaş, Malatya’nın temel gelirinin kayısı üzerine kurulduğunu ifade etti. Hava sıcaklığının eksi 5’in altına düştüğü günlerde kayısı da don zararının oluştuğunu kaydeden Bektaş, “Kayısıların dondan zarar gördüğü yerler genellikle çukur kesimler, dere boyları ve baraj kenarları oluyor” diye konuştu.

    Şu anda zararla ilgili kesin bir oran veremeyeceklerini vurgulayan Bektaş, “Eğer bir oran verirsek yanlışa düşmüş olacağız” ifadelerine yer verdi. Kale, Akçadağ, Yazıhan, Doğanşehir ve merkezde dere boyları, düşük rakımlı yerlerde zararın var olduğunu belirten Bektaş, “Buradan üreticilere seslenmek istiyorum, heyecana kapılmadan beklemelerini istiyorum. Kesin ne kadar zarar olduğunu bilemiyoruz. Zararın var olduğunu biliyoruz ancak ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Burada birileri kar edecek birileri zarar edecek” diye konuştu.

    Bektaş, ileri ki günlerde ilgili kurumlarla birlikte kayısı da don zararının tespitinin yapılacağını belirterek kesin hasarın rekoltenin açıklanmasından sonra ortaya çıkacağını söyledi.

  • Süs Bitkisi Seralarında Kar Zararı

    Ordu Süs Bitkileri Üreticileri Birliği (ORSÜS) Başkanı İsa Falay, kardan dolayı yıkılan süs bitkisi seralarında büyük zarar oluştuğunu belirterek, ilgili kurumlardan katkı beklediklerini söyledi.

    Ordu’nun Fatsa ilçesinde etkili olan kar yağışı süs bitkisi seralarına büyük zarar verirken, ORSÜS Başkanı İsa Falay konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Falay, “Yoğun kar yağışı sebebiyle seralarımız ağırlıklara dayanamadı ve yıkıldı. Bolaman Mahallesi’nde bulunan seramız bin 600 metrekaredir. Dörtte üçü seramızın kar yağışı nedeniyle zarar gördü. Bu seramızın dışında Salihli Mahallemizde bulunan seralarda büyük zarar var. Yoğun kar yağışı nedeniyle bölgemizde seralarımızın bazılarına yeni ulaşabildik. Sigorta eksperleri buraya gelerek durum incelemesi yaptılar. Zararımız, maddi kaybımız büyük. Seralarımız yıkıldığı için içinde bulunan çiçekler don tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Bu sektörün gelişebilmesi için özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan ya da Ordu Büyükşehir Belediyesi’nden katkı bekliyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN RAF ÖMRÜ EN UZUN KESME ÇİÇEĞİ ORDU İLİMİZDE YETİŞTİRİLİYOR”

    Salihli Mahallesi’ndeki serayı yaklaşık 10 bin metrekare fındık alanını keserek kurduklarını belirten Falay, “Maddi kaybımız büyük. 3 yıldır üreticilere verilen fındık destekleri ile ilgili paraları da almıyoruz. Seramızı kurduğumuz 3 yıldan bu zamana kadar kar maalesef seralarımızı yıkıyor. Gerçeği görmek gerekiyor. Teknik bakımdan bizlerin tam anlamıyla bilgisi yok bu konuda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüzün yaptığı 40 günlük kurslarla bu bilgiye sahip olduk. Tabanda çiçekçilik olmadığı için bizim süs bitkilerini yetiştirmekte zorlanıyoruz. Bu sektör Ordu ilimizde yeni gelişiyor. Tabii ki ilk dönemlerde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Süs bitkilerinin üretim alanları gün geçtikçe azalıyor. Süs bitkisi yetiştiriciliğini Ordu ilimiz için önemli bir fırsat olarak nitelendiriyorum. Üretim Antalya ilinde bitiyor, burada yeni başlıyor. Oradaki üreticilerin haziran, temmuz ve ağustos ayında üretim yapma imkanları yok. Türkiye’nin raf ömrü en uzun malı Ordu ilimizde yetiştiriliyor” diye konuştu.

  • Vali Karaloğlu: “İş Yeri Sahiplerinin Ciddi Zararı Var”

    Bursa Valisi Münir Karaloğlu, dünkü yangında büyük zarar gören Işıksoy Tekstil yönetimine ve çalışanlarına geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Karaloğlu, “İş yeri sahiplerinin ciddi zararları var. Soğutma çalışmalarımız devam ediyor. İtfaiye tam söndürmeyi tamamladıktan sonra içeri girip yangının çıkış sebebini araştıracak” dedi.

    Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Bursa’nın en büyük tekstil fabrikalarından biri olan Işıksoy Tekstil’de sabah 11.00 saatlerinde çıkan yangında soğutma çalışmaları halen devam ediyor. Bursa Valisi Münir Karaloğlu, yanan fabrikaya gelerek yetkililerden bilgiler aldı. Fabrikanın yanan bölümlerinde bazı duvarların çökmüş olduğu görüldü. Fabrika sahiplerine ve çalışanlara geçmiş olsun dileklerini ileten Karaloğlu, hasarlı bölgeleri inceledi.

    Ardından yetkililerle kısa bir toplantı yapan Karaloğlu, “Her şeyden önce Işıksoy Tekstil ve çalışanlarına geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. DOSAB, Türkiye’nin en büyük organize sanayilerinden biri. Çok sayıda fabrikamız var. Tekstil, petrol türevi ve kimyevi madde kullanılan sektör. 4 katlı fabrika binasında yangın çıktı. Katlara girip direk müdahale etme şansımız olmadığı için yangını kontrol altına almak uzun sürdü. İtfaiye teşkilatı bütün imkanlarıyla 24 saattir burada emek veriyor. Onlara teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Can kaybı ve yaralanma olmadığını anlatan Karaloğlu, “Etrafta çok sayıda aynı işi yapan fabrikalar var. Başka bir fabrikaya sıçramadan yangını kontrol altına alınması en büyük tesellimiz. İş yeri sahiplerinin ciddi zararları var. Tespitlerden sonraya ortaya çıkacak. İş yeri sahiplerine geçmiş olsun diyoruz. Ciddi bir yangındı” açıklamasını yaptı.

    Çıkış sebebinin belli olmadığını vurgulayan Karaloğlu, “İtfaiye tam söndürmeyi bitirdikten sonra içeri girip çalışmasını yapacak. O teknik bir konu. İtfaiye dairemiz çıkış sebebini raporlayacak” diye konuştu.

    “550 ÇALIŞANIMIZ VAR”

    Fabrikanın ortaklarından Mustafa Işık, “Fabrikamızda 550 çalışanımız var. Yangın depomuzda çıktı. Nasıl çıktığı hakkında bilgimiz yok” şeklinde konuştu.

    YANGINA 69 İTFAİYE ARACIYLA 300 KİŞİLİK EKİP MÜDAHALE ETTİ

    Öte yandan dün 11.00 sıralarında başlayan yangına yaklaşık 69 itfaiye aracı ve 300 kişi müdahale etti. İstanbul, Eskişehir, Kocaeli, Yalova ve Bursa’nın bütün ilçelerinden olay yerine araç ve personel kaydırıldı. İtfaiyenin bütün personelleri canla başla yangına müdahale ederken, Bursa ve çevre illerden gelen arama-kurtarma ekipleri de bölgede hazır bekletildi. Ayrıca polis ekipleri de, fabrika civarında yangın boyunca geniş güvenlik tedbiri aldı. Orman Bölge Müdürlüğü’nden gelen araçlar ve belediyelerin su tankerleriyle itfaiyelerin suları boşaldıkça yeniden dolduruldu.