Etiket: Zararı

  • Tolga Gül: “Afrika Kupası en çok zararı bize veriyor”

    Kardemir Karabükspor Asbaşkanı Tolga Gül, hafta sonu sahalarında konuk edecekleri Galatasaray maçı ile ilgili olarak, “Çok büyük takımla oynadığımız gerçeğini göz önünde bulunduruyoruz ve bu galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor” dedi. Gül, Afrika Kupası’ndan en çok Kardemir Karabükspor’un etkilendiğini vurguladı.

    Kardemir Karabükspor, Galatasaray maçı hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Teknik Direktör Igor Tudor gözetiminde yapılan antrenmana Afrika Kupası’nda bulunan Yatabare, Traore, Poko ile sakatlıkları devam eden kaleci Rybka ve Ermin Zec katılmadı. Alexe ve Skulason ise takımdan ayrı çalıştı.

    Uzun süredir galibiyete hasret olduklarını ve bunu da geçen hafta Akhisar Belediyespor ile giderdiklerini kaydeden Gül, takımdaki eksiklilerin canlarını sıktığını belirtti.

    “Afrika Kupası en büyük zararı bize verdi”

    Dar bir kadro ile çalışmalara devam ettiklerini kaydeden Tolga Gül, “Kadromuz şu an dar bir şekilde ve çalışmalarımızı bu şekilde sürdürüyoruz. Afrika Kupası en büyük zararı bize verdi. Traore, Yatabare ve Poko Afrika kupasında. Orada grup maçları henüz yeni başladı ve 2-3 hafta sürecek. Bu şartlarda elimizdeki kadro ile maçlara devam etmek zorundayız. Transferler bir taraftan geliyor ve takıma dahil oluyor. Hocamız forma şansı verirse çıkacak sahada kendini gösterecekler” dedi.

    “Büyük takım olması galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor”

    Galatasaray maçının kendileri için önemli olduğunu da ifade eden Tolga Gül, şunları söyledi:

    “Büyük takımlarla bu sene evimizde oynayacağımız ilk maç ve haliyle şehri heyecanlandıracak bir maç. Karabükspor markasının Karabük için ne kadar değerli olduğunu hep vurguluyoruz. Onlardan bir tanesi Galatasaray gibi büyük bir takım evimizde bize konuk olacak. Taraftarlarımızın yoğun ilgisini bekliyoruz. Bütün maçlarda olduğu gibi parolamız burada da 3 puan. Kolay olmadığını biliyoruz ve rakibimize saygı duyuyoruz. Çok büyük takımla oynadığımız gerçeğini de göz önünde bulunduruyoruz ama bu galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor.”

    Öte yandan yeni transfer Andriy Bliznichenko da takımla birlikte çalışmalara başladı.

  • Göğüs estetiğinin emzirmeye zararı yok

    Uzmanlar, meme büyütme ve küçültme ameliyatlarının emzirmeye bir manisinin olmadığını söyledi.

    Kadın vücudunun en önemli fiziksel tamamlayıcılarından biri olan memelerin görünüşü, kadınları fiziksel veya psikolojik olarak fazlasıyla etkilediğini belirten uzmanlar, kişinin yakınmaları arttıkça estetik ameliyata yöneldiğini söyledi. Ancak bazı kişilerin bağ dokusu hastalığı, kanser veya süt kanallarının zarar görmesi gibi çeşitli faktörlerden dolayı meme estetiğine sıcak bakmadığını ifade eden Acıbadem Bursa Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Mahmut Özyılmaz, meme büyütme ve küçültme ameliyatlarının emzirmeye mani olmadığını söyledi.

    Meme büyütmede en geçerli yolun silikon implantlar yani protezler olduğunu ifade eden Dr. Mahmut Özyılmaz, yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir yapılan çalışmalarda ve hasta takiplerinde silikon implantların güvenli olduğunu, bağ dokusu hastalığı veya kansere yol açmadığına dikkat çekti. Ayrıca çocuk emzirme açısından da bir risk taşımadığını sözlerine ekleyen Dr. Mahmut Özyılmaz, “Bu kadar güvenli bir yöntemin yerini yeni bir tekniğinalması şu an için zor gözüküyor. Ameliyat yapılmadan önce, kişi ile yapılan görüşme ve muayenede kişinin göğüs çevresi, cilt kalınlığı, memelerde bir asimetri veya sarkma olup olmadığı değerlendiriliyor. Kişinin istediği meme boyutu da dikkate alınarak, uygun protez öneriliyor. Meme büyütme ameliyatları genel anestezi ile yapılıyor. Genellikle protez, meme altı kıvrımı, meme başı ve koltuk altı bölgelerinden biri seçilerek yerleştiriliyor. Son zamanlarda subfacial denilen yöntemle de, silikon protezler kas kılıfının altına konuluyor. Ancak protezin konulacağı alana kişinin muayenesinde karar veriliyor. Cilt kalınlığı yeterli olduğu takdirde bu yöntem tercih edilebiliyor” diye konuştu.

    Zorunlu olmamakla birlikte ameliyat sonrası bir gece hastanede yatış gerekebildiğini ifade eden Özlyılmaz, “Ameliyat bitiminde göğüste bandaj oluyor ve kişiye özel sporcu sutyeni taktırılıyor. Ameliyat sonrası kişiyi yaklaşık iki-üç günlük ağrılı bir dönem bekliyor. Bir hafta boyunca kol hareketleri ağrılı olacağından güvenlik açısından da araç sürülmemesi öneriliyor.Yaklaşık üç saat süren ameliyatta, her iki memeye de dren konuluyor. Bu drenler ikinci gün çekiliyor. Bu işlemde süt kanalları korunarak, emzirmede veya meme başı hissinde bir sorun yaşanmıyor” dedi.

  • Elektrik kesintisi nedeniyle Gebze’deki OSB’lerin 5 günlük zararı 300 milyon euro

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalar, yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle zarara uğradı. Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Yazıcı, “Bölgenin günlük üretim kapasitesi 50-60 milyon euro civarında. Beş günde biz 300 milyon euro kaybetmiş durumdayız” dedi.

    TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Yazıcı, Kocaeli-Gebze bölgesinde beş gündür yaşanan elektrik kesintileri konusunda açıklamalarda bulundu. Yazıcı, “29 Aralık Perşembe gününden itibaren yaklaşık beş gündür elektriğimiz yok. Şuanda bu bölgede 16 OSB var ve hemen hemen hepsinde elektrik yok. Uzun süredir elektrikte gelmedi. Arada sırada geldi ama o bize yarardan çok zarar getirdi, çünkü dur kalk yapıyoruz. On binlerce işçi ile fabrikalarda soğukta üretim yapmayı bekliyoruz. Şuanda bölgenin günlük üretim kapasitesi 50-60 milyon euro civarında. Beş günde biz 300 milyon euro kaybetmiş durumdayız” şeklinde konuştu.

    “Enerji Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığından desteklerini istiyoruz”

    Yurt dışındaki ve Türkiye’de müşterilere karşı sorumlulukları olduğunu belirten Yazıcı, “Otomotiv sektörü Türkiye’nin ihracatta şampiyon sektörü. Onu tehlikeye atabilecek bir durumdayız. Biran önce elektriklerin gelmesini bekliyoruz. Bizim bulunduğumuz bölgede 120’nin üzerinde firma var. Bu firmalarda on binlerce çalışan var. Hepimiz biran önce bu sıkıntılı sürecin bitmesini ve biran önce normal üretime dönmeyi bekliyoruz. Yetkililerle konuşuyoruz. Enerji Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığından desteklerini istiyoruz. Sağ olsunlar herkes elinden geleni yapıyor. Fabrikalar kendilerini bu elektriğin gelişi ve gidişine göre ayarlamakta zorluk çekiyorlar. Bu da bize ilave bir problem getiriyor” ifadelerini kullandı.

    “OSB’de bulunan diğer fabrikalar jeneratörle, taşıma mazotla üretimlerini yapmaya çalışıyorlar”

    Elektriğin normale dönmesini ve yeniden üretime devam etmek istediklerini söyleyen Yazıcı, “Elektriğin bu akşam itibariyle geleceği şeklinde bir söylenti var. Saat 10 civarında akşam gelecek ve sabaha kadar elektriğimiz olacak umuduyla bekliyoruz ama müşterileri durdurmamak için kritik sıkıntılı parçaları yapabilmek için jeneratör temin ettik. Şuanda fabrikamızda üretimi iki jeneratörle devam ettirmeye çalışıyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu OSB’de bulunan diğer fabrikalar da jeneratörle, taşıma mazotla üretimlerini yapmaya çalışıyorlar. Umuyoruz ve istiyoruz ki biran önce bu sıkıntı bitsin, ülke ekonomisine bu zarar sona ersin ve eskisi gibi yine üretime devam edebilelim” dedi.

    “Taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyoruz”

    Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir fabrikanın Genel Müdürü Bülent Yazıcı ise, “İçinde bulunduğumuz bu fabrika normal şartlarda günde 3 vardiya çalışıyor ve 570 personeli var. 54 makinası ve 2 boyahanesi var. Şuan jeneratörlerle destekli olarak 11 makine ve bir boyahane var. İhracat sevkiyatlarımızda sıkıntıya düştük ve uluslararası anlaşmalar var. Taahhütlerimizi yerine getiremiyoruz ve onları ötelemeyi talep ettik kendilerinden. Fabrika şuanda soğuk ve bu ortamda imalat yapmaya çalışıyoruz. Bize beş gün sonra ilk defa bir saat verildi. Akşam 10’da gelecek, sabah 7’de gidecek denildi. Taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyoruz. Büyük iş güvenliği riskleri alıyoruz. Jeneratörü bağla sök, mazot yükle, bunlar çok riskli işler. Bir yandan bu ülke için, fabrika için, insanlar için bir şey yapmaya çalışıyoruz ama bir yerde bizim enerjimiz ve motivasyonumuz düştü. Biran önce bu problemin giderilmesini ve mağduriyetimizin engellenmesini istiyoruz. Elektrik kesintileri yüzünden beş günde yaklaşık bir buçuk milyon TL zararımız var” şeklinde konuştu.

    Gebze, Çayırova ve Dilovası’nda bulunan Organize Sanayi Bölgelerindeki fabrikaların çalışanları, normal üretime geçebilmek için elektriklerin biran önce gelmesini bekliyor.

  • Başbakan Yardımcısı Türkeş: “Terör örgütleri en büyük katliamı ve zararı Müslümanlara yapıyor”

    Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansı’nda yaptığı konuşmada, farklı olanları dışlama kültürünün radikalleşmeye ve aşırıcılığa mercek tuttuğunu belirterek, “Bunlar da terörü tetikliyor. İslam adına eylem yaptığını iddia eden terör örgütleri, en büyük katliamları Müslümanlara yapıyor. En büyük zararı da onlara veriyor” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş, İstanbul Cemal Reşit Rey Salonu’nda düzenlenen Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansları kapsamında ’Yeni Dünya, Yeni Türkiye ve Medeniyetler İttifakı’ konferansına katıldı. Konferansa Türkeş’in yanı sıra Başbakan Başmüşaviri Prof. Dr. Bekir Karlığa, Birleşmiş Milletler (BM) İttifakı Yüksek Temsilcisi Nassir Abdulaziz Al-Nasser, İBB Meclis 1’inci Başkan Vekili Ahmet Selamet, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve davetliler katıldı.

    Konferansta konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş, “Esasen İstanbul’un kendisi medeniyetler ittifakı simgesidir. Bir çok kültürü bir arada barındırmıştır ve yeni gelen de eski kültürün daima muhafazasından yana olmuştur. Türkiye’nin medeniyetler ittifakı kuruluşu dahil olmak üzere bugüne kadar sağlamış olduğu siyasi, fikirsel ve maddi destek ülkemizin medeniyetler arası diyalog uyum ve işbirliği alanındaki öncü rolünde teyit etmektedir” dedi.

    “Farklı olanları dışlama kültürü terörü tetikliyor”

    Türkeş, “İttifakın sağladığı bunca başarıya rağmen kemikleşmiş ön yargıları, insanları, inançları, kökenleri ve kültürleri temelinde ayrıştıran anlayışı henüz aşamadığımızı üzülerek görmekteyiz. Kültürel, dini ve etnik farklılıkların birer tehdit değil, zenginlik olarak görüldüğü hoşgörünün ve uyumun her yerde her alanda öne çıktığı toplumsal anlayışı maalesef henüz küresel ölçüde yaygınlaştıramadık. Bugün 60 milyon insan ülkelerindeki çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldıkları bir dünyada yaşıyoruz. Büyük kısmını kadınların ve çocukların oluşturduğu bu masum insanların önemli bir bölümünün çıktığı umut yolculuğu, denizlerin karanlık sularında daha büyük acılarla sonuçlanıyor. Farklı olanları dışlama kültürü ne yazık ki radikalleşmeye ve aşırıcılığa mercek tutuyor. Bunlar da terörü tetikliyor. İslam adına eylem yaptığını iddia eden terör örgütleri, en büyük katliamları Müslümanlara yapıyor. En büyük zararı da onlara veriyor. Bu örgütlerin sebep olduğu algının dahi etkisiyle özellikle batıdaki yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin de hızla yayıldığını görüyoruz. Oysa biz hep terörün, terör örgütlerinin dininin, kökeninin, bölgesinin ve kültürünün olmadığını söylüyoruz. Terör terördür, terörist de teröristtir. Masum insanların canına kastetmeyi hiçbir inanç, kültür, vicdan tasvip etmez. Özellikle ismini dahi barış kökünden alan İslam zulmün ve şiddetin her türlüsünü reddeder” ifadelerini kullandı.

    “Norveç’te 77 insanı katleden teröristi kimse ’Hristiyan’ diye tarif etmedi”

    Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2011 yılında Norveç’te göçmen çocukların ağırlıklı olduğu bir ısındırma kampında, Hristiyan olan bir şahıs 77 insanı katletti. Bu bir çılgınlık, akıl tutulması ve ırkçı bir yaklaşımdı. Ama bugüne kadar biz dahil hiç kimse bu teröristi, ’Hristiyan’ diye tarif etmedik. Terör örgütleri medeniyetler ittifakı projesiyle kurmaya çalıştığımız ortak idealin en büyük düşmanıdır. Bu tehditti ancak ortak mücadeleyle aşabiliriz. Aksi yöndeki her tutumun, beyanın teröre ve terör örgütlerine destek anlamına geldiğini de biliyoruz.”

    “Terör örgütü takımının dinler arası hoşgörü olayını hiç anlamadım”

    Konuşmaların ardından soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Türkeş, “Kaygıları ve tereddütleri anlıyoruz. Vatandaşların anlaması gereken bir şey var. Devlet kolay olunmuyor hele de devlet ebet-müddet felsefesine sahip bir devletin yaşaması ve ileriye doğru bakması ve gitmesi çok kolay bir iş değildir. Terör örgütü takımının bir ara dinler arası hoşgörü diye bir şeyi vardı. Ben onu başından beri hiç anlamadım. Ramazanda davet edeceğiz, papaz, haham gelecek iftarımıza ortak olacak. Amenna buyursun gelsinler. Ama sen dinler arası diyalog diye başlayacaksın. Başladığın günde bugüne onlar seni hiçbir şeylerine çağırmayacaklar. Ben bunu hep garipsedim. Bunu onlarla karıştırmayın. Bu devlet aklı içinde 21’inci yüzyılda bölgesel güç, yıldız olmasını istediğimiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin politikalarıyla ilgilidir” diye konuştu.

    “Bölgesel birçok sıkıntıdan işsizlik zaten oluyor”

    İşsizlikle ilgili soruya ise Türkeş, “İşsizlik dönemsel olarak artabilir ama çok çalışmak lazım. Zaten Ar-Ge’ye daha çok önem veriyoruz. Bölgesel birçok sıkıntıdan işsizlik zaten oluyor. Bunlar aşılamayacak şeyler değil, yani gücümüze hangi kemerin üzerinde hissediyoruz. Onu ve gücümüzü bilmemiz lazım, hedefimizi de bildiğimiz takdirde bunlar problem değil diye düşünüyorum. Bu kadar ümitsiz olmayınız” dedi.

    Konferansın ardından protokol üyelerine buket verilerek hatıra fotoğrafı çekildi.

  • Kılıçdaroğlu: “Terörden en büyük zararı biz görüyoruz”

    Kartal’da düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katıldı. Burada yaptığı konuşmada İslam Dünyası’ndaki sorunlara değinen Kılıçdaroğlu bu sorunlarının çözüm yolları ile ilgili önerilerde bulundu.

    “Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir”

    İslam Dünyası’nın sorunlarına değinen ve bu sorunları 15 başlıkta toplayan Kılıçdaroğlu, “Saydığım sorunların ana kaynağı nedir? Biz bu sorunları aşmak için neler yapmalıyız? 4 halkadan oluşan bir çözüm önerisi paketi sizlere sunacağım. Birinci halkamız demokratikleşmedir. Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir. Demokrasisi gelişmiş ülke ne demektir biliyor musunuz? Siyasetçinin halkına hesap verdiği ülke demektir. Yani vatandaştan toplanan vergilerin her kuruşunun hesabını veren devlet demektir. Yani kul hakkı yemeyen bir anlayışı siyaset kabul etmiş demektir. Bunu yapmak lazım. İkinci halkamız din ve vicdan özgürlüğüdür. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi laikliktir. İnançlar konusunda tarafsızlığını koruyan bir devlet anlayışı. Üçüncü halkamız sosyal devlet. Sosyal devlet işsizlik ve yoksullukla mücadele eden devlettir. Yoksullukla mücadele ederken insan onurunu koruyan devlettir. Yani sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği bir anlayışın egemen olduğu devlettir sosyal devlet. Sosyal devlet aynı zamanda çocuklarımıza çağdaş eğitim vermeyi hedefleyen bir devlettir” dedi.

    “Soylu bir kavramdır adalet”

    “Döndüncü halkamız hukuk devleti, adalet İslam ve diğer tüm dinlerin temel taşı olarak kabul edilmektedir” diyen Kılıçdaroğlu, “Soylu bir kavramdır adalet. Adalet taşıdığı anlamı da aşan bir biçimde ilahi ve beşeri olarak eşitlik, dürüstlük, tarafsızlık, haksızlıkların son bulması doğrunun egemenliği olarak tanımlanır. Mülkün temeli adalettir. İslam dünyası acaba adalete ne kadar önem veriyor. İslam dünyasını yönetenler ne kadar adil ne kadar doğru? Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü savunan bir devlet anlayışı. Washingtonn Üniversitesi’nden Şerhazat Rahman ile Hüseyin Askeri’nin 2010 yılında yaptıkları bir çalışma var; İslam ülkeleri ne kadar İslami. 4 kriterden yola çıkarak hangi ülkelerin İslami kurallara en uygun şekilde yönetildiğini ortaya koyuyorlar. İlk otuzun içinde tek Müslüman ülke yok. Hollanda, Yeni Zellanda, Danimarka var; tamamı İslamiyet’in getirdiği temel kurallara uyan bir yönetim tarzıyla yönetiliyorlar. Peki o İslami kurallara biz neden uymuyoruz? Hangi gerekçeyle uymuyoruz biz o İslami kurallara? Müslümanız diyoruz. İslam’ın egemen olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Neden koptuk o dünyadan. Az önce saydığım 4 halkayı yerine getirdiğimizde eminim biz İslami endekste çok daha yukarılara tırmanmış olacağız. 2010’daki İslami endekste Türkiye’nin yeri 103” ifadelerini kullandı.

    “İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Demek ki demokrasimiz gelişmemiş, insan haklarına saygı duymuyoruz. Sosyal devlet ciddi yara almış durumda. Ahlaki temellerimizde ciddi bir sarsılma var. Kadını ikinci sınıf vatandaş görüyoruz. Bütün bunları aşmamız gerekiyor. Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz. İnançlar en fazla Türkiye’de sömürü alanı haline dönüşüyor. Siyaset kurumu inançları acımasızca sömürüyor. İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar, endişe duyuyorlar; ya tepki gelirse diye. İşin özü şu; yeni düşünceler her zaman tepki çekmiştir. Ama tarih yeni düşünceleri her zaman doğrulamıştır.”

    Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, program sonunda Kılıçdaroğlu’na plaket takdim etti.