Etiket: zamanlarda

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Zor zamanlarda halklarının geleceğine yön veren liderlerin çabaları asla unutulmayacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Zor zamanlarda halklarının geleceğine yön veren ve bu topraklarda güzel bir miras bırakan liderlerin çabaları asla unutulmayacaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gagavuzya Özerk Cumhuriyeti başkenti Komrat’ta halka hitap etti. Erdoğan, “Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan Gökoğuz yerinin dört bir yanındaki tüm dostlarımıza sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum. Bizlere şu muhteşem tabloyu yaşattığınız için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Bugün burada kardeşlik var. Bugün burada dayanışma var. İşbirliği var. Elbette burada Moldova ile Türkiye’nin kadim dostluğu var. Buraya elimiz boş gelmek yakışmaz dedik, olmaz dedik. Sizlere tüm Türkiye’nin 81 milyonluk Türk milletinin selamlarını getirdim. Sizlere Türkiye’deki akrabalarınızın sınırları aşan muhabbetini getirdim. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerçekleştirdiğim bu tarihi ziyaretin Moldova ve Gökoğuz yeri ile dayanışmamızı daha da perçinlediğine inanıyorum. Bizi bugün burada buluşmamıza vesile olan Sayın Cumhurbaşkanı Dodon’a sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. İki gündür samimi misafirperverlikleri bizi evimizde hissettiren Moldova makamlarına da teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    “Bugün iki ülke tarihte hiç olmadığı kadar birbirine yakındır. Fiziki sınırımız olmasa da biz Moldova’yı komşu ülke olarak görüyoruz”

    İki ülke arasındaki bağlara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıymetli dostlar, elbette bugünlere kolay gelmedik. Karşımdaki şu muhteşem dayanışma manzarasına ulaşmamız hiç kolay olmadı. Bugünlere bizden önceki Cumhurbaşkanlarının Türkiye ile Moldova’nın ortak geleceğine inanan devlet ve siyaset adamlarının gayretiyle geldik. Bizim inancımızda ehli hünerin kıymetini bilmek, emek ve çaba sahibi herkesin hakkını teslim etmek esastır. Öncelikle bizden önceki siyasetçilere ülkem ve milletim adına şükran borcumuzu ifa etmek istiyorum. Gökoğuz Yeri’nin 1994 yılında özerk statüye kavuşmasına katkı sağlayan 9’uncu Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’i dönemin Moldova Cumhurbaşkanı Mircea Snegur’u yine o dönemde Gökoğuz Türklerinin önderi Stefan Topal’ı burada şükranla yad ediyorum. Bu devlet ve siyaset adamlarının sergilediği işbirliği hem Moldova’ya hem de Gökoğuz Yeri’ne huzur ve barış getirmiştir. Zor zamanlarda halklarının geleceğine yön veren ve bu topraklarda güzel bir miras bırakan liderlerin çabaları asla unutulmayacaktır. Bundan kısa süre önce 28 Eylül’de Gökoğuz Yeri’nin Kurucu Başkanı, Gökoğuz Türklerinin aksakalı Stefan Topal’ın vefatından duyduğum üzüntüyü özellikle ifade etmek istiyorum. Gökoğuz kimliğinin ve dilinin sadık evladının toprağı bol olsun diyorum. Onlar bu dünyadan göç ettiler ama geride bizim sahip çıkmamız ve çok daha ileriye taşımamız gereken bir miras bıraktılar. İnşallah bizler de Türkiye ve Moldova liderleri olarak bu mirası daha da ileriye götüreceğiz. Son 16 yılda attığımız adımlar bu mirasa sahip çıkma hususundaki güçlü irademizin birer yansımasıdır. Türkiye ile Moldova arasındaki bağlar Gökoğuz Yeri’ni de içine alacak şekilde son 16 yılda her alanda daha da perçinlenmiştir. Bugün iki ülke tarihte hiç olmadığı kadar birbirine yakındır. Fiziki sınırımız olmasa da biz Moldova’yı komşu ülke olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Moldova ve Gökoğuz Türklerinin kara gün dostu olmayı sürdüreceğiz”

    Moldova’nın toprak bütünlüğüne önem verdiğini belirten Erdoğan, “Moldovalı dostlarımızın dertleriyle dertlenmeyi, sevinçleriyle mutlu olmayı bir görev biliyoruz. Moldova’nın toprak bütünlüğünün korunmasına büyük önem veriyoruz. Hem Moldova’daki hem de Gökoğuz Yeri’ndeki gelişmeleri tıpkı komşularımızdaki hadiseler gibi çok yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde de elimizdeki tüm imkanları Moldova halkı için seferber etmekten çekinmiyoruz. TİKA’mızla, iş adamlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla Moldova’nın kalkınması, gelişmesi dünya sahnesinde hak ettiği konuma ulaşması için gayret sarf ediyoruz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla Moldova halkının ve siz Gökoğuz Türklerinin kara gün dostu olmayı sürdüreceğiz. Tabi burada bir hususunda altını çizmek istiyorum. Sizler 1994 yılında diğer devletler iç çatışmalarla kıvranırken kardeşçe yaşamayı seçtiniz. Avrupa’nın birçok ülkesi geleceğine karamsarlıkla bakarken sizler bu topraklarda huzuru, barışı, dayanışmayı tercih ettiniz. Moldova ve Gökoğuz halklarının bu kararı her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin bu asil tavrı tam anlamıyla bir demokrasi ve medeniyet örneğidir. Geçen 24 yılda kendilerini idare etme olgunluğunu gösteren siz soydaşlarımızı gönülden kutluyorum. Kendi kimliğinizi, dilinizi, iç barışınızı, birliğinizi, dirliğinizi koruyarak bu güzel mirası evlatlarınıza, torunlarınıza aktarmanızı diliyorum. Bilhassa içinde bulunduğumuz dönemde bunun son derece önemli olduğuna inanıyorum. Zira Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde etnik ve kültürel farklılıklar kaçınmaya çalışılıyor. Asırlardır aynı toprağı paylaşan, aynı havayı soluyan geçmişi ve geleceği ortak olan toplumlar ayrıştırılmak isteniyor. Kültürel ırkçılık dünyanın dört bir ucunda adeta bir veba salgını gibi gün geçtikçe yayılıyor. İslam karşıtlığının yabancı düşmanlığına, etnik milliyetçilikten terörizme kadar birçok sorun bir arada yaşama idealimize sekte vuruyor. Buradaki soydaşlarımızın asla böyle bir tuzağa düşmemesi gerekiyor. Her birinizin bu bilinçle hareket edeceğine inanıyorum. Bu topraklardaki barış ve huzur ortamının bozulmasına hiç birinizin müsaade etmeyeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “Moldova parlamentosunda üç Gökoğuz Türkü milletvekili bulunuyor”

    “Cumhurbaşkanı Sayın İgor’un davetine icabetle gerçekleştirdiğimiz bu tarihi ziyaret, bizim için oldukça bereketli geçiyor” diyen Erdoğan, “Dün ziyaretimizin ilk gününde Kişinev’de verimli görüşmeler yaptık. Başbaşa, heyetler arası görüşmelerimizde ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararı aldık. Bu kararın dost ülke Moldova ile yeni bir dönemin kapılarını açacağını düşünüyoruz. Moldova ile kurduğumuz ortak geleceğin köprüsü sizlersiniz. Unutmayın, sizin gücünüz Moldova’nın gücü Moldova’nın gücü sizin gücünüzdür. Moldova parlamentosunda üç Gökoğuz Türkü milletvekili bulunuyor. Ayrıca sayın Vlah da bakanlar kurulu üyelerinden biri olarak görev yapıyor. Hiç şüphesiz sizleri siyasette temsil eden bu dostlarımıza çok önemli iki görev düşüyor. Birincisi Gökoğuz Yeri’nin sesi olmak ikincisi de Moldova ile diyalog kanallarını hep açık tutmak. 24 Şubat’ta Moldova parlamentosu seçimlerine 19 Mayıs’ta başkanlık seçimlerine gideceksiniz. Her birinizin vatandaşlık görevi bu süreçte birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı korumak ve oyunuza sahip çıkmaktır. Sandıktan çıkan her sonuç halkın özgür iradesini yansıtır ve saygıyı hak eder. Oradan çıkacak sonucun belirleyicisi de siz olacaksınız. Şimdiden sonuçların Gökoğuz Yeri ve Moldova için hayırlı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

    “Komrat’ta büyük bir eğitim kompleksi inşa etmek için gereken adımları atıyoruz, proje bitmek üzere”

    “Sağlık tesisi olmayan yerlere sağlık tesisi yapıyoruz” diyen Erdoğan, çocuklarımızı yetiştirmek için kreşler açıyoruz. Mevcut hizmet binalarını yeniliyor, eksikleri gideriyoruz. Su sorununu giderecek alt yapı projesine de başladık. Gelecek yıl Komrat’ta büyük bir eğitim kompleksi inşa etmek için gereken adımları atıyoruz proje bitmek üzere. Okuluyla, yurtlarıyla, kapalı spor salonuyla, basket alanıyla, voleybol alanıyla, tenis kortlarıyla evet buraya bu muhteşem eseri kazandırıyoruz. Gökoğuz Yeri buradaki tüm gençlerimiz için parlak bir gelecek sunabilecek altyapıya sahip olmalıdır. Bugün hastanemizi açtık gayet muhteşem. Açılan bu eser inanıyorum ki Gagavuz Yeri halkını çok daha rahatlatacak. Bir yerlere gitmenize gerek yok hastaneniz burada. Aynı şekilde bugün güzel bir kültür sarayının da açılışını yaptık. Birçok kültürel etkinlikleri yapacağınız çocuklarımızın kültürel eğitimini alacağı gerçekten muhteşem bir saray oldu. 2 bin 400 metrekare kapalı alana sahip böyle bir kültür sarayı yine Gagavuz yerinin medarı iftarı olacak. Moldova’nın yardıma en çok ihtiyaç duyan bölgelerinden biri olması Gökoğuz Yeri’nin kaderi değildir, olmamalıdır. Burada hepimize görevler düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bugün aramızda. Kendisinin Gökoğuz Yeri’ne olan samimi desteğini yakinen biliyorum. Bu destek Moldova’nın Gökoğuz Yeri’ne sahip çıktığının önemli bir göstergesidir. Bu yaklaşımın Moldova devletinin tüm makamlarınca devam ettirilmesi çok önemlidir. Dün stratejik konsey anlaşmasını imzalarken ardından Sayın Başbakan ve bakanlarla birlikte 5 tane önemli anlaşmaya da imzalarımızı attık. Bugüne kadar 60 anlaşması olan Türkiye-Moldova bu 5 anlaşmayla beraber sayıyı daha da tırmandırdı. Aramızdaki bu bağlar daha da güçlenecek. Biz de daha fazla iş adamımızı bu arada Gökoğuz Yeri’ne Moldova’ya yatırım yapmaya teşvik edeceğiz. Komrat’ta başkonsolosluğumuzun açılmasını heyecanla beklediğinizi biliyorum. İnşallah çok yakında başkonsolosluğumuzu da açacak başkonsolosumuzu da atayacağız. Bu konuda sayın cumhurbaşkanımızla dün bunu da görüştük. Başkonsolosluğumuzun da faaliyete geçmesiyle burada Türkiye’ye açılan yeni bir kapınız daha olacak” ifadelerini kullandı.

  • Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: “Türkiye’de geçmiş zamanlarda da partili cumhurbaşkanı yaşadı”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, partili cumhurbaşkanlarının geçmiş dönemlerde de devlet yönetiminde görev aldığını söyleyerek, “Cumhurbaşkanı bundan sonra bir kampanya ile cumhurbaşkanı seçilecekse cumhurbaşkanının bir partiye ihtiyacı vardır” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halis Demir Salonu’nda AK Parti İl Başkanlığının düzenlediği “Cumhurbaşkanlığı Sistemi Konferansı”na katıldı. Konferansta selamlama konuşmaları yapan AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, konferansa gelen katılımcılara teşekkür etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan da referandum süreci ile alakalı kısa bir bilgilendirmede bulundu.

    Daha sonra cumhurbaşkanlığı sistemini katılımcılara anlatan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “İstikrarsızlığın önlenmesi için bir anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Hiçbir hükümet durduk yerde bir anayasa değişikliği meselesini gündeme getirip topluma kabul ettiremez. Gücü ne olursa olsun, parlamentodaki etkisi ne olursa olsun anayasa değişiklik talepleri toplumda var olur ve ondan sonra siyaseti şekillendirir. Ben kendimi bildim bileli bu memlekette anayasa değişikliği teklifleri hep konuşulmuştur. Etkin bir yönetim modeli bu memlekette konuşulmuştur. Üniversite, toplum, siyasetçiler tarafından konuşulmuştur. Özal, Türkeş, Erbakan, Yazıcıoğlu ve Demirel hep başkanlık sisteminden ve etkin bir yürütme mekanizmasından bahsetmişlerdir. Çünkü hepsi siyasetin ağırlığından çektikleri için bu sistemin nasıl çalışmadığını iyi bilirler ve bunları söylemişlerdir. Türkiye, çevresi bu kadar büyük ateş çemberine dönmüşken, içeriden ve dışarıdan terör örgütleri vasıtasıyla köşeye sıkıştırılıyorken, içeride devleti hemen hemen ele geçirmiş FETÖ çetesiyle mücadele ediyorken daha etkin bir yönetime ihtiyacı vardır. Daha istikrarlı bir yönetim ve daha istikrarlı bir ekonomik sisteme ihtiyacı vardır. Yönetimde çift başlılığın ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun için tam da böyle bir zamanda böyle bir anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır diyerek yola çıktık. AK Parti olarak buna gücümüz yetmiyordu. MHP’den destek de alarak 339 milletvekilinin oyuyla mevcut Anayasa paketini Meclisten geçirip halk oylamasına getiriyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye’de geçmiş zamanlarda da partili cumhurbaşkanları yaşadı”

    Partili cumhurbaşkanı tartışmalarına açıklık getiren Kurtulmuş, “Bu paket yürütmedeki çift başlılığı ortadan kaldırıyor. Yürütme yetkisi bütünüyle cumhurbaşkanında olacak. Şimdi cumhurbaşkanının yürütme yetkisi var. Yetkisi var, sorumluluğu sıfır. Başbakanın yetkisi var çok da sorumluluğu var. Bakanların da sorumluluğu var. Şimdi bunların ikisini kaldırıyoruz. Yürütmeyi tek başlı hale getiriyoruz. Cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi kesilmeyecek. Muhalefet, ‘Partili cumhurbaşkanı olur mu?’ diye sıkça soruyor. Kusura bakmayın. Görmemiş, duymamış, anlamamış gibi yapmanın bir anlamı var mı? İnönü partisiz miydi? Süleyman Demirel, Celal Bayar, Turgut Özal partisiz miydi? Bunlar cumhurbaşkanlığı yaptıkları zaman partiyle alakaları kalmadı mı? İnsanların bir parti ile olan irtibatını attıkları bir imza değil gönüllerindeki bağlılıkları belirler. Dolayısıyla Türkiye’de geçmiş dönemlerde de partili cumhurbaşkanları yaşadı. Parti içerisinden gelmedikleri halde herhangi bir parti ile kuvvetli gönül bağları olan cumhurbaşkanlarımız vardı. Bunları herkes biliyor. Cumhurbaşkanı bundan sonra bir kampanya ile seçilecekse cumhurbaşkanının bir partiye ihtiyacı vardır. Ayrıca sadece bir partiye değil parlamentoda yüzde 5 oyu olan partiler bir araya gelerek parlamento dışı partiler de cumhurbaşkanı adayı gösterebilirler. 100 bin vatandaşımız imza toplayarak bir cumhurbaşkanı adayı gösterebilir. Dolayısıyla cumhurbaşkanı hükümetin yetkilerini elinde bulundurabilecek. Cumhurbaşkanı şu anda sorgulanamaz. Vatana ihanetten sorgulanabilir. Onunda da belirleyeni ve ölçüsü yok. Yani cumhurbaşkanının hiçbir şekilde sorgulanamadığı bir sisteme sahibiz. Şimdi cumhurbaşkanına hem yetki veriyoruz hem de cumhurbaşkanını sorguluyoruz. Parlamento içerisinde yeterli çoğunluk sağlanırsa herhangi bir konuda cumhurbaşkanı sorgulanabilecek. Zaten 5 yıldan 5 yıla millet hesap soracak. Eğer beğenmezlerse cumhurbaşkanına ikinci bir şans vermez” şeklinde konuştu.

    “Kimse siyasi kilitlenmeleri bahane ederek darbe teşebbüsünde bulunamayacak”

    Cumhurbaşkanının Meclisi feshetme konusuna da açıklık getiren Numan Kurtulmuş, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde çok yanlış anlatılan kasıtlı olarak yanlış anlatılan konulardan birisi de bu ‘Efendim, cumhurbaşkanı meclisi fesih edecek’ bir kere mevcut teklifin içerisinde fesih kelimesi yoktur. Cumhurbaşkanı ya da TBMM eğer sistem kilitlenirse yani gün olur 124 tur atarsınız herhangi bir konuda karar alamazsınız, ya da Meclise herhangi bir şekilde herhangi bir konuyu cumhurbaşkanı geçiremez ya da Meclisle cumhurbaşkanı kilitlenir, böyle olursa kim çözecek sorunu. Eski Türkiye’nin alışkanlığında cevap çok basitti, asker çözecek. Asker tankı topu tüfeği çıkaracak ve çözecek. Öyle mi, öyleydi. 5 darbenin önemli gerekçelerinden birisi de sistem içerisindeki bu gerilimdir. Şimdi bu madde darbe savar bir madde. Bundan sonra hiç kimse siyasetteki kilitlenmeleri bahane ederek darbe teşebbüsünde bulunamayacak. Kilitlendiğinde ya cumhurbaşkanı erken seçime gidecek, ya Meclis seçime götürecek” ifadelerini kullandı.

    Referandum süreci hakkında da konuşan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Daha güçlü bir Türkiye için, daha iyi yönetilebilir bir Türkiye için, terörle daha etkin mücadele edebilen bir Türkiye için, bölgesindeki oyunları rahatlıkla bozabilen bir Türkiye için, mazlum milletlerin elinden tutarak daha güçlü bir şekilde ilerleyecek bir Türkiye için, Allah’ın izniyle 16 Nisan’da evet diyerek Türkiye’yi prangalarından kurtaracağız. Bu bir parti meselesi değildir. Bu Tayyip Erdoğan meselesi de değildir. İnşallah Samsun’dan da güçlü bir şekilde evet oyu çıkacaktır. En güçlü desteği Samsun halkının vereceğine inanıyorum.”

    Programa ayrıca Samsun Valisi İbrahim Şahin, AK Parti Milletvekilleri Ahmet Demircan, Fuat Köktaş, Orhan Kırcalı, ilçe belediye başkanları ve davetliler katıldı. Programın sonunda Kurtulmuş’a hediye takdim edildi. Kurtulmuş, konferansın ardından Ünye’ye hareket etti.

  • Türk-İş Genel Başkanı Atalay: “Zor zamanlarda herkes milli durmalı”

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, ülkemizin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Zor dönemlerde herkes aklını başına almalı, herkes milli olmalı” dedi.

    Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar ile birlikte Adana’ya gelen Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Yol-İş Holiday Otel’de Türk-İş’e bağlı sendika başkanlarıyla bir araya geldi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ülkede yaşanan gelişmeleri değerlendiren Atalay, “Türk-İş olarak geçen hafta ’15 Temmuz Demokrasinin Zaferi Emek’ adı altında 184 sayfa bir kitap hazırladık, İngilizce-Türkçe, kitabı Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim ettik. Bin 350 tanesini yurt dışındaki işçi, işveren örgütlerine, AB Parlamentosuna, basın organlarına, ajanslara yolladık. 3 bin 500 tanesini de ülke içinde dağıttık. Güzel bir çalışma oldu. Bunu hükümetin yapması başka bir şey ama bir sivil toplum örgütünün yapması lazımdı o da Türk-İş’e uygundu, Türk-İş’e yakışıyordu. 15 Temmuz’da Türk-İş yarım saat içinde alanlardaydı. Genel başkanlarımızla, Türk-İş temsilcilerimizle hemen telefonla irtibata geçildi. Ramazan Bey Adana’da, Pevrul Bey Yozgat’ta, Eyüp Bey ve Nazmi Bey de İzmir’deydi. Ben de Adapazarı’nda 45 bin kişiye konuşma yaptım. Hani millet diyor ya ben tweet attım, ben tweet atmadım ben milletin önüne çıktım. Bu ülke kimsenin babasının çiftliği değil, bu ülke bizim ülkemiz. Bu işgal girişimidir, darbe girişimidir. Türk-İş 1 milyon üyesi, aileleriyle beraber 4 milyon devasa bir kurumuz. ’Herkes illerde, ilçelerde Türk bayrağını alıp sokağa çıksın’ dedim. O günden sonra iş bitti mi bitmedi, süreç halen devam ediyor” diye konuştu.

    “15 Temmuz işgal girişiminin bedelini biz ödüyoruz”

    “15 Temmuz’un bedelini ülke ödüyor ama en çok da biz ödüyoruz, işçi ödüyor, işsiz ödüyor, emekli ödüyor, dar gelirli ödüyor, esnaf ödüyor” ifadelerini kullanan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, şöyle devam etti:

    “15 Temmuz’dan önce taşeronu konuşuyorduk, kiralık işçiliği konuşuyorduk, 5 ay 29 gün çalışan geçicileri konuşuyorduk. 6 ay geçti bunları konuşamıyoruz, gündeme getiremiyoruz. Türk-İş’in önceliği şu Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları, milletimizin çıkarları, Türkiye Cumhuriyeti varsa biz varız, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da yaşananlar ortada 3 milyon misafirimiz var. Zaman zaman misafirlerden rahatsız olsak da aman diyorum ya bizim başımıza böyle bir şey gelse biz nereye gideriz. Son bir ay içerisinde ülkemizde 150 insan katledildi. Beşiktaş’ı düşünün, Kayseri’yi, El Bab’ı, en son Reina’yı düşünün, bugün Adana’da şehidimiz var, dün Hatay’da vardı. Bunun yanı sıra her gün 4 iş kazası var. Kasım ayının sonunda Siirt’te kocaman dağ çöktü arkadaşlarımız öldüler. Bunları gündeme getiremedik. Nedeni 15 Temmuz.”

    “TBMM’de yaşananlardan huzursuzuz”

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konuşmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anayasa görüşmelerinde milletvekilleri arasında yaşanan tartışmalara da değindi. Atalay, “Maalesef son günlerde Mecliste yaşananlar, Meclisin görevi bizlerin huzurunu sağlamak. Meclisin görevi bizlerin güvenliğini sağlamak, yaşadığımız ekonomik sıkıntıları çözmek. Bunu söylemekten hicap duyuyorum son günlerde Meclis bizlerin huzurunu kaçırıyor. Tekme atmak, adam ısırmak, küfür etmek. Isıracaksan git FETÖ’yü ısır, tekme atıyorsan git PKK’ya at, yumruk atıyorsan git DEAŞ’a at. Kısa bir süre önce asgari ücret toplantısı sona erdi, Türk-İş olarak 1.5 ay önce TÜİK’in açıkladığı bin 600 lirayı gündeme getirdik. Ortalığı ayağa kaldırdılar böyle bir şey olur mu diye. Sanki biz 5 bin 600 dedik, Meclisteki bizim vekillerimiz bizleri yok saymasınlar, biz ülkenin yüzde 70’ini temsil ediyoruz, ama gündemde biz hiç yokuz” dedi.

    Türkiye’nin zor dönemden geçtiğini ifade eden Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, şunları kaydetti:

    “Zor dönemlerde herkes aklını başına almalı, herkes milli olmalı. Kim olursa olsun, eğer ülkemizin, milletimizin çıkarlarını savunuyorsa, Türk-İş olarak biz onun yanındayız. Onun yanında olmak mecburiyetindeyiz. Kim bu dediklerimizin karşısında bir hareket sergilerse şiddetle karşısında oluruz.”