Etiket: zaman

  • KADEM Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar: “Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu?”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, derneğin Tekirdağ şubesinin açılışında yaptığı konuşmada “Bir ülkenin yönetim modeli değişikliği gibi teknik bir konusunda, ne zaman dünyada başka bir ülke bu kadar ilgilenir olmuş. Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu” dedi.

    Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde bir iş merkezinde düzenlenen açılışa, Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yanı sıra, KADEM Genel Başkanı Sare Aydın Yılmaz, Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Mustafa Yel, Metin Akgün, Ayşe Doğan ile davetliler katıldı.

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, konuşmasında KADEM’in kadınları güçlendirmek adına faaliyet yürüttüğünü belirterek, “Kadınları güçlendirmek adına ortak bir meselemiz var, fakat bu arada yerel farklılıkları da dikkate alarak ve farklılıklarımızı dikkate alarak ortak bir dil geliştirmenin çabasındayız. Henüz çok genç bir dernek olmamıza rağmen çok büyük başarılara imza attık elhamdülillah. Her şeyden önce kadın söyleminin demokratikleşmesine öncülük ettik. Şimdiye kadar tek bir bakış açısına hapsolmuş kadın meselesini çoğulcu bir yaklaşımla ele alma gayretindeyiz. Sosyal hayatın her alanında var olması gereken kadın, özel şartları dikkate alınarak adaletli bir iş bölümüne kavuşmalıdır. Biz KADEM olarak, kadın meselesine her şeyden önce bir insanlık meselesi olarak görüyor, kadın ve erkeğin yaradılıştan gelen özellikleri de dikkate alınarak adil bir sosyal düzende konumlanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu”

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin yönetim sistemi açısından bir dönüm noktasında olduğunu anlatarak, “Tabi ki, KADEM olarak ülkemizin hassasiyetini ilgilendiren konularda ayrı bir hassasiyetimiz var bir sivil toplum kuruluşu olarak. Türkiye olarak çok boyutlu bir mücadele içindeyiz. 15 Temmuz’un yaralarını henüz sarmadan yeni terör dalgalarıyla sarsıldık. Demokrasimiz bir daha tehditlere uğramasın diye bir anayasa değişikliği teklifi geldi, neredeyse tüm Batı ayağa kalktı. Pardon, bir ülkenin yönetim modeli değişikliği gibi teknik bir konusunda, ne zaman dünyada başka bir ülke bu kadar ilgilenir olmuş. Batı bizimle ne zaman bu kadar ilgilenir oldu. Bakanımıza Hollanda’da, Avrupa’nın göbeğinde ve başka siyasetçilerimize, tüm hukuki, ahlaki, insani, evrensel ilkeler çiğnenerek ne kadar çirkin bir muamele yapıldığını gördük. Bunun yanında aynı ülkelerde, teröristlere her türlü kapının açık olduğunu da gördük. ‘Erdoğan’ı öldürün’ yazılı ve Cumhurbaşkanımızın şakağına silah dayanmış bir görselin olduğu koca bir pankartın önünde teröristlerin miting yapmasına hiç ses çıkartmadı Avrupa, Avrupa siyasetçileri ve aydınları. Bunların tamamen tevafuki, rastgele hareketler olduğunu sanmak, tüm uluslararası kriterlerden, dünyadaki gelişmelerden, siyasi dengelerden bihaber olmak demektir. Bütün bunlar, tam tersine çok bilinçli, çok sistematik bir Türkiye düşmanlığının tezahürleridir. Ve bu düşmanlığın sebebi de çok basit, bu anayasa değişikliğinin ülkemizin bağımsızlaşmasına vesile olacağını çok iyi biliyor batı dünyası. Bundan önce de biz ne zaman bağımsızlaşma, güçlenme yolunda önemli bir adım atacak olsak, o zaman batının bizimle daha çok ‘ilgilendiğini’ gördük, iç işlerimize müdahale etmeye çalıştıklarını gördük. Bu olayda onlardan biri ama bu olayda iyice maskelerini düşürdüklerini gördük” diye konuştu.

    “Daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var”

    16 Nisan’da halkoyuna sunulacak olan anayasa değişikliği hakkında görüşlerini paylaşan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Bu anayasa değişikliği, Avrupa’nın bu tepkisi de gösteriyor ki siyasi bir mesele olmanın çok ötesinde. Bu anayasa değişikliği teklifi herhangi bir partiyi ya da siyasi görüşü savunmuyor. Bu teklif halkı koruma altına alıyor. 1961 Anayasasıyla yürütmeyi çift başlı yapmalarının tek sebebi, siyaset iç çekişmelerden dolayı iş üretemesin. Böyle de oldu, çok istisnai, güçlü birkaç lider dışında, hiçbir hükumet Türkiye’de iş üretemedi, istikrar getiremedi. Tersine krizlerle boğuştuk, haklarımız gasp edildi ve bunlar şimdiki sistem sayesinde oldu. Demek ki şimdiki kadar güçlü bir lider olmadığında da, halkın tercihlerinin bürokrasiye ezdirilmemesi için daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var. Ben halkımızın, özellikle de kadınlarımızın, gerçekçiliği, yeniliğe açık oluşları ve vatanseverlikleriyle tarihe geçecek bu dönemecimizde halkın iradesinden ve demokrasiden yana duruşlarını güçlü şekilde göstereceklerine inanıyorum” dedi.

    Kadın ve Demokrasi Derneği Genel Başkanı Sare Aydın Yılmaz da KADEM’in çalışmaları hakkında bilgiler aktardı. Yılmaz, Türkiye’nin çok önemli bir dönemden geçtiğini ifade ederek, “Türkiye bugün önemli bir kavşağa gelmiş durumda, siyasetteki vesayete, toplumdaki düşmanlığa, ekonomide gerilemeye, hukukta adaletsizliğe ve uluslararası kamuoyunda itibarsızlığa neden olan, darbelerden, muhtıralardan çok çekmiş bir millet evladı ve bir kadın olarak söylemeliyim ki, Türkiye’nin yapısal sorunlarının çözümü artık sadece bir tercih meselesi olmaktan çok uzaktır. Huzur ve güven dolu yarınlar için, demokratik toplumların bir gereği olan sivil anayasayı gönülden destekliyoruz” diye konuştu.

    Daha sonra, protokol üyeleri hep birlikte KADEM Tekirdağ Şubesinin açılış kurdelesini keserek açılışı gerçekleştirdi.

  • Liseli öğrencilerden depremde zaman ve can kaybını en aza indiren buluş

    TÜBİTAK 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nın açılışı yapıldı. Yarışma kapsamında sergilenen ‘Engelsiz Ulaşım’ ve ‘Kimse Var Mı’ projeleri, katılanlardan tam not aldı.

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Süleyman Demirel Spor Salonu’nda 3 gün sürecek olan yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Sebahattin Ünalan, sergilenecek olan projeler hakkında bilgi verdi. 7 ilden 754 proje başvurusu yapıldığını ve bu projelerden 98’ini sergiye davet ettiklerini söyleyen Ünalan, “Yarışmamız 48’incisini düzenlediğimiz yaklaşık 50 yıllık geçmişi olan bir yarışma. Şu anda 12 bölgede birlikte düzenlenmekte. Kayseri Bölgesi de bunlardan birisi. Kayseri merkez olmak üzere Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Aksaray bölgemize tabi olan iller. Bu illerden bu dönem 754 proje başvurusu yapıldı. Bu proje başvurularından 98 tanesini sergiye davet ettik. Bu sergi 3 gün devam edecek. 3 günün sonunda 17 projemizi finallere göndereceğiz. Ankara finallerinde başarılı olan proje sahipleri üniversite sınavlarında ek puan alacaklar. Özellikle fen bilimlerinde başarılı olanlar uluslararası yarışmalara katılacaklar” ifadelerini kullandı.

    “Geleceğin bilim adamlarını görmek mutluluk verici”

    Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğan ise, “Bizim için de heyecan verici bir proje. 3 senedir ev sahipliği yapıyoruz, geleceğin bilim insanlarını burada görmekten mutluluk duyuyoruz. Söylenildiği gibi hepiniz üniversitemiz için de birer adaysınız. Ülkemiz son yıllarda bilim ve teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıyor. Bu yarım asra yaklaşan bir yarışma ama devlet desteği her geçen gün artıyor” dedi.

    Konuşmaların ardından kurdele kesimi ile yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışa katılanlar kurulan stantları gezerek projeler hakkında sahiplerinden bilgi aldı.

    ‘Engelsiz Ulaşım Aracı’ ile otobüse binmek artık çok kolay

    Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 4. sınıf öğrencisi Yusuf Belkaya ve İbrahim Demir tarafından yapılan ’Engelsiz Ulaşım Aracı’nın, engelli vatandaşların otobüse binmelerinde hayli kolaylık sağlayacağı düşünülüyor. Otobüs durakları önünde kaldırıma kurulacak bir sistemle engelli vatandaşların kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan rahatlıkla otobüse binebileceklerini ifade eden İbrahim Demir projesini şu şekilde anlattı;

    “Projemizin ismi Engelsiz Ulaşım Aracı’dır. Engelsiz Ulaşım Aracımızı kaldırıma 0,40 metreküplük çukur açtıktan sonra sıfıra sıfır yanaştırarak bir platform tasarlamasıdır. Platforma engelli bireyimiz geldiğinde platformun üstüne çıkarak elindeki kumanda vasıtasıyla platforma biner ve otobüsün gelmesini bekler. Otobüs geldiğinde platformumuzu çalıştırarak otobüsüne biner. Her otobüsün yüksekliği aynı olmadığı için biz otomatik olanı tercih etmedik. Engelli bireyimiz platformu istediği yüksekliğe kadar kaldırıp, tekrar indirebilir, istediği kadar içeriye itebilir. Platform kaldırıma sıfıra sıfır olacağından dolayı vatandaş üzerinden geçebilir” dedi.

    ‘Kimse Var mı’ projesinde depremde can ve zaman kaybı önlenecek

    Türkiye’nin gündeminden düşmeyen deprem, geçmiş zamanlarda çok sayıda vatandaşı kaybetmemize neden olmuştu. Deprem gerçeğiyle yaşamaya alışan Türkiye’de, can ve mal kaybını azaltmak için çeşitli çalışmalar da yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda da Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden Mehmet Enes Şahin ve Beytullah Güler tarafından geliştirilen ‘Kimse Var mı?’ projesi, olası bir depremde can ve zaman kaybının önemli ölçüde önüne geçecek. Mehmet Enes Şahin, proje amacının depremden sonra yıkılan veya hasar görmüş binalarda insanların bulunup bulunmadığını azami şekilde tespit ederek kurtarma ekiplerinin boşa zaman harcamalarının önüne geçmek olduğu söyledi. Ayrıca deprem anında oluşabilecek doğalgaz tesisatı, şebeke suları ve elektrik tesisatından kaynaklanacak ölümlerin ve hasarın da en asgari seviyeye çekilmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen proje hakkında bilgi veren Şahin, “Bu sayede hangi adreste hangi binada kaç kişinin göçük altında kaldığını belli ediyor. Zamandan kazanmış olduk ve kesmiş olduğu elektrik, doğalgaz ve su sisteminden de bunlardan çıkabilecek ölüm sayısını minimuma indirip hayattan kazandırmış olduk” dedi.

    Uygulanan sistemde doğalgaz, elektrik ve su tesisatının devre dışı kalmasının yanı sıra; bina girişine konulacak sensör ve depremi algılayacak sensör sayesinde gece oluşabilecek depremlerde dahi otonom tedbirler alınarak, binalara giren ve çıkan kişi sayısını sayarak bilgiler interaktif kurtarma ekiplerine aktarılacak.

    3 gün sürecek yarışma kapsamında dereceye girecek 17 proje, Ankara’daki finale katılmaya hak kazanacak.

  • AK Parti’li Yazıcı: “Sorunların çözümü için her zaman en doğru kararı millet verir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, hakemin millet olduğunu ve ne olursa olsun sorunların çözümü için her zaman en doğru kararı milletin vereceğini söyledi.

    Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, çeşitli temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere Edirne’ye geldi. Edirne Sanayi Sitesi’nde bulunan bir düğün salonunda partilileriyle bir araya gelen Yazıcı, 16 Nisan’da yapılacak olan referandum öncesi neden ‘evet’ denmesi gerektiğini anlattı.

    “Cumhurbaşkanı, Meclis seçmesin eyvallah. ‘Kim seçsin?

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, referandum öncesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yürütülen ‘hayır’ propagandalarında, kurul seçimlerinin yanlış lanse edildiğini dile getirerek, “Gerek Cumhurbaşkanının gerekse de Meclis’in üye seçimleri sınırsız değil. Öyle sokağa çık dilediğini üye olarak önererek, seçemez. Kaynaklar belli. Yargıtay’ın belirleyeceği üyeler arasında, Danıştay’ın belirleyeceği üyeler arasında, Sayıştay’ın belirleyeceği üyeler arasında, yüksek öğretim kurulunda belirlenmiş akademisyenler arasında bir seçim yapacak. Milletin seçtiği cumhurbaşkanı seçmesin, Meclis de seçmesin. Ben şimdi soruyorum, onların seçiminin yanlış olduğunu söyleyenlere, ‘Kim seçsin?’, Cumhurbaşkanı, meclis seçmesin eyvallah. ‘Kim seçsin?’. Bunun cevabını verebilirler mi? Milletin yeterli oranda oy vermediği siyasi partiler mi seçsin? Kanarya sevenler derneği mi seçsin? Böyle bir şey olur mu? Hakimlik, savcılık önemli bir görev. Onu sadece bu yasal düzenlemeler içerisinde hapsetmemek gerekir. Formasyonu önemlidir. O alanda eksiklerimiz var, onları gidereceğiz” dedi.

    “Bu tür olmayan şeyler varmış gibi söylemek kişilik haklarını ihlaldir”

    Yazıcı, ne olursa olsun sorunların çözümü için her zaman en doğru kararı milletin vereceğini söyleyerek, “Cumhurbaşkanı da meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir, meclis de meclis seçiminin yenilenmesine karar verebilir. Ama çok önemli bir şartı var, kim seçimlerin yenilenmesine karar verirse versin iki seçim birlikte yapılacak. Hem cumhurbaşkanı seçimi hem de meclis seçimi. Sorunun çözümü için nereye gidiyor? Hakeme. Hakem kim? Millet. Millet ölçecek, biçecek, tartacak, kim doğru, kim haklı, kim haksız oy kullanmak suretiyle ortaya koyacak. Bu tür olmayan şeyler varmış gibi söylemek kişilik haklarını ihlaldir” ifadelerini kullandı.

  • Nilhan Osmanoğlu: “Saraylara gittiğim zaman sinirleniyorum”

    Sultan 2. Abdülhamid’in 5. kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu, İstanbul’da ailesinin devleti yönettiği saraylara gittiği zaman gördükleri karşısında sinirlendiğini söyledi.

    Amasya Belediyesinin düzenlediği ‘Hümayun Sohbetleri’ adlı programda Topkapı Sarayı gibi sarayları çok fazla ziyaret etmediğini belirten Nilhan Osmanoğlu, “Çünkü çok güzel görüntülere şahit olmuyorum orada maalesef. Kutsal emanetlere nasıl girildiğini, en azından turistlerin oraya nasıl girdiğini, kendi mabetlerine girişlerinde nelere özen gösterdiklerini, bizde kesinlikle bu özeni göstermediklerini görüyorum. Ben buralara gittiğim zaman sinirlenen bir insanım” dedi.

    Belediye Kültür Merkezinde moderatörlüğünü Orhan Karaağaç’ın üstlendiği programda dedesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birbirlerine benzetilmesiyle ilgili değerlendirme yapan Osmanoğlu, “Ben benzetmiyorum açıkçası. Çünkü Sultan Aldülhamit Han biraz daha ilmi siyasetiyle hareket eden biri. Cumhurbaşkanımız biraz daha gözü kara diyebiliriz. Tabii ki ilmi siyaseti vardır. Ama refleksleri biraz daha ani Cumhurbaşkanımızın. Yani Sultan Abdülhamit Han’ın bir Davos’ta o hareketi yaptığını düşünemiyorum bile” diye konuştu.

    Sultan Abdülhamit’in hayatını konu edinen Payitaht Abdülhamid dizisindeki İngiliz büyükelçisine tokat atıldığı sahne ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davos’taki ‘One Minute’ çıkışına benzetilmeye çalışıldığını düşünen Osmanoğlu, “İmkanı yok. Sultan Abdülhamit Han’ın üslubu değil o şekilde davranmak. Birini tokatlayacak. Bu işte o Davos’a benzetilmeye çalışılmış biraz” ifadelerini kullandı.

    Sultan Abdülhamit dönemiyle bu dönemdeki olayların birbirine benzediğini ve irdelendiği zaman saldırı şekillerinin bile aynı olduğunun görüldüğünü vurgulayan Osmanoğlu, “Cumhurbaşkanımıza ‘Dedem yalnızdı ama siz değilsiniz. Siz daha şanslısınız. Çünkü millet sizin arkanızda’ dedim. O da ‘elhamdülillah’ dedi” şeklinde konuştu.

    Programın sonunda Osmanlı güneş saati maketi hediye edilen Nilhan Osmanoğlu, Belediye Başkan Yardımcıları Cengiz Erdem, Mehmet Dümen, Osman Akbaş ve AK Parti İl Başkanı Mehmet Ünek ile birlikte Yeşilırmak kıyısındaki Şehzadeler Gezi Yolu’nu dolaşıp bilgiler aldı.

  • Faruk Yıldız’ın ödüllü romanı “Evvel Zaman İhtilali” raflarda

    Genç yazar Faruk Yıldız’ın kaleme aldığı ödüllü tarihi roman “Evvel Zaman İhtilali”, kitapçılardaki yerini aldı.

    Bugünü anlamamın, tarihi anlamaktan geçtiğine inananlara hitap eden “Evvel Zaman İhtilali”, Eşik Yayınlarından çıktı. Genç yazar Faruk Yıldız’ın, Mostar Dergisi Tarihi Roman Yarışmasında ikincilik alan eserinde, esrarengiz bir cinayetin ardına saklanan korkunç gerçeklerin izi sürülüyor.

    17. yüzyıl Osmanlısında cellatların bilinmeyen tarihine ışık tutan roman, şaşırtan kurgusuyla okuru bambaşka dünyalara davet ediyor. Yazar, okuyucusunu İstanbul’un derin zindanlarından Topkapı Sarayına kadar uzanan bir yolculuğa çıkarıyor ve hep şu soruyu soruyor: “Hakikat neydi?”