Etiket: Yüzüne

  • İstanbul’un Gizli Kalmış Su Hazinesi Gün Yüzüne Çıkıyor

    Sultangazi  Belediyesi, İstanbul’un gizli kalmış su hazinesini gün yüzüne çıkartmak için Uluslararası Mimar Sinan ve Su Sempozyumu düzenledi. Mimar Sinan’ın eserlerinin anlatıldığı sempozyumda konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, Mimar Sinan’ın Mağlova Kemeri, Güzelce Kemer ve Bulakbaşı Su Kemeri olmak üzere 3 önemli eserinin Sultangazi’de bulunduğunu söyledi.

    Sultangazi Belediyesi tarafından dünyanın gelmiş geçmiş en önemli mimarlardan biri olarak kabul edilen Mimar Sinan’ın kişiliğini ve İstanbul’u suya kavuşturan birbirinden önemli eserlerini anlatmak için düzenlenen ‘Uluslararası Mimar Sinan ve Su Sempozyumu’ Sultangazi Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi. Mimar Sinan’ın Sultangazi’de yapmış olduğu Mağlova Su Kemeri, Güzelce Su Kemeri ve Bulakbaşı Su Kemeri gibi dikkat çeken tarihi eserleri sempozyumda katılımcılara anlatıldı. 8 – 9 ve 10 Nisan tarihlerini kapsayan sempozyuma çeşitli üniversitelerden 37 akademisyenin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Sempozyumda Mimar Sinan’ın eserlerinin önemine dikkat çekilirken, birçok mimara da esin kaynağı olduğu dile getirildi. Sempozyumda Mimar Sinan’ın eserlerinin resimleri olan sergi de katılımcılardan yoğun ilgi gördü.

    “BİZİ MEDENİYETİMİZDEN UZAKLAŞTIRIP ABUK SUBUK MEDENİYETLERDE SAVRULMAMIZI İSTEDİLER”

    “Büyük bir medeniyetin çocukları olarak eserlerimize önem vermemiz gerekiyor” diyen AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “Bir asra yakın süredir bu medeniyetle ilişkimiz kesilmeye çalışılmış ve abuk subuk medeniyetlerin peşinde savrulmamız öngörülmüştür. Ama şimdi bu büyük medeniyetin, tarihi hatırlamaya çalışıyoruz. Yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, hükumetimiz ve Cumhurbaşkanımız hepsi bir gayret içinde bu şanlı tarihin ve büyük medeniyetin çocukları olmamızı bize hatırlatıcı gayretler içerisindeler” dedi.

    “SEBİLLER VE ÇEŞMELER BİZİ MEDENİYET OLARAK İLERİYE TAŞIYAN SANAT ESERLERİDİR”

    Su ve mimari yapıların önemine dikkat çeken AK Parti İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız, ”Suyun sanat, mimari, müzik boyutu ve pek çok konuyu hocalarımız burada konuşacak. Köprü, kemer, hamam dendiğinde aklımıza su geliyor. En önemli ibadetlerimizden olan namazın başta şartlarından biri olan abdest almak orada da su aklımıza geliyor. İnanç anlamında da su ile beslendiğimizi ifade etmek isterim. Sebiller, çeşmeler olarak bizi medeniyet olarak geleceğe taşıyan, medeniyet değerlerinde birer sanat harikası olarak başta Mimar Sinan olmak üzere ecdadın bize bıraktığı emanetler olduğunu görmekteyiz” şeklinde konuştu.

    “MİMAR SİNAN’IN ESERLERİ SULTANGAZİ’YE BAŞKA BİR ANLAM KAZANDIRIYOR”

    Mimar Sinan’ın eserlerinin önemine vurgu yapan Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay ise, “Sultangazi aslında bir su şehri, aslında gizli kalmış bir su hazinesini bünyesinde barındıran bir ilçedir. Mimar Sinan’ın o kıymetli yapıtlarıyla o güzel eserleriyle ilçemiz başka bir anlam kazanıyor. Bugün bu sempozyumu bu hazineyi ortaya çıkarmak, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarıp onların yaşatılmasına vesile olmak amacıyla düzenledik. Aslında Mimar Sinan’ın bilinmeyen yönlerini, gizli kalmış taraflarını o güzel eserlerini hem burada yayınlanan sergiyle hem de hocalarımızın yorumlarıyla çok daha iyi anlaşılmasına vesile olacağız. Sultangazi’de 3 tane önemli eseri var Mimar Sinan’ın Mağlova Kemeri, Güzelce Kemer ve Bulakbaşı Su Kemeri var. Mağlova Kemeri bugün 451 yaşında ama ilk günkü ihtişamını koruyor. Almanya’dan Japonya’ya birçok mimarın mühendisin gelip gördüğü eserlerdir. Eserleri inceleyen mühendisler, ‘Mimar Sinan yaşamı boyunca başka bir eser yapmasaydı Mağlova onu bu kadar ünlü yapmaya yeterdi’ diyecek kadar önemli bir şaheser. Bazen sular içinde bazen değil o güzelliğini yansıtıyor. Bizde bunu turizme açtık, mimarlar, mühendisler değil İstanbul’dan ve çeşitli illerden de onu görmek için geliyorlar” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Osmanlı Sanatı Kadın Eliyle Gün Yüzüne Çıkıyor

    Van’ın Gevaş ilçesinde, Osmanlı sanatı olarak bilinen ve unutulmaya yüz tutmuş ‘filografi’, tekrar canlandırılmaya çalışılıyor.

    Gevaş Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Kadın Kültür Merkezi’nde açılan filografi kursu ile Osmanlı sanatının tekrar canlandırılması amaçlanıyor. Yaklaşık 20 kadın kursiyerin gönüllü olarak katıldığı kursta, birbirinden güzel hat işlemelerinin yanında tarihi yerler de sanata işleniliyor. Kursiyerlere gönüllü olarak sanatı öğretmeye çalışan Zeynep Öğütlüoğlu, hat ile çivi ve telin birleşmesinden oluşan filografi sanatının Osmanlılarda önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, ancak bu sanatın günümüzde unutulmaya yüz tuttuğunu söyledi. Bursa ve İstanbul dışında diğer ilerde pek bilinmeyen filografi sanatının Gevaşlı kadınların eliyle daha da ilerletildiğini vurgulayan Öğütlüoğlu, “Osmanlılar bunu daha çok hat üstüne yapmıştır. Biz ise yüz figürleri, hayvan figürleri veya bir şehrin simgesi olan herhangi bir şeyi ya da tarihi yerlerini işliyoruz. Osmanlıdan biraz daha ilerletilmiş hali diyebiliriz” dedi.

    Filografi sanatının zor olduğunu ve özellikle çivi çakmanın günlerce sürdüğünü ifade eden Öğütlüoğlu, “Filografi, ahşap bir zemin üzerine çivi geçirilerek, belli örgü teknikleri ve çeşitli desenlerin kullanılmasıyla meydana gelen bir sanat. Sadece çivinin çakılması iki günümüzü alıyor. Onun dışında sarması da zor. İlk iki katın sarması biraz kolay fakat üçüncü kat ise artık bütün kusurların kapatılmaya çalışıldığı ince işçilik isteyen bir kat oluyor. Bu da üç günümüzü alıyor. Yani bir tabloyu ancak bir haftada çıkartıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Filografi sanatının maliyete dökülmesi halinde Gevaşlı kadınların aile bütçelerine katkı sunacağını belirten Öğütlüoğlu, “Bu öyle bir sanat ki; çaktıkça yeteneğinizi daha da aşabiliyorsunuz. Şu anda Van kedisi, ters lale ve Halime Hatun Kümbeti’nin figürleri de işleniyor. Eğer maliyete dökülürse Gevaşlı hanımlar da kazanacak ve aile bütçelerine katkı sunmuş olacaklar. Gevaş için, Van için ve bayanlar için çok güzel. Evde boş boş duracağımıza burada meslek öğreniyoruz” şeklinde konuştu.

    Cezaevlerinde de yapılan bu sanatın insanları rahatlattığını belirten kursiyerler ise, “Stres atmaya birebirdir. Bir nevi terapi gibi bir şey. Ayrıca Kur’an-ı Kerim harflerinden oluştuğu için bizlere ayrıca bir maneviyat veriyor. Halimizden çok memnunuz. Çok güzel bir sanat. Evde çocuklarımızdan dolayı stres yaşıyor ve bu stresi de burada atıyoruz” dediler.

  • Unutulan El Sanatlarını Gün Yüzüne Çıkaran Sergi

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesine bağlı Salköprü Semt Konağında 83 çıpıt ve 42 mefruşat ürününden oluşan karma sergi açıldı.

    Karma Sergi’nin açılış törenine Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Şube Müdürleri, Yeşilyurt Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Lütfi Hangün ile usta öğreticiler ve kursiyerler katıldı. Açılış töreninde kısa bir konuşma yapan Yeşilyurt Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Lütfi Hangün, kısmi sergilerin bütün yerel kurslarda devam ettiğini, yıl sonunda Malatya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bütün bu sergileri birleştirerek genel bir sergi açacaklarını ifade etti.

    Kültür ve Eğitim Şube Müdürü Mükremin Yağbasan ise Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti. Yağbasan, “Semt konaklarımızda Halk Eğitimi Merkezi işbirliğinde açtığımız kurslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Dönemi tamamlanan kurslar sonunda çıkan ürünleri bir sergiyle vatandaşlarımızın beğenisine sunuyoruz. Yeni kurslarla geleneksel el sanatlarımızı yaşatmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Daha sonra serginin açılış kurdelesi kesilerek sergi gezildi.

    ÇIPIT DOKUMA NEDİR?

    Asıl adı “Çulpacılık” olan “Çıpıt Dokuma”, geçmişten günümüze ulaşan ancak unutulmaya yüz tutan bir el sanatıdır. Mersin’de daha çok yaygın olan çıpıt dokuma, Malatya’ya kurs olarak getirilmesi 2000 yılındadır. 2006 yılından 2013 yılına kadar Usta Öğretici Bahriye Alabacak tarafından devam ettirilen çıpıt dokuma kursunda farklı dokuma teknikleri kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları cicim, şagi halı tekniği ile dokumadır. Çıpıt dokuma ile klozet takımları, paspaslar, seccadeler, duvar süslemeleri ve son dönemde ise aba adı verilen yöresel erkek kıyafetleri ve şark köşesi dokunmaktadır.

  • Yok Olan Bir Mescit Daha Gün Yüzüne Çıktı

    Bursa Büyükşehir Belediyesi, yaklaşık 400 yıl önce yapılan, ancak zaman içinde yıkılıp üzerine bina dikilen Yörükler Mescidi’ni aslî şekliyle gün yüzüne çıkardı. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, restorasyon çalışmalarında sona gelindiğini, tarihi mabedin aslına uygun olarak mescit olarak hizmet vereceğini söyledi.

    Bursa’yı adeta açık hava müzesine dönüştüren Büyükşehir Belediyesi, zaman içinde yol olan eserleri de bir bir gün yüzüne çıkarıyor. Hacı Seyfettin Mahallesi’nde yaklaşık 400 yıl önce yapılan, ancak zaman içinde bakımsızlık yüzünden yıkılıp, daha sonra üzerine bina yapılan Yörükler Mescidi de ihya ediliyor. Mescit üzerine yapılan binanın kamulaştırılıp yıkılmasından ardından restorasyon çalışmalarını başlatan Büyükşehir Belediyesi sayesinde tarihi mescit 4 asır önceki halini almaya başladı.

    Beraberindeki Kültür ve Turizm Daire Başkanı Aziz Elbas ile birlikte tarihi mescitte devam restorasyon çalışmalarını yerinde inceleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, çalışmalar hakkında yüklenici firmanın sorumlularından bilgi aldı. Tamamen yok olan bir değeri daha Bursa’ya kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Altepe, “Yok olmuş bir eseri tekrar aslına uygun olarak bölgeye kazandırıyoruz. Bir ay içinde bütün eksiklikleri tamamlanmış olacak. Son hazırlıklar yapılıyor. Güzel bir eser bölgeye değer katacak. Yine aslına uygun olarak mescit olarak hizmet verecek” dedi.

  • 4 Asırlık Mevlevihane Gün Yüzüne Çıkıyor

    Bursa Büyükşehir Belediyesi, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından yıkılıp yerine su depoları yapılan 400 yıllık Bursa Mevlevihanesi’ni yeniden gün yüzüne çıkarmak için çalışmalara başladı.

    Tarihi ve kültürel miras çalışmalarıyla Bursa’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesini sağlayan Büyükşehir Belediyesi, 400 yıllık bir eseri daha gün ışığına çıkarıyor. Pınarbaşı Mezarlığı’nın karşısında 1600’lü yıllarda yapılan ancak Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından önce çürümeye terk edilen ardından da yıkılıp yerine su depoları yapılan Bursa Mevlevihanesi’ni ilk günkü orijinal hali ile kente kazandıracak projede geri sayım başladı. Proje çalışmaları tamamlanan ve ilgili kurullardan onayları da alınan restorasyon çalışmasıyla ilgili ihale süreci devam ederken, çalışmaların kısa süre içinde başlaması hedefleniyor.

    Günümüzde sadece türbe şeklindeki yapı ayakta kalırken, mevlevihanenin bulunduğu alanda incelemelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, 1600’lü yıllarda yapılan binanın aslına uygun olarak ilk günkü orijinalliği ile kente yeniden kazandırılacağını söyledi. Alan üzerindeki su depolarının başta bir noktaya taşınacağını ifade eden Başkan Altepe, “Kültürümüzün en önemli parçaları olan ecdat yadigarı eserlerimi bir bir ayağa kaldırıyoruz. Halen ayakta olan eserlerin yanında yeryüzünden silinmiş, yok olup gitmiş tüm eserleri de bir bir belirleyip, ilk günkü orijinalliğiyle yeniden hayata geçiriyoruz. Mevlevihane de bu eserlerden biri. Cumhuriyet döneminde kapatıldıktan sonra bu yapı zamanla harabeye dönmüş. Daha sonra da yıkılarak bu alana su depoları yapılmış. Şimdi su depolarını başta bir bölgeye taşıyıp, Mevlevihane’yi yeniden kentimize kazandıracağız. İhale tamamlanmak üzere. Kısa zamanda çalışmalara başlayacağız ve bölgeyi tamamen elden geçireceğiz” diye konuştu.