Etiket: Yüzüne

  • Asırlık Gelenekler Gün Yüzüne Çıkıyor

    Çanakkale’de 13 yıldır tuhafiyecilik işiyle uğraşan Gülizar Erken, unutulmaya yüz tutmuş asırlık Türkmen kıyafetlerini yeniden modernize ederek satışa sunuyor.

    Çanakkale dağ köylerinde özellikle Türkmenlerin giydiği asırlık kıyafetler, yeniden modernize edilerek kadınların modası haline geldi. 4 kademeden oluşan Türkmen kadınların giyecekleri dıştan içeriye doğru; diğre, önlük, köynek ve şalvardan oluşuyor.

    Her yaştan kadın müşterisinin olduğunu ve ailesiyle birlikte 40 yıldır bu işin içerisinde bulunduklarını belirten 45 yaşındaki Gülizar Erken, “Bu gelenek asırlardır sürüyor ama bizim yaşımız itibariyle 13 yıldır bu işin içindeyiz. Daha önce annelerimiz, babaannelerimiz bu işi yapıyormuş. Herkes önceden kendi yapıyormuş. Bu kadar süsleme olmasa da malzeme azlığından kendi imkanlarıyla elinden geleni herkes yapıyormuş. Elinde kumaşı az olan da diğer arkadaşlarından alıyormuş, paylaşarak yapıyorlarmış. Biz 13 yıldır Çanakkale’nin Türkmen kıyafetlerini yapıyoruz. 13 yıldır bu işi yapıyorum ben. Geçtiğimiz günlerde de bir defile yapmıştık. Orada da çok eski kıyafetlerimiz vardı. 100 yıllık kıyafetler görücüye çıktı. Günümüze uygun olanlarda vardı. 13 yıldır yaptığımız birikimlerin bir kısmını sergileyebildik. Belki yeni bir hazırlıkla defilemizi tekrar yapabiliriz” dedi.

    ÖZEL TASARIMLAR 500 TL’DEN BAŞLIYOR

    Yaptıkları elbiselerin fiyatlarının 500 ile bin 500 TL arasında değiştiğini belirten Gülizar Erken, fiyat oranlarının işçilik ve kullanılan malzemeye göre değiştiğini söyledi. Genç kızların kendi kumaşlarını getirerek, Türkmen geleneklerine uygun şekilde uyarlanmasını istediklerini belirten Erken, “Gençler buraya geliyorlar, kumaşlarını getiriyorlar. Bunu geleneklere uygun şekilde eskisi gibi istiyorum diyorlar. Biz ona göre tasarlıyoruz. Püsküllerle, boncuklarla bunları yapıyoruz. Defilede de bunların bir kısmını gösterebildik ancak. Yaptığımız bazı ürünler hala düğünlerde giyiliyor. Düğünlerde bu gelenektir zaten. Gelinden tutun da, kayınvalide, görümce, hısım ve akraba herkes bu kıyafetleri giyerler ve düğün bitinceye kadar da kıyafetleri üstlerinde taşırlar. Bunlar rengarenktir, Türkmen düğünlerine geldiniz mi bilmiyorum ama bu kıyafetleri o düğünlerde görme şansınız olur. Rağbet olduğu sürece de bu işi yapmaya devam edeceğiz. Çok sevdiğim bir iş, işimizi seviyoruz. Önceden bu kadar fazla ilgi yoktu, biraz azalmıştı. İşin içine girince farklı modeller yapmaya başladık ve bu ürünler görülmeye başlandı. Ondan sonra daha da artmaya başladı talep. Gençler önceden bu kadar sevmezken bu ürünleri, şimdi tekrar moda oldu. Herkes artık her düğününde ve etkinliğinde farklı şekilde giyinmek istiyor. Bunları yapmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

  • 594 Yıllık Hamam Gün Yüzüne Çıkıyor

    594 yıllık tarihe sahip Edirne’de, Osmanlı-Rus Savaşı’nda yıkılan tarihi Gazimihal Hamamı’na restorasyon çalışmaları kapsamında ilk kazma vuruldu. Edirne eski Valisi Dursun Ali Şahin’in girişimleriyle, mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait hamam, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesinin ardında kazı ve sondaj çalışmalarına başlandı.

    Devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından fizibilite çalışmalarına başlayan Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Gazimihal Hamamı’nı işlemlerin tamamlanması sonrası restorenin ilk aşaması olan sondaj çalışmalarına 1 Haziran itibariyle başladı. Sondaj çalışmalarının 10 gün sürmesi tahmin ediliyor. Gazimihal Külliyesi’nin, hamamı, camisi ve köprüsüyle 1422’de 2. Murad döneminde yaptırıldığı biliniyor.

    GAZİ MİHAL BEY HAMAMI

    Edirne-Kapıkule yolu üzerindeki tarihi Gazi Mihal Köprüsü’nün batı ucunun güneyinde Gazi Mihal Camii, doğu ucunun kuzeyinde ise Gazi Mihal Bey Hamamı yer alıyor. Osmanlı padişahı 2. Murad tarafından hamam, Gazi Mihal Bey’e, 1422 yılında çifte hamam olarak yaptırılmıştı. Günümüzde, aslından eser dahi kalmayan Gazi Mihal Bey Hamamı, kesme taş ve tuğladan yapılmış ve içerisi malakari süslemeleri ile döşenmişti. Dikdörtgen planlı hamam ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden oluşmaktaydı. Sıcaklığın iki tarafında birer eyvan bulunurken, halvet kemerlerle birbirinden ayrılmış dört bölümden oluşuyordu. Hamamın arkasında, boydan boya külhan uzanıyordu.

  • Panoramik Müze Gün Yüzüne Çıkıyor

    Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’ya kazandıracağı ve kentin simge yapılarından birisi olacak olan ‘Panorama Bursa 1326 Fetih Müzesi’nde inşaat çalışmaları büyük bir hızla sürüyor. Başkan Mustafa Dündar, “Panorama 136 Bursa Fetih Müzesi Bursa’ya değer katan, Bursa’yı, dünyaya taşıyacak önemli bir eser olacak” dedi.

    Bursa’nın, 23 yıl süren kuşatmanın ardından 6 Nisan 1326 tarihinde Orhan Bey tarafından fethedilişinin 3 boyutlu olarak anlatılacağı Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, aynı zamanda Osmanlının Beylikten Cihan Devletine uzanan yolculuğunu da, panoramik bir şekilde görüp öğrenme, hafızalarda canlandırma imkanı sunacak. Temeli geçtiğimiz Eylül ayında atılan müze inşaatını gezip inceleyen, projenin geldiği nokta hakkında yetkililerden bilgi alan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Bursa için bir ilk olan, aynı zamanda kendi içerisinde de pek çok ilkleri barındıran Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde inşaat çalışmaları büyük bir hızla sürüyor. Betonarme kısmı biten projede, çelik konstrüksiyon uygulamalarına başlandı. İnşallah, 2016 yılı sonu itibariyle betonarme ve çelik konstrüksiyon gibi kaba inşaat dediğimiz kısımlar tamamlanarak, sanatsal kısımlar dediğimiz işçiliğine geçilecek” dedi.

    İnşaat alanındaki inceleme gezisi sırasında, çay molası veren işçilerin yanına uğrayıp bir süre sohbet eden Başkan Mustafa Dündar, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin, Bursa’ya değer katan bir proje olduğunu ifade etti. Başkan Dündar, “Bursa’yı, Bursa dışını taşıyacak ciddi, kapsamlı bir proje. Bursa’nın ilklerinden olacak müze inşaatımızda betonarme kısmı bitti diyebiliriz. Şu anda çelik konstrüksiyon çalışmaları devam ediyor. İnşallah 2016 yılı sonu itibariyle betonarme ve çelik konstrüksiyon gibi kaba inşaat dediğimiz kısım tamamlanarak, ince işçiliğe, sanatsal kısımların uygulamasına geçilecek. Çalışmalarımız büyük bir hızla sürüyor, hedefimiz burayı bir an önce bitirip hizmete açmak” dedi.

    Kamberler Parkında inşa edilen müzenin Bursa’ya değer katmasının yanında, eğitici bir yönünde olacağına vurgu yapan Başkan Mustafa Dündar, “Müzeyi ziyaret edenler, Bursa’nın fethi ve o dönem ki yaşayış hakkında bilgi sahibi olacak. Diğer taraftan ise, turizm kenti Bursa’ya gelecek yerli ve yabancı ziyaretçi sayısının artmasına da önemli katkı sağlayacak. Konum itibarı ile son derece stratejik bir noktada bulunan Panorama 1326, Bursa’nın tarihi çarşı ve hanlar bölgesinin hareketlenmesine de ciddi katkı sağlayacak. Şu anda sanatçılarımız resim kısımlarının çalışmasını önemli ölçüde tamamladı. Resmin unsurları olan figürlerin imalatına başladılar. Panoramik müzemiz, tamamlandığında, Bursa’nın simgelerinden birisi olacak” diye konuştu.

  • Yüzüne Kör Tapa İsabet Eden Çiftçi Öldü

    Manisa’nın Saruhanlı ilçesinin Kumkuyucak mahallesinde bir çiftçi, sondaj dinamosunda biriken basınçlı hava nedeniyle yerinden fırlayan metal kör tapanın yüzüne isabet etmesiyle öldü. Arazisini sulamak için derinkuyu sondaj dinamosunu çalıştıran Oksan Keskin (37) borulara daha rahat su gitmesi için dinamoda biriken basınçlı havayı boşaltmak amacıyla dinamonun kör tapasını açmak istedi. Boru hattının kapalı olması nedeniyle biriken basınçlı havadan dolayı dinamonun kör tapası aniden yerinden fırlayarak Keskin’in yüzüne çarptı.

    Olayda ağır yaralanan Keskin, yakınları tarafından hastaneye götürüldü. Keskin, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

  • “Dede”nin 2 Bin 700 Yıllık Tarihi Gün Yüzüne Çıkıyor

    Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, Şardağı’nda bulunan ve ‘Dede’ ismiyle adlandırılan Tümülüs tarzı mezarın sit alanı ilan edilerek arkeolojik kültür varlığı olarak tescillenmesi için çalışma başlattı.

    Dede Tümülüsünde inceleme yapan Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü Uzmanı Arkeolog Ahmet Beyazlar, anıt mezar olduğu değerlendirilen alanın milattan önce 6. yüzyıldan sonra bölgede hüküm süren Pontus Kralı Mitridate-Bedriata’nın ismi ile çağrışım yaptığını kaydetti.

    Tümülüslerin, ana kayaya oyulmuş bir kral ya da bey mezarının üstünün çakıl taşları ile kapatılması mantığına dayandığını kaydeden arkeolog Ahmet Beyazlar, Dede Tümülüsünün Nemrut Dağı’ndaki Arkeokos’un mezarı ile benzerlik gösterdiğine vurgu yaptı.

    Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, Şardağı’nda Elbistan’ı kuşbakışı olarak gören en hakim noktalardan biri olan alanda bulunan ve halk arasında ‘Dede’ olarak bilinen bölgenin tarihi ve kültürel değerini tespit etmek için harekete geçti. Bilinen bir tarihi olmayan ve ne için yapıldığına dair birçok rivayet bulunan Dede’nin hangi yıllarda ve ne amaçla Şardağı’nın tepesinde inşa edildiğinin tespit edilmesini öngören projenin ilk çalışması Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü uzmanı arkeolog Ahmet Beyazlar ve ekibi tarafından yapıldı.

    Define arayıcılarının büyük bir kısmını talan ettiği Dede Tümülüsünün jeofizik incelemeler sonucunda kral ya da bey mezarı olduğunun belirlenmesinin ardından bölge sit alanı ilan edilecek ve arkeolojik kültür varlığı olarak tescil edilecek.

    Elbistan’da yaşayan Mehmet Arkalı isimli vatandaşın BİMER’e yaptığı başvuru sonrasında başlayan çalışma hakkında bilgi veren Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü Uzmanı Arkeolog Ahmet Beyazlar, Tümülüslerin milattan önce 6. yüzyıldan Roma dönemine kadar Anadolu’da ve Orta Asya’da yaşam bulan bir anıt mezar türü olduğunu belirtti.

    Tümülüslerin ana kayaya kazılan mezar odası ve üzerine çakıl taşı yığılması ile oluştuğunun bilgisini veren Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Uzmanı Arkeolog Ahmet Beyazlar, “Bakanlığımıza BİMER kanalı ile Elbistan merkezdeki ‘Dede Tümülüsü’ ile ilgili tespit ve tescil çalışması talebinde bulunulması üzerine buradayız. Konuyla ilgili olarak çalışmaya geldik. Şardağı’nda bulunan alanda incelemeler yaptık. Alanın tesciline yönelik gerekli tespit çalışmasını yaptık. Yaptığımız tespite göre burası bir Tümülüs mezar. Tümülüs mezar, klasik dönem dediğimiz M.Ö. 6. yüzyıldan başlayarak Roma dönemine kadar geçen süreçte Anadolu’da ve Orta Asya’da yaşam bulmuş bir anıt mezar türü. Bunun altında ana kayaya oyulmuş mezar odası bulunur. Onun içinde de dönemin beyinin, kralının mezarı olur. Bunun da üzeri açılmasını engellemek için çakıl yığınları ile kapatılır. Taş yığınları hem mezarı korur hem de abidevi şekilde görülmesini ve ileri dönemlere aktarılması sağlanır” dedi.

    Bölgeye verilen isim olan ‘Dede’nin tarihsel süreçte ata anlamına gelen ‘Date’ kelimesi ile çağrışım yaptığı görüşünü aktaran Beyazlar, bölgedeki anıt mezarın da Anadolu’da Romalılara karşı mücadele eden Pontus Kralı Mitridate’ye ait olabileceği izlenimini taşıdığını anlattı.

    Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü Uzmanı Arkeolog Ahmet Beyazlar, bu konuda da, “Dede; ata, date gibi bir isim. Anadolu’da Roma egemenliği oluşmadan önce 48 yıl sürmüş bir savaş var. Dede Tümülüs’ü de Anadolu’da Romalılara karşı mücadele eden dönemin Pontus Kralı Mitridate-Bedriata’nın ismi ile ilgili çağrışım yapıyor. Nitekim İskit Devleti’nin yıkılması sonucunda oradaki askerlerin Anadolu’da paralı asker olarak Büyük İskender’e gelmeleri, Büyük İskender’den sonra da yerel beylikler olarak alan hakimiyetinde kalmaları bu süreçte bunların kültürlerini buraya taşımalarına ve burada yaşadıkları dönem içerisinde kendi kültür ve inançları çerçevesinde bu mezarları yaptıkları yönünde bir düşünce oluştu. Nemrut Dağı’nda Arkeokos’un mezarı var. O da böyle çakıl mezardır” ifadelerini kullandı.

    Dede Tümülüs’ünün define arayıcıları tarafından tahrip edildiğinin de bilgisini veren Beyazlar, çakıl yığını altında olduğu değerlendirilen mezara ulaşılamadığını ifade etti.

    Bölgenin korunması gerektiğine işaret eden Beyazlar, “Tümülüs’ün belli bir yerlerinde define arayıcıları tarafından tahribatlar yapıldığını gördük. Bunun nedeni, tepenin altındaki kaya oygu mezarına, yani kralın ya da beyin mezarına ulaşmaktır. İçindeki varsa değerli hazineleri almak amacı taşıyor. Şuana kadar buna ulaşılmış değil ancak, bu tür kişilere de fırsat verilmemeli. Yerel imkanlarla bunlar korunmalı” çağrısında bulundu.

    Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü Uzmanı Arkeolog Ahmet Beyazlar, tescil çalışmasının sürecini de, “Bir yandan da burasının jeofizik çalışmaları yapılarak çakıl yığınının altındaki oda mezarın olup olmadığı durumu tespit edilmeli. Daha sonraki süreçte de buna inilerek mezarın bilimsel metotlarla çalışılması gerekiyor. Tespit edilmesi halinde olduğu yerin görsel olarak turizme açılacak mekan olarak tanzim edilmesi gerekiyor. Dede Tümülüsünün olduğu yer, Elbistan’ı en güzel noktadan görülebildiği bir alan. Tepeye hakim bir nokta. Biz, alanın koordinatlarını belirledik. Koruma alanı ne kadar olacak ona yönelik çevresel araştırmalar yaptık. Tescil yönetmeliğine göre rapor hazırlanacak. Bundan sonraki süreçte de bizim hazırladığımız rapor kurula sunulacak. Kurulun kararının ardından bölge arkeolojik kültür varlığı olarak tescil edilecek” cümleleri ile özetledi.