Etiket: Yüzüne

  • Canan Karatay: “Zeytinyağını yüzüne süren Venüs kadar güzel olur”

    Balıkesir’in Gömeç ilçesinde, bir firmanın düzenlediği hasat şenliğine katılan Canan Karatay, zeytin ve zeytinyağının önemine dikkat çekti. Günde 30-40 zeytin yiyenin hastanenin yolunu unutacağını anlatan Karatay, “Zeytinyağını elinize, yüzünüze sürerseniz Venüs kadar güzel olursunuz” dedi.

    Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş ile birlikte Gömeç’in Karaağaç Mahallesine gelen tanınmış Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay ve ekibi, hasat şenliğine katıldı. Zeytin hasat şenliğinin ardından toplanan yeşil zeytinleri kıran Karatay, zeytin ve zeytinyağının çok önemli ve çok şifalı bir gıda olduğunu anlattı. Zeytinin sağlık kaynağı olduğunu dile getiren Prof.Dr. Canan Karatay, “Zeytin en sağlıklı meyvedir. Günde 30-40 zeytin yerseniz bir de Karatay’ı dinlerseniz hastanenin yolunu unutursunuz. Zeytinyağı içerseniz bağışıklık sisteminiz güçlenir, beyniniz çalışır. Bağırsaklarınız çalışır. Kabızlıktan kurtulursunuz. Zeytinyağını elinize, yüzünüze sürerseniz Venüs kadar güzel olursunuz” dedi.

    İşletmeci Mehmet Özgü Manisalı da, “Gömeç ilçesinde, bu yıl yine Canan Karatay hocamızı ağırladık. Onlarla birlikte önce hasat yaptık. Hasattan sonra kırma zeytin nasıl yapılıyor onları gösterdik. Sonra üretmiş bulunduğumuz zeytinyağlarımızın tadımını yaptık. Bu yıl yine yurt dışında Türkiye’yi temsil etmeyi ve iyi sonuç almayı bekliyoruz. Yine Türk zeytinyağında iddialıyız” dedi.

  • Edremit’te antik kentin dükkanları gün yüzüne çıkartıldı

    Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk Kırsal Mahallesi’nde 16 yıldır sürdürülen Antandros Antik Kenti kazı çalışmaları sırasında, şehrin 8 dükkanı gün yüzüne çıkartıldı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi tarafından 16 yıldır aralıksız devam eden Antandros Antik Kenti kazı çalışmalarında sezon sonuna yaklaşılmasına rağmen, antik kentin yan yana sıralanmış 8 dükkanına ulaşıldı. Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürcan Polat’ın başkanlığını yürüttüğü Antandros Kazı Başkanlığı’na bağlı yaklaşık 50 kişilik ekip, kazı sezonu süresince çalışmalarını sürdürüyor. Okulların açılması ve öğrencilerin bölgeden ayrılmasıyla birlikte 10 kişilik arkeolog ekibinin çalıştığı kazı alanında bulunan 8 dükkan ile ilgili açıklamada bulunan Antandros Kazı Başkanı Vekili Uzman Arkeolog Rabia Aktaş, “Bu seneki çalışmalarımız antik yamaç evin giriş kapısını bulmak adına Güney kısımda başlamıştı. Ama bu arama çalışmalarımız esnasında evin bahçe giriş kapısına değil, dükkanlarına denk geldik. Evin avlusunun Güneyinde 8 adet ve yaklaşık 4’e 6 metrekare ebatlarında odalarımız mevcut. Şimdilik 2 odası tam olarak açığa çıkartılmış durumda. Diğerlerini de zamanımız dahilinde açmaya devam edeceğiz. Dükkanların açıldığı yolu da tespit etmeye çalışıyoruz. Ekim ayı sonuna kadar çalışmalarımız devam edecek. O dönemde kullanılan bir koku kabı dükkanlarımızın bir tanesinde tam olarak ele geçti. Bir mermer tepsimiz var. Burasının büyük bir alışveriş merkezi olduğunu düşünüyoruz. Kazı çalışmalarımızda bizlere destek olan Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği’ne ve Edremit Belediyesi’ne ve destekçilerimize teşekkür ediyoruz” dedi.

    Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Zekiye Gülçin Cömert ise açıklamasında, Andandros Antik Kenti’nin kamulaştırma çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Kazı çalışmalarımızda her yıl farklı buluntular ortaya çıkıyor. Yaklaşık bin 200 metrekare büyüklüğündeki Roma villasının hemen alt kısmında dükkanların izlerine rastladık. Bu dükkanların, o dönemin kozmetik, gıda ve seramik dükkanları olduğunu düşünüyoruz. Heyecanla diğer buluntuları bekliyoruz. Aslında daha fazla buluntu ele geçirebilirdik ve daha geniş alanda çalışma yapabilirdik. Ama kamulaştırma sorunumuz var. Orasının tabelasında ‘Ören Yeri’ yazmasına rağmen aslında tam olarak ‘Ören Yeri’ diyemiyoruz. O arazinin Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılması gerekiyor. Bu konuda girişimler yapıldı. Fakat bu işin hızlandırılmasını yetkililerden bekliyoruz. Kamulaştırma olmadığı sürece biz yerimizde sayıyor olacağız. Destekçilerimize de teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

  • ‘Üç Kuzular’ gün yüzüne çıkıyor

    Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Bursa’nın en önemli manevi değerlerinden olan Üç Kuzular Camii ve türbesinin daha güzel bir görünüme kavuşturulduğunu söyledi.

    Üç Kuzular Camii ve türbesinde devam eden çalışmaları inceleyen Başkan Recep Altepe, “Bursa sultanlar şehri, evliyalar şehri. Tarih başkenti Bursa’mızın bütün özelliklerini ortaya çıkarıcı çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Evliyalar şehri Bursa kimliğini öne çıkarıyoruz. Bursa, ‘Tarihin kalbi Bursa’da atar, altında 70 bin evliya yatar’ sözleriyle biliniyor. Bursa’nın en çok ziyaret edilen manevi merkezlerinden biri de Molla Fenari Mahallesi’nde Üç Kuzular Camii ve türbesiydi. Burayı yeniden ele aldık. Üç Kuzular Camii çevresindeki eklentiler yıkıldı ve yaklaşık 400 metrekare ilave alan kazandık. Bu 400 metrekare alanın altında da şadırvanlar yapıldı. Camii lojmanı da meydanın altına yapıldı ve üzerindeki bu alan düzenlenerek abdest alma ve oturma yerleri ile vatandaşların nefes alabileceği bir ortam oluşturuldu” diye konuştu.

    Recep Altepe, Üç Kuzular’a yakışır güzel bir kentsel tasarım projesinin gerçekleştirildiğini belirterek, “Meydan düzenlemelerimiz tamamlanmak üzere. İlave 400 metrekare alan, mevcut ön bahçe ile yaklaşık 600 metrekare toplam alan ve bahçe düzenlemesi toparlanıyor. Diğer müştemilatlar da bitiriliyor. Şu anda cami ve türbenin de restorasyonu devam ediyor. Bursa’ya da ecdadımıza da yakışır hale geliyor” dedi.

    Başkan Recep Altepe, türbe ve caminin etrafı açılarak farklı mesafelerden görülebilir hale getirildiğini sözlerine ekledi.

  • Urartu krallarına ait kaya mezarı 100 yıl sonra gün yüzüne çıkarıldı

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında Van Kalesi’nde yürütülen kazılarda Urartu krallarına ait önemli bir kaya mezarı 100 yıl aradan sonra gün yüzüne çıkarıldı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Van Kalesi’nde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında Van Kalesi’nin doğu güney bölgesinde Urartu krallarına ait önemli bir kaya mezarı gün yüzüne çıkarıldı. Mezarın ortaya çıkarılmasında öncü olan Araştırmacı Dr. Bülent Genç, aslında bu kaya mezarının sitadelde ana kayaya oyulan ve küçük ön oda biçiminde dromoslu girişi olan ilk mezar örneği olarak karşılarına çıktığını söyledi. Bu anlamda sitadeldeki Argişti mezarı, Neft Kuyu, İç Kale ve Doğu Odaları gibi diğer krali mezarlardan da farklı olduğunu ifade eden Genç, “Biz geçen yıl ekim ayında kalede yaptığımız incelemelerde kaya mezarının olduğu bu bölümde ve üst kısmında düzeltilmiş bazı kaya yüzeyleri tespit ettik. Bu yıl ki kazı sezonunda sitadelin söz konusu bölümünde çalışmalarımızı sürdürerek yeni bir kaya mezarı ortaya çıkardık. Arkeolojik sonuçları itibariyle Urartu kaya mezar mimarisinde ve kronolojisinde çok tartışma yaşatacak bir krali mezar. Urartu Krallığı’na başkentlik yapmış olan Van Kalesi’ndeki araştırmalar 19. yüzyılın ortalarından itibaren başlamaktadır. Yapılan bu çalışmalarla Urartu Krallığı’na ait çeşitli anıtsal yapılar ortaya çıkarılmıştı. Bunların içinde sitadelin güney cephesi boyunca yer alan krali kaya mezarları bilinmektedir. Bunlar Osmanlı döneminden itibaren depo ve baruthane gibi çeşitli amaçlarla kullanılmıştı. Bu kaya mezarlarının hepsi anıtsal cepheli ve çok odalı planları ile karşımıza çıkmaktadır. Bizim tespit ettiğimiz bu mezar ise yer altına işlenmesi ve planlaması açısından diğerlerinden farklı ve erken özellikler gösteriyor. Mezar bir ön oda ve buradan açılan kapıyla geçilen bir ana odadan oluşuyor. Gömünün yapıldığı bu ana odayı zeminden bir metre yükseklikte ve 12 metre boyunca devam eden kesintisiz bir niş çevreliyor. Maalesef mezar Ortaçağ, hatta daha erken dönemden itibaren soyulduğu için biz sadece mimarisi itibarı ile bu sonuçlara ulaştık. Ama Urartu kralları için günümüze kadar sırasıyla İç Kale, Neft Kuyu, Argişti Mezarı, Doğu Odaları ile ilgili teorik olarak önerilen kaya mezarı kronolojisine katkı sağlayacak niteliktedir. Özellikle hangi mezarın hangi krala ait olabileceği tezlerini baştan sona değiştirebilecek bir mezar olarak karşımıza çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Araştırma tarihçesi 1849’lara kadar gidiyor”

    Sitadelde bu planlamada krali bir mezarın bulunmasının önemli olduğunu belirten Genç, “Özellikle planlama açısından benzer örneklerinin Assur İmparatorluğunda da bulunduğunun altını çizdi. Bununla birlikte yer altına oyulmuş ve aynı şekilde ön girişe sahip mezar mimarisi Urartu coğrafyasında yaygın olarak bilinmektedir. Ancak sitadelde gömü geleneği daha çok Mezopotamya ile benzerdir. Mezar mimarisini ve iç donanımlarını göz önüne aldığımız takdirde kaledeki mevcut kaya mezarlarından tamamen farklı özellikler göstermektedir. Mezar içerisindeki niş gömüye ait eşya, silah ve benzeri mezar hediyelerinin konulduğu bir amaca hizmet etmektedir. Bunun dışında sade ve bezemesiz bir mimari yapıya sahiptir. Urartu’da aslında araştırma tarihçesi 1849’lara kadar gidiyor. İngiliz büyükelçisi Austen Henry Layard’ın Analı Kız’da çalıştığını ve kazı yaptığını biliyoruz. Bu alanı daha sonra 1915-1916 yılında kısa süren Rus işgali döneminde Nicholas Yakovlevich Marr ve İosif Abgarovich Orbeli kazıyorlar. Ancak bu dediğim gibi 100 yıl önce yapılan bir çalışmadır. Uzunca bir aradan sonra kalede böyle bir mezar ortaya çıkarmamız tabi bizim açımızdan da ilginç oldu. Çünkü bu zamana kadar literatürde bütün kaya mezarları sadece var olanlar üzerinden tartışılıyordu. Böyle bir mezarın ortaya çıkması sitadelde benzer biçimde başka kaya mezarlarında bulunabileceğini akla getirmektedir. Çünkü bu alanda şimdiye kadar hiç kazı yapılmamış. Özellikle kaya mezarının yaklaşık 30 metre kuzeyinde Assur yazıtlı bir niş ve niş içerisinde bir stel kaidesi yer almaktadır. Bu nişte yer alan yazıtta çeşitli adak hayvan sayısından bahsediliyor. Bunun mezarla ilişkisini kazının ilerleyen süreçlerinde ortaya çıkaracağız. Ama bu alandaki çalışmalar dediğim gibi yüz yıl sonra böyle bir mezar ortaya çıkarmak bizim içinde çok şaşırtıcı oldu. Sonuçları itibarı ile de bizi bayağı heyecanlandırdı” dedi.

    “Yüz yıl sonra böyle bir mezar ortaya çıktı“

    İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İstanbul Üniversitesi adına eski Van şehri, kalesi ve höyüğü kazılarının bir ayağının da sitadel kısmında devam ettiğini söyledi. Doç. Dr. Erkan Konyar, “Geçen yıl bazı araştırmacı arkadaşlarımızın ki bunların başında Bülent Genç geliyor. Bu alanda yaptıkları yüzey araştırmalarında bir mezara ait olabilecek kimi kanıtlar ortaya çıkarmışlardı. Ama açıkçası bize sıradışı gelmişti. Yani sitadelde zaten var olan anıtsal kaya mezarlarının Urartu krallarına ait olduğunu düşünüyoruz. Fakat burada çok ayrı bir formatta yeni bir mezar odasıyla karşılaştık. Urartu’da halkın kullandığı bir mezar odasının plan ve tipoloji açısından bir benzerini sitadelde bulduk. Bu da bize çok sıra dışı geldi. Aklımıza hemen bunun erken Urartu krallarına ait olabileceği fikri geldi. Tabi bu olasılıktan oluşuyor fakat bu fikri destekleyen birçok unsur var. Çünkü bu mezarın hemen üst kısmında Assurca bir yazıt var ki Urartular ilk yazıtlarını Assurca yazıyor. Bunun dışında kimi kaya işlemeleri ve konum özellikleri bu mezarın belki de kurucu krallara ait olabilecek bir mezar olduğunu bize gösteriyor. Bu da aslında Urartu araştırmalarında daha önce bilinen mezarlarla kıyasladığımızda yüz yıl sonra ilk defa belki yeni bir Urartu kralına ya da ilk Urartu krallarından birine ait olabilecek bir mezar odasının ortaya çıkması bizi bayağı heyecanlandırdı” dedi.

  • 3 yaşında yüzüne saplanan demir parçayla 58 yıl yaşadı

    Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde bel fıtığı şikayetiyle MR çektirmek isteyen kadının sol yanağında metal parça tespit edildi. 3 yaşındayken yanağına saplanan metal parçasıyla 58 yıl yaşayan kadın başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.

    Denizli’de, bel fıtığı şikayeti nedeniyle hastaneye gittikten sonra MR çekildiği sırada sol gözünün altında aşırı ağrı hisseden emekli bankacı 61 yaşındaki Rukiye Dinger’in yüzünde 1 santimetrelik metal parçası bulundu. 3 yaşındayken komşunun odun kırdığı sırada balyozdan fırlayıp Dingeri’in yanağına saplanan demir parça 58 yıl sonra fark edildi. O döneminin şartlarında tespit edilemeyen ve yırtılan deriye atılan dikişin altında kalan metal parçası, yapılan başarılı ameliyatla alındı.

    “Hastamızı sağlımıza kavuşturduk”

    Özel bir hastanenin Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Ali Yüksel, “Hastamız yaklaşık iki hafta önce bel fıtığı için bel MR’ına gidiyor. Fakat MR’a girdiğinde özellikle sol gözünün altında şiddetli bir ağrı hissetmeye başlıyor. Görevliler de bu tarz bir sıkıntı olduğunda hemen MR çekimini sonlandırıyorlar. Hastamıza bir KBB Uzmanına görünmesini tavsiye ediyorlar. Fakat hastamız bana geldiğinde yanak altında sert bir cisimle karşılaştım. Biz hemen MR çekildiği için metal bir parçanın kaçabileceğini düşündük. Bunun üzerine hastadan tomografi istedim. Tomografiyi çektiğimizde yaklaşık 1 santimetre boyutunda sol gözünün altında cilt altında, biraz da kemiğe doğru kaymış olan bir cisim tespit ettik. Hemen hastamızla konuştuk. Lokal anestezi altında operasyona aldık. Buralardan geçen sinir sistemine dikkat ederek bu cismi çıkardık. Tahlile gönderdik, hastamız da çok rahat etti, estetik olarak da kapattık orayı. Herhangi bir iz kalmamasını sağladık. Hastamızı sağlımıza kavuşturduk” dedi.

    “Hastamızda 58 yıllık bir mazi olmasına rağmen enfeksiyon olmaması çok enteresandır” diyen Opr. Dr. Ali Yüksel, “Daha önce bunun tespit edilmemiş olması da enteresandır. Eğer MR çekildiğinde bir ağrı sızıntı hissediliyorsa, geçmişe doğru vücudun metal kalmış olma durumu var mı diye sorgulamak lazım” diye konuştu.

    Hastanın taburcu edildiğini ve gayet iyi olduğunu belirten Opr. Dr. Ali Yüksel, “Sonuçta daha önce belki hastalanmıştır, tespit edilmemiş olması, bir rahatsızlığı yol açmaması gerçekten enteresan” şeklinde konuştu.

    “Tomografi sonucu ortaya çıktı”

    Olayın 3 yaşındayken olduğunu belirten Rukiye Dinger, “Benim bildiğim kadarıyla, ben çok küçükken olmuş. Balyozla odun kırılırken, oradaki demir parça yüzüme sıçradı. Burun ayrıldığında oraya metal gittiği bilinmedi. Sonra ben MR çekilmek istediğimde burada birden bir ağrı fırladı. Sonra doktorum, beni tomografiye gönderdi. Tomografi sonucunda oradaki metal parça meydana çıktı” ifadelerini kullandı.

    “58 sene onunla yaşadım”

    58 sene metal parçasıyla yaşadığını belirten Dinger, “Bu güne kadar bir rahatsızlık vermedi. Bel fıtığı için MR girmek istedim, metal parçası yüzünden orada MR giremedim. Zaten oradaki kız apar topar beni dışarı çıkardı. Neredeyse nohut şeklinde büyümüş, suratımdan dışarı çıkacakmış gibi olmuş. Tabi birden olunca tedirgin oldum. Zaten MR çeken kız da eli ayağı titredi, hemen dışarı aldı beni. Sonra Ali bey ile tomografi çektim, orada bir metal parça gözüktü. Sonra karar verdik ameliyata, MR çekilmesi için oradaki metal parçanın almaya mecburuz. Dün ameliyata girdim, ameliyatım başarılı geçti. Ben çok küçükken olmuş, hayal meyal hatırlıyorum. Üzerine de dikiş yapıldı. 58 yıl sonra meydana çıkıyor” dedi.