Etiket: Yüzü

  • Suna ninenin yüzü güldü

    Adana’da ev kirasını ödeyemedikleri için kızı ve 3 torunuyla evden atıldıktan sonra Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın girişimleriyle kendisine ev kiralanan Suna Şen, yaşadığı zorlu süreçte kendisine yardım eden herkese teşekkür etti.

    Seyhan Kaymakamlığı ile Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, ev kiralarını ödeyemedikleri gerekçesiyle kızı ve 3 torunuyla sokağa atılan 70 yaşındaki Suna Şen ile birebir görüşerek, ihtiyaçlarını tespit etti. Yapılan görüşmede Suna Şen’in eşi Ali Şen’in vefat etmesi sonucunda dul maaşıyla geçimini sağlamaya çalıştığı, ev kirasını ise zaman içerisinde artan borçlarından dolayı ödeyemeyecek duruma geldiği, kızı Ayşe Çiftçi’nin ise şiddetli geçimsizlik sonucunda boşandığı ve eşinin de nafaka vermediğinden geçimini sağlayamadığı gibi ev kirasını da ödeyemediği belirlendi.

    Seyhan Kaymakamlığı tarafından Ayşe Çiftçi ve annesi Suna Şen’in ikamet etmesi için Seyhan ilçesinde bulunan Meydan Mahallesi’nde yıllık kirası 7 bin 500 TL olan ev kiralandı ve ailenin eşyalarla eve yerleşmesi sağlandı. Ayrıca aynı gün içerisinde Ayşe Çiftçi’ye 500 TL nakdi yardım yapıldı. Ailenin muhtaçlığına istinaden iki ayda bir 500 TL nakdi yardım ve 300 TL Kurban Bayramı yardımı yapılacağı açıklandı.

    Ev sorunu çözüldüğü için yüzü gülen Suna Şen, “Allah devletimizden ve halkımızdan razı olsun. Mahallelimiz bizi zor durumda bırakmadı, yemek getirdi, nafaka getirdi. Devletimiz yakında doktora da götürecek beni” diye konuştu.

  • Patates üreticisinin yüzü gülüyor

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde patates hasadı başladı. Geçen yıl kilosu 30-40 kuruşa kadar düşen patatesin bu yıl 90 kuruşa alıcı bulması çiftçiyi memnun etti.

    İnegöl ilçesine bağlı Alibeyköy ve Çeltikçi mahallelerindeki patates tarlalarında üreticileri ziyaret eden İnegöl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü İbrahim Ekren, İnegöl’de 7 bin dönüm civarında patates ekimi yapıldığını ve en az 30 bin ton civarında da bir ürün beklediklerini ifade etti.

    İnegöl’de patates hasadının başladığını belirten Ekren, “Verim bu sene ilçe standartlarının üzerinde. Yağışlar verimi olumlu anlamda etkiledi. Fiyat açısından da 90 kuruşla 1 lira arasında. Üreticilerimize hayırlı olsun. Bu yıl geçen yıllardaki ekimle aynı oranda, çok fazla bir artış yok. Patates üreticiliği çok kolay bir iş değil. Bakımında ve hasadında çok fazla işçi maliyeti olan bir iş. Bununla büyük ekilişler yapan çiftçiler baş edebiliyor. Genellikle sabit olarak aynı çiftçilerimiz patates ekimi gerçekleştiriyor. İnegöl’de 7 bin dönüm civarında bir ekiliş var. En az 30 bin ton civarında da bir ürün bekliyoruz” dedi.

    Bu yıl verimden memnun olduklarını ifade eden patates üreticisi Emrah Emek ise, “Hasadımız başladı. Bu yıl verimden memnunuz. Fiyatlardan da memnunuz. Geçen yıl patates üreticisi olarak zarar etmiştik. Bu yıl verim de, fiyat da güzel. Bu yıl geçen yılın acısını karşıladı” diye konuştu.

    Patates üreticisi Hüseyin Avcı ise, “Fiyatlar geçen seneye göre iyi. Yağmurlar nedeniyle biraz eksiklik var ama verim normal. Tarlaya göre dönümünde 3,5-4 ton arası verim alıyoruz. Ürüne göre de fiyatlar değişiyor. 85-90 kuruş arasında patatesi veriyoruz. Fiyatların daha iyi olacağını umuyorduk ama en azından geçen yıllara göre daha iyi” şeklinde konuştu.

  • Tarkan, Fizy’nin yeni yüzü oldu

    Müzik platformu Fizy’nin yeni marka yüzü Megastar Tarkan oldu.

    Türkiye’nin en büyük dijital müzik platformlarından Fizy’nin yeni marka yüzü Türk pop müziğinin Megastarı Tarkan oldu. Edinilen bilgiye göre anlaşma için imzalar kısa bir süre önce atıldı. Anlaşmayla Fizy, Megastar’ın yeni albümünün sponsoru oldu. Tarkan da Fizy için Harbiye Açık Hava’da birden fazla konser verecek.

  • Down sendromlu şefler, 2018 Avrupa yüzü olarak manken Tuğçe Aral’ı seçti

    Türkiye genelinde büyük ses getiren Down Şefler Mesleki Eğitim ve İstihdam Projesi hız kesmeden devam ediyor. Önümüzdeki yılın hazırlıklarına başlayan proje sahibi İstanbul Down Sendromu Derneği Down Şefler’le birlikte 2018 yılında yapılacak projelerde Avrupa yüzü olarak Türkiye’nin tescilli güzeli manken Tuğçe Aral’ı seçti.

    İstanbul Down Sendromu Derneği önderliğinde, Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED), Tomurcuk Vakfı ve Kare Anaokulu iş birliği ile hayata geçirilen Down Şefler Mesleki Eğitim ve İstihdam Projesi önümüzdeki yılın iş planlamasına başladı. Down Şefler, ünlü manken ve aynı zamanda sarkıcı Tuğçe Aral’ı Ataşehir bir otelde düzenlenen etkinlikte ağırlayarak 2018 Avrupa yüzü olacağının müjdesini verdi.

    “İkinci Single’ı down şeflere hediye etti”

    Projenin yüzü olmaktan gurur duyduğunu belirten Tuğçe Aral, “Benim bu tarz projelere her zaman içimden gelen büyük bir sempatim vardır. Down sendromlu gençlerimizle duygusal paylaşımlarda bulunmak, onlarla zaman geçirmek beni çok mutlu ediyor ve çok etkiliyor. Çünkü onların çok güzel çocuklar, kalpleri ter temiz, sevgi dolular ve bizlerden 1 fazla oldukları kesin. Down Şefler’in yüzü olmak benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Bu projede en aktif şekilde yer almak hayalimdi ama bu kadarını ben de hayal edememiştim. Ben onların her zaman yanındayım, her zaman olacağım ve olmak istiyorum. Bugün inanılmaz güzel ve kahkaha dolu bir gün geçirdik. Bana böyle bir gün hediye ettikleri için şeflerimize çok teşekkür ederim” diyerek “Sen ya da Ben” adlı şarkısı ile yaza damga vurmayı hedeflediği yeni single’ı down sendromlu şeflere hediye etti.

    Aral ayrıca, şarkıdan elde edilen tüm geliri de İstanbul Down Sendromu Derneği’ne bağışlayacağını söyledi.

  • FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları dünyaya duyurulmak üzere 6 dilde kitaplaştırıldı

    FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları dünyaya duyurulmak üzere 6 dilde Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez tarafından kitaplaştırıldı. Kitapta FETÖ’nün çocuklara yönelik cinsel taciz olayından Uludere’de yaşanan bombalı saldırıya kadar birçok detay yer aldı.

    Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça olarak 6 dilde basılan kitapta FETÖ’nün kirli yüzü ve hain planları birer birer deşifre edildi. Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, kitabı çıkarmaktaki amaçlarının örgütün aslında ne olduğu, nasıl kurulduğu, kimlerle temas içerisinde olduğunu, kirli yüzlerini, hainliklerini dünyaya anlatmak olduğunu ifade ederek, “Bu kitabı kaleme alırken bütün dünyaya bu hareketin bir terör örgütü olduğunu anlatmak gayemiz. Bu kitapta FETÖ’nün doğumundan bugüne kadar kurduğu ilişkiler, uluslararası bağlantıları, diğer terör örgütleriyle PKK başta olmak üzere temasları, onlarla beraber hangi noktalarda hareket ettiği her şey belgesiyle, bilgisiyle birlikte detaylı bilgi veren bir kitap kaleme aldık” dedi.

    “Bölücü başı Gülen, Kırklareli’den çocuk istismarı iddiaları ve gazetecinin öldürülmesi üzerine kaçmak zorunda kaldı”

    Eğilmez, “Gülen’in Kırklareli günleri hakkında çok önemli iddialar vardır. Gülen bu dönemde yaşı küçük erkek çocuklarını taciz ettiğine dair, güçlü suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Bununla bağlantılı olarak, mevcut suçlamaları belgeleriyle kanıtlayacağını belirten Kırklareli yerel gazetecilerinden emekli öğretmen Haydar Meriç’in öldürülmesi olayına karıştığı iddiaları da mutlaka dikkate alınması gereken söylemlerdir. Bu iddia kısa sürede tüm Kırklareli’ne yayılınca kendisine karşı ciddi bir tepki oluşmaya başlar. Gittikçe büyüyen tepkiler sonucunda Gülen çareyi Kırklareli dışına çıkmakta bulur ve aceleyle Ankara gelir” ifadelerini kaydetti.

    “Uludere’de uçaklarla bombalama olayı FETÖ’cü subayların organizasyonu”

    Eğilmez, kitapta Uludere’de uçaklarla bombalama olayının FETÖ’cü subayların organizasyonu olduğunu da belirterek, “Uludere baskınını hatırlıyoruz. Burada ikiz kardeşler FETÖ ve PKK. İnsanları kitlesel olarak harekete geçirebilecek olan her olayda bu iki terör örgütün beraber hareket ettiğini net bir şekilde görebiliyoruz. Bunlardan birisi yaşadığımız Kobani olayı. Bölgede görev yapan FETÖ militanı emniyet mensuplarının oradaki halkı nasıl provoke ettiği kitabımızda belgeleriyle birlikte yayınlanmış durumda. Uludere’deki uçakla bombalama olayının FETÖ mensubu subaylar tarafından organize edildiği daha sonra bu şekilde medyaya servis edildiği kitabımızın içerisinde bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Ermeniler üzerinden Batı’ya mesaj”

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, FETÖ’nün hainlikleriyle ilgili, kitaptan bazı kesitler hakkında da bilgiler verdi.

    Savaş Eğilmez, Gülen’in daha Ermenilerin sözde soykırım iddiaları dünya gündemine gelmeden yaklaşık 10 yıl önce soykırımı kabul edip, Ermeni Patriğe mektup yazarak üzüntülerini bildirdiğini kaydederek, mektupta yazılanları şöyle açıkladı:

    “Kırklareli 6 Mayıs 1965. Aziz ve Muhterem Patrik Şinork Kalustyan, esasen bütün milletler ve insanlar kardeştirler. Çünkü hepimizin büyük anası Hz. Havva, dedesi Hz. Ademdir. Bütün dinler, bilhassa semavi dinler insanlara daima iyilik hoşgörülük tavsiye etmektedir. Musevilik, Hıristiyanlık dinlerinin esasları birbirine çok benzemektedir. Semavi dinleri bize tebliğ eden Peygamber dediğimiz büyük insanların müşterek dedeleri Hz. İbrahim’dir. Binaenaleyh insanların din ve milliyet ayrılığından bahsederek birbirleri aleyhine düşmanca hareket etmeleri yersizdir. İnsanlara daima müsamaha ve iyilik emreden büyük insan büyük Peygamber Hz. İsa bir mümessili sıfatıyla bu makamda bulunmanız bana ve Müslüman alemine onur vermektedir. Çocukluk ve meslek hayatımda tanıdığım birçok Ermeni aile ve şahsiyet vardır. 1915 yılında Ermenilere yapılan büyük soykırımını lanetle yad etmekten geçemeyeceğim. Öldürülen, katledilen insanların içerisinde ne kadar büyük insanların bulunduğunu derin bir hassasiyetle okuyor, onları saygıyla anıyorum. Büyük Peygamberinizin Hz. İsa‘nın çocuklarının Müslüman geçinen cahil insanlar tarafından katledilmesini esefle kınıyorum. Bu vesile ile zatı alinize sonsuz teşekkürlerimi sunar bu toprakların değerli çocukları olan Ermeni yurttaşlarımızı Rum vatandaşlarımızı aziz Türk kardeşleri ile daima huzur ve saadet içinde yaşamalarını ulu tanrıdan niyaz ederim. Kırklareli vaizi Fetullah Gülen.”

    “Dayakçı Gülen”

    Eğilmez, Gülen’in Kestanepazarı Kur’an Kursu’ndaki talebelerine karşı aşırı baskı uyguladığını belirterek, “Balta sapına benzer özel yapılmış sopalar ve hortumlar kullanarak öğrencilerini dövmüştür. Öğrencilerine kızdığı anlarda cinnet geçiren Gülen, çocukları bayılana veya kemikleri kırılana kadar döver, bu esnada kendisi de bilincini kaybedermiş. Özellikle çok yakınında olan Cevdet Türkyolu’nu falakaya yatırdığı ve yüzünü kızartacak kadar her gün tokatladığı, Barbaros Kocakurt’un kolunu kırdığı, daha sonra FETÖ’den ayrılan ve örgütün önde gelen isimlerden Latif Erdoğan, Hüseyin Gülerce ve Nurettin Veren tarafından medyada sık sık dile getirilmiştir” şeklinde konuştu.

    Gülen’in ruh hali

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez, şu bilgilere yer verdi:

    “Gülen, ruhlar dünyasıyla iletişime geçen medyumlara güveniyor. Telestezi ve radyesteziyi bilim olarak görüyor. Gülen, rüyaların gaipten haber verdiğine inanıyor ve bu konuda kendi deneyimlerinden söz ediyor; Said-i Nursi’nin de ’seçilmiş kişi’ olduğunu bir rüya sonucu öğrenmişti. Gülen, psikokineziyi düşüncelerinin en büyük delillerinden biri olarak görüyor. Tescilli şarlatan, çatal-bıçak bükücüsü Uri Geller’i şahit gösteriyor. Gülen, paranoya ve şizofreni rahatsızlığının nedenin habis ruhlar ve cinler olduğuna inanıyor. Gülen, cinlerin birçok iş alanında istihdam edilebileceğini belirtiyor. Örneğin istihbaratta cinler kullanılabilirmiş. Cinleri etkin kullanmanın yolunu bulan devlet, geleceğin süper devleti olacakmış. Gülen, romantizm akımını cinlerin başlattığına inanıyor. Gülen, muskaların koruyucu ve iyileştirici gücüne inanıyor. Hatta psikolojik bir sorunu olan teyzesi bu yolla iyileşmişti. Gülen, kişinin fotoğrafına bakarak her türlü hastalığının iyileştirileceğine inanıyor. Gülen, ermiş kişilerin burunları ile duyabildiklerini; topukları ile koklayabildiklerini, parmakları ile görebildiklerini iddia ediyor. Gülen, bir kişi aynı anda yirmi ayrı yerde gözüktüğünü söylüyor. Said-i Nursi cezaevinde yatarken aynı anda camide namaz kılarmış. Gülen, büyüye inanıyor. El ve yüz falı gerçeği gösterirmiş. Gülen, yogilere büyük değer biçiyor; ’bunlar çok rahatlıkla bir treni durdurur, ellerinin bir işaretiyle kendilerinden çok uzakta olan bir insanı yatırır-kaldırır, havada uçurur ve daha nice harikulade haller gösterir’ imiş. Gülen, proletaryadan/sosyalizmden bahsetmenin şeytan işi olduğuna inanıyor. Bu şekilde bir sapkınlığı olan Fetullah Gülen’in, Kur’an-ı Kerim’e olan saygısını da incelemek gerekir. Şahitlerin anlatımına göre Gülen, Kur’an-ı Kerim’i yanlışlıklar içermekle itham etmekten ve hatta yere fırlatmaktan çekinmiyordu. Fetullah Gülen ona, ’Allah ile konuştuğunu’ söyledikten sonra Cenab-ı Allah, Fetullah Gülen’e demiş ki, ’Kainatı Hazreti Muhammed için yarattım, senin için de devam ettiriyorum.’ İşte bu safsataları Fetullah Gülen’den duyan hainler, onun izni ve onayı ile gezip sohbet ettikleri yerlerde bunları anlatıyorlardı. Fetullah Gülen’in bu ifadeleri, anılan örgütün cemaat, camia veya hizmet hareketi söyleminin çok ötesinde dini ve kutsalları ne derece istismar ettiğinin de bir delilidir. Gülen’in akıl sağlığının yerinde olmadığı açıkça bilinen bir husus. 3 Mart 1981’de Eyüp Hükümet Tabipliğine gittiğinde, reaktif anksiyete hali teşhisiyle 20 gün istirahat ve aralarında Nobraskin’in de olduğu psikiyatrik ilaçlar verilmiştir. Gülen’in gençlik dönemlerinden beri her gün Diyazem adlı psikiyatrik ilacı kullandığı da biliniyor.”

    “Örgüt üyeleri sınıflara ayrılmış”

    Eğilmez, FETÖ’nün örgüt üyelerini sınıflara ayırdığını kaydederek, “15 Temmuz sonrasında gözaltına alınan ve tutuklanan örgüt mensuplarından bazılarının ifadeleri, ’Cemaatte üniversite ve yüksekokul diye adlandırılan kısımda gruplar B4, B5, A4 ve A5 olarak adlandırılırdı. B4, ara sıra sohbete gelen, hizmete köklü bağlı bulunmayan kişilerdir. Bu kişiler himmet vermezler, sigara içme ve namaz kaçırma gibi kusurları olan kişilerdir. B5 de B4 gibi sohbete ara sıra gelenler ve bunların kötü alışkanlıkları olmayan kişilerdir. A4, hizmete bağlı himmet verir ama okey oynayan ve sigaraları olan kişilerdir. A5, hizmete tam bağlı, himmet verir ve hiçbir kötü alışkanlığı olmayan kişilerdir.’ ’Mahrem Abiler’ yapılanmasına ilişkin oldukça ilginç hususlar içerdi” diye konuştu.

    Yeşil Kuşak Projesi

    Eğilmez, 1980’li yılların hemen öncesinde yaşanan değişimlerin, NATO-ABD kaynaklı Yeşil Kuşak projesini gündeme getirdiğini kaydederek şöyle konuştu:

    “Projenin esası, Sovyetler Birliği’nin, güney ve güneybatı sınırlarının ılımlı İslam yönetimindeki devletlerle çevrelenmesidir. NATO ve ABD’nin yeşil kuşak politikasında, Türkiye’de, siyaseten etken olacak, Batıya muti, Hıristiyanlığa sıcak bakan ve küresel güçlerin nüfuz alanını, Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile boşta kalan etki sahalarına taşıyacak bir yapılanmaya ihtiyaç duyulmuştu. Bu yapı, 250 milyonluk nüfusa, 10 milyon kilometrekarelik Türk dünyasına ve tabi ki ABD bütçesinin 10 katı tutarındaki doğal enerji kaynaklarına sahip Türk coğrafyasına hitap etmeliydi. Kısacası, Türk ve Müslüman kimliği taşımalıydı. Bu kişi de yıllardır hazırlanan ve büyütülen Fetullah Gülen’di.”