Etiket: Yüzde

  • Mersin ve Adana’nın ekim ayı enflasyonu yüzde 12,06

    Mersin ve Adana’nın ekim ayı enflasyonu yüzde 12,06

    MERSİN (İHA) – Mersin ve Adana’nın ekim ayı enflasyonu yüzde 12,06 olarak gerçekleşti. TÜİK Adana Bölge Müdürlüğü, Mersin ve Adana’nın oluşturduğu TR62 Bölgesinde ekim ayının zam şampiyonunu salatalık olarak açıklarken, geçen ay fiyatı en fazla düşen ürün ise limon oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adana Bölge Müdürlüğü, TÜİK Başkanlığının ekim ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Yapılan açıklamada, Türkiye genelinde TÜFE’de 2020 yılı ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,13, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 10,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,89 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,74 artış gerçekleştiği bildirildi.

    Mersin ve Adana’da ekim ayı enflasyonu yüzde 12,06 oldu

    TÜİK Adana Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Mersin ve Adana’nın oluşturduğu TR62 Bölgesi ekim ayı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) değişim oranları da değerlendirildi. Buna göre, Mersin ve Adana’da TÜFE’de 2020 yılı ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,14, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 10,63, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,06 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,71 oranında artış gerçekleşti.

    Salatalık zam şampiyonu, fiyatı en fazla düşen ürün ise limon

    Öte yandan, ekim ayında Mersin ve Adana’da fiyatı en fazla artan ve en fazla düşen ürünler de TÜİK verileriyle ortaya kondu. Buna göre, Mersin ve Adana’da ekim ayının zam şampiyonu salatalık oldu. Salatalığın fiyatı ekim ayında yüzde 28,58 oranında arttı.

    Limon ise geçen ay fiyatı en fazla düşen ürün olarak kayıtlara geçti. Mersin ve Adana’da limonun fiyatı ekim ayında yüzde 23,66 oranında düştü.

  • Rektör Çamsarı: “Şehir dışına yollanan hasta oranımız yüzde 90 geriledi”

    Rektör Çamsarı: “Şehir dışına yollanan hasta oranımız yüzde 90 geriledi”

    Mersin Üniversitesi (MEÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Çamsarı, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin de katkısıyla şehir dışına yollanan hasta oranının yaklaşık yüzde 90 gerilediğini söyledi. Çamsarı, temeli atılan Denizcilik Fakültesinin de 1-1,5 yıl içinde tamamlanmasını beklediklerini belirtti.

    MEÜ Rektörü Prof. Dr. Çamsarı, Mersin’de yayın yapan Kanal 33 televizyonunda Fatih Alkar’ın sunduğu “Gündemin Nabzı” programına konuk oldu. MEÜ Onkoloji Hastanesi bahçesinde gerçekleşen canlı yayında Rektör Çamsarı, birçok konuda bilgi verdi.

    “Sağlık Bakanlığımızla birebir ilişki içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz”

    Korona virüs salgınıyla ilgili yaptıkları çalışmaları aktaran Çamsarı, pandemi ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığının çok erken bir refleksle çalışmalarına başladığını söyledi. Çamsarı, “Sağlık Bakanlığımız, üniversite hastaneleri de dahil olmak üzere tüm sağlık kurumlarını bu çalışmaya katarak olağanüstü bir maestro görevi üstlendi. Refleksin hızlı olması, bu hastalığın kontrolsüz bir yayılımı olmasını ciddi anlamda sınırladı” dedi.

    Sürecin başında MEÜ’nün Sağlık Bakanlığı ile irtibata geçerek kendi laboratuvar, cihaz ve ekipmanlarıyla destek olmak istediğini belirten Çamsarı, “Hemen harekete geçerek, cihaz ve eleman desteği açısından yapılanmaya gittik. Şehir Hastanemizle birlikte salgının en başından beri ciddi rakamlardan oluşan hastalarımıza bakarak, Sağlık Bakanlığımızla birebir ilişki içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.

    Maske ve mesafenin yanında dezenfeksiyonun ve dezenfektan ürünlerinin çok önemli olduğunun altını çizen Çamsarı, “Maske, mesafe ve temizlik olarak yapmamız gereken üçlü davranış biçimi, aşı kadar önemli. Bu hassasiyetimizin, rutin hayatımıza yerleşmesi lazım. Kapalı alanlarda, özellikle mesafe ve maske çok önemli. Değdiğimiz, dokunduğumuz yerlerde el dezenfeksiyonu çok önemli. Cumhurbaşkanımız, 2 hafta içinde geliştirilen aşının insan üstünde denenmeye başlayacağını söyledi. Zaman vermek yanlış olur ama seri üretimi de kattığımızda 4 ya da 5 ay içinde ciddi bir sonuç alabileceğimizi gösteren bir gösterge” ifadelerini kullandı.

    Onkoloji Hastanesinin yapılmasında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ve Mersin Milletvekili Başkanı Lütfi Elvan’ın büyük emeği olduğunu vurgulayan Çamsarı, desteklerinden dolayı Elvan’a teşekkür etti.

    “Şehir dışına yollanan hasta oranımız yüzde 90 geriledi”

    Son yıllarda yapılan yatırımlarla sağlık turizmi konusundaki çalışmalara da değinen Çamsarı, üniversitede hasta yakınları için hem Konukevinin hem de bağış olarak sunulan 20 odalı hasta yakınları misafirhanesinin hizmet verdiğini anlattı. Çamsarı, “Göreve ilk geldiğimiz andan itibaren yan dallara çok önem verdik. Şehir Hastanemizin de katkısıyla şehir dışına yollanan hasta oranımız yüzde 90’a yakın bir şekilde geriledi. Şu anda günde 4 ila 5 bini bulan bir hasta bakımı sayımız var. Ekiplerimiz, kalite ve nitelik olarak çok iyi. Üniversite olarak artık 30 yaşına geldik. Güvenilir bir sağlık merkeziyiz. Uluslararası bir kuruluş tarafından, Türkiye’deki tüm laboratuvarlar incelenip, doğruluk yüzdesine göre verilen ‘Türkiye’nin En Güvenilir Laboratuvarı’ unvanına sahibiz” şeklinde konuştu.

    “Mersin Üniversitesi ülkesi için var. Halkın içindeyiz”

    MEÜ’nün, Mersin’in en değerli markası olduğunu vurgulayan Rektör Çamsarı, “Ülkemize katkı sağlamak en temel konumuz. Mersin Üniversitesi, şehrin gittiği yönü çizen bir kurum. Tüm kurumlarda akademisyen danışmanlarımız var. Şehirde Mersin Üniversitesinin olmadığı yer yok. Belediyelerle ve sivil toplum kuruluşları ile devam eden topluma faydalı birçok ortak projemiz var. Mersin ve Mersinliler tarafından ‘Mersinimizin gözbebeği’ olarak görülen üniversitemiz; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Kalkınma Ajansı Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan, ülkemizde üniversiteler de dahil olmak üzere tüm resmi kurumlar arasında en çok proje uygulayan kurum. Mersin Üniversitesi ülkesi için var. Halkın içindeyiz. Akademisyenlerimiz sahada. Kolonya, dezenfektan, çikolata, mobilya bile üretiyoruz. Merkez bütçelerimiz çarçur olmadan birçok üretim anlamında atılım yaptık” dedi.

    “Sürekli Eğitim Merkezimizin başarısı dikkat çekti”

    MEÜ Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin (MEÜSEM) başarılarını da anlatan Çamsarı, uzaktan, online ve örgün eğitime değinerek, şunları söyledi:

    “Öğrencilerimizle ilgili çok kısa sürede büyük yatırımlar yaptık. Bunların bir kısmı bağlandı, bir kısmı da 10-15 gün içinde devreye alınacak ve bu sunumlar gittikçe daha kaliteli hale gelecekler. Takdir edersiniz ki, 44 bin öğrenciye online ders vermek kolay değil. Meşakkatli, zor ve pahalı işler bunlar. Devletimizin verdiği destekler yanında bizler de çözümler bulduk. Hem uzaktan eğitimimiz hem sürekli eğitimimiz hem de örgün eğitimimiz online olarak gerçekleşmeye başladı. Meslek edindirmeden tutun da çok çeşitli konularda eğitimimiz devam ediyor. Bu eğitimi alan resmi kurumlar da var. Turizm firmaları, esnafa ve avukatlara kadar özel kuruluşların da özel istekleri var. Lisansüstü eğitimler de var. Biz bunların tümünde internet aracılığıyla eğitime geçtik. Özellikle Sürekli Eğitim Merkezimizin başarısı dikkat çekti. YÖK Dergisinin aralık ayındaki sayısında bu başarımızla ilgili bir makale yayınlanacak.”

    “Denizcilik Fakültesinin 1-1,5 yıl içinde tamamlanmasını bekliyoruz”

    Üniversitedeki yatırımlarla ilgili de bilgiler veren Rektör Çamsarı, “Pandemi bu yatırımlarımızın duyurulması ile ilgili bir sıkıntı oldu bizim açımızdan. Kültür Merkezimiz anatomik olarak bitti. Çevre düzenlemesi ve kabul işlemleri devam ediyor. Girişimcilik ile Genç Bilim Akademisi projeleri çalışmalarına verimli bir şekilde devam ediyor. Mersin Deniz Ticaret Odasına teşekkür ediyorum, Çiftlikköy kampüsümüzün kuzey kısmında, Eğitim Fakültemizin üstünde yer alacak, bize bir hibe ile anahtar teslimi Denizcilik Fakültesi binası yapıyor. Temeli atıldı. Denizciliğe çok önem veriyoruz ve desteklemek istiyoruz. Bu konuda uzman birçok hoca getirmek istiyoruz. Fakülte binamızın yaklaşık bir ya da 1,5 yıl içinde tamamlanmasını bekliyoruz. Küçüklü büyüklü yatırımlarımız devam ediyor. Cami inşaatımızın 1 ay içinde bitmesini bekliyoruz. Diş Hekimliği bölümünde, Onkoloji Hastanesi kadar büyük olmasa da mevcut binasının yanına bir hastane kazandırıyoruz. Diş Hekimliği bölümümüz son sürat gelişiyor ve oradan çok umutluyuz” ifadelerini kullandı.

    Çamsarı, yerel işbirliği ve kalkınma konularına da değinerek, “Yerel ürünler bizim için çok önemli. Dışarıya büyük yoğunlukta satış yapmadık ama kendi bünyemizde dezenfektan ürünleri üretiyoruz. Akdeniz Belediyesi ile ortak projemiz olan Umut Kooperatifi ile bir işbirliği yaptık. Onların aracılığıyla dezenfektan ürünlerimizin ülkeye dağıtımı yapılacak. Bu tamamlanmış ürünlerde; limon, portakal ve zeytin gibi yerel ürünlerimiz de olacak. Yerelde kalkınmayı teşvik etmeyi önemsiyoruz. Bu üretimlerimiz artarak devam edecek. Bunun dışında Valiliğimizin önderliğinde Akropark’ı kurduk. Tarımı önceleyen bir Teknopark bu. Tarım anlamında ciddi bir fark oluşturacak. Bu kurum, ülkemizde bu konuda tek” dedi.

  • Kurak ve sıcak hava baldaki rekolteyi yüzde 25 düşürdü

    Kurak ve sıcak hava baldaki rekolteyi yüzde 25 düşürdü

    Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Üyesi Antalya Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yücel Turan, arıcılık ile uğraşanların hızla yaşlandığını arkasından genç bir neslin gelmediğini belirterek, “10 yıl içinde şimdi arıcılık yapanlar iyice yaşlanacak, arıcı anlamında zor duruma düşeceğiz” dedi. Güz döneminde çam balı alamadığı için arıcının zor durumda olduğunu kaydeden Turan, kovanların gelecek yıla çıkabilmesi devletin besleme desteğinde bulunmasını istedi.

    Turan, ülke geneli ve Antalya’daki arıcılık ve arı ürünleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Yücel Turan, arıcılıkla uğraşanların hızla yaşlandığını ve arkasından genç arıcıların gelmediğini bildirdi.

    Şu anda arıcılığı yaşlı bir neslin yürüttüğüne belirten Turan, “Bunun başlıca sebeplerinden birisi arıcılıkla uğraşan genç neslin sahada umduklarını bulamaması yatıyor. Gençler bu işi heves etsin, buradan pazara kazansın, meslek haline getireyim diyemiyorlar. Çadırda, doğada gezginci bir iş yapılıyor. Kışın sahilde yazın yaylalarda olmaları gerekiyor. Genç nesil şu anda arıcılığa gelmiyor” dedi.

    “10 yıl içinde sıkıntı büyür”

    Turan, yetkililerin genç nesli arıcılığa teşvik için bir dizi çalışma yapmasını istedi.

    Böyle giderse 10 yıl içinde arıcılığı yapan kişilerin baya bir yaşlanacağını ve bırakmak zorunda kalacağını ifade eden Turan, “Bunun ardından arıcı anlamında zor duruma düşeceğiz. Arkadan gelen bir genç nesil yok. Hevesli olan bu işi yapalım diyen genç bir nesil yok. Biraz tehlikeli durumdayız” diye konuştu.

    “Mayıs ve haziran kuraklığı etkiledi”

    Arıcının zor durumda olsa bile küçük şeylerle mutlu olduğunu dile getiren Turan, “Geçtiğimiz mayıs ve haziran ayında ülke genelinde bir kuraklık oldu. Yaylalardan arıcı balını aldı ama biz esas kurtarıcı olarak başara balını görürüz. Çam bölgesindeki arıcı iki sağım yapmak zorundaydı. Bu sağımla balını alsın kredisini ödesin ve arısına kışlık stok bırakabilsin. Çam bölgesinde bu sene kuraklık nedeniyle böcek çekildi, basara balı olmadı. Bu bal olmadığını için arıcı sıkıntıda. Arıcı kredilerini ödeyemedi. Bahara arılarını çıkarabilmesi ve yeniden çoğaltabilmesi için ek besleme yapması gerekir. Devletimizden bu konunda arıcıya bir destek bekliyoruz” diye konuştu.

    “Arıyı bahara çıkaramazsa seneye bal sorunu olur”

    Antalya’nın kış boyunca birçok arıcıya ev sahipliği yaptığını ve arı üretim merkezi olduğunu işaret eden Yücel Turan, “Bal üreten sektörlere bahar mevsiminde arı Antalya’dan yetişiyor. Elimizdeki mevcut arılarımızı bahar ayına çıkaramazsak, bu sefer ülke genelinde bir arı kaybı olacak. Seneye bal sıkıntısı oluşacak” ifadelerine yer verdi.

    “Rekoltede yüzde 25’lik düşüş”

    Türkiye’nin ortalama bal üretiminin yılda 105 bin ton olduğunu ifade eden Yücel Turan, “Bu yıl üretimde yüzde 25 kayıp meydana geldi. 70-80 bin ton üretim oldu. Bal elimizde var. Ama esas sıkıntı çamda bal olmamasıdır. Dünya çam balının yüzde 92’si ülkemize üretiliyor. Türkiye’nin kovan varlığı 8 milyon, bunun 6 milyonu çam balı alabilmek için sahildeki illere geliyor. Buradan aldığı balla arıcı hem kredisini ödüyor hem de arısının kışlık ihtiyacını karşılıyordu. Bu olmayınca zor durumdayız” dedi.

    “Besleme yardımı bekliyoruz”

    Pandemi döneminde esnafa, sanayiciye bir takım desteklerin sağlandığını aktaran Turan, “Arıcı işletmelerimize de bu destekten bekliyoruz. Ekonomik yardım olmasa dahi, arıyı besleme için şeker yardımı yapabilir. Bizim özellikle şeker beklentimiz var. Arıcımızın en azından bu kış besleme ihtiyacının karşılanması lazım. Bu kışı rahat geçiremezsek, arılarımızı bahara çıkaramazsak, arı kayıpları olacak. Kovan varlığı düşecek, bal üretiminde sıkıntı olacak. Bu da fiyatları arttıracak. Pandemide arı ürünlerine talep arttı. Şuan Türkiye’nin balı kendine yeter, arı sayısı azalırsa bal da azalır” dedi.

    “30 teneke bal aldım”

    73 yaşındaki Finikeli arıcı İsa Çiftçi, yaklaşık 500 kovanıyla gezginci arıcılık yaptığını ve bu yılki kadar kötü giden bir mevsim görmediğini söyledi.

    Bu sene çam balına endeksli olduklarını ama oradan da bal alamadıklarını kaydeden Çiftçi, “Şu an arılarım aç. Basara olmayınca şu an arımız aç durumda. Benim 80-100 kovanım öldü. Yılda 300 teneke bal alırdım, bu yıl 10’da birine düştü. Bu yıl devletimizden arıcılara destek bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

  • Doç.Dr. Çılgın,”Emzirme oranı yüzde 43, yüzde 100 olması gerekir”

    Doç.Dr. Çılgın,”Emzirme oranı yüzde 43, yüzde 100 olması gerekir”

    Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ülke genelinde yapılan öneri ve uyarılara rağmen bebeklerde emzirme oranının düşük olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Hasan Çılgın, “Ülkemizin verilerine göre emzirme ve anne sütünün kullanımı vurgulanmasına rağmen ilk 6 ayda ek gıdasız oranı yüzde 43’lerde görülmektedir. Oysaki bütün bilgilendirme, reklam ve Sağlık Bakanlığı’nın önerilerine rağmen bu oran yüzde 100’e çıkması gerekirken oran oldukça düşüktür” dedi.

    Elazığ Mediline Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hasan Çılgın, Dünya Emzirme Haftası nedeniyle anne sütü ve emzirme konusunda bilgi verdi. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere yapılan bilgilendirmeler dahilinde Türkiye’de emzirme oranının yüzde yüz olması gerekirken yüzde 43’te kaldığını aktaran Doç. Dr. Hasan Çılgın, yeni doğan bebeğin iki saat aralıklara emzirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle ilk 6 ayda bebeklere ek gıdasız anne sütünün öneren Çılgın, annelerin ise dikkat etmesi gereken konuları aktardı.

    Anne sütünün yeni doğan bir bebek için elzem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Çılgın, “ Bebeğin büyümesi ve gelişmesi özellikle nöro gelişimsel ve gastro intestinal sistem olgunlaşması için bebeğin mutlaka ihtiyaç duyduğu bir besin kaynağıdır. Özellikle ilk beş gündeki anne sütünün kolostrum olarak tarif etmekteyiz. 5-15 gün arası geçiş sütü ve 15 günden olgun (matür) süt olarak tanımlanmaktadır.Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in özellikle ilk 6 ayda ek gıdaya ihtiyaç duymadan sadece anne sütünün, emzirmenin yeterli olduğunu vurgulamaktadır. Ülkemizin verilerine göre emzirme ve anne sütünün kullanımı vurgulanmasına rağmen ilk 6 ayda ek gıdasız oranı yüzde 43’lerde görülmektedir. Oysaki bütün bilgilendirme, reklam ve Sağlık Bakanlığının önerilerine rağmen bu oran yüzde yüze çıkması gerekirken oran oldukça düşüktür. Anne sütünde bulunan immunoglobulin a, bebeği enfeksiyonlara özellikle de immünolojik enfeksiyon enfeksiyonlara karşı oldukça korumaktadır”dedi.

    Annelerin doğumdan sonra en az 2 saat içinde bebeği emzirmesi gerektiğine dikkat çeken Doç.Dr. Çılgın,daha sonrası süreçte ise her 2 saatte bir bebeğin emzirilmesi gerektiğini kaydetti.

    Her iki saatte bir emzirmenin yapılmasıyla süt kanallarının özellikle oksitosin salgılanmasının sağlanması gerektiğine değinen Çılgın,”Dolayısıyla süt kanalları açılmalı ve sütün düzgün gelmiş olması sağlanabilsin. Ayrıca bebekteki hipoglisemiyi önlemek için en geç 2 saat sonra emzirmeye başlanmalı. Özellikle ilk beş gün içinde 2 saat bir emzirme ritmini sağlamalılar”diye konuştu.

  • Bakan Adil Karaismailoğlu: “Zigana Tüneli inşaatının yüzde 70’i tamamlandı”

    Bakan Adil Karaismailoğlu: “Zigana Tüneli inşaatının yüzde 70’i tamamlandı”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerindeki yeni Zigana Tüneli’nin yapım çalışmalarının yüzde 70’nin tamamlandığını belirterek “İnşallah 2022’nin bu vakitlerinde açmayı planlıyoruz” dedi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, tarihi İpek Yolu üzerinde Trabzon-Gümüşhane karayolunda bulunan, tamamlandığında dünyanın ikinci, Avrupa’nın ise en uzun çift tüplü kara yolu tüneli olacak yeni Zigana Tüneli inşaatında incelemelerde bulundu. Çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Bakan Karaismailoğlu, ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zigana Tüneli’nin tamamlandığında 14,5 kilometrelik bir tünel olmasının yanında eski yolu 8 kilometre kısalttığını hatırlatan Bakan Karaismailoğlu “Zigana Tüneli, çift tüp tünelleriyle Avrupa’nın en uzun çift tüplü tünellerinden bir tanesi. Çok özel bir proje. Havalandırma sistemleri ve yapım tekniği ile. Dünyanın gıptayla baktığı projeleri yapıyoruz. Zigana Tüneli de bunlarda bir tanesi. İnşallah tamamlandığında bölgeye ciddi bir değer katacaktır. İnşallah en kısa zamanda burayı bitireceğiz. Lojistik olarak Trabzon Limanı’nı Orta Andolu’ya bağlayacak Türkiye’nin güneyini kuzeyine bağlayacak önemli bir aks olacak. Zigana Tüneli bittiğinde 14,5 kilometrelik bir tünel olmasının yanında eski yolu 8 kilometre kısaltıyor. Bu da zaman ve yakıttan müthiş derecede bir kazanım sağlıyor” diye konuştu.

    Tünel inşaatını yüzde 70’nin tamamlandığını belirten Bakan Karaismailoğlu “İnşallah 2022’nin bu vakitlerinde açmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.