Etiket: Yüzde

  • Prof. Dr. Mehmet Demirci: “Gelişmiş Ülkelerde Şişmanlık Yüzde 50Lerde”

    Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Demirci, gelişmiş toplumlarda aşırı kalori, yağ ve şeker alımının sonucunda şişmanlığın önemli bir sorun haline geldiğini ifade ederek, “Gelişmiş ülkelerde şişmanlık yüzde 50’lerde. Şişmanlık sadece iş gücünü azaltmıyor, bir çok hastalığa da neden oluyor” dedi.

    Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol gibi hastalıkların hepsinin şişmanlıktan dolayı ortaya çıktığını vurgulayan Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Demirci , sağlıklı ve dengeli beslenmeyle bunların önüne geçilebilineceğini söyledi.

    Özellikle çocukların beslenmesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Demirci, çocukların gelişimi için sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu söyleyerek, “Aşırı beslenmeden dolayı, şişmanlıkta günümüzde bir sorun haline geldi. Özellikle gelişmiş toplumlarda aşırı kalori alımı ve yağ, şeker alımının sonucunda şişmanlık önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerin ortalamasına baktığımız zaman şişmanlığın yani obezitenin yüzde 50’lere vardığını görüyoruz. Şişmanlık sadece insanların iş gücünü azaltmak gibi bir sorun ortaya koymuyor. Bunun sonucunda şişmanlık bir çok hastalığında nedeni oluyor. Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol gibi hastalıkların her birisi şişmanlıkla ortaya çıkabilecek hastalıklar. Sağlıklı beslenme, dengeli beslenme çok önemli. Çocuklarımızda ki, şişmanlıkta günümüzde çok önemlidir. Bundan 10 sene 20 sene önce böyle bir sorun görünmüyordu. Son zamanlarda çocukların sağlıklı beslenememesi ve özellikle fast food’ların yaygınlaşması çocuklarda obezitenin artığını gösteriyor. Bu oran giderek de artmaktadır. Bunun önüne geçmek için ailelere büyük iş düşüyor. Ailelerin sağlıklı beslenme konusunda bilinçli olması gerekiyor. Çocukların gelişi güzel beslenmemesi gerekiyor. Çocukları tıka basa doyurmak normal değil. Çocukların gelişimi için sağlıklı beslenmesi önemli. Çocukların özelikle sütü tüketmeleri gerekmektedir. Çocukların ihtiyaç duydukları bütün besinler sütün içerisinde bulunuyor” dedi.

  • Hanefi Bostan: “Memur Ve Emeklinin Yüzde 1.8Lik Hakkı Gasp Edildi”

    Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Sosyal yardımlarla birlikte hesap edildiğinde en düşük dereceli memur maaşının 2 bin 200 TL; ortalama memur maaşının 2 bin 620 TL dolayında olduğu düşünüldüğünde, yüzde 1.8’lik gasp en düşük memur maaşında aylık 40 TL; ortalama memur maaşında ise aylık 47 TL’ye denk gelmektedir” dedi.

    Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yazılı bir açıklama yaptı. Hanefi Bostan yaptığı yazılı açıklamada, “2016 ve 2017 yıllarında kamu görevlilerine ve emeklilerine verilecek zam ve tazminatlara ilişkin toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos ayında anlaşmayla sonuçlanmıştı. Toplu görüşmelerde hükümet, 2016 yılı için ilk teklif olarak yüzde 4+4 zam önerisinde bulunmuş, daha sonra bu teklifini yüzde 6+5 olarak revize etmişti. Yapılan anlaşmaya göre 2016 yılında kamu görevlilerinin kümülatif olarak yüzde 11.3 maaş zammı alması öngörülmüştü” dedi.

    “2015 yılı toplu sözleşme metninin detaylı incelenmesi sonucunda kamu görevlilerinin bu konuda da aldatıldığı ortaya çıktı” diyen Bostan, şunları kaydetti:

    “Buna göre 2013 toplu sözleşmesinde 2015 yılının ikinci yarısı için memurlara verilmesi kararlaştırılmış olan enflasyon farkının yüzde 1.8’i; 2015 toplu sözleşmesinin 8. maddesi ile adeta çalındı ve 2016 yılı zammı gibi gösterildi. Öyle ki, 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmeye göre 2015’de memurlara yüzde 3+3 zam verildi. Yine aynı sözleşmedeki maddeye göre 2015 yılı enflasyonunun, aynı dönemde memurlara verilen yüzde 3+3 zammın kümülatif toplamı olan yüzde 6.1’i geçmesi durumunda memurlara enflasyon farkı verileceği hükme bağlandı. Ancak ne hikmetse, 2015 yılı toplu sözleşmesinin kapsamında olmamasına rağmen Memur-Sen ve hükümet, yeni bir kararla, memurlara ve emeklilere enflasyon farkı verilmesi için; ilk altı aylık zam oranı olan yüzde 3, ilk altı ay için ortaya çıkan yüzde 1.76 enflasyon farkı ödemesi ve ikinci altı ay için verilen yüzde 3 maaş zammının kümülatif toplamı olan yüzde 7.9 oranının baz alınması üzerinde anlaştı.”

    Hanefi Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2013 toplu sözleşmesine göre, 2015 yılında enflasyonun yüzde 7.9 çıkması durumunda memurlara yüzde 1.8 oranında enflasyon farkı verilmesi gerekirken yeni imzalanan toplu sözleşmeye göre verilmeyecek. Örneğin 2015’de yıllık enflasyonun yüzde 9 çıkması durumunda 2013 toplu sözleşmesine göre yüzde 2.9 enflasyon farkı alması gereken bir memur, 2015 toplu sözleşmesine göre ancak yüzde 1.1 enflasyon farkı alabilecek. Böylelikle memurlar her şart altında yüzde 1.8 zarar etmiş olacaktır. Hükümdeki art niyet, 2016 ve 2017 yılları için öngörülen enflasyon farkı uygulamasında da açıkça görülüyor. 2016 ve 2017 yıllarında- eğer Memur-Sen ileride bu hakkı da gasp etmezse- kamu görevlileri, altışar aylık dönemde gerçekleşen enflasyonun, aynı dönemde verilen zammı aşması halinde enflasyon farkı alabilecekler. Buradan da görüldüğü üzere bu yılki toplu sözleşmede, enflasyon farkı için 2015 yılına özel bir uygulama getirilmiş ve kamu görevlilerinin yüzde 1.8’lik enflasyon farkı hakkı, sanki 2016 yılında hükümetin verdiği, Memur-Sen’in kazandığı ek bir zam gibi gösterilmiştir. Buna göre hükümetin yüzde 4+4’lük ilk zam teklifinin üzerine memurun zaten daha önce belirlenmiş enflasyon zammı eklendiğinde hiç pazarlık yapılmasına gerek kalmadan 2016 yılı için yüzde 6+4’lük bir orana ulaşılıyor. Öyle ise hükümetin ilk teklifine yalnızca yüzde 1.2’lik bir artış yapılarak sözde tarihi toplu sözleşme imzalanmış ve memurun hakkı bir kere daha gasp edilmiş bulunulmaktadır.”

    “Etik dışı davranış asla kabul edilemez” diyen Hanefi Bostan, “Sosyal yardımlarla birlikte hesap edildiğinde en düşük dereceli memur maaşının 2 bin 200 TL; ortalama memur maaşının 2 bin 620 TL dolayında olduğu düşünüldüğünde, yüzde 1.8’lik gasp en düşük memur maaşında aylık 40 TL; ortalama memur maaşında ise aylık 47 TL’ye denk gelmektedir. Toplu sözleşmede kapsam dışına çıkarak toplu sözleşmeye geriye dönük maddeler ekleyip, memurların haklarının gasp edilmesi ve buradan kaçırılan paranın sanki yeni bir zammış gibi gösterilerek kamuoyunun ve kamu görevlilerimizin aldatılması, ahlak dışı bir davranıştır.  Bu etik dışı davranış asla kabul edilemez. 4688 sayılı Kanunun 28. maddesi, toplu sözleşmelerin gelecek 2 yıl için yapılacağını hükme bağlıyor. Yani 2013 yılında yapılan toplu sözleşme 2014 ve 2015 yıllarını içeriyordu ve bu yıllar hakkında karar verildi. 2015 toplu sözleşmesi ise 2016 ve 2017 yıllarını kapsamak zorunda. Dolayısıyla 2015 toplu sözleşmesiyle geriye dönük olarak memurların haklarını gasp edecek bir değişikliğe imza atmak kabul edilemez. Memur-Sen, öncelikli olarak 2013 yılında imza altına aldığı bu maddenin 2015 yılında hem de memurların aleyhine olacak şekilde neden değiştirilmesine göz yumduğunu açıklamak zorundadır. Bununla birlikte yine Memur-Sen’in yetkili olması durumunda, bu toplu sözleşmede memurlar lehine alınmış kararları bir başka toplu sözleşme ile iptal etmeyeceğinden nasıl emin olacağız? 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin enflasyon farkı ödemesi hükümlerine baktığımızda, yalnızca 2015 yılı için istisnai bir düzenleme getirilerek kamu görevlilerinin yüzde 1.8’lik enflasyon farkı hakkının çalındığı açıkça görülüyor” ifadelerini kullandı.

    Hanefi Bostan, “Dolayısıyla kanuna ve hukuka aykırı bir şekilde kamu görevlilerimiz adına imzalanmış bir toplu sözleşme ile müktesep hak haline gelmiş olan bir konunun, toplu sözleşme uygulanmakta iken değiştirilerek memur ve emeklilerimizin zarara uğratılma gerekçesi, Maliye Bakanlığı yetkilileri tarafından da açıklanmak zorundadır. Kaldı ki, bu garabet düzeltilmediği takdirde, 2017 yılına ilişkin enflasyon farkı hesabının ya da bir başka hükmün de bir sonraki toplu sözleşmede değiştirilmeyeceğinden kimse emin olamayacaktır. Bu bakımdan Sayın Başbakan’ı göreve davet ediyor, bu yanlışlığı bir an önce düzeltmesini talep ediyoruz. Başbakan, derhal memur ve emeklilerimizin maaşının yüzde 1.8’inin gasp edilmesine yol açan bu hükmün eski haline getirileceğini, 2015 yılında enflasyonun yüzde 7.9 değil yüzde 6.1’in üzerinde çıkması halinde kamu görevlilerine enflasyon farkı ödeneceğini ilan etmelidir. Bu hüküm düzeltilmezse Maliye Bakanlığı, vatandaşını aldatan ve zarara uğratmak için kalem oyunları yapan bir bakanlık, Sayın Ahmet Davutoğlu da memur ve emeklilerinin hukuken kazanılmış haklarının, hukuksuz bir şekilde elinden alınarak, fakru zaruret içinde yaşamasına göz yuman bir Başbakan olarak anılacaktır. Bu garabete imza atan Memur-Sen’in rengini ve ne olduğunu ise zaten herkes bilmektedir” dedi.

  • Fatih Terim’den bomba açıklamalar

    Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, 2-1 kaybedilen Kasımpaşa maçı sonrasında önemli açıklamalarda bulundu… İlk defa basın toplantısında yazılı bir metin ile konuşan ve hiçbir soru almayan Terim, çok sert konuştu…

     

    Kasımpaşa maçı sonrasında basın mensuplarının karşısına çıkan Fatih Terim bomba açıklamalar yaptı…

     

    İŞTE FATİH TERİM’İN AÇIKLAMALARI

     

    Fatih Terim, maçın ilk yarısında yedikleri golün kendileri  için kırılma noktası olduğunu söyledi. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Terim,  oyuna iyi başladıklarını ve golü bulduklarını belirterek, “Oyunu domine eden  taraftık. Ancak ikinci golü ararken beraberlik golünü yedik. Bana göre oyunun  kopma anıydı” dedi. Özellikle önde oldukları sırada Emre Çolak’ın değerlendiremediği gol  fırsatına değinen Terim, “Emre o golü atabilse… Pozisyonun dönüşünde de golü  yedik. İlk yarıda bu durum bize baskı yapmadı ama ikinci yarı için aynısını  söyleyemeyeceğim. İkinci yarıda iyi oynamadık, maçı domine edemedik. Kasımpaşa’yı  tebrik ediyorum. İyi mücadele ettiler. Sonuç olarak Galatasaray 3 puanı kaybetti.  Üstesinden geleceğiz, gelmek zorundayız. İkinci yarıya iyi başlamak istedik ama  başlayamadık” diye konuştu.

     
    CEBİNDEN YAZILI METİN ÇIKARDI 
    Teknik direktör Fatih Terim, kulüp başkanı Ünal Aysal’ın kendisiyle  ilgili yaptığı açıklamalar üzerinden oluşan kamuoyu gündemine yönelik cevabını  önceden hazırladığı yazılı bültenle verdi. Son günlerde yaşanan olaylara ve haberlere ilişkin birkaç şey söylemek  istediğini aktaran Terim, “Esasında konuşma niyetinde değildik ama kaybedince  başka yerlere çekilebilir ihtimaliyle konuşmak istedim. Bildiğiniz gibi ben genel  olarak sessiz kaldım. Bu da iyi bir yanıt bence. Çoğu zaman önemli bir tavır  olmuştur bu. Çok önemli bir konu ve her kelimenin dikkatli seçilmesi gereken bir  ortam olduğu için, titizlikle dikkat ediyorum” ifadelerini kullandı.

     

     

    “Sessiz kalarak ancak gündemden kopmadan, olayları ve insanları  izleyerek, yazılanları ve söylenenleri takip ederek geçirdiğim bu süre zarfında,  her şeyi daha iyi anladığımı, her şeyi daha iyi kavradığımı söyleyebilirim”  diyerek sözlerine başlayan Terim, şöyle konuştu: “Olayları dışardan izlemek insana çok şey öğretiyormuş. Ben sanıyordum  ki başarısızlık durumlarında futbol camiaları, kulüpler karışır. Halbuki son  1,5-2 senedir yaşanan ve yaşatılan, sürekli başarıya, alınan puanlara ve  kupalara, ilk 16 sıralamalarına rağmen, bir camia durduk yere içerden  çözülebiliyor, karıştırılabiliyormuş.

     

     

     

    “ÇOK SIKILDIM VE YORULDUM”

    Açıkçası bir sorumlu ve suçlu aradığımdan  değil, bedel ödetmek gibi bir niyetim de yok, cezalandıracağımızdan da değil.  Geçmişin muhasebesini de yapmak istemiyorum. Ben geleceğe bir şeyler söylemek  istiyorum. Geleceğe bakarken, insanların atacağı bir adıma on adımla karşılık  vermek isterken, önüme çıkarılan ve uğraşmak zorunda bırakıldığım şeylerden artık  çok sıkıldım ve çok yoruldum.

     

     

     

    “GALATASARAY’IN BİR ELEMANI OLARAK!”

    Buradan herkese ama herkese sesleniyorum. Lütfen  herkes dikkatle iyi dinlesin. Bir Galatasaraylı olarak, bir Galatasaray sevdalısı  ve aşığı olarak bu kulübe 40 yıl hizmet etmiş, sadece hocası değil, divan kurulu  üyesi olarak, Galatasaray’ın bir elemanı olarak, tekrar ediyorum, Galatasaray’ın  elemanı olarak, rahat ve huzurlu çalışacağım, kişilerle ve olaylarla değil, sahayla, oyunla futbolcuyla ilgileneceğim ve bir zahmet konsantrasyonumuzun saha  dışı olaylarla bölünmediği bir ortam rica ediyorum. Sanıyorum bunu hem ben, hem  oyuncularım, hem de gerçek Galatasaraylılar istiyor ve diliyor. Hepimiz insanız,  hata yapabiliriz. Hata yapmak insanlara mahsustur. Hatayı tekrar etmek,  hatalardan beslenmek ve hatta hataların tadını çıkarmak ise kimlere mahsustur siz  karar verin. Rica ediyorum, insanlara daha fazla zarar vermeden, kulüp  menfaatlerini ve kulübümüzün geleceğini, Galatasaray markasının değerini,  Avrupa’daki itibarını zedelemeden işimize bakalım. İnanın bana herkes sadece  işini yapsa çok daha huzurlu oluruz.”

     
    “YETERİNCE MALZEME OLDUK ZATEN”   
    Kendisine kulüp başkanı Ünal Aysal’ın yaptığı açıklamalarla ilgili soru  yöneltilmemesini özellikle isteyen tecrübeli teknik adam, “Yeterince malzeme  olduk zaten. Daha fazla olmayalım. Hatta bir müddet eğer mümkünse, hepimiz  susalım, dinlenelim, düşünelim ve değerlendirelim” şeklinde görüş belirtti.

     

     

    İşlerinin, maçlarının ve başarılarının konuşulması temennisinde bulunan  Fatih Terim, sözlerini şöyle tamamladı:“Buradan tek tek yaşananlara, söylenenlere cevap vermeyeceğim. Bilin ki,  sustuğum için rahat değilim. Değilim ancak düşünmek zorunda olduğum bir takım var  ve bu takımın başarısı söz konusu. Daha fazla buna mani olacak kişilere ve  olaylara müsaade etmeyeceğimden emin olabilirsiniz. Unutmamamız gereken önemli  bir gerçek var. Ne teknik direktör olarak ben, ne bir başka teknik direktör, ne  oyuncular, ne yöneticiler, ne başkan, ne de transfer edilen veya edilmesi  düşünülen futbolcular, hiçbiri Galatasaray’dan büyük değildir. Olamaz da. En  başta ben olmak üzere. Bir tek gerçek vardır, o da asıl olan Galatasaray.”