Etiket: Yüzde

  • Hasta Memnuniyeti Yüzde 80’e Ulaştı

    Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Çanakkale Devlet Hastanesi’nde tedavi gören ve poliklinik hizmeti alan hastalarının ’öneri ve şikayet’ kutuları ile internet üzerinden teşekkür mesajları yüzde 80’e ulaştı.

    Hastane içerisine yerleştirilen ’öneri ve şikâyet’ kutularından çıkan mesajlar, Sağlıkta Kalite Yönetim Birimince oluşturulan bir ekip tarafından her ay düzenli olarak büyük bir titizlikle değerlendiriliyor. 2015 yılı Ocak ayında hastalardan gelen memnuniyet ve teşekkür mesajları yüzde 62 iken, tüm çalışanların özverisi ve hastane yönetiminin titiz çalışmaları sonucu bu oran 2015 Yılı Kasım ayı itibariyle yüzde 80’e ulaştı. Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’nden yapılan yazılı açıklamada; “Hastane personelinin motivasyonuna katkı sağlayarak, çalışanlarımızı daha iyi olma yolunda teşvik eden bu memnuniyet mektupları ve teşekkürlerle daha bir azim ve şevk kazandığımızı belirtirken, olumlu ya da olumsuz mesaj atan tüm hastalarımıza şükranlarımızı sunuyoruz” denildi.

  • Mücevher İhracatı Kasım Ayında Yüzde 60 Geriledi

    Mücevher İhracatçıları Birliği verilerine göre, Kasım ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60,15 düşüş gösterdi. Küresel ve bölgesel gerginlikler ve özellikle Rusya pazarındaki gerileme ihracata ağır darbe vurdu.

    Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) tarafından açıklanan Kasım ayı verilerine göre, 2014 Kasım ayında 157 bin 697 kilo ürün ihraç eden sektör 2015 Kasım ayında yüzde 129,08 artış göstererek 361 bin 255 kilo ihracata oldu. Değer bazında ise 2014 Kasım ayına göre yüzde 60,15 oranında gerileyen mücevher ihracatı 207 milyon 73 bin 499 dolara düştü.

    Mücevher İhracatçıları Birliği’nin, Ocak-Kasım 2015 dönemine ait 11 aylık ihracat verilerine göre bu dönemde 2014 yılına göre miktar bazında yüzde 29,96 artış ile 2 milyon 578 bin 474 kg olan ihracat 3 milyon 350 bin 901 kg.’a yükseldi. 2014 yılı Ocak-Kasım döneminde 2 milyar 713 milyon 985 bin 73 dolar olan mücevher ihracatı 2015 yılı aynı döneminde yüzde 10,07 azalarak 2 milyar 440 milyon 642 bin 996 dolar olarak gerçekleşti.

    Türkiye’nin en önemli pazarlarının küresel gerginliklere ve ekonomik krizlere sahne olduğunu belirten Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Ayhan Güner, önemli pazarlarda yaşanan bu durumun ihracata önemli darbe vurduğunu söyledi. Rusya’da yaşanan ekonomik krizin ardından gerileyen ihracatın iyice durma noktasına geldiğinin altını çizen Güner, “İnsanlar sürekli savaşları, ekonomik krizleri, terör saldırılarını, küresel gerginliği konuşurken mücevher gibi mutluluk yansıtan ürünleri almıyorlar. Gelecek kaygısı burada çok öne çıkıyor. Ancak bir yandan da bu sektörün istihdam ettiği insanları düşünmek zorundayız. Çevremizde en iyi iş yaptığımız pazarları teker teker kaybettik. Yılmadık; şu anda Hong Kong gibi bir dev ihracat yaptığımız pazarlarda ilk 4’e yükseldi. Önümüzdeki dönemde Uzakdoğu pazarına dönük daha agresif olacağız” dedi.

    2015 Ocak-Kasım döneminde en çok ihracat yapılan ülkelerin sıralamasında önemli bir değişiklik olmadığının altını çizen Güner, mücevher ihracatında göreli olarak istikrarlı bir tablonun oluşmaya başladığını belirtti. Güner’e göre Uzakdoğu pazarı Rusya pazarının kayıplarını telafi edemese de önemli ölçüde hafifletecek kapasiteye sahip.

    Ocak-Kasım döneminde ihracatta en büyük pay altından mamul mücevher oldu. Farklı altın ayarları kullanılarak üretilen mücevherci eşyasının ihracattaki aslan payı artarken, pırlantalı altın ve gümüşten mamül mücevherci eşyası ihracatında kısmen gerileme gözlendi. İşlenmemiş ve yarı işlenmiş ürünler kalemi ile bijuteri kaleminde ise önemli artış gözlendi. İhraç edilen mal niteliğinin değişim gösterdiği ve daha ucuz ürünlerin tercih edildiği gözlendi.

  • CHP’li Yılmaz: “Seçime Girseler Yüzde 10 Barajını Aşarlar”

    CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye maliyetinin 8 milyar dolar olduğunu belirterek, mültecilerin seçime girmeleri durumunda yüzde 10 barajını geçebileceklerini söyledi.

    Musul Başkonsolosluğu görevinde bulunduğu 2014 yılında IŞİD tarafından rehin alınan ve daha sonra Ardahan’dan CHP Milletvekili seçilen Öztürk Yılmaz, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Suriye’de yaşanan gelişmeler, Rusya krizi ve mülteci konusunu değerlendirdi. Suriye’nin federal bir Suriye’ye doğru ilerlediğini kaydeden Yılmaz, uçak düşürülme olayından sonra Rusya’nın gururu kırılmış büyük bir devlet psikolojisi ile davrandığını söyledi. Mülteci konusunda Türkiye’nin daha dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, “Yarın bir seçime girseler yüzde 10 barajını aşarlar” ifadesini kullandı.

    “SURİYE EN İYİ TABİRLE FEDERAL BİR SURİYE’YE HIZLA İLERLİYOR”

    Suriye’deki gelişmeler ve Rusya ile Türkiye arasında yaşanan krizi değerlendiren Yılmaz, Suriye’deki iç çatışmaların yaygınlaşarak devam ettiğini, uçak düşürme hadisesinden sonra Rusya ile Türkiye arasındaki gerginliğin sürdüğünü söyledi. Türkiye’nin dış politika konusunda yoğun bir gündeme taraf olmasının kapsamlı analiz yeteneğini artırması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, Suriye’de kirli bir savaş yapıldığını kaydederek, bu savaşın kazananının az, kaybedenlerinin çok olduğunu söyledi. Analitik bir tablo çizen Yılmaz, Suriye’deki savaşta kaybedenin kim olduğuna dair şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Suriye’de dönüşümü sağlayamadığı için toprak bütünlüğünü ve egemenliğini sağlayamadığı için Esad kaybetti. Sünni çoğunluk kendi alanını IŞİD’e kaptırdığı için kaybetti, Esad’ı bütünlükçü bir Suriye’de tutamadığı, olayları istediği gibi kontrol edemediği için İran kaybetti. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar, başta öngördükleri söylemler bugün duvara toslamış durumda ve bu üç ülke kaybetti. ABD, ulusal güvenliğine en büyük tehdit olarak gördüğü IŞİD tehdidi ile kaybetti. Mülteci krizinin etkilerini yaşayan ve bundan çıkış yolları aramak isteyen AB kaybetti. Suriye’deki krizi fırsata dönüştürmek isteyen ve bu nedenle Akdeniz’e yığınak yapan, kısa vadede kazandığını sanan Rusya kaybetti.”

    Suriye’de yaşanan kirli savaşın kazananını gösterdiği harita üzerinden anlatan Yılmaz, “Bu tablodan en büyük kazançlı çıkan PYD oldu. İkinci kazançlı çıkan IŞİD oldu. Suriye çok büyük bir ihtimalle toprak bütünlüğü paramparça olup devletçiklere bölünmese, bu devletçikler birbirleri ile savaşa girmeseler bile üniter bir Suriye olarak kalmayacak. Suriye en iyi tabirle federal bir Suriye’ye hızla ilerliyor. Suriye bizim 2011 yılından önce tasavvur ettiğimiz sadece Esad’ın değişmesi, seçimler, ülkenin birlikte kalması idealinden uzaklaşmış durumda” dedi.

    Suriye’de gevşek bir yanın ortaya çıktığını belirten ve “Nasıl bir Suriye olursa olsun bugün Bağdat’ın Erbil üzerindeki etkisi neyse yarın Şam’ın da kuzeydeki oluşumlar üzerindeki etkisi ancak o kadar olacak” ifadelerini kullanan Yılmaz, Türkiye’nin vakit kaybetmeden Suriye’nin geleceği konusunda ne kadar devrede olacağı ve Türkmenler’in ne kadar olacağı konusunda strateji geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “RUSYA GURURU KIRILMIŞ BÜYÜK BİR DEVLET PSİKOLOJİ İLE DAVRANIYOR”

    Türkiye’nin Rusya krizi konusunda krizin etkisini azaltabileceği, ortamı yumuşatabileceği, tekrar ilişkilerin rayına oturtulabileceği bir aklı devreye sokamadığını ifade eden Yılmaz, bu yüzden Türkiye’nin ne kadar kaybedeceğini konuştuğunu belirtti. “Rusya bir noktada sanki gururu kırılmış büyük bir devlet psikolojisi ile davranıyor” diyen Yılmaz, Rusya’dan doğrudan görüşmeler ile bu krize bir çare bulunması gerektiğini kaydetti. Rusya’nın Türkiye ile yaşadığı krizi bir fırsata çevirmeye çalıştığını ve Akdeniz’de askeri yığınak yapmaya çalıştığını söyleyen Yılmaz, “Bizim akıllı ve uyanık olmamız gerekiyor. Ukrayna krizinde gördük. Batı, Ukrayna üzerinden Rusya’ya vurdu. Şimdi Türkiye üzerinden Rusya’ya vurma stratejisine biz düşmemeliyiz. Bizim kendi ulusal güvenliğimiz ve çıkarlarımız açısından dengeleri koruyarak hareket etmemiz gerekiyor. Bu krizden yararlanılarak Türkiye’ye yığınak yapılmasını da sorgulamamız gerekiyor. Kendi önceliklerimizi dikkate alarak bazı diplomatik kanalları kullanmak suretiyle bu krizin etkilerini ortadan kaldıracak siyaset uygulamamız gerekiyor. Karşı taraf son derece fevri adım atıyor, biz akıllı davranmalıyız. Yarın NATO’ya güvenerek Rusya ile ilişkileri gerip, sonuçlarını üzerimize yıkıp gitmelerine müsaade etmemeliyiz” diye konuştu.

    “BUNLAR YARIN SEÇİME GİRSELER YÜZDE 10 BARAJINI AŞARLAR”

    Türkiye’de ne kadar Suriyeli mülteci olduğu konusunda net bir rakam olmadığını belirten Yılmaz, “Bu mültecilerin bize maliyeti 8 milyar dolar. Bunlar yarın seçime girseler yüzde 10 barajını aşarlar. Bizim misafirlerimiz, bakmak zorundayız ama yarın güvenlik sorunları çıkabilir, radikal unsurlar bunlardan yararlanabilir. Biz bir kere kimin nerede yaşadığını bilmiyoruz. Avrupa’ya bir mülteci gittiği zaman ne kadar kalacağı belli, nerede yaşadıkları belli. Bizim buraya gelen mülteciler nerede yaşıyorlar, istedikleri gibi ev tutabiliyorlar, istedikleri yerde yaşayabiliyorlar. Ben bir ülkeysem, egemenliğimden bahsediyorsam, Türkiye’nin iç güvenliği önemlidir diyorsam benim bunu hassasiyetle incelemem gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Dünyanın Yüzde 15’i Engelli

    Kilis Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Mehmet Mustafa Doğan, Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin yani 1 milyardan fazla kişinin çeşitli engellilik durumuna sahip olduğunu söyledi.

    Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Doğan, 3 Aralık gününün Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada engellilerin topluma kazandırılması ve haklarının ‘tam ve diğer insanlara eşit ölçüde’ sağlanması amacı için çalışılması gereken bir gün olarak ilan edildiğini belirtti.

    Doğan, “Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i, yani 1 milyardan fazla kişi çeşitli yeti yitimi (Engellilik) durumuna sahiptir. Engelli olma durumunun azaltılması, engel olma durumunda ise iyileştirme çalışmaları toplumun çeşitli kesimleri ve kurumları tarafından git gide artan bir özenle devam etmektedir.Sağlıkla ilgili kurumlar; engelliliğin önlenmesi ve tedavisi, sosyal haklarla ilgili kurumlar; engelli hakları, istihdamı ve yardım olanakları, eğitimle ilgili olan kurumlar ise eğitim olanaklarının arttırılması ve iyileştirilmesi çalışmalarını yapmaktadır. Eğitim ile ilgili ülkemizde ve ilimizde çok önemli adımlar atılmış ve atılmaya devam etmektedir. Engellilerin en önemli ihtiyaçlarından olan eğitim, hayati bir öneme sahiptir. İlimizde eğitimle ilgili tedbirler ve seçenekler engelli bireylerin ve ailelerin eğitime olan inancını ve güvenini artırmaktadır” dedi.

    Doğan, 2015-2016 eğitim öğretim yılında engellilere yönelik Kilis’te yapılan hizmetleri de belirterek, “Okul öncesi sınıfı, otizm sınıfı, görme engelliler sınıfı, işitme engelliler sınıfı, zihin engelliler sınıfı, özel eğitim okulu (Ekrem Çetin Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi) olarak devam ettirilmektedir” ifadesini kullandı.

    Doğan, Kilis’te okullarda ise birçok öğrenci kaynaştırma eğitiminden faydalandığını ifade ederek, “Bu öğrencilerimize yönelik okullarımız içerisinde toplam 22 adet destek eğitim odası hizmet vermektedir.Sağlık sorunları nedeniyle okula devam edemeyen 3 öğrencimize evde eğitim hizmeti verilmektedir.Öğrencilerimize daha nitelikli hizmet sunmak amacıyla Orta-Ağır zihinsel engelli, otizm ve birden fazla engele sahip öğrencilerimiz için Eğitim ve Uygulama okulunun yapımı devam etmektedir. Ayrıca okul öncesi öğrencilerimizin eğitimi ile ilgili tedbirler alma amacıyla Özel Eğitim Anaokulu açılması planlanmaktadır.Yaşıtlarına göre dezavantajlı olan öğrencilerimizin hayat yolculuğunda daha önemli adımlar atabilmek adına toplumdaki her bireye önemli roller düşmektedir.İlimiz Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü, engelli olan bireylerin eğitime ihtiyacı olup olmadığı, hangi kurumdan eğitim alması gerektiği ve nelerin öğretebileceği konularında inceleme ve tanılama yaparak öğrenci ve velilerimize hizmet etmektedir. Eğitim ihtiyacı olan bütün engelli vatandaşlarımızın incelemesi Rehberlik ve Araştırma Merkezleri tarafından yapılmaktadır. Çevremizde gördüğümüz engelli bireylerin eğitim seçenekleri ile ilgili ilimiz Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü ile iletişim halinde olmamız, engelli bireylerin erken yaşta eğitim almaya başlayarak yaşamlarını bağımsız sürdürebilmeleri adına çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki ; engelli olma durumu hepimizin yaşayabileceği bir durumdur. Bu duyarlılıkla hareket etmeli ve geliştirici, iyileştirici tedbirleri bugünden almalıyız. 3 Aralık Dünya Engelliler gününün tüm engellilerimiz için umut dolu geçmesini diliyoruz” diye konuştu.

  • Dünya Nüfusunun Yüzde 15’i Engelli

    Samsun Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin engelli bireylerden oluştuğunu söyledi.

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle mesaj yayınlayan Samsun Halk Salığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, “2006 yılında benimsenen Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne göre engelli kavramı ‘diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişiler’ olarak tanımlanmaktadır. Engellilik önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir sorun haline gelecektir, çünkü yaygınlığı artmaktadır. Nüfusların yaşlanması ve yaşlı insanların engelli hale gelme riskinin daha yüksek olması ile birlikte diyabet, kalp ve damar hastalıkları, kanser ve akıl sağlığı bozuklukları gibi kronik sağlık sorunlarının da küresel olarak artış göstermesi engelliğinin artmasının nedenleridir” dedi.

    2011 yılında yayınlanan Dünya Engellilik Raporu’na göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin engelli bireylerden oluştuğuna dikkat çeken Kasapoğlu, “Bunlar arasında 110 milyon bireyin çok ciddi engele sahip olduğu ve fonksiyon görmede önemli ölçüde güçlük çektikleri bildirilmektedir. Yeti yitimi olan bireylerin sağlık, eğitim, istihdam, ulaşım ve bilişim gibi hizmetlere ulaşımda büyük güçlüklerle karşı karşıya kalmakta oldukları vurgulanmaktadır. Ülkemizde ise ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerin oranı yüzde 2.5 iken, kronik hastalığı olanların oranı yüzde 9.7’dir. Yaklaşık 8.5 milyon kronik hasta ve engelli, yapılı çevrede hareketliliklerini kısıtlayan çok sayıda engelin ve uygun olmayan düzenlemelerin bulunması nedeniyle toplumsal hayata katılımda sorunlar yaşamaktadır. Bununla birlikte engelli insanların genel nüfusa göre daha düşük kalitede sağlık seviyesinde olduğu görülmektedir. Birleşmiş Milletlere bağlı ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de 3 Aralık günü Dünya Engelliler Günü olarak bilinmekte ve engellilerin topluma kazandırılması, insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması amacıyla sorunlar ve çözüm önerileri gündeme gelmektedir. Engelli insanların ve bütün toplumun faydalanması adına engelleri ortadan kaldıracak koşullar oluşturmak, rehabilitasyon ve destek hizmetlerini geliştirmek için tüm kurumlar ortak çalışmalı, sağlıklı bir gelecek için herkes birer engelli adayı olduğunu düşünerek hareket etmelidir” diye konuştu.