Etiket: Yüz

  • Yüz Nakli Olan Recep Sert’in Babalık Sevinci

    Türkiye’nin beşinci yüz ve ilk çene naklinin yapıldığı hastanede tanıştığı Esma Akyurt ile evlenen Recep Sert, baba oldu. Sert çiftinin çocuklarına Hira Emine ismi verildi.

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde temizlemeye çalıştığı tüfeğin ateş alması neticesinde yüzü tanınmayacak hale gelen Recep Sert’e Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından 18 Temmuz 2013 tarihinde beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist 43 yaşındaki Andrzej Kucza’nın yüz ve çenesi nakledildi. Türkiye’de yüz naklinde 5’inci, çene naklinde ise ilk olan Recep Sert, Akdeniz Üniversitesi’nde uzun süre yoğun bakım ünitesinde kaldıktan sonra normal odasına alınınca, bu hastanede çalışıp böbrek nakli olan ablası Hatice’ye refakat eden Esma Akyurt ile tanıştı. Sert ile Akyurt arasındaki arkadaşlık kısa sürede aşka dönüşünce, hastaneden taburcu edilen Recep Sert, ’Aşkım’ dediği Esma Akyurt Sert ile geçen 21 Aralık günü İnegöl’de evlendi. Sert, düğünden bir süre sonra, İnegöl Belediye Başkanı AK Partili Alinur Aktaş’ın desteği ile taşeron firmada hizmetli olarak göreve başladı.

    Önce yüz ve çene nakli olan, daha sonra Esma Akyurt Sert ile evlenen Recep Sert, şimdi de baba olmanın mutluluğunu yaşadı. Doğum sancıları başlayan Recep Sert’in eşi Esma Sert, dün gece İnegöl Devlet Hastanesi’ne getirildi. Esma Sert, yeni doğan bölümünde normal doğumla Hira Emine adını verdikleri kız çocuğunu dünyaya getirdi. 3 kilo 800 gram olarak dünyaya gelen bebeğin sağlık durumunun gayet iyi olduğu bildirildi.

    İLK ZİYARET ŞAHİN’DEN

    İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Gülhan Şahin, Sert ailesini hastanede ziyaret etti. Sert’in personelleri olduğunu ifade eden Şahin, “Bir torunumuz dünyaya geldi. Sert ailesinin ilk göz ağrıları. Allah sağlıklı, uzun ömürler versin” dedi.

    Anne olmanın mutluluğunu yaşayan Esma Sert, “Allah herkese nasip etsin. Anne olmak çok güzel bir duygu” derken, Recep Sert ise, “Şu anda dünyanın en mutlu insanları bizleriz. Eşim ve çocuğum gayet iyi. İnşallah bu mutluluk hiçbir zaman bozulmaz. Allah olmayanlara da versin” dedi.

    Şahin, dünyaya gözlerini açan Hira Emine bebeğe küçük altın taktı.

  • Soğuk Havalarda Yüz Felcine Dikkat

    Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Sandıkçı, soğuk havanın yüz felcini tetiklediğini belirterek, dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

    Yüz felcinin, soğuk ve rüzgarlı havalarda, yüz kaslarını kontrol eden sinirlerin hasarı sonucu görüldüğünü belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Sandıkçı, sinirlerin hasar görmesi durumunda buradaki kasların yönetilmesinin azaldığını, buna bağlı olarak da kaslarda hareketsizlik oluşmaya başladığını ifade etti.

    Sandıkçı, “Yüz hareketlerini sağlamak amacıyla beyinden gelen komutları kaslara ileten yüz sinirindeki sorunlar bu hastalığa neden olmaktadır. Yüz felci kişiden kişiye çok farklı bir şekilde kendini gösterir. Bazen çok hafif olur ve ancak kişi gülünce anlaşılır. Yüzün yarısı kısmen hareketsiz ve ifadesiz kalır. Çevre sinir sistemi nedeniyle yüz felci oluşmuşsa kişi alnını kırıştıramaz, gözünü kapatamaz, dişlerini gösteremez, dudaklarını büzemez, ıslık çalamaz. Ağız köşesi kıvrımı düzleşir. Dilin ön kısmında tat duyusu bozulur. Yüz felci, santral dediğimiz merkezi yüz felci ve çevresel dediğimiz periferik yüz felci olarak ikiye ayrılır. Santral yüz felci, beyindeki bir hasardan dolayı meydana gelen yüz felcidir ve beraberinde vücudun başka yerinde de tutmama, beyin hasarı, inme gibi başka bulgular da olur. İkincisi ise sinirin beyin sapından çıktıktan sonra başına bir olay gelmesi dolayısıyla oluşan ve sadece yüzün o tarafını etkileyen vücudun başka bir yerinde herhangi bir bulguya neden olmayan çevresel dediğimiz periferik yüz felcidir” diye konuştu.

    “YÜZ VE BAŞI KORUYACAK ŞEKİLDE ŞAPKA VE ATKI KULLANILMALI”

    Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Sandıkçı, yüz felcinden korunmak için kış dönemlerinde, yüzün soğuktan korunması gerektiğini vurguladı ve özellikle ıslak yüzle soğuğa çıkmamak gerektiğine dikkat çekerek, “Soğuk ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarken bir atkı, şapka veya örtü yardımıyla yüzün, başın ve kulak çevresinin korunması önemlidir. Özellikle yüz ıslakken soğuğa çıkılmamalıdır. Soğuk havada en çok rastlanan yüz felci, araba camının açık bırakılması veya motosiklet kullananların sürekli rüzgara maruz kalmasından kaynaklanıyor. Çok soğuk havalarda rüzgara maruz kalmamak için özellikle motosiklet kullananların atkı ve şapka takması, otomobil kullananların da camlarını uzun süreli açmaması gerekiyor. Yüz felcini rahatlatmak için sakız çiğnenebilir. Ama çok az bir kısmı, özellikle yaşlı kişiler, şeker hastası olanlar ve travma geçirenlerde sekel kalma riski biraz daha fazladır. Yüz felci tedavisinde ilaç tedavisinin yanında hastanın sakız çiğnemesi, balon şişirmesi, yüz kaslarına masaj uygulamasının yapılması ve geceleri özellikle açık kalan gözün steril bir göz pedi ile kapatılması önemlidir” dedi.

  • Soğuk Havada Yüz Felcine Dikkat

    Kar yağışı ve soğuk havanın yüz felci riskini de beraberinde getirdiğini ifade eden uzmanlar, küçük tedbirlerle soğuktan korunmanın yollarını açıkladı.

    Gözyaşı ve tükürük salgısının azalması, tat duyusunun bozulması, gürültüye hassasiyet gibi bulguların yüz siniri felcinin belirtisi olduğunu ifade eden uzmanlar, soğuk havalarda yüz felcine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Yüz sinirinin çalışmamasının en bariz bulgusunun yüzün bir yanındaki hareketlerin azalması veya kaybolması olduğunu ifade eden Özel Hayat Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Haluk Akış, “Gözyaşı ve tükürük salgısının azalması ve tat duyusunun bozulması yüz siniri felcinin belirtisidir. Yüz felci, yüzün kaslarını uyaran sinirlerde ortaya çıkmaktadır. Yüz sinirlerinin soğuğun etkisiyle kemik bir kanalın içerisinden geçerken sıkışması sonrası yüz felci meydana gelmektedir. Bu durumda ağızda ve yüzün değişik yerlerinde kaymalar meydana gelmekte, gözleri kapatamama gibi belirtiler göstermektedir. Bu durum yüz görüntüsünü bozarken, gözün kapanmaması ise enfeksiyon kapmasına sebep olabilir” dedi.

    Yüzün çok fazla soğuğa maruz kalan bir bölge olduğuna dikkat çeken Akış, “Soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka yüzü ve başı soğuktan koruyacak şekilde bere, şal ve atkı kullanılmalıdır. Banyo sonrası saçlar tam kurutulmadan dışarı çıkılmamalı, yüz su ile temas ettiği zaman ise kurutulduktan sonra bulunan ortamdan çıkılmamalıdır. Yüz felci tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu sebeple yüz felci bulguları olan hastalar hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Yüz felcinin önüne geçmek için ise, yüz egzersizleri de çok önemlidir” diye konuştu.

  • Uğur Acar, Yüz Naklinin 4. Yılında Grip Nedeniyle Hastanede Tedavi Görüyor

    Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi’nde 21 Ocak 2012 tarihinde Türkiye’de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar, 4’üncü yılını ‘grip’ teşhisiyle kaldırıldığı hastanede geçiriyor.

    Türkiye’de ilk kez Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından 21 Ocak 2012’de yapılan yüz nakliyle tıp tarihine adını yazdıran 23 yaşındaki Uğur Acar, 4. yılını hastanede geçiriyor.

    AÜ’de sözleşmeli personel olarak da çalışan Uğur Acar, yüksek ateş, eklem ağrısı ve solunum sıkıntısı şikayeti nedeniyle geçen pazartesi hastaneye başvurdu. Acar, yapılan muayene ardından ’grip hastalığı’ şüphesiyle AÜ Hastanesi Plastik Cerrahi Kliniği’nde gözetim altına alındı. Steril odada tutulan Acar’ın yanına enfeksiyon riski nedeniyle kimsenin girmesine izin verilmiyor.

  • Sandıklı’da Unutulmaya Yüz Tutmuş Geleneklerden “Gelin Şekeri’

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı İlçesinde unutulmaya yüz tutmuş geleneklerinden olan “gelin şekeri”, Güneydoğu gazisi Cihan İlhan’nın düğününde tekrar yaşatıldı.

    Gazi Cihan İlhan’nın düğününde özel olarak hazırlanan gelin şekeri, eski zamanlardaki gibi önce geline, sonra da damada, damadın annesi tarafından tattırıldı. Eskiden düğünlerde yapılan bu gelenek günümüzde fazla yapılmıyor. Şeker ustası Ahmet Işık tarafından hazırlanan gelin şekeri, bir kap içerisinde su ile şeker ilave edilerek marmelat haline getiriliyor. Limon tuzu ve gıda boyası eklenen şeker iyice kaynatıldıktan sonra bir gün soğutulması için geniş tepside beklenerek dilimleniyor.

    Gelin şekerinin yaygın olduğu dönemler olan 1974 yılında evlendiğini belirten Şeker ustası Ahmet Işık “O dönemde benim nişanım Ramazan ayına denk gelmişti. Nişan merasimi sonrası Ramazan orucumu gelin şekeriyle açmıştım” dedi.

    O dönemde kendisinin de gelin şekeri tattığını belirten Nuri Özen ise; “Sandıklı’ının unutulmaya yüz tutmuş geleneklerinden bir tanesidir gelin şekeri. Eskiden birbirini görmeyen eşler, nişanlandıkları dönemde nişan yüzükleri takıldığında erkek ve kız farklı mekanlarda bulunurdu. Hazırlatılan gelin şekeri ömür boyu ağızları tatlı kalsın diye önce kıza, sonra da erkeğe tattırılırdı. Günümüzde bu adet yok olmaya yüz tuttu. Ama zaman zaman yaşlı insanlar torunlarına bu adet ve gelenekkleri uyguluyor. Yaşatmaya çalışıyorlar” dedi.