Etiket: Yürüyüşünü

  • Sandıklı Doğasporları grubu yılın son yürüyüşünü yaptı

    Sandıklı Doğasporları grubu yılın son yürüyüşünü yaptı.

    Grup 2018’in son Pazar günü 1880 metre rakımlı Çakmaktpe mevkiine yürüdü. Grup üyelerinden Okan Erguvan, yaptığı açıklamada, “Her hafta ayrı bir mevkie yürüyoruz. Bugün dağlarda yoğun kar vardı, bu da yürüyüşümüze ayrı bir heyecan kattı. Bugün Kumalar dağı Karacaören Sivritepe ile Dutağacı Çakmaktepe mevkiine yürüdük. Biz yıl 12 ay 52 hafta her pazar doğa yürüyüşü yapıyoruz. Grubumuzda her yaştan her meslekten arkadaşlarımız var. Herkese doğa yürüyüşü yapmalarını önerebiliriz” dedi.

  • Kılıçdaroğlu yürüyüşünü maddelik ‘Adalet çağrısı’ metni ile sonlandırdı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Maltepe’deki mitingde okuduğu 10 maddelik ‘Adalet çağrısı’ metni ile sonlandırdı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’dan başlattığı yürüyüşün ardından Maltepe meydanında düzenlediği mitingde konuştu. Burada toplanan kalabalığa hitap eden Kılıçdaroğlu, yol boyunca yürüdüğü kişilere teşekkür etti.

    Yürüyüş sırasında protesto edenlere de teşekkür ettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Bu ülkeye birinci sınıf demokrasini getireceğiz. Herkes düşüncesini ifade edebilecek. Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize. Ankara’dan İstanbul’a kadar polisinden jandarmasına bütün güvenlik güçleri bizim burada sağlıklı olarak toplanmamız için çaba harcadılar. Hiçkimse unutmasın biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı. Vurup kıracağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl eylemini yaptık” dedi.

    “Olmayan adalet için yürüdük”

    Yürüyüş sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybede Hasan Tatlı’ya Allahtan rahmet dilediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Neden yürüdük? Bu sorunun cevabını da izin verirseniz vereyim. Olmayan adalet için yürüdük. Mazlumların hakkı için, hapisteki milletvekilleri, tutuklu gazeteciler için yürüdük. Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. KHK ile üniversite hocalarının kapının önüne konulması tam bir demokrasi ayıbıdır. Kamu görevlerinden atılanlar için, çocuk işçiler için, orman köylüleri için, hapisteki askerler, linç edilen askerler için yürüdük. FETÖ’ye karşı olduğumuz için yürüdük. Terör örgütlerine karşı olduğumuz için, yargı siyasetin emrine verildiği için yürüdük. Şiddet mağduru kadınlarımız için yürüdük, Mavi Marmara şehit ve gazileri için yürüdük. FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıksın, gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük, 249 şehidimiz için yürüdük. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılamaz. Ayrım yapılmasın diye yürüdük” diye konuştu.

    “9 Temmuz bir yürüyüşün sonu değil birlikte yaşam iradesinin ortaya konmasının tarihidir”

    “Özetle bu ülkede adalet için yürüdük” diyen Kılıçdaroğlu, “9 Temmuz yeniden doğuşun tarihidir. 9 Temmuz bir yürüyüşün sonu değil bir barışın, bir birlikte yaşam iradesinin ortaya konmasının tarihidir. Kuran’ı Kerim’de adaletle hükmediniz, işi ehline veriniz der. Peygamberimizin veda hutbesinin temeli de adalettir. Onun için diyoruz ki önce adalet. Hak, hukuk, adalet. Siyaset ahlak, adalet temelli yapılmak zorundadır. Siyaset ülkeyi birleştirmektir, bölmek değil, kutuplaştırmak değil. Hiç kimsenin etnik kimliğine göre, inancına göre siyaset yapmayacağız. Yapanlar vatan hainidir” dedi.

    “Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz”

    ‘Adalet sokakta aranmaz’ şeklinde eleştirilere maruz kaldığını aktaran Kılıçdaroğlu, “Adalet teslim alınmışsa adalet arayışımızın tek yeri sokaktır. Adalet, adalet, adalet. Sonuna kadar hak. Hukuk, adalet diyeceğiz. Bize diyorlar ki adalete niye sokakta arıyorsunuz. Ama 15 Temmuz darbe girişimini savuşturan parlamentonun onurlu duruşu ve halkımızın sokağa inmesidir. Darbeyi önlerken sokak iyi, adalet isterken sokak kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz. Hakimlik kutsal bir görevdir. Hakimin cübbesinde ilik yoktur. Düğme yoktur. Hakim kimsenin önünde eğilmez, ayağa kalkmaz. Ben buradan bütün hakimlere ve savcılara sesleniyorum. Adaletin hakkını korumak benim kadar sizin de görevinizdir. Dik durun, onurlu durun, vicdanınızın sesini dinleyin ve ona göre davranın. Çocuklarınıza, torunlarınıza güzel bir miras bırakın Bu arada AYM’nin değerli başkan ve üyelerine de seslenmek istiyorum. Korkmayın, Korkunun ecele faydası yoktur. Neden korkuyorsunuz? 450 kilometreyi büyük bir keyifle yürüdüm. 450 kilometreyi yürürler mi diye soranlar oldu. Fazla yürümezler, 50-60 kilometrede bırakırlar diyenler oldu. Evet yürüdüm, ülkem için yürüdüm, 80 milyon için yürüdüm. Hiçbir ayrım yapmadım, herkesi kucakladım” ifadelerini kullandı.

    “Artık hepimiz umutluyuz”

    Bu yürüyüşle toplum olarak korku gömleğini çıkarıp çöpe attıklarını belirten Kılçdaroığlu devamla şöyle konuştu; “Cesur olacağız. Bir milli kurtuluş savaşını vermiş bir milletiz. Yalnız olmadığımızı gördük, tüm dünyaya bunu duyurduk. Umudumuzu yeniden yeşerttik. Artık hepimiz umutluyuz. Biliyorsunuz umut bulaşıcıdır. Ben umutluysam yanımdaki arkadaşım umutludur. Maltepe umutluysa İstanbul, İstanbul umutluysa Hakkari umutludur. Konu adalet olunca bütün farklılıklarımızı bir kenara bırakıp kenetlendik. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli destanlarından birini yazdık. Peki ne istiyoruz? OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin, adliyeye, kışlaya, camiye siyaset girmesin istiyoruz. Hapiste gazetecileri olmayan bir Türkiye istiyoruz özgür medya istiyoruz. Üniversiteleri susturulmuş değil üniversiteleri konuşan bir Türkiye istiyoruz. Düşünceleri susturulmayan bir Türkiye istiyoruz. FETÖ ile mücadelenin göstermelik değil gerçekten yapılmasını ve bu darbe girişiminin siyasi ayağının kesinlikle ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Tek adım rejimi değil demokratik parlamenter sistem istiyoruz. Toplumsal barışımızı bozan tüm anti demokratik uygulamaların eşit yurttaşlık temelinde sona erdirilmesini istiyoruz. Biz herkes için adalet istiyoruz. Sadece ve sadece adalet istiyoruz. 25 gündür on binlerce ağızdan hep birlikte aktardığımız hak hukuk adalet talebimizin karşılanmasını istiyoruz. Adalet bir haktır. Adalet hakkımızdır. Biz hakkımızı istiyoruz.”

    10 maddelik Maltepe Çağrı metnini okudu

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu daha sonra hazırladığı sonra hazırladığı 10 maddelik Maltepe Çağrı metnini okudu. Kılıçdaroğlu, çağrı metninde şöyle dedi:

    “15 Temmuz darbe girişimini açık bir şekilde lanetliyoruz. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için FETÖ terör örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır. İktidar tarafından 20 Temmuz’da getirilen OHAL ile biz buna sivil darbe diyoruz yasama yürütme ve yargı tek elde toplanmıştır. OHAL bir an önce kaldırılmalıdır. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Kollektif suç gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir. OHAL mağdurlarının yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmelidir. FETÖ ile hiçbir ilişkisi ile bulunmayan ama sırf hükümete muhalif olduğu için görevlerinden alınan akademisyenler görevlerine dönmeli ve tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır. Mesleklerini yaptıkları için tutuklu bulunan gazeteciler serbest bırakılmalıdır. OHAL ortamında ve devlerin tüm imkanları seferber edilerek yapılan anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Bu bir mühürsüz seçimdir. Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmelidir. Sadece hukuk alanında değil toplumsal alanın tüm alanlarında adaletsizlik devam etmektedir. Yoksulluk, yaygın şiddet, terör gibi sorunlara karşı ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahimlerinden olan kadın hakları konusunda ayrımcılığın önüne geçilmelidir. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemiz içindeki sorunları da kökleştirmiştir. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara kardeşçe yaklaşan adilane bir dış politikaya dönüş yapmalıdır.”

    Yaklaşık 1 saat süren konuşmasının sonunda herkesi çağrılarına sahiplenmeye çağıran Kılıçdaroğlu daha sonra eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile kalabalığı selamlayarak beyaz güvercin uçurdu.

  • Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşünü 9. gününü tamamladı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu’da devam eden adalet yürüyüşünün 9. gününün son etabını eşi, oğlu ve geliniyle tamamladı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından Ankara’dan başlattığı ’Adalet Yürüyüşü’nün 9’uncu gününü Bolu’da Köroğlu Dinlenme Tesislerinde tamamladı. Kılıdaroğlu’na yürüyüşün son etabında Sözcü Gazetesi yazarı Uğur Dündar, sanatçı Erdal Erzincanlı, Bolu’nun hayırsever işadamı İzzet Baysal’ın yiğeni Ahmet Baysal ve çeşitli meslek gruplarının sivil toplum kuruluşu üye ve yöneticileri eşlik etti. Yürüyüşün bir bölümünde ise faklı dillerde “adalet” yazılı tshirtler giyen vatandaşlarla Kılıçdaroğlu kol kola girerek yürüdüler.

    Yaklaşık 20 kilometre yürüdükten sonra Bolu’da Köroğlu Dinlenme tesislerine gelen Kılıçdaroğlu’na bir süre eşi, oğlu ve gelini de eşlik etti.

  • Baykal: “İktidar adalet yürüyüşünü, mera, zeytin ve kıdem tazminatı anlayışı gibi değerlendirmeli”

    CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. İktidar adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır” dedi.

    Baykal, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde (AGC) basın toplantısı düzenledi.

    Türkiye’nin bir süredir çok ciddi siyasal ve hukuki krizlerle karşı karşıya olduğunu dile getiren Baykal, bir darbe girişimiyle başlayan süreç ve aradan geçen iki yıl civarındaki süreye rağmen normal bir siyasal hayata dönüştürülemediğini kaydetti.

    Türkiye birbiri ardından yeni ve yoğunluğu artan sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Baykal, “Elbette bunun şaşırtıcı olmaması doğaldır, bir darbe girişimi yaşamıştır Türkiye. Gelinen nokta bir durum değerlendirmesini zorunlu kılıyor. Sadece idari kararlarla tutuklanan ve işine son verilen insan sayısı 200 binin üzerindedir. İdari kararlarla düzinelerle şirket işletme kayyuma devredilmiştir. Ve darbe girişimimin ikinci yılında hukuk hala devreye girebilmiş değildir, yaşanan sorunlar sıkıntılar siyasi takdirler ve idari kararlarla, Kanun Hükmünde Kararname şeklinde çoğunlukla olmak üzere yönetilmektedir. Çok ciddi bir toplumsal sarsıntı yaşanmaktadır. Yargı devreye girmeden gerçekleştirilen işlemler bir süre sonra yargının devreye girmesi umudu içinde sabırla taşınmaktadır” diye konuştu.

    “FETÖ ile mücadelede inandırıcılık”

    Baykal şöyle devam etti: “Bu arada darbe girişiminin sorumlusu siyasi heyetle bağlantı kurarak, FETÖ’cü diyerek hiçbir şekilde böyle bir bağlantı kurulması mümkün olmayan çevrelerle maalasef ilişkilendirme çabası dikkat çekmeye başlamıştır. Sözcü ve Cumhuriyet Gazetesi hiçte inandırıcı olmayan iddialarla bu tartışmanın içine çekilmeye çalışılmıştır. Bu tablo FETÖ ile mücadele iddiasını ciddi şekilde inandırıcılıktan uzaklaştırmış, sulandırmış, ciddiyetini kaybetmesine yol açmıştır. Darbe girişiminin sorumluları çeşitli bağlantıları heyecanla zamana zaman kamuoyunun önüne sunulmakta,idari kararlarla fakat bir türlü siyasi bağlantısı inandırıcı biçimde ortaya koyulabilmiş değildir. Bu manzara ile karşı karşıyayız. Bu kararsızlık ve tereddüt ortamı yargının da güven verici olmaktan uzak şekilde zaman zaman devreye girdiğine tanık oluyoruz.Birbiri ardına tutuklamalar, şaşırtıcı tahliye, tutuklama kararları çelişkili uygulamalar, yargıdaki bu tereddüt atmosferinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.”

    “Adalet krizi”

    Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının böyle bir ortamda nelere yol açacağı süreci hep birlikte yaşadıklarını aktaran Baykal, “ Umut ediyorum milletvekili dokunulmazlığının önemli ve ciddi bir siyasal güvence niteliğini koruması gerektiği konusu hem muhalefet hem iktidar partisinin yaşananların ışığında yeniden değerlendirmesi gereken konu haline gelmiştir. Şimdi bütün bunlar bizi Türkiye’nin çok ciddi adalet krizi ile karşı karşıya olduğu bir noktaya sürüklemiştir. Türkiye, Dünya bunu tartışıyor. İdari kararlarla hak kaybına uğradığını düşünen insanların herhangi bir başvuru ve çözüm mekanizması hala işletilebilmiş değildir. Ama bir mekanizma ortaya konulmuş değildir. Yargının elbette devreye girmesi gerekir ama yargının hali de anlattığım gibidir” diye konuştu.

    “İnsanlar adalet aramaya başladı”

    “Bu Türkiye’yi bir çok ciddi adalet sorunu ile karşı karşıya olduğumuz noktasına getirmiştir” diyen Baykal, “ Bunun temelinde de adaletin siyasalaştırılmasının yattığı artık kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir. Adalet malasef siyasallaştırıldığı için Türkiye’de adalet krizi bu kadar ağır şekilde ortaya çıkmıştır. Bu tablo karşısında CHP’nin, bu adalet krizini toplumun anlamasına, kavramasına bir duyarlılığın geliştirilmesine katkı yapmamak amacıyla Genel Başkanın başlattığı adalet yürüyüşü var. Bu demokratik bir hak kullanımı niteliğinde bir uygulamadır. Barışçıl bir anlayış içinde hiçbir sorun oluşturmadan iyi bir niyetle başlatılan ve yürütülen bir eylemle Türkiye karşı karşıyadır. Yaşadığımız adalet krizinin ciddiyetini herkese ve iktidara toplumun değişik kesimlerine anlatma ihtiyacı çok temel bir konudur. Bu konunda barışçıl anayasal mekanizmaları kullanmak temel bir görevdir. Böyle bir yürüyüş başarılı şekilde gerçekleşmiştir. Şu aşamada tartışmanın başlatılmak istendiğine şahit oluyoruz.Sokakta adalet aranır mı? Şeklinde bir tepki ortaya çıkarılmak isteniyor. Sokakta adalet aranır mı aranmaz mı fazla anlamı yoktur. Sokakta yargılama yapılmaz. Ama adalet talebi elbette her yerde toplumun her alanında dile getirilir. Adalet talebinin ihtiyacının bekleyişinin dile getirilmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yargılama bunun için ayrılmış mekanda yapılır. Sokakta adalet talebi yaygın şekilde olması dillendiriliyorsa bu olması gereken yerde bulunmadığının herkes farkında olduğu içindir. Adalet olmadığı için insanlar adalet aramaya başlamıştır” ifadelerine yer verdi.

    “İktidardan adalet yürüyüşüne anlayış tavsiyesi”

    Türkiye’nin 16 Nisan’da bir referandum yaşadığını hatırlatan Baykal, “ Bu referandum Türkiye’de ki ana tartışma konuları ile ilgili olarak toplumun, milli iradenin hangi konumda olduğunu bize gösterdi. Toplumun bu konuda iki ayrı anlayış içinde denk bir siyasi ağırlıkta ortaya çıktığına tanık olduk. Bu tablonun iyi değerlendirilmesi lazımdır. Türkiye’deki bu siyasi tartışmayı yönetenlerin 16 Nisan’ın mesajını doğru almalarına ihtiyaç vardır. 16 Nisan’ın mesajını iktidar zeytin, meralar ve kıdem tazminatındaki tavır değişikliğiyle anlama ihtiyacını kavramış gözüküyor. Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. 16 Nisan’ın mesajı başta iktidar olmak üzere herkese uzlaşın birbirinizi anlayın dayatma yok, emre vaki yok mesajıdır. Bu mesajı iktidarın adalet yürüyüşü konusunda da sergilemesine ihtiyaç olduğu kanısındayım. Adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır. Bir süredir iktidarda tedirginliğin ortaya çıktığı, bir kaygının kendisini gösterdiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanının, ‘Bu yürüyüşe müsaade edilmesi iktidarın lütfudur’ sözlerinden bunu anlıyorum. Bu çok sakıncalı olabilecek bir anlayıştı.Demokratik rejimde böylesine adalet krizi, adalet depremi Türkiye’de yaşanırken ben kimsenin bunu protesto etmesine izin vermem anlayışı kadar yanlış hiçbir şey olamaz. İktidar bugünkü adalet uygulamasına, tablosuna tepki gösteren insanların bu ihtiyacına saygı göstermek, anlayışla karşılamak ve onların kendilerini ifade etmelerine fırsat vermek zorundadır. 16 Nisan referandumunun mesajı olarak da iktidarın adalet konusundaki toplumsal tepkiyi saygıyla karşılamasını ve onun demokratik bir süreç içinde kendi amacına ulaşmasına destek vermesi gerektiğine inanıyorum. Bu bir ciddi toplumsal görev ve sorumluluktur” diye konuştu.

    “Referandum mesajı iyi alınmalı”

    Türkiye’nin artık dayatmalarla bir yere varılamayacağını anlamak zorunda olduğuna vurgu yapan Baykal, “Türkiye’de adalet malesef bir korku kaynağı haline gelmiştir, tutuklamalar, idari kararlarla adaletin işlevi üstlenilmiştir, adaletin yerine getirmesi gereken işleri idare, kararnamelerle yürütmektedir. Artık noktalanması gereken bir olaydır. İki yıla yakın bir süre geçti. Olağanüstü bir anlayışın mantığıyla belirsiz bir geleceğe doğru bir Türkiye’nin yönlendirilmesi kabul edilemez. Yargının işlevini idare üstelendi, malasef idari yönlendirmelerle tutuklamayı yargısal bir işlem olmaktan çıkardı ve siyasi tehdit mekanizması haline dönüşmesine katkı yapar hale geldi. Tutuklama kararları malasef siyasi yönlendirmelerle alınan kararlarlar kendisini gösteriyor. Böyle bir tabloda ana muhalefet partisi toplumsal barışçıl yürüyüş yapacaktır. Bundan önceki tabloları Türkiye yaşadı, ve artık bundan sonra dayatma meydan okuma, sindirme uygulamalarının Türkiye’ye hiçbir yarar getirmeyeceği 16 Nisan uygulamasıyla referandum mesajıyla herkes tarafından anlaşılır mesajıyla herkes tarafından anlaşılır olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Yürüyüşü yakından takip ediyorum”

    Kılıçdaroğlu ile görüşmediğini ama adalet yürüyüşünü yakından takip ettiğini dile getiren Baykal, “Bu yürüyüş bu aşamada bu şekliyle olumlu karşılanmalı ve gereği yerine getirilmelidir. Yeni gerginliklere yol açılmamalıdır. Ama şimdi sakın geriye dönmesinler. Cumhurbaşkanının sözleri bizi bu konuda kaygılandırıyor. İktidar, hükümet, başbakan, sap duyulu olmalıdır. Ceberrut devlete değil sağ duyulu devlete ihtiyacımız var. Ceberrut ve caydırıcılıkla değil barışçıl ve sağ dutu ile davranmaya ihtiyacımız var” dedi.

    Baykal, Enis Berberoğlu ile telefonda görüştüğünü ve mesajlarını avukatı aracılığıyla ilettiğini kaydetti.

  • Bakan Özhaseki, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü değerlendirdi

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, adaletin yollarda değil, mahkeme salonlarında aranması gerektiğini söyledi.

    Toplu açılış ve temel atma törenine katılmak üzere Muş’a gelen Bakan Mehmet Özhaseki, açılışın ardından Müştakbaba Türbesi’ni ziyaret etti. Türbe çıkışı gazetecilerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüyle ilgili sorusunu cevaplandıran Bakan Özhaseki, “Dünden beri hizmetlerin peşinden koşuyoruz, dün Sur’daydık ve gayet güzel açılışlar yaptık. Bugün burada yine yapacağımız güzel işler var. Allah bizi bununla memur etmiş, bununla iftihar ediyoruz. Bu millete biz hizmet ediyoruz ve bundan büyük de keyif alıyoruz. Bazılarının işi de ne hikmetse hiç hizmet tarafı değil, ne kadar iyilik varsa ona itiraz etmek, ne kadar olumlu bir şey oluyorsa buna muhalefet etmek, bunu Mecliste her safhada görüyoruz ne hikmetse” dedi.

    “Adalet yollarda aranmaz”

    Adaletin yollarda değil, mahkeme salonlarında aranması gerektiğinin altını çizen Bakan Özhaseki şöyle konuştu:

    “Eğer adalet aranacaksa valla yollarda aranmaz. Adalet mahkeme salonlarında, eğer haksız bir karar varsa, mecliste dile getirilir ve orada konuşulur. İnsanları sokağa davet etmek kadar kötü bir şey olamaz. Tabi bu CHP’nin bileceği iş, kendileri bilir. Ama işin başından beri, onların uygulamış olduğu siyaset tarzı, hiçbirimizin hoşuna gitmediği gibi müthiş yanlışlıklarla dolu. Referandum yapılıyor, referandum sonuçları ortaya çıkıyor. Şimdi onu karalamak için bin bir türlü bahane buluyorlar, mızıkçılık ediyorlar. Şimdi CHP Genel Başkanına soruyorum, yüzde 50,01 ’hayır’ oyu çıksaydı, Kemal Bey bu itirazları yapacak mıydı? ’Evet’ çıkınca niye hazımsızlık ediyorsunuz, niye bunu gayrimeşru yapmaya çalışıyorsunuz?”

    “Enis Bey’e Allah kolaylık versin”

    Avrupa ülkelerinden örnekler veren Özhaseki, “İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da bir basın kuruluşu çıkacak ve diyecek ki ’Bizim hükümetimiz var ya, Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız DEAŞ’e yardım ediyor, onlarla işbirliği yapıyor, bizim ülkemiz var ya, zaten DEAŞ’e elinden geldiğini yapıyor, zaten şu silahlar DEAŞ’e gidiyor’ diyecek. Böyle bir şey düşünülemez. Ne yazık ki bizim muhalefet Mecliste bunu da yapıyor. Ellerinde dandik resimlerle çıkıyorlar, DEAŞ’e yardım ediliyor diyorlar. DEAŞ’la en büyük mücadeleyi yapan biziz, en çok şehit veren biziz, en çok onlara zarar veren biziz. Gerçeklik ortada duruyor. İki dandik resimle gerçekleri ters düz edemezsiniz. Şimdi de adaletin verdiği bir karar var. Doğrusu Enis Bey’e Allah kolaylık versin, insan olarak üzülürüz ama hak aranırken asla yollarda aranmaz, insanlar sokaklara çağrılarak hak aranmaz. Bu ülkenin artık bunlara hiç ihtiyacı yok, üstelik karnı da tok. Kemal Bey’in yaptığını baştan sona yanlış buluyorum ama kendisi bilir” diye konuştu.

    HDP’nin yürüyüşe destek vereceğiyle ilgili soru üzerine Özhaseki, “Seçim öncesinde zaten kol kola girmişlerdi, ’hayır’ı beraber yürütmüşlerdi. Biz bir taraftan HDP’nin dışarıda durmadan tahrik ettiği o genç çocukların, ’yazık değil mi, günah değil mi’ diye HDP’ye bağırırken, şimdi de CHP demek ki arka çıkacak bu işlere, teröristlere. HDP’liler Ankara’da nutuk atıp dağa davet ederken, o çocuklar dağlarda ölüyor, günah değil mi? Onlara acısınlar hiç değilse. Doğru bir iş yapsınlar. O dağlara gönderdikleri, örgütledikleri, kandırdıkları, şehirlerden maaş bağladıkları çocuklara, ’yapmayın çocuklar bu ülkede beraber yaşıyoruz’ desinler. Bir tane olumlu bir şey söylesinler. Hiçbir öyle olumlu bir tavırları yok. Şimdi insanları sokağa davet edenler, insanları birbirini kırdırmaya, birbirini öldürmeye teşvik edenler, bir araya geliyorlar demek ki. Bu da çok üzücü bir şey” ifadelerini kullandı.