Etiket: Yürüyerek

  • (Özel) Hastaneye yatalak geldi, yürüyerek çıktı

    Adana’da kemik erimesi nedeniyle 83 yaşında beli kırılan ve gittiği hastanelerde yaşlı olduğu için ameliyat masasına yatırılmayan kadın, son başvurduğu hastanede ameliyat olup evine yürüyerek gitti.

    Mersin’in Mut ilçesinde yaşayan Mükerrem Kılınç’ın (83) eşi Kemal Kılınç yaklaşık 1.5 ay önce hayatını kaybetti. Kemik erimesi rahatsızlığı olan Kılınç, cenaze işleri ve taziyeye gelenlerle ilgilendi.

    Bu arada taziye evinde fazla oturmaktan kemik erimesi olduğu için beli kırıldı. Kılınç önce bunu fark etmedi ancak ağrıları dayanılmaz olunca ve artık ayağa kalkamaz duruma gelince Mut Devlet Hastanesi’ne gitti. Burada yapılan kontrolün ardından Silifke Devlet Hastanesi’ne daha sonrada Mersin’de üniversite hastanesi ve burada da tedavi olamayınca özel bir hastaneye gitti.

    Ancak hastanelerin hepsi yaşlı olduğu için ameliyat edemeyeceklerini çok büyük bir risk olduğunu söyledi. Bunun üzerine Kılınç’ın çocukları onu Acıbadem Adana Hastanesi’ne getirdi. Burada Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, Kılınç’ı muayene edip gerekli tetkiklerden geçirdikten sonra ameliyat edilebileceğini söyledi. Yapılan bir operasyonun ardından Kılınç hem dayanılmaz ağrılarından kurtuldu hem de artık ayağa kalkıp yürüyerek kendi işini kendi yapabiliyor.

    “Yaşlıyım diye ölümü beklemeyin”

    Mükerrem Kılınç, tekrar yürüdüğü ve dayanılmaz acılardan kurtulduğu için çok mutlu olduğunu belirterek, “Kimse yaşlıyım diye ölümünü beklemesin mutlaka çaresi var. Bunu bu hastanede doktorlar bize gösterdi. Şuan çok iyiyim daha önce beni şuradan kaldırsalar Allah, Allah diye hastaneyi ayağa kaldırıyordum. Çok fazla acım vardı 83 yaşındayım 4 çocuk annesiyim ama hiç böyle bir acı yaşamadım. Bende kemik erimesi vardı eşimin de vefatından sonra çok fazla oturdum, ilaçlarımı da biraz ihmal ettim sonuç böyle oldu. Şu anda iyiyim Allah razı olsun Orhan hocadan” dedi.

    “Ölüm benim için kurtuluş diyordum”

    Prof. Dr. Orhan Şen, ise hastanın ve çocuklarının hastaneye geldiğinde ’ölüm kurtuluş’ dediklerini anlatarak, “Hastamız 83 yaşında, geldiğinde bel bölgesinden başlayıp kasık bölgesine vuran şiddetli bir ağrı vardı. Bunun neticesinde hiçbir şey yiyip içemiyor ayağında uyuşmalar başlamıştı. Yürümekte zorluk çekiyordu ama en önemlisi kullandığı hiçbir ilaç ve uygulanan hiçbir tedavi bu ağrısını gidermiyordu. Hastanın çocuklarının ve kendisinin söylediği ölüm benim için bir kurtuluş. Lomber 1 vertebra adını verdiğimiz omurga kemiğinde kırık vardı. O kırık basınç yapıyordu ondan dolayı bu şikayetleri vardı ve ameliyattan başka hastanın hiçbir kurtuluşu yoktu. Ameliyatta basınç yapan kemik parçasını sinirin üzerinden kaldırdık ve omuriliğin üzerine basan kısmı rahatlattık. Ameliyattan sonra şuanda yürüyor ve o ağrıları yok hemşire hanımlara da beni tekrar ne zaman yürüteceksiniz diye soruyor. Koridorda yürürken el sallaması bütün bu yorgunluğumuzu ve ameliyat sırasında aldığımız risk ve yaşadığımız zorlukları bize unutturuyor” diye konuştu.

    Mükerrem Kılınç, hastaneden yürüyerek mutlu bir şekilde taburcu oldu.

  • Göl üzerindeki adaya yürüyerek gidiyorlar

    Konya’nın Beyşehir ilçesinde, Beyşehir Gölü’nün insan yaşamı olan tek adası olan Mada Adası’na göl yüzeyinin donmasının ardından ulaşım sadece buz üzerinden yürüyerek sağlanıyor.

    Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde değişik yüz ölçümüne sahip 32 ada bulunuyor. Bu adaların içerisinde yüz ölçümü bakımından en büyüğü olan Mada Adası’nda 30 hanede yaklaşık 200 nüfus bulunuyor.Beyşehir gölünün donmasıyla Mada adası, dört tarafı buzla çevrili bir konuma sahip oldu. Adanın bağlı olduğu yaklaşık 700 metre mesafedeki Isparta’nın Gedikli köyüne göl donmadan önce teknelerle ulaşımı sağlayan ada sakinleri, göl yüzeyinin buzla kaplanmasının ardından ulaşımı yürüyerek sağlıyor. Buzların kırılma ihtimaline karşı canlarını hiçe sayarak buzun üzerine çıkan ada sakinleri, yaya olarak karşı kıyıya, karşı kıyıdan ise adaya buz üzerinde yürüyerek geçmek zorunda kalıyor. Avlanmanın da durduğu ada çevresinde ihtiyaçlarını bir kasaya doldurup buz üzerinde çekerek adaya götürmeye çalışan bir aile, bölgedeki zorlu yaşamı da gözler önüne seriyor.

    “Ölüm tehlikesiyle burun burunalar”

    Beyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Mustafa Büyükkafalı, ocak ayından itibaren kıyıları donan Beyşehir Gölü’nün yüzeyinin aşırı soğuklar nedeniyle bir süre sonra tamamen buzla kaplandığını söyledi. Eşine az rastlanır manzaralara tanıklık ettiklerini ifade eden Büyükkafalı, gölden balıkçılıkla geçimini sağlayan avcıların göl yüzeyinin buz tabakasıyla kaplı olması nedeniyle avlanma yapamadığını, bazı balıkçıların buzları kazmalarla kırarak ya da motorlu testereyle keserek açtığı deliklere ağ bırakarak avlanmaya çalıştığını ifade etti. Adalarla da ulaşımın kesildiğini kaydeden Büyükkafalı, Beyşehir Gölü’nün insan yaşamı olan tek adası durumundaki Isparta sınırları içerisindeki Mada Adası’nda göl yüzeyinin buzla kaplanmasının ardından yaşayanların zor günler geçirdiğini belirtti. Büyükkafalı, “Adada yaşayan insanlarımızın gölün donması nedeniyle bağlı olduğu karşı kıyıdaki Gedikli köyüne ulaşım imkanları ortadan kalktı. Buraya tek ulaşım göl buz tutmadan önce teknelerle sağlanıyordu. Şimdi göl yüzeyi donunca insanlar çaresizlikten ihtiyaçlarını görmek için karşı kıyıya tehlikeye rağmen yürüyerek geçiyor. Dönüş yolculuğu da buz üzerinden yaya olarak sağlanıyor. Hal böyle olunca her an ölüm tehlikesi ile burun burunalar. Konuştuğumuz ada sakinleri, yıllardır bölgede yaşanan manzarayı birçok defa basın ve medya aracılığıyla Türkiye’nin gündemine taşıdıklarını, seslerini duyurmaya çalıştıklarını ancak bu konuda müsbet bir netice alamadıklarından yakınıyorlar” dedi.

  • (Özel Haber) Yürüyerek gitti felç oldu çıktı

    Başakşehir’de yaşayan Sıdıka Bekiroğlu, iddialara göre, diz protezi için gittiği hastaneden felç olup çıktı. Yürüyerek girdiği ameliyattan sonra 61 yaşındaki Sıdıka Bekiroğlu’nun belden aşağısı tutmuyor. Öte yandan, hastane yetkilileri o dönem görevde olan başhekimin ve ameliyatı yapan doktorun hastaneden ayrıldığını söylerken, o dönemin başhekimi ise konuşmak istemediğini söyledi.

    61 yaşındaki Sıdıka Bekiroğlu, 29 Nisan’da sol diz protezi ameliyatı için gittiği bir özel hastaneden iddiaya göre anestezi sırasında uygulanan iğneler yüzünden felç kaldı. Yaklaşık 10 aydır yatağa bağlı biçimde hayatını sürdüren Sıdıka Bekiroğlu, hastane masraflarını karşılamak için oğlunun arabasını sattığını ve hastaneden hiçbir şekilde yardım görmediklerini belirtti. Öte yandan ameliyat için belirtilen anestezi doktoru ile ameliyata giren doktorun farklı olduğunu, anestezi sırasında beline yapılan iğnelerden dolayı da felçli kaldığını belirten Bekiroğlu, ameliyattan sonra yüzde 88 engelli hale geldi. Belden aşağısı tutmayan Bekiroğlu, “Ben bu hastaneye yürüyerek girdim, sedyeyle çıktım” dedi.

    “Hastaneye yürüyerek girdim, sedyeyle çıktım”

    Felç kalmasına anestezi doktorunun sebebiyet verdiğini iddia eden Sıdıka Bekiroğlu, “Beni akşam 7’de ameliyata götürdüler, ameliyathanenin içerisinde kavgalı gürültülü bir durum vardı. Beni yatırdılar ve sonra doktor defalarca iğne yaptı bana. Bana anestezi doktorunu erkek dediler ama ben ayak seslerinden kadın olduğunu anladım. Ben de ‘doktor hanım eğer olmuyorsa narkoz verin canım çok yandı’ dedim. Bunun üzerine ‘sen mi doktorsun ben mi’ diyerek beni azarladı. Ameliyata almışlar beni kalktığımda çocuklarım yanımdaydı ve onlara ‘bu doktor beni öldürdü’ demişim. Kendime geldiğimde belimden aşağısı tutmuyordu. Doktorlar da baktılar ki felç olmuşum. Benim durumum yok, oğlum arabasını sattı masrafları karşılamak için. Ben bu hastaneye yürüyerek girdim, sedyeyle çıktım” diye konuştu.

    “Bizi oyalamasalardı annem ayağa kalkabilirdi”

    Annesinin psikolojik acılar çektiğini de kaydeden oğlu Metin Bekiroğlu, “Buradaki sıkıntı annemi gören ile ameliyata giren anestezi doktorunun farklı olması. Ameliyat esnasında da anneme 20 defa iğne girişi olmuş bunu biz saydık. Daha sonra da hastanın rızası alınmadan hala işleme devam ediliyor. Sen misin doktor ben miyim sorusunun cevabı da annemin şu anki durumudur aslında. Ameliyatı gerçekleştiren anestezi doktoru ve diğer doktorlar oluşan durumun basit bir ödem olduğunu ve kortizon tedavisi ile geçeceğini hastanın yüzde yüz iyileşeceğini söylediler. Hastane yapılması gerekenleri yapmayınca kendimiz de arayış içerisine girdik. Biz daha sonra Bakırköy Nöroloji Merkezi’ne gidince felç durumunun iğnelerden kaynaklanan kanamalardan olduğunu söylediler. Eğer bizi çeşitli bahanelerle oyalamasalardı annemin ayağa kalkma ihtimali vardı. Davada açtık konuyla ilgili. Annem fiziksel acılarının yanı sıra psikolojik acılar da çekiyor” ifadelerini kullandı.

    İhlas Haber Ajansı’nın ulaştığı hastane yetkilileri o dönem görev yapan başhekim ve ameliyatı gerçekleştiren doktorun hastanelerinden ayrıldığını söyledi. O dönem hastanede görevli başhekim ise konuşmak istemediğini söyledi.

  • Şehit kardeşinden yürek burkan feryat: “Yürüyerek gönderdik tabutun geldi”

    Suriye’nin El-Bab bölgesinde DAEŞ tarafından düzenlenen saldırıda şehit düşen 27 yaşındaki Uzman Çavuş Bahattin Bakır’ın naaşı, TSK’ya ait uçakla Zonguldak Havalimanı’na getirildi.

    El-Bab’da terör örgütü DAEŞ tarafından düzenlenen saldırıda şehit düşen 27 yaşındaki Uzman Çavuş Bahattin Bakır’ın Devrek’in Pınarönü köyündeki baba ocağına ateş düştü. Şehidin naaşı törenin ardından Zonguldak’a gönderildi. Şehidin annesi Hatime ve babası Hüseyin Bakır’ın güçlükle durduğu karşılama töreninde şehidin kız kardeşleri fenalık geçirdi. 15 gün önce ailesinin yanına gelen Uzman Çavuş Bahattin Bakır’ın, görev yaptığı Tunceli’de bir süre önce kredi çekerek otomobil satın aldığı öğrenildi. Evinin garajına otomobilin koyarak Suriye’deki görev gittiği öğrenilen Bakır’ın naaşı, TSK’ya ait kargo uçağıyla Zonguldak Havalimanı’na getirildi.

    Karşılama töreninde Zonguldak Vali Yardımcısı Hüseyin Ergi, İl Jandarma Komutanı Albay Haluk Selvi, İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı ve protokol üyeleri hazır bulundu.

    Kız kardeşten yürek burkan feryat

    Bekar olduğu öğrenilen şehidin karşılama töreninde; kız kardeşleri baygınlık geçirdi. Şehidin kız kardeşi Nafize Küçükkaya, “Seni yaya gönderdik, tabutun geldi” diye feryat etti. Şehidin naaşı omuzlara alınarak cenaze aracına taşındı. Cenaze konvoyu Devrek ilçesine hareket etti.

  • Hastaneye çarşafla taşınarak geldi, yürüyerek çıktı

    Adana’nın Kozan ilçesinde yüksek tansiyon nedeniyle felç geçiren 60 yaşındaki bir hasta, çarşafla taşınarak getirildiği hastanede 1,5 aylık bir tedavisinin ardından ayağa kalkıp yürüyerek çıktı.

    Yüksek tansiyon hastalığı nedeniyle uzun süre hareket edemeyen ve vücudunun büyük bölümünde hareket kabiliyetini kaybeden 60 yaşındaki Mustafa Arık, Kozan Devlet Hastanesi’ndeki 1,5 aylık fizik tedavisinin ardından çarşafla taşınarak geldiği hastane koridorlarından yürüyerek çıktı.

    Fizik tedavi bölümüne eşi Münevver Arık ile birlikte dört kişi tarafından çarşafla taşınarak getirilen ve bir buçuk ay boyunca eşinin ve fizyoterapistlerin desteği ile uzun bir tedavi sürecinden geçen hasta Mustafa Arık, tedaviye olumlu cevap verdi. Hastaneye ilk geldiğinde konuşma yetisini bile kullanamayan Arık, tedavisinin ardından hastaneden kendi başına yürüyerek ayrıldı.

    Mustafa Arık; “Felç geçirdim. Hiç yürüyemiyordum. Daha sonra Kozan Devlet Hastanesi’ne geldim. Arkadaşlar sağ olsun bizi kabul ettiler. Şuan yürüyorum, konuşuyorum. Her şeyi dört dörtlük yaptılar. Allah razı olsun personel ve müdürlerimizden” dedi.

    Mustafa Avcı’nın eşi Münevver Arık da, “Eşim yüksek tansiyondan dolayı felç geçirmişti. Beyin kanaması oldu. Üç hafta yoğun bakımda yattı. Sağ tarafta hareket yoktu. Eli ayağı tutmuyordu, konuşmaları tam anlaşılmıyordu. Bir buçuk ay kadar altını bezledim. Üç hafta başka hastaneye getirdik. Orası kapanınca devlet hastanesine geldik. Bir buçuk ayda devlette tedavi gördü. Kucağımızda çarşafla getiriyorduk. Şimdi artık yürüyor, lavabosuna gidiyor, yürüyüşe gidiyor” diye konuştu.

    Mustafa Arık’ı tedavi eden Fizyoterapist Emre Ögüt ise tedavi süresinde aileyle sıkı bir işbirliği uygulayarak başarıya ulaştıklarını belirterek, “Hastamıza iki aylık tedavi programı uygulandı ama biz iki aylığı on beşer günlere böldük. Altmış seanslık programımızı on beşer seanslar olarak toplamda altı aylık bir tedavi yaptık. Bu altı aylık seansta kendisine bol bol ev ödevleri verdik. Aile ile işbirliğinde sıkı bir tedavi uyguladık. İlk geldiğinde fres bir hastaydı bir tarafı tutamayan ve oturma dengesi yoktu baş ve boyun hareketi bile yoktu. Şuanki hali ise normal, kendisi bağımsız bir şekilde yürüyebilecek bir halde. Belki biri ki engeli olabilir. İlk geldiğinde çarşafla taşınan bir hastaydı. Şuan buradan yürüyerek çıkıyor. Tabii bu multi disiplinle çalışmanın bir örneği. Kozan Devlet Hastanemizdeki bütün personellerimizin iş birliği halinde olmaları, doktorlarımızdan tutun sağlık memurlarımızdan temizlik işçilerine kadar hepsinin disiplin içinde olmalarından dolayı hastalarımız bu şekilde iyi oluyorlar” dedi.