Etiket: Yürek

  • Şehidin Sosyal Medyadaki Paylaşımı Yürek Dağladı

    Şırnak’ta yaşanan terör saldırısı sonucu şehit olan Gaziantepli Uzman Çavuş Halil Karakuşoğlu, sosyal medya hesabından 10 gün önce yaptığı paylaşımda, doğum gününü kutlayan bütün sevdiklerine teşekkürlerini iletmişti.

    “GÖNLÜME TAHT KURAN SEVGİLİ EŞİM’’

    Şehit Uzman Çavuş Karakuşoğlu, 25 Kasım tarihinde kendisine doğum günü mesajı atan yakınlarına sosyal medya hesabından yazdığı mesajda şunları ifade etti: “Sevgili dostlarım, canlarım, güzel insanlar. Özellikle gönlüme taht kuran sevgili eşim. Dün yoğun çalıştığım için güzel dileklerinize cevap yazamadım. Herkesten tek tek özür diliyorum. Hepinize çok teşekkür ederim.”

    Şehit Uzman Çavuş Halil Karakuşoğlu’nun naaşı, memleketi Gaziantep’in Nizip ilçesinde bugün kılınan ikindi namazına müteakip defnedildi.

  • “Yürek Takımı” İle Engellerini Aştılar, Tiyatro İle Kucaklaştılar

    Giresun’da 3 yıl önce kurulan ve doğuştan engelli Leyla Kol’un önderliğinde oluşturulan ’Yürek Takımı’ 4 engelli tiyatrocusu ile Giresunlular’a tiyatro sevgisini aşılamaya çalışıyor.

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde sahne almayı planlayan ancak bazı nedenlerden dolayı “Andır Galsın” isimli oyunlarını Ocak ayında sahneleyecek olan grup, oyununun provalarını hemen hemen her gün sürdürüyor. “Engelleri aştık, tiyatro ile kucaklaştık” sloganı ile Serkan Kayacı’nın yazıp yönettiği oyunun hazırlıklarını Giresun Vahit Sütlaş Tiyatro Salonu’nda sürdüren doğuştan bedensel engelli olan 30 yaşındaki Leyla Kol tiyatronun engelini unutturduğunu söyledi. Kol “Uzun yıllar önce tiyatro yapma şansını bulmuştum. 3 yıldır ise Yürek Takımı’ndayım. Tiyatro yapmayı seviyorum güzel bir duygu. Birçok engele rağmen bu işi sürdürmeyi istiyorum ben kendimi bu şekilde engelli gibi görmüyorum. Tiyatro benim için gerçek hayatın arka yüzü gibi, birçok sevinci, mutluluğu ve değişik mutluluğu yaşıyorsun; bu yüzden seviyorum tiyatroyu” dedi.

    “ENGELLİLERİN HER ŞEYİ YAPABİLECEĞİNİ GÖSTEREN GÜZEL BİR ÇALIŞMA”

    Grupta yer alan işitme engelli İlyas Koser ise Giresun Belediyesi’nin kendilerine verdiği fırsat nedeniyle teşekkür ederek “İlimizdeki engellilerin sosyal hayata atılarak daha olumlu işler yapması adına güzel bir duygu. Geçtiğimiz sene ’Adanın sessiz çığlığı’ adlı bir oyunda yer aldım. Yaklaşık 3 senedir de aktif olarak çalışmaların içindeyim. Bu grubun haricinde de başka bir tiyatro grubunun da içinde yer alıyorum” şeklinde konuştu.

    39 yaşında doğuştan bedensel engelli Fatih Şahin ise tiyatronun kendisi için ’hayat’ demek olduğunu söyledi. Şahin “En azından kendi adıma zevk alıyorum. Milletin ne düşündüğünü fazla önemsemiyorum. Tiyatro benim için heyecan verici ve o anlatılmaz. Daha önce Ahsen Ağabeyimiz ile oynamıştım 2000 yılında şimdide burada oynamaya çalışıyorum ve eğer fırsat verilirse devam ettirmeye çalışacağım bu işi çok seviyorum ve zevk alarak yapıyorum fırsat verildiği sürece varım” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Naylon Sığınıkta Yaşayan Kadının Yürek Burkan Yaşamı

    Muğla’nın Marmaris ilçesinde 15 yıldır deniz kıyısındaki poşetten yaptığı sığınakta çenesindeki ölümcül yarayla ilkel bir yaşam süren kimliği belirsiz kadın, kaymakamın girişimi sonucu hastaneye kaldırıldı. Ancak tedaviyi kabul etmeyen kadın hastaneden ayrıldı.

    İlçeye 5 kilometre mesafedeki Aktaş mevkisinde naylonla çevrilmiş küçük sığınıkta zorlu bir hayat süren 50 yaşlarındaki ismi bilinmeyen kadının yaşam mücadelesi yürek burkuyor. Mahalle sakinlerinin Güler ismini verdiği kadının tüm yardım çabalarını yanıtsız bıraktığı, 4 yıl önce insanlarla iletişim kurmayı da kestiği belirtildi. Geçmişini kimsenin bilmediği kadın, 6 ay önce çenesinde çıkan tümörün patlamasıyla sağlık sorunları yaşamaya başladı.

    35 KİLOYA DÜŞTÜ

    Bir minibüsün içinde kendisi gibi tek başına yaşam süren Hasan Durmazlar’ın (67) haftada 2 gün getirdiği su ve sütü kabul ederek hayatta kalmaya çalışan kadın, hızla kilo kaybederek 35 kiloya düştü. Çenesinde 6 ay önce çıkan sivilcenin de büyüyerek patlaması sonucu çenesi delinen kadın, ağızdan beslenemez hale geldi. Vatandaşların 112 ve jandarmaya haber vermesi ve Kaymakam Celalettin Yüksel’in devreye girmesi ile jandarma ve 112 ekipleri kadını hastaneye kaldırmak için harekete geçti.Sağlık ekiplerine su atarak direnmeye çalışan kadın, jandarmanın uzun uğraşlarından sonra ikna edilerek ambulansa alındı. İlk tedavisi ambulansta yapılan kadın Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste yüzündeki yara pansuman edilen kadın, tedaviyi kabul etmedi. Doktorların tüm çabalarına rağmen ikna edilemeyen kadın hastaneden ayrıldı.

    Marmaris Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfı yetkilileri tarafından yapılan araştırmada, kadının vefat eden babasından aylık 300 lira ölüm maaşı aldığı, ancak 4 yıldır çekmeye gitmediği için bankada 5 bin liraya yakın parasının biriktiği tespit edildi.

  • (Özel Haber) Kanser Hastası Adamın Yürek Burkan Yaşamı

    Adana’da kronik lenfositik lösemi hastası 54 yaşındaki Süleyman Hergünaç, kiraladığı tek odalı evde yaşam mücadelesi veriyor. Evinde yatağı ve komodinin haricinde bir eşyası bulunmayan adam, “Benim hijyenik ortamda yaşamam lazım. Ama farelerin içinde yaşıyorum” diyerek devlet büyüklerinden ve hayırseverlerden yardım istedi.

    Eşi Selma Duran ile 14 yıl önce ayrılan 5 çocuk babası Süleyman Hergünaç’a 2013’ün Aralık ayında lenfositik lösemi teşhisi konuldu. Günlük işlerde çalışarak yaşamını sürdüren Hergünaç, bir süre sonra çalışamaz hale geldi. Hergünaç’a Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yüzde 70 engelli raporu verildi. Engelli maaşı bağlanan Süleyman Hergünaç, Seyhan ilçesi İstiklal Mahallesi’nde harabe bir ev kiralayarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Doktorların hijyen konusunda uyardığı Hergünaç, evini basan farelerle yaşam mücadelesi veriyor. Giysileri, havluları, yatak çarşaflarını özenle yıkaması ve sık sık değiştirmesi gereken Hergünaç, imkanı olmadığı için bunların hiçbirini yapamıyor. Hergünaç’ın elini yıkmak ve temizliğine biraz da olsa dikkat etmek için aldığı sabunları da fareler yiyor.

    “FARELER GECE KULAĞIMI YİYECEK DİYE KORKUYORUM”

    Evlenen çocuklarının kendi yuvalarını kurduğunu ve kendisine yardım edemediğini belirten Süleyman Hergünaç, “2013’ün Aralık ayında Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdum. Lenfositik lösemi teşhisi koydular. O zamandan beri tedavi görüyorum. Kemoterapi tedavisi gördüm. 3 aydan 3 aya engelli maaşı alıyorum. Ama aldığım maaş yetmiyor. Hasta olduğum için çalışamıyorum. Bakacak kimsem yok. Çok zor durumdayım. Benim hijyenik ortamda yaşamam lazım. Ama benim evimde hijyen yok. Ben farelerin içinde yaşıyorum. Farelerle yatıp farelerle kalkıyorum. Gece uyurken kulağımı yerler diye çok korkuyorum. Gece yatağımdan kalkamıyorum. Çok korkuyorum farelerden, sabunu bile yemişler. Ben bu ortamda nasıl yaşayım. Ölürüm ben bu ortamda. Oda bomboş, kimsem yok” diye konuştu.

    Hergünaç, evinde birkaç eşyasından başka bir şeyi olmadığını belirterek, “Yemek yapacak bir tencerem, tüpüm, televizyonum, buzdolabım hiçbir şeyim yok. Bir odanın içindeki tek yatağın içindeyim. Burada yatağımda uzanıyorum, ne bir televizyon izleyebiliyorum ne de bir meyve alıp dolaba koyabiliyorum. Devlet büyüklerimden, hayırseverlerden yardım bekliyorum. Allah rızası için bana yardım etsinler. Betondan kurtulmam için en azından yere erecek bir şey, bir televizyon, meyvemi yemeğimi koymam için bir buzdolabım olsun. Ben hayırseverlerden bunu bekliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Bebeklerini Kaybeden Suriyeli Annelerin Yürek Dağlayan Talepleri

    Suriye’de yaşanan savaş ve iç karışıklığın faturasını en ağır anneler ödüyor. Suriye’den Türkiye’ye sığınan binlerce kadın bir yanda annelik duygusu diğer yanda gelecek duygusu arasında adeta ezilip kalırken, büyük umutlarla denizden kaçak yollarla Avrupa’ya ulaşmak isteyen onlarca anne kaybettikleri çocuklarının cansız bedenine bile kavuşamamanın ızdırabını yaşıyor.

    Zaman zaman bulundukları bölgelerdeki yöneticilere giden annelerin istekleri soğuk kış gününde adeta insanın içini acıtıyor. Çocuklarını deniz ortasında kaybeden pek çok anne çocuklarını canlı kavuşma ümidini kaybedince bari cenazeleri bulunsun diye yalvarıyor.

    Avrupa ülkelerine gitme ümidiyle Kuşadası sahilinden açıldıkları tekne ile Yunanistan’a geçmek isteyen Suriyeli Ailelerden çocuklarını deniz ortasında kaybeden anne Cihan Cemil bunlardan biri. Geçen ay deniz ortasında çocuklarını kaybeden anne diğer Suriyeli anneler gibi bir yandan evlat acısı yaşarken diğer yandan kaybettikleri çocuklarının cansız bedenine dahi ulaşamamanın derin acısını yaşıyor.

    ŞANSLI OLANLAR YENİDEN DENİYOR

    Yaşanan tüm acıya ve onca kayba rağmen Avrupa Sevdası’ndan vazgeçmeyen Suriyeliler, genellikle sahil kesimlerinde yaşıyor ve fırsat bulduklarında mutlaka kaçak yollardan Avrupa’ya ulaşmanın çaresini arıyor. Kendi ölümlerini hiçe sayan anneler kaybettikleri ciğerpareleri olunca durum değişiyor.

    18 AYLIK MUHAMMED’İN ANNESİ ŞANSLI ANNELERDEN

    Bilindiği gibi Aydın’ın Kuşadası ilçesinden, botla Yunanistan’a geçmeye çalışırken botun batması sonucu denizde kaybolan ve sonra balıkçılar tarafından ölmek üzereyken kurtarılan 18 aylık minik Muhammed annesi ile tekrar kavuşmasının mutluluğunu yaşıyor. Bot batınca oğlu ellerinden kayıp kaybolan anne Lorin Halef, ’’Bu yolda ne kadar çok çocuğun öldüğünü bile bile yola çıktık. Başımıza gelen bu feci olaydan sonra Suriye’de olan eşimin yanına dönüp öleceksek orada ölelim” diyerek yasadışı yollardan kaçmayı yeniden deneyeceğini söylemişti.

    Bilindiği gibi olay 21 Ekim Çarşamba günü, Kuşadası Körfezi Ahmetbeyli-Seferihisar’ın yaklaşık yedi mil açığında meydana gelmişti. Yunanistan’a 10 kişilik botla 30 kişi geçmeye çalışan Suriyeli mültecilerin botu su alıp batmaya başlamış 30 kişi suya gömülmüştü. Denizde insanların olduğunu gören balıkçılar ise durumu Sahil Güvenlik ekiplerine bildirirken bir taraftan da denizde olan mültecileri kurtarmaya başlamış Muhammed Bebek inanılmaz bir şekilde kurtarılırken aynı olayda Cihan Cemil isimli anne de 3 çocuğunu kaybetmişti.