Etiket: Yürek

  • Kar Altında Dilenen Suriyeli Çocuklar Yürek Burktu

    İstanbul’da kar yağışı, akşam saatlerinden itibaren etkisini artırırken, ülkelerinde süren iç savaştan kaçarak İstanbul’a gelen Suriyeli çocukların trafik ışıklarında kar altında dilenmesi yürek burktu.

    İstanbul’da kar yağışının gece saatlerinde etkisini arttırmaya başladı. Yoğun kar yağışı nedeniyle İstanbul’un bazı bölgelerinde zaman zaman görüş mesafesi düşerken durma noktasına gelen trafik gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü.

    Sabah saatlerinden itibaren zaman zaman kar yağışının etkili olduğu İstanbul’da mesai bitiminin ardından vatandaşların araçlarıyla dönüşe geçmesi üzerine trafik durma noktasına geldi. E-5 Karayolu Edirne istikameti Cevizlibağ ve Merter mevkilerinde yaşanan trafik nedeniyle uzun araç kuyrukları oluştu. Trafik nedeniyle bir ambulansın araç yoğunluğu içerisinde ilerlemekte zorluk yaşadığı görüldü.

    KARLI HAVADA TRAFİK IŞIKLARINDA DİLENEN SURİYELİ ÇOCUKLAR YÜREK BURKTU

    Öte yandan Eyüp İlçesi Yavedut Caddesi üzerinde, ülkelerinde süren iç savaştan kaçarak İstanbul’a gelen Suriyeli çocukların trafik ışıklarında kar altında dilenmesi yürek burktu. Yolda geçen ve kırmızı ışıkta duran araç sürücülerinden dilenen Suriye’nin Halep ve Şam şehirlerinden gelmiş olan Fatma, Emine ve Osman isimli çocuklar, ailelerine ekmek götürmek için dilendiklerini belirterek, kimsenin kendilerine yardım etmediğini söylediler.

  • Gaziantepliler Kurtuluş Gününde TEK Yürek Oldu

    25 Aralık Gaziantep’in kurtuluşunun 94. yıl dönümünde farklı görüşteki siyasetçi, sivil toplum örgütü temsilcileri, kentin protokol ile bir araya geldi.

    Gaziantep Savunması’nın 94. yıl dönümü etkinlikleri tek yürek olarak kutlanıyor. Gaziantep’in 14 Şehitlik olarak da bilinen Dokurcum Meydanı’nda düzenlenen törende muhalefet ile iktidar da bir araya getirdi. Törene Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Murat Soysal, Ak Parti Milletvekilleri Nejat Koçer, Ahmet Uzer, Canan Candemir Çelik, CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, MHP Milletvekili Ümit Özdağ Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, bazı belediye başkanları, siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile protokol katıldı. Birbirleri ile tokalaşıp, kısa süreli sohbetler ederken birliktelik mesajları verdi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 6 bin 317 şehidimizi rahmetle andıklarını belirterek, “Sevgili gençler siz göz bebeğimizsiniz. İstiklalimiz istikbalimizsiniz bu şerefli tarihin torunları olarak, biz 25 Aralık Gaziantep’in kurtuluşunu unutmayacağız unutturmayacağız. Yeniden bütün dünyaya haykırıyoruz. Ve diyoruz ki ilk günkü 25 Aralıktaki aynı azim ve aynı kararlılıkla bağımsız ve hür Türkiye için mücadele edeceğiz” dedi.

    Duygusal anlarında yaşandığı programda öğrenciler günün önemini anlatan şiirler okudu. Program, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın verdiği konserin ardından Gaziantep folklor ekibinin halaylarıyla devam etti.

  • Suriyeli Annenin Yürek Burkan Dramı

    Suriye’deki bombardımanda eşi ve 2 çocuğunu kaybeden acılı anne, zihinsel ve bedensel engelli kızıyla ülkeden kaçmayı başardı. 3 çocuğunu da Suriye’de bırakan acılı anne, Şanlıurfa’daki 3 odalı boş bir evde yaşam mücadelesi veriyor.

    Suriye’nin başkenti Şam’ın Doğu Guta bölgesinde eşi ve biri engelli 6 çocuğu ile yaşayan 60 yaşındaki Favziye Bedran, Şam’da kurulu bir pazar alanında Esad rejimine ait uçakların bombalaması ve ardından yaşanan çatışmalarda eşi ve 2 çocuğunu kaybetti. Biri engelli 4 çocuğu ile kalan Favziye Bedran, 40 yaşındaki engelli kızı Muna’yı alarak, ülkesinden kaçmayı başardı. 2 oğlunu Suriye’de bırakan acılı anne ve yanındaki zihinsel engelli kızı Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine yerleşti. Viranşehir’deki vatandaşların yardımıyla başını sokabilecekleri ev bulan aile, soğuk havalarda hiç bir eşyası olmayan evde yaşam mücadelesi veriyor. 3 odalı evde, halı, battaniye, yorgan ve yatak gibi temel yaşam malzemeleri bile bulunmazken, zihinsel ve bedensel engelli Muna ise gün boyu beton zeminde oturarak, Suriye’ye dönme hayalini yaşıyor. hayatta kaldıkları ve Türkiye’ye geçmeyi başardıkları için şükrettiklerini belirten aile, her geçen gün şiddetlenen kış mevsimi nedeniyle hayır severlerin desteğini bekliyor.

    “AÇLIKTAN KEDİ, KÖPEK YİYORDUK”

    Suriye’deki iç savaş öncesi maddi durumlarının çok iyi olduğunu belirten Favziye Bedran, iç savaş ile birlikte bomba ve kurşunların ardından açlık tehdidiyle baş başa kaldıklarını söyledi. Bomba ya da kurşunlarla öldürülmekten çok açlıktan ölmekten korktukları için ülkesinden kaçtığını belirten Bedran, Suriye’de verilen fetva üzerine kedi ve köpek yemeye başladıklarını anlattı. Favziye Bedran, “Biz sadece Esad’ın ve onun destekçilerinin bombalarından kaçmadık. Bizi her gün biraz daha kuşatan açlıktan kaçtık. Kedi köpek yemeye başladık. Özellikle alış veriş yapılan pazarlara saldırı yapılıyor. En çok kayıplar burada verildi. Eşimi ve 2 çocuğumu da buralara yapılan saldırıda kaybettim” dedi.

    Eşinin ve çocuklarının ölümünün ardından engelli kızı Muna’nın bomba ve kurşun seslerinden uyuyamadığını belirten Bedran, “Muna korkudan geceleri yatamaz oldu. Bunun üzerine Türkiye’ye sığınmaya karar verdik. Çünkü ölürsem, Muna’ya kimse bakmaz, çok acı çeker. hep bunları düşündüm ve 3 çocuğumu Suriye’de bırakarak, Muna’yı Türkiye’ye getirdim” diye konuştu.

    Suriye’deki çocukları ile irtibat kuramadığını belirten anne Favziye Bedran, çocuklarının yaşayıp yaşamadığını bile bilmediğini söyledi. Engelli kızıyla birlikte, iç savaşın biteceği ve Suriye’ye dönecekleri günün hayalini kurduklarını belirten Bedran, “Eşimi, çocuklarımı Suriye’de bıraktık. Bir an önce barış olsun, ülkemize geri dönelim. Döndüğümüz de ne yapacağız onu da bilmiyorum ama yine geri dönmek istiyoruz” diye konuştu.

    Suriye’ye dönerse ne yapmak istediği sorulan Muna ise eğilerek, doğduğu toprakları öpeceğini anlatırken, el işaretleri ve beden diliyle Beşar Esad’a kızgınlığını da ifade etti.

    VİRANŞEHİR DERNEĞİ SAHİP ÇIKTI

    Ailenin durumunu haber alan Viranşehir Derneği Başkanı Murat Karadaş, dernek imkanları ile temin ettiği battaniyeleri aileye teslim etti. Evin boş durumunu görünce yüreklerinin burkulduğunu belirten Karadaş, ailenin bir çok eksiği bulunduğunu ve bunları da imkanlar ölçüsünde tamamlamaya çalışacaklarını ifade etti. Türkçe konuşamaması nedeniyle derdini anlatmakta zorlanan aileye yardım elinin uzatılmasını isteyen Karadaş, devlet yetkililerine ve sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlere çağrıda bulundu.

  • (Özel Haber) Oğlunu Uyuşturucudan Kurtaran Annenin Yürek Burkan Feryadı :

    İstanbul’da yaşayan Gülten Türkmen, uyuşturucudan kurtardığı oğlu ve ailesiyle Zonguldak’a taşınmak için yardım elinin uzanmasını bekliyor.

    Gülten Türkmen, yaklaşık 10 yıl önce ailesiyle İstanbul’a taşındı. Sefaköy’de bir eve yerleşen Türkmen, oğlu Tuncay’ı da evlendirerek yuvasını kurdu. Aradan geçen zamanda dünyaya gelen torunlarına Berkecan ismi koyan ailenin, torunlarının karaciğer sirozu hastası olduğunu öğrenince dünyası karardı.

    Baba Tuncay Türkmen, oğluna uyan karaciğerini vererek hayatta tutmaya çalıştı. Ancak ailenin torunları Berkecan için doktorların ’20 yıl yaşar’ sözü üzerine ikinci kez dünyası başına yıkıldı. Torununa karaciğer nakli yapılmasının ardından moral bulan Gülten Türkmen, ihbar ettiği uyuşturucu satıcılarının tehditleri nedeniyle Zonguldak’a taşınmak istiyor.

    Anneannesinden kalan ancak kullanılamaz hale gelen evi gören Türkmen, hayırseverlere çağrıda bulundu. Eşyalarını ve ailesini Zonguldak’a getirmek isteyen Türkmen, yeni bir hayat kurmak istiyor.

    “BENİM YÜZÜM HİÇ GÜLMEYECEK Mİ?”

    Hayatının sıkıntılarla geçtiğini söyleyen Gülten Türkmen, uyuşturucuya karşı mücadelesini anlattı. Oğlunu uyuşturucudan kurtaran çaresiz anne, “Benim oğlum uyuşturucu kullanıyordu. Öldürücü bir maddeydi. Ben oğlumu kurtarmak için yıllarca parklarda yattım. Oğlum için sokaklarda kaldım. Oğlumu ben zor kazandım. Torbacıları içeri attırdım. Ben şu anda çok sıkıntıdayım. Evime, memleketime bile dönemiyorum. Kimse benim sesimi duymuyor.Dört yaşında torunum var. Onun hatırına bize yardım etsin. Benim dört yaşında karaciğer nakli yapılan torunum var. Oğlum ölürse torunum ne yapacak? Ben sadece oğlumu kurtarmadım ki herkesin evladını kurtardım. Benim maddi durumum çok kötü. Bana yardım edilmiyor. Benim yüzüm hiç gülmeyecek mi?” diye feryat etti.

    “YARDIM SÖZÜ VERDİLER AMA TUTMADILAR”

    Özel bir televizyon kanalında kendisine yardım sözü verilmesine rağmen yardım edilmediğini anlatan çaresiz anne, “Bir televizyon programına çıktım. Aniden kendimi canlı yayının ortasına attım. 10 Kasım günü yayına çıktım. Kimse bana 100 lira dahi yardım etmedi. Allah için sesleniyorum. Benim sesimi duysunlar. Ben anneyim. Yeter” diye konuştu.

    “OĞLUMU BULMAK İÇİN PARKLARDA YATIYORDUM”

    Zonguldak’a taşınmak için hayırseverlere seslenen Gülten Türkmen, şöyle devam etti:

    “Sefaköy parklarında kalıyordum. Bankların üzerinde yatıyordum. Bankların altında çocuğumu buluyordum. Bu ev için geldim. Bu ev çok kötü. Hatta bu eve bile sahip çıkamıyorum. Sefaköy’den Zonguldak’a taşınmama yardım etsinler. Yeter ki bir eve yerleşeyim. Son bir şans versinler. Bulaşık yıkarım, evime bakarım. Çocuklarıma bakmak için her işi yaptım. Torunum hasta her ay hastaneye getiriyorum. Her ay nereden para bulacağım. Torunum özel bir hastanede tedavi görüyor. Orada nakil oldu. Herkese sesleniyorum, ’Uyuşturucuya hayır’ deyin. Siz de yavrunuzu kurtarın. Bunlar her gün kum gibi türüyor. Ben evlatlarımı kurtarmak istiyorum. Benim oğlum daha 23 yaşında, oğlumu kurtardım. Ama şu an maddi durumum çok kötü. Gün geliyor ekmek alacak parayı bulamıyorum. Bana kimse yardım etmiyor.”

  • (Özel Haber) Mültecilerin Yaşam Şartları Yürek Sızlattı

    Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak yeni bir hayat kurabilmek için Avrupa ülkelerine daha kolay geçebilmek için kendi istekleriyle İzmir’in Çeşme ilçesindeki Alman Tatil Köyü’ne yerleşen onlarca sığınmacı, kışın gelmesiyle soğukta battaniyeler arasında tek odalı barınaklarda ısınmaya çalışarak yaşam mücadelesi veriyor.

    Suriye’deki iç savaştan ve Afganistan’daki baskılardan kaçan sığınmacıların Türkiye’deki bir adresi de Yunanistan’ın Sakız Adası’na en yakın bölge olan Çeşme Çiftlikköy oldu. Çeşme’den Avrupa’ya göç etmek isteyen Suriyeli ve Afgan mülteciler, kendi istekleriyle bölgeye yerleşti. Kışın gelmesiyle birlikte bölgede tam bir insanlık dramı yaşanırken, mülteciler tek odalı, eşyasız, susuz ve elektriksiz barınaklarda yeni bir hayat umuduyla yaşamını devam ettirmeye çalışıyor.

    GÖRÜNTÜLER YÜREK SIZLATTI

    Ormanın içinde terkedilmiş tatil köyünde yaşayan mültecilerin verdiği yaşam mücadelesi ise yürekleri sızlattı. Bulaşıcı hastalıktan korkulan bölgede akşam olunca odalarına çekilen sığınmacılar, 10 metrekarelik alanda 10 kişi kalıyor. Sağlıksız ortamda mücadele veren sığınmacılar arasındaki çocuklar ise dikkat çekiyor. Mülteciler en çokta bölgede açlıkla mücadele ediyor. Kimi zaman sığınmacıların kaldığı alana gelen yardımseverler, barınaklarda yemek dağıtıyor. Çocuklar ve kucaklarında bebekleriyle yemek yarışına katılan kadınlar ezilme tehlikesi geçirmesi ise kameralara yansıyor.

    HAVANIN KARARMASIYLA YOLA KOYULUYORLAR

    Onlarca mültecinin mesken tuttuğu alanda ise yoğun bir koku hakim. Havanın kararmasıyla mülteciler barınaklarına çekilirken, umut yolculuğu da karanlık havada gerçekleşiyor. Ellerine aldıkları battaniye ve şişme yelekler ile yola koyulan göçmenler, insan kaçakçılarına belirli ücretler ödeyerek deniz üzerinden şişme botlarla yolculuk yapıyor. Hemen hemen her gün ise sahile vuran cesetler umut yolculuğunu ölümle sonuçlandırıyor.

    AMBULANS DOĞUMA ZOR YETİŞTİ

    Harabe içerisinde yaşayan Afgan ailelerinden iki çocuklu Robina Abrahimi ise üçüncü çocuğunu az kalsın sağlıksız bir ortamda doğum yapacaktı. Bir anda sancılanan Robina Abrahimi’yi gören İHA muhabiri durumu 112 Acil Servis ekiplerine bildirdi. Gelen ambulans ile hastaneye giden Robina Abrahimi, üçüncü çocuğunu ise kısa bir süre sonra dünyaya getirdi.