Etiket: yükseliş

  • Doların yükseliş nedenleri

    Döviz kurundaki artış trendinin başlamasında en önemli sorunlardan biri bütün dünyada fon bulmanın maliyetlerinin yükselmesi olarak görülüyor. Fed’in faiz artışına gitmesiyle Türkiye dahil gelişmekte olan bazı ülkeler için finansman maliyetlerinin yükselmesi, ABD Başkanı Trump’ın sert ticaret politikası ve portföy yatırımlarının ülkeden çıkmaya başlaması doları yukarı yönlü sıkıştırıyor.

    24 Haziran seçimleri yaklaşırken piyasalardaki hareketlilik devam ediyor. Hafta başında 4,72 seviyesinde bulunan Dolar/TL paritesi 4,77 seviyesine kadar yükseliş gösterdi, ardından bir miktar gevşeme ile 4,75 düzeyinde tutundu. Seçim öncesi paritede yaşanan bu oynaklık yatırımcı ve piyasa oyuncularını olumsuz etkilemekte.

    Marmara Üniversitesi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Profesörü Dr. Cengiz Bahçekapılı, dolardaki yükselişin nedenlerine değindi. Prof.Dr. Bahçekapılı, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artışına gitmesi, Türkiye’nin risk priminin yükselmesi ve cari işlemler açığındaki yükselişin doları yukarı yönlü ittiğini söyledi.

    “CDS primleri yükseldi, Yunanistan’ın bile üzerinde”

    Bahçekapılı, yılbaşından bu yana ABD dolarına karşı TL’nin yaklaşık olarak yüzde 26-28 nispetinde değer kaybettiğinin altını çizerek, “Burada özellikle Merkez Bankası’nın faiz artışına gittiği iki tane tarih var. Birincisi 1 Haziran’da, diğeri ise 8 Haziran’da. O tarihe kadar döviz kurunda çok ciddi bir artış söz konusu oldu. Merkez Bankası’nın politika faizini önce 16,50 sonra 17,75’e yükseltmesiyle birlikte bir miktar durulma söz konusu oldu. Son günlerde özellikle de bayram sırasında artış oldu. Hatta vatandaşlar bayram sırasında nasıl yükselir diye sordular. Artık dünyada uluslararası piyasalarda alım satımlar devam ettiği için sığ pazarlarda bir artış oldu. Burada iki tane göstergeyi göstermek istiyorum; bir tanesi kredi risk swapı olarak çevirdiğimiz CDS oranlarına bakmak lazım. Türkiye’deki baz puan açısından baktığımız zaman bu rakam 3,25’e yükseldi. 21 Mayıs’ta 2,88 olan değer buraya yükseldi. CDS primleri açısından baktığımız zaman Türkiye, dünyada en yüksek 5’inci ülke sırasına yükseldi. Yunanistan’ın bile üzerine çıktı. Bizim bir üstümüzde 3,52 puanla Mısır var” dedi.

    “Döviz kurundaki artış trendinin başlamasında en önemli sorunlardan biri bütün dünyada fon bulmanın maliyetlerinin yükselmesi” diyen Prof. Dr. Bahçekepılı, “Bundan da en önemli unsur ABD ekonomisi ve Federal Rezerv’ün izlediği politikadır. ABD Merkez Bankası son faiz artırımını 13 Haziran’da yaptı. Politika faizini 2’ye getirdi. Bundan önce de 25 ve 50 baz puanlık artışlarla bu rakamlara geldik. Türkiye ve bir çok gelişmekte olan ülke için bunun anlamı; artık finansmanın pahalı olmasıdır. ABD’deki enflasyon oranındaki hafif yükselmeye karşılık, işsizliğin düşmesi ve büyümenin artıyor olması dolayısıyla ABD Merkez Bankası sıkılaştırmaya gitme kararı verdi. Yani faiz oranını yükseltmeye karar verdiler. Biz dahil olmak üzere bir çok ülke açısından bakıldığı zaman artık uluslararası piyasalardan borçlanmak pahalı hale gelmeye başladı” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın sert ticaret politikası da yükselişte bir neden

    Bahçekapılı, yükselişteki ikinci önemli faktörü ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı sert ticaret polikaları olarak değerlendirdi. Bahçekapılı, “Bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri çok etkileyen, ABD’nin yeni yönetiminin, bu ticaret savaşları adı altında basına yansıyan uluslar arası ticarette ki dış açıkları dolayısıyla bunu kapatabilmek için yeni dış ticaret vergilerinin uygulamaya geçmesi ne ilişkin söylemlerdi. Geçtiğimiz gün Çin’e karşı 200 milyar dolarlık ek vergi paketi açıkladılar.Bu tabi bizim gibi ülkeleri çok etkiliyor. Çünkü uluslararası pazarda ileride daralmaya sebep olabilecek bu eğilim, ihracatı zaten sınırlı olan ülkeleri biraz daha zorlar” diye konuştu.

    “Yabancı portföy yatırımcısı Türkiye’den çıkıyor”

    Bunların dışında doların yükselmesine iç piyasada da bir takım problemlerin neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Bahçekapılı, “Bu söylediğim dış faktörlerin dışında; Türk ekonomisinin kendine özgü bazı sorunları var. Bunun en başında cari işlemler açığı yer alıyor. Son 4 aylık veri yayınlandı nisan ayı itibariyle. Şu anda cari işlemler açığımız 21 milyar dolar. Geçen yılı 47 milyar dolar ile kapatmıştık. Kabaca 12 aylık verilerle baktığımız zaman, geçen sene cari açığın GSYH’ye oranı 5,5 nispetindeyken, şu an yüzde 6,5 seviyelerine geldi. Bu çok önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Beraberinde de riskleri arttırıyor. Buna ek olarak yine aynı dönemde ki, bizim sıcak para diye adlandırdığımız portföy yatırımlarında da önemli bir dönüşüm söz konusu. Şubat, Mart ve Nisan ayında portföy yatırımlarına sıcak paranın geri çıkmaya başladığını, yani yabancı portföy yatırımcısının Türkiye’den çıkmaya başladığını görüyoruz. Bu, döviz piyasasında bir talep oluşturuyor. Diğer taraftan bu yıl Türkiye’nin kısa vadeli borçlarında ciddi bir birikim söz konusu oldu. Toplam 125 milyar dolarlık, 1 yıl içinde ödemek zorunda olduğumuz kısa vadeli borç var. Bunun 100 milyar doları da özel kesime ait. Üzerine birde bu senenin oluşabilecek 40 milyar dolarlık cari açığı ilave ederseniz 165 milyar dolar bulmak zorunda Türkiye” dedi.

    “Türkiye 165 milyar dolar bulmak zorunda”

    Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı şu açıklamalarda bulundu:

    “Üzerine birde oluşabilecek aşağı yukarı 40 milyar dolarlık bir cari açığı ilave ederseniz Türkiye 165 milyar dolar bulmak zorunda. Kısa vadeli borç döviz piyasası üzerinde talep yönünde bir etki oluşturuyor. Sıcak paranın çıkışı talep yönünde bir etki oluşturuyor. Bunun üzerine birde vatandaş katılıyor. Çünkü Türkiye’de döviz kuru bir kriz algısı olarak nitelendirildiği için bu kadar hızlı olunca ‘Ya bu daha da artar’ dediği için vatandaş ya satmıyor veya alıcı olarak piyasaya girmeye başlıyor. Bu da döviz talebini artışlına neden oluyor.

    Merkez Bankası faiz artırımına gitmekte gecikti

    Döviz arzı yönünde baktığımız zaman dışarıdan finansman bulmak zor talep yönüyle baktığımız zaman talep ise çok yüksek. Böyle olunca da döviz kuru çok hızlı bir şekilde artıyor. Bu yaşadığımız sıkıntıların en önemli nedenleri olarak görebiliriz. Merkez Bankası ve siyasiler bu öz eleştirilerini de yaptılar. Merkez Bankası faiz artırımına gitmekte gecikti. Bu artışları döviz kurlarındaki hareketlilik yüzde 20-25’lere geldiklerinde yaptığı için biraz geç kaldı.

    Siyasilerin yaptığı bazı açıklamalarda olumsuz etki oluşturdu. Faiz oranları bence de yüksek ancak küresel piyasalarda ne yazık ki sermaye hareketleri serbest olduğu ekonomilerde iki tane fiyatı belirlemeniz mümkün değil hem döviz kurunu hem de faiz oranını belirlemeniz mümkün değil.

    Döviz kuru artarken, faiz oranını artırmıyorum diyemiyorsunuz

    Merkez Bankası 2001 yılından itibaren faiz oranını belirleyeceğini döviz kurunu dalgalanmaya bırakacağını söylemişti. Şimdi döviz kuru artarken, faiz oranını artırmıyorum diyemiyorsunuz. Çünkü yabancı yatırımcıyı ülkeye çekebilmek veya kalmasını sağlayabilmenin yolu döviz kuru artarken faiz oranını yükseltmekten geçiyor. Fed çok büyük bir rakibin faiz oranlarının artırması durumunda bizde böyle bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.”

  • Posacı; “Zeytin rekoltesinde yükseliş var”

    AYDIN( İHA) – Efeler Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Posacı, zeytin rekoltesinde yükseliş olduğunu belirtti.

    Efeler Ziraat Odası aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi. Efeler Ziraat Odası Salonun Meclis Başkanı Bayram Er başkanlığında çiftçilerin sorunlarının ele alındığı aylık olağan toplantının ardından bir açıklama yapan Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, zeytin hasadın sürdüğü Aydın’da rekolte de yükselme yaşandığını söyledi.

    Bu yıl zeytin ağaçlarında var yılı olmasına rağmen rekoltede bazı eksikliklerin gözlendiğini belirten Posacı, zeytindeki verimi etkileyen çeşitli sebeplerin olduğu bunların en başında Haziran ve Temmuz ayların da yaşanan aşırı sıcakların yanı sıra hatalı verim budamaları, bilinçsiz uygulanan tarım ilaçları, analiz edilmeden kullanılan biti düzenleyici ve geliştiriciler ile yanlış sulama tekniklerin zeytin tane verimi üzerinde olumsuz yönde etkili olduğunu ifade etti.

    Aydın’da zeytinyağı litre fiyatının tacirlerle pazarlığa bağlı 12 ile 15 TL arasında gözlendiğini belirten Posacı, üreticilerin zeytin yağını elinde tutmalarını, ileri ki günlerde fiyatların yükseliş kaydedeceğini ifade ederek, zeytin üreticilerin satışta acele etmemeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

  • Kutay Gözgör, borsanın yükseliş nedenlerini açıkladı

    Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kutay Gözgör, borsanın yükseliş nedenleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi dün 93 bin 802 puan ile kapatarak tüm zamanların rekoruna ulaşmasının ardından Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kutay Gözgör konuyla ilgili değerlendirmede bulundu. BIST 100 endeksini Ocak ayından bu yana yükseliş trendinde etkili olan dört önemli etkenin ön plana çıktığını ifade eden Gözgör; bu dört etkeni; referandum sonuçları, bankacılık sektöründeki yükseliş, ABD Başkanı Trump’un politikaları ve Fransa’da gerçekleşen seçimler olarak belirledi.

    “Referandum sonuçları BIST100 endeksini olumlu etkiledi”

    BIST 100 endeksini destekleyen etkenlerin başında yurtiçinde sonuçlanan referandumun geldiğini ifade eden Kutay Gözgör; “Referandum sonrası politik risk sürecinin ortadan kalkması, TL varlıklarını olumları etkiledi. TL’nin dolar karşısında değer kazanması BIST 100 endeksini de desteklerken; bankacılılık, holding gibi sektör hisseleri ön plana çıktı” şeklinde konuştu.

    “Bankacılık sektörü yükselişin lokomotifi oldu”

    Başta bankacılık sektörü olmak üzere, birçok öncü şirketin bilançosunun olumlu açıklanacağına yönelik beklentiler de yükselişe etkili oluyor bilgisini paylaşan Kutay Gözgör; “Özellikle teminat yetersizliği nedeniyle kredi alamayan KOBİ’lere ve KOBİ dışı işletmelere kefil olarak finansman desteği sağlayan Kredi Garanti Fonunun (KGF), banka bilançolarına olumlu yansıması bekleniliyor. KGF kredilerine yönelik talep artışı bankaların aktiflerini destekleyecek nitelikte olabilir” dedi

    “Trump’ın politikaları borsaları destekliyor”

    Borsadaki gelişmelerde Trump’ın politikalarının etkisine dikkat çeken Kutay Gözgör; “Küresel gelişmelere baktığımızda ise BIST 100 endeksini destekleyen faktörlerin yer aldığını görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın açıklayacağı vergi teşvikleri borsaları olumlu yönde etkilemeye devam ediyor. Küresel öncü borsalarla yükselen BIST 100 endeksi, başta ABD Merkez Bankasının (FED) söylemlerinden ve Donald Trump’ın politikalarından etkilenmeye devam edebilir” ifadelerini kullandı.

    “Fransa seçimleri risk iştahını yükseltti”

    Fransa’nın Avrupa birliğine olumlu yaklaşımını Avrupa borsalarını hareketlendirdiğini ifade Kutay Gözgör; “Öte yandan dün Fransa’da gerçekleşen seçimlerde Avrupa Birliğine yönelik olumlu söylemleriyle ön plana çıkan Emanuel Macron’ın ilk turu kazanması, piyasalarda risk iştahını yükseltti. Hemen hemen tüm Avrupa Borsalarında yükselişler hız kazanırken, BIST 100 endeksinin de bu gelişmeden olumlu etkilendiğini söyleyebiliriz” dedi.

    “Teknik anlamda yükseliş isteği sürüyor”

    Kutay Gözgör BIST 100 endeksinin teknik görüntüsü ile ilgili değerlendirmesinde ise “BIST100 endeksinin teknik görüntüsüne baktığımızda ise, 93 bin seviyesi önemli destek olarak takip edilebilir. Bu seviyenin üzerinde kalınması halinde kısa vadede yükseliş isteği sürebilir. Olası yükseliş senaryonu devamı halinde 94 bin – 94 bin 800 bölgesi gündeme gelebilir” şeklinde konuştu.

  • Batı Akdeniz ihracatında yükseliş

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Satıcı, Batı Akdeniz’den ilk üç ayda yüzde 21,15 artışla 406 milyon 418 bin 909 dolarlık ihracatın gerçekleştiğini söyledi.

    BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Satıcı, Batı Akdeniz’in ilk üç aylık ihracat rakamlarını açıkladı. Batı Akdeniz ihracatında artışın sürdüğünü belirten Satıcı, “Bölgemizden 1 Ocak-31 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleşen ihracattaki artış oranı yüzde 21,15’e çıktı. Son 3 ayda Antalya, Burdur ve Isparta illerinden 406 milyon 418 bin 909 dolar ihracat gerçekleştirildi. Sadece Mart ayında ise bölgemizden 149 milyon 64 bin 847 dolar ihracat gerçekleştirildi ve geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 22 artış sağlandı. Bölgemizden gerçekleşen ihracatın bu şekilde devam etmesi halinde 2014 yılında yakalanan 1,6 milyar dolar ihracat rakamının aşılması bekleniyor” dedi.

    Çin’e ihracat yükselişi devam ediyor

    Bölge ihracatının sektörel dağılımını da açıklayan Satıcı, “Yaş meyve sebze ile madencilik sektörünün bölge ihracatının lokomotifi olma özelliğini devam ettirdi. Yaş meyve sebze sektörü ilk üç ayda yüzde 25,23 artış ile 126 milyon 980 bin 596 dolarla Batı Akdeniz’in en fazla ihracat gerçekleştiren sektörü oldu. Madencilik ürünlerinde ise ilk üç ayda yüzde 30.76 ile 96 milyon 50 bin 670 dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Kimya ve ağaç orman ürünleri sektörü de ihracat rakamlarını sistematik olarak yükseltmeye devam ediyor. Bölgemizden ihracatı her geçen gün gelişim gösteren diğer sektörlerimiz iklimlendirme, demir-çelik, makine ve aksamları, savunma ve havacılık, otomotiv endüstrisi sektörleri de ihracatlarını ciddi oranda artırarak, rakamların yükselmesine önemli katkı sağlıyor. Tekstil ve hammaddeleri ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörü de bölge ihracatının önemli bir aktörü olma özelliğini sürdürüyor. Çin, bölgemizden en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke olma özelliğini bu dönemde de sürdürdü. Çin’e gerçekleşen ihracatta yarı yarıya yakın artış sağlanırken, en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke toplam ihracatımızın üçte birini gerçekleştirdi. Öte yandan listenin geri kalan kısmında yer alan ülkelerde de önemli ölçüde ihracat artışı sağlandı. Bu ülkelere gerçekleştirilen ihracattaki artış bölgenin toplam ihracat rakamlarının artışının temelini oluşturdu” diye konuştu.

    Satıcı şöyle devam etti:

    “BAİB olarak bölge ihracatımızın daha da artması için dün olduğu gibi yarında çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Bu kapsamda Mart ayının son haftasında BAİB olarak 52 ihracatçı firmamızla birlikte Marble 2017 İzmir Fuarı’na katıldık. Dünyanın 85 ülkesinden gelen sektör profesyonelleri ile bölgemizin mermer ihracatını daha da geliştirecek önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Nisan ayının ilk haftasında mermer fuarına katılmak için ABD’ye gideceğiz. Bir ay sonrada yine mermer fuarı için Avustralya’da olacağız.”

  • İçişleri Bakanı Soylu: “16 Nisan’dan sonra kesintisiz bir yükseliş başlayacak”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 16 Nisan tarihinde yapılacak referandum sonrasında Türkiye’nin kesinsiz bir yükselişe geçeceğini vurguladı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adıyaman’da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi. Ziyareti sırasında Soylu’ya Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok da eşlik etti. STK temsilcileri ile toplantı yapan Bakan Soylu, 16 Nisan tarihinde yapılacak referandumun önemini vurgulayarak, “16 Nisan’dan sonra bu ülke için kesintisiz bir yükseliş başlayacak. Hak ettiğimiz noktaya geleceğiz. Bugün dünyada lider eksikliği var. Hepimiz bunu görüyoruz. Liderimizin kararlığı ile Türkiye’nin diz çökmediğini görüyoruz. Ülkeler böyle liderlere kolay kolay rastlamazlar. Böyle liderler döneminde büyük sıçramalar olur. Üç yıldır Gezi olayları, 6-7 Ekim, 15 Temmuz’u yaşadık. Eğer seçimler olmasaydı istikametimiz sıkıntıya giderdi. Bu engelleri seçimle aşabilme şansını elde ettik. 10 bin dolara geldik ve durduk. 15 bin dolara çıkamadık. 3-4 yıldır Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar” dedi.

    Yepyeni bir sistem geldiğini ifade eden Soylu, “Anahtarın millette olduğu bir sistemdir. Yüzde 50’nin üzerini alan iktidar olacak. CHP’nin yaptığı ‘nasıl olsa 24-25 alıyorum.’ Şimdi ötekisine de ihtiyacı olan, 25’i 50’ye taşıyabilecek bir siyaset izleyecek. Bir takım ittifaklarla beraber, bloklaşmaların değil, tam tersi birliğin olabileceği, aşırılıkları bir tarafa bırakabileceği yepyeni bir sistem olacak. Uzlaşmanın, birliğin, beraberliğin, herkesin birbirine el uzatacağı bir yepyeni bir anlayış olacak. Bir taraftan cumhurbaşkanının yürütmeyi yürüteceği, ama parlamentoya karşı sorumlu olacağı bir sistem olacak. 16 Nisan günü Türkiye için taptaze bir gün olacak” diye konuştu.

    “Çatlasalar da patlasalar da dünyanın 10 büyük ekonomisi olacağız”

    Bakan Soylu, ülke olarak çok badireler atlatıldığını kaydederek, “Çok badirelerden geçtik, çok sıkıntılardan geçtik ama Allah’a şükürler olsun ki bu gün ayaktayız. Dünyada birçok olay, etrafımızda ateş çemberi olmasına rağmen ayaktayız. Avrupa’da, Amerika’da yeni oluşumlar olmasına rağmen biz ayaktayız. İstikametimizden vazgeçmedik. Milletimiz istikametinden vazgeçmedi. Başına hangi çorap örülmeye çalışılırsa çalışsın, hedefinden vazgeçmeyen, değerlerine bağlı, geleneklerine, örfüne bağlığıyla, demokrasiye, cumhuriyete bağlılığı ile bu millet vazgeçmemiştir. Bu ülke tesadüfler üzerindeki bir ülke değildir. Bu memleketin bir tesadüfle zinciri üzerinden yönetildiğini zannedenler yanılıyorlar. Memleketimizin değerlerine sahiplerse memleketimizin menfaatlerini yüksek tutuyorlarsa millet tarafından unutulmaz. Farklılıkların birbirine husumet olarak kışkırttılar. Kahramanmaraş, Çorum olaylarını yaşadık. Bazen bizi Alevi-Sünni, bazen Kürt-Türk olarak ayırmaya çalıştılar. Dertleri Türkiye’ydi, bu ülkenin ayakları üzerinde durmasını engellemekti. Hepimiz bütün bunların eğitmeleriyle büyüdük. 15 Temmuz gecesi sadece bir gece değildir. Büyük bir birikimin ilanıydı. Milletin söylediği tek şey ben benim seçtiğim, benim irademe karıştırmam diyor. Mazlumlara el uzatan bu ülkenin gelişmesini istemiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi engeli koymaya çalışırlarsa çalışsalar. Kendi arabamızı, kendi uçağımızı imal edeceğiz, 25 bin dolar milli gelir, çatlasalar da patlasalar da dünyanın 10 büyük ekonomisi olacağız” diye konuştu.

    “Bu ülkenin en önemli meselesi güvenlik meselesidir”

    Bu ülkenin çok sahte kahramanlar gördüğünü söyleyen Soylu, “15 Temmuz’daki bu mücadele her birimizin belleğinden çıkmıştır. 15 Temmuz’da bu mazlumlara ve mağdurlara elini uzatan millete Canab-ı Allah’ın verdiği güçtür. Biz sırati müstakimden ayrılmayacağız. FETÖ atıklarını görebilirsiniz. Bugün yeniden birileriyle birlikte kendilerini ifade etmeye çalışabilirler. Ağzımızı açtırmasınlar. Bu memleket çok sahte kahramanlar gördü. Cenazelerin nasıl kalktığını biliyoruz. Bu millet halis ve asil bir millettir. Bizim birbirimize olan bağlılığımız devam ettiği sürece daha güçlü olacağız. Bu ülkenin en önemli meselesi güvenlik meselesidir. Adıyaman’a, Mardin’e turist gelebilmesi için güvenlik gereklidir. Biz bunun farkındayız. Biz terörle mücadele edeceğiz. Hiç merak etmeyin, tasfiye edeceğiz. Bütün güvenlik güçlerimiz aslan gibiler. Vatandaşımızın demokratik haklarına, hukukun üstünlüğüne önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bakan Soylu, kıyılmış tütün ile ilgili olarak ise, ilk olarak tütün meselesi ile ilgili üreticileri bu sorundan kurtarmak istediğini söyledi.

    Toplantının açılışında konuşan Vali Abdullah Erin ise, Adıyaman’ın barış ve huzur şehri olduğunu, 15 Temmuz’da dik duruş gösteren bir kent olduğunu dile getirdi. STK temsilcileri ile yapılan toplantıya Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Milletvekilleri Adnan Boynukara, İbrahim Halil Fırat, Salih Fırat, Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.