Etiket: Yorumu

  • Feyzioğlu’ndan ’Dokunulmazlık’ Yorumu

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunu değerlendirerek, “Ruters’ın haberi şöyle diyor: ‘Dokunulmazlıkların kaldırılması, milletvekilleri ve genel başkanların tutuklanması PKK’ya hayalini kurduğu şu cümleyi telaffuz etme imkanı verecek.’ Dünyaya dönecek diyecek ki ‘Türkiye’de görüyorsunuz millet meclisi çatısı altında siyaset yapma imkanı elimden alınmıştır. Bu sebeple benim yürüttüğüm silahlı mücadele terörist bir mücadele değildir, bir özgürlük savaşıdır.’ Arayıp da bulamadığı fırsat işte bu” dedi.

    Tokat Barosu tarafından yapılan CMK Eğitim Merkezi’nin açılışına katılmak üzere kente karayolu ile gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu meslektaşları baro binası önünde karşıladı. Tokat Barosu Başkanı Faruk Bostancı’yı ziyaret eden TBB Başkanı Feyzioğlu, yaklaşık 3 yıldır arabuluculuk eğitimini büyük bir ciddiyet ve geniş bir kapsama ile yaptıklarını söyledi. Tokat’ta da 8 gün süren arabuluculuk eğitimine katılan avukatlara sertifikalarını vereceklerini ifade eden TBB Başkanı Feyzioğlu, sözlü eğitimden geçecek olan meslektaşlarının arabuluculuk sıfatını almaya hak kazanacaklarını kaydetti.

    Türkiye Barolar Birliği tarafından Türk Dili Konuşan ve Akraba Ülkeler Avukat Örgütleri Birliği (TÜRK-AV) kuruluş çalışmaları tamamlanarak son aşamasında geldiğini ifade eden Feyzioğlu, TÜRK-AV’ın günlük siyasetin ve kişisel menfaatin ötesinde, toplumları kucaklaştıracak bir hareket olduğunu söyledi. Feyzioğlu, TÜRK-AV olarak amaçlarının avukatlık örgütlerini bir araya getirmek ve avukatların birbirleriyle iletişim içerisinde olmalarını ve iş imkanları kurmalarını sağlamak olduğuna dikkat çekti.

    HUKUK FAKÜLTELERİNİN AKREDİTASYONU ÇALIŞMASI

    Bir gazetecinin avukatların hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra sınava tabi tutulup tutulmayacağı yönünündeki sorusuna Feyzioğlu, 95 bin avukatın halihazırda görev yaptığını, 14 bin stajyer avukatın olduğunu ve 65 bin hukuk fakültesi öğrencisi bulunduğuna dikkat çekerek şöyle cevap verdi:

    “Bu 65 bin öğrencinin yaklaşık 60 bini 5 yıl içinde avukat olacaktır. Bu 5 yıl içerisinden 150 bin sayısına ulaşmamız anlamına geliyor. Bu avukatlığın kalitesinin sürdürülmesinden maalesef sıkıntı demektir. Avukatlığın kalitesinde düşüş toptan hukuk devletinin kalitesinde düşüşü beraberinde getirir. Biz sayıların kontrol altına alınmasını, eğitimin standardının yükseltilmesi açısından zorunlu görüyoruz. O sınavı geçecek kalitede eğitim verilmesi hukuk fakültelerinin görevi olmalı ve tabi ki devlet de bu görevin yerine getirilip getirilmediğini denetlemeli. Biz ayrıca sınavın yanı sıra hukuk fakültelerinin akreditasyonu çalışması içerisindeyiz. Bunda epey ilerledik şu an YÖK’le son noktayı koymak üzereyiz. 38 hukuk fakültesi dekanı ile çalıştık. Asgari standartları belirledik. Fakültelere belirli bir süre vereceğiz. O sürenin sonunda kendilerini o standartta yükseltemedikleri gördüklerimizi kamuoyuna duyuracağız. Anne, baba ve gençlere diyeceğiz ki bu fakültelere gitmeyin, çocuklarınızı göndermeyin. Şu fakültelere standartlarımızı sağlamaktadır veya geçmiştir diyeceğiz. Böylece bir masa bir sandalye çatısı var hukuk fakültesi açtım devrini bitirmemiz lazım.”

    “DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI PKK’YA HAYALİNİ KURDUĞU CÜMLEYİ TELAFFUZ ETME İMKANI VERECEK”

    Dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili çalışmalarla ilgili sorulara ise Feyzioğlu, bu konudaki tartışmaların sağlıksız olduğunu, sadece iç politikaya göz kırparak dış politikayı görmezden gelmenin de yanlışlığına dikkat çekmek istediğini ifade ederek şöyle konuştu:

    “Ruters’ın haberi şöyle diyor: ‘Dokunulmazlıkların kaldırılması, milletvekilleri ve genel başkanların tutuklanması PKK’ya hayalini kurduğu şu cümleyi telaffuz etme imkanı verecek.’ Dünyaya dönecek diyecek ki ‘Türkiye’de görüyorsunuz millet meclisi çatısı altında siyaset yapma imkanı elimden alınmıştır. Bu sebeple benim yürüttüğüm silahlı mücadele terörist bir mücadele değildir, bir özgürlük savaşıdır.’ Arayıp da bulamadığı fırsat işte bu. Akademisyenlerin denilen o mektupta da adını geçen kişiler devletin bir soykırım yaptığını, ağır silahlar kullandığını, halkı kırdığını ve kıydığını ifade ederek dolaylı yoldan PKK’yı halkı koruyan bir örgüte dönüştürmeye çalışıyorlardı. Şimdi de dönüp dokunulmazlıklar kaldırıldığında PKK ‘biz meclise benim temsil ettiğim kitlenin seçtikleri girmişti ama tutukladılar hapse attılar. Siyaset yolu orada kapandı, bana silahlı mücadeleden başka yol kalmadı’ demeye hazırlanıyor. Buna siz içeride ne kadar duygusal yaklaşırsanız yaklaşın ne kadar sevinçle karşılarsanız karşılayın hoşlanmadığınız insanların tutuklanmasını yargılanmasını dışarıda pişirilen yemek bu. Buna ne yapmak lazım? Uzun süredir söylüyoruz. Türkiye bağımsız, tarafsız, adil yargılama yapabilen ve herkesi buna inandırma gücüne sahip bir yargıya ihtiyaç duyuyor. Fransa’da veya Almanya’da böyle bir dokunulmazlık kaldırılması olsa kimsenin aklına gelmez. ‘Siyasetin yolunu tıkamak için mi yapıyorlar’ denmez. Niçin toplu ilgilendiren her soruşturma ve dava bir büyük bölünme ve tartışma sebebi? Sebep gayet basit. Yargıya güvenmiyoruz. Yargıya işimize geldiğinde alkış tutuyoruz işimize gelmediğinde sövüyoruz. Yargıya sonuç itibarıyla bağımsız ve tarafsız karar verebileceği noktasında güvenemiyoruz. Çünkü sistem müdahaleye açık. İşte PKK’nın sömürdüğü bu. PKK dokunulmazlıkları kaldırın milletvekillerini tutuklayın zaten Batı, Türk yargısının bağımsız ve tarafsız olmadığını düşünüyor. Dolayısı ile HDP milletvekilleri ve genel başkanlarının tutuklanmasını doğrudan doğruya hükümet talimatı olarak takdim edecek ve diyecek ki, ‘Türk hükümeti ve devleti Türkiye’de belli bir bölgede yaşayan insanların siyasi çözümünü siyaset yapmasını yargı gücü ile önlemiştir. Bu sebeple de ben meşru savunma içerisindeyiz.’ Hazırlandığı bu. Terörle akılla savaşılır. Aklımızı rafa kaldırarak savaş olmaz. Teröristle silahla savaşırsın, silah çeken teröriste çiçek verilmez. Ama terörle mücadele akılla olur. Aklımızı emanete vererek terörle mücadelede başarılı olamayız. Hele hele iç politika malzemesi yaparak ve bunu restleşmeye çevirerek asla başarılı olamayız. Biran önce yargının bağımsız, tarafsız, adil yargılama yapar hale getirilmesi lazım ki mahkemeye her işi düşen vatandaş burada adil karar çıkar diyebilsin. PKK’nın arkasında saf tutmuş olan bir takım emperyalist ve küresel veya bölgesel güçler suistimal edecekleri bir alan bulamasınlar.”

  • Şahin’den İl Genel Meclisi Seçimi Yorumu

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Karabük İl Genel Meclisi’nde yapılan seçimlerle ilgili, konunun fazla büyütülmesine gerek olmadığını söyledi.

    Grup kararına rağmen İl Genel Meclis Başkanlığına Ahmet Sözen’in seçilmesine yönelik soru sorulması üzerine Şahin, “Seçilen arkadaşlar bizim grubumuza mensup bir İl Genel Meclisi üyemizdir. Grup kararına uyulmasını tabi ki arzu ederdik. Ama bir seçim yapılmış. Bunu parti organlarımız değerlendireceklerdir. Bizim için önemli olan ’şunun veya bunun’ meclis başkanı seçilmesi değil. İl Genel Meclisi, Özel İdare kanalıyla Karabük’e, köylere, kırsal kesimlere getirilecek hizmetlerin en iyi şekilde yerine getirilmesidir, bizim önceliğimiz budur.” dedi.

    Köylere hizmetin gitmesinin kimin İl Genel Meclisi başkanı olacağından daha önemli olduğunu ifade eden Şahin, “Böyle bir seçim sonucunda bir başka arkadaşımızın grup kararına rağmen meclis başkanı seçilmiş olması bizim Karabük’te kırsal kesime getireceğimiz hizmetlerimizi aksatmamalıdır, aksatmayacaktır. Bizim için üstünde titizlikle durulacak husus budur. Yoksa grubumuz içerisinde bir arkadaşımızın seçilmiş olması siyasi sorun değildir. Bunu siyasi sorun olarak değerlendirmiyoruz.” diye kaydetti.

    “Özel İdare’de bir değişim söz konusu mu?” şeklinde sorulan soruya ise Şahin, “Şuanda bizim böyle bir gündemimiz yok. Bizim tek gündemimiz hizmet dönemi başlıyor. Artık kış mevsiminden çıkıyoruz. Planlı, programlı bir şekilde köylerimizin başta yol, su, kanalizasyon sorunlarının bir an önce çözülmesidir. Geçtiğimiz dönem bir taş kırma makinesi almıştık, bu sene bir tane daha temin etmeyi düşünüyoruz ki, ulaşılmayan köyümüz kalmasın. Her köyümüze, mahallemize standartları yükseltilmiş olan yollarla gidebilelim. Bizim amacımız budur. Genel sekreterin değiştirilmesi şeklide gündemimiz yok.” ifadesinde bulundu.

  • Bekir Yılmaz’dan Avrupa Yorumu

    Bursaspor’un orta saha oyuncusu Bekir Yılmaz, seri galibiyetler yakalamaları halinde Avrupa’ya gidebileceklerini söyledi.

    Spor Toto Süper Lig’in 27. haftasında yarın deplasmanda Medicana Sivasspor ile karşılaşacak olan Bursaspor, Sivas’a geldi. Yeşil-beyazlı kafilede sakatlıkları süren Balazs Dzsudzsak ile kaptan Serdar Aziz’in yanı sıra ameliyat olan ve sezonu kapatan Okan Kocuk ve Erdem Özgenç yer almadı. Teknik Direktör Hamzaoğlu, Belçikalı oyuncu Tom de Sutter de kafilede yer vermedi. Kafileyi Sivas Nuri Demirağ Havalimanı’nda Ünitimsah grubu üyeleri çiçekler ve tezahüratla karşıladı.

    Bu arada takımla birlikte Sivas’a gelen Bursaspor Kulübü Başkanı Ali Ay, uçakta kokpite giderek pilotlarla fotoğraf çektirdi.

    “SİVAS’TAN GALİBİYETLE DÖNECEĞİMİZE İNANIYORUM”

    Yolculuk öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bursaspor’un 28 yaşındaki orta saha oyuncusu Bekir Yılmaz, Sivas deplasmanının her zaman zor bir deplasman olduğunu belirterek, “Biz de yeni bir seri yakalamak istiyoruz. Bu iyi serinin başlangıcını yaptık ve bu galibiyetle de devam ettirmek istiyoruz. İyi hazırlandık, takımın morali de yerinde. Sakatlıklar vardı, onlar bizi üzdü. Onların da pozitif enerjileriyle ve takımın da iyi havasıyla Sivas’tan galibiyetle döneceğimize inanıyorum” dedi.

    “HER TÜRK FUTBOLCUSUNUN HEDEFİ MİLLİ TAKIMDIR”

    Milli takım hedeflerinin sorulması üzerine Yılmaz, “Süper Lig’de oynuyorsanız her Türk futbolcusunun hedefi milli takımda oynamaktır. Fatih hocanın da böyle bir şeyi söylemesi bütün futbolcuları teşvik ediyor. Tüm futbolcuların her an hazır olması gerekiyor. Ben de elimden geleni her şeyi yapıp, bütün futbolcular gibi bu şansımı kullanacağım” diye konuştu.

    “HER TÜRLÜ BAŞARIYI YAKALAYABİLECEK BİR TAKIMIZ”

    ‘Takımın Avrupa şansını nasıl görüyorsun?’ sorusuna ise Bekir Yılmaz, “Son ana kadar, tüm ümitler tükene kadar şanslar bitmiş sayılmaz. Biz her türlü başarıyı yakalayabilecek bir takımız. Her sonucu alabilecek bir takımız. Seri galibiyetler aldığımız zaman ki arkadan gelmek bazen daha avantajlı oluyor. Çünkü baskı oluşmuyor üstünüzde. Bazen üstlerde yerinizi koruma baskısı olabiliyor. Bence belki bunu avantaja çevirip, iyi bir seri yakalayıp Avrupa’ya gidebileceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • (Özel) AK Parti Ve CHP’den “Selamlaşma Seferberliği” Yorumu

    CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun selamlaşma seferberliği çağrısına “AK Parti İzmir milletvekilleri hakkımızda doğru olmayan şeylerle algı oluşturuyor ama biz her zaman hazırız” derken AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican ise “Bizi de terör örgütüne yardım etmekten suçlayarak mahkeme köşelerinde koşan CHP’lilerdir ancak kimseye selam vermeme gibi bir tavrımız yok” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin gurup toplantısında, “Teröre gerçek darbeyi selamlaşmak vuracak” diyerek selamlaşma seferberliği çağrısında bulundu. AK Parti İzmir milletvekillerinin CHP’ye yönelik ’teröre yakınlık’ iddialarını örnek gösteren CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, “Başbakan böyle çağrıda bulunurken İzmir milletvekilleri CHP’ye, belediye başkanlarına saldırılarda bulunuyor. Başbakan bunu söylerken İzmir milletvekilleri bizim hakkımızda hiç de doğru olmayan şeylerle algı oluşturuyor. Kiminle selamlaşacağımızı bilemiyoruz; ama biz her zaman hazırız” diye konuştu. AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican ise, CHP’nin teröre yardım etmekten kendileri hakkında suç duyurusunda bulunmalarını hatırlatarak şöyle cevap verdi: “Biz zaten halkımızla selamlaşıyoruz. Bizi de terör örgütüne yardım etmekten suçlayarak mahkeme köşelerinde koşan CHP’lilerdir ancak kimseye selam vermeme gibi bir tavrımız yok. Onlara ‘samimi olsunlar’ dedik ama yanaşmıyorlar. Saçma sapan söylemlerle halkımızı kamplaştırmaya çalışıyorlar. Bir tane İzmir var. İzmirliyiz, bir aradayız. Fitne sokulmasına karşıyız. Teröristlere karşı tek yumruk haldeyiz.”

  • Yüksel’den Selamlaşma Seferberliği Yorumu

    CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun selamlaşma seferberliği çağrısına, AK Parti İzmir milletvekillerini örnek göstererek, “Başbakan bunu söylerken İzmir milletvekilleri bizim hakkımızda hiç de doğru olmayan şeylerle algı oluşturuyor. Kiminle selamlaşacağımızı bilemiyoruz; ama biz her zaman hazırız” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin gurup toplantısında, “Teröre gerçek darbeyi selamlaşmak vuracak” diyerek selamlaşma seferberliği çağrısında bulundu.

    AK Parti İzmir milletvekillerinin CHP’ye yönelik ’teröre yakınlık’ iddialarını örnek gösteren CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel de, “Başbakan bunu gösteri amaçlı söylüyor herhalde; ama Başbakanınki bir çağrıdır. Başbakan böyle çağrıda bulunurken İzmir milletvekilleri CHP’ye, belediye başkanlarına saldırılarda bulunuyor. Başbakan bunu söylerken İzmir milletvekilleri bizim hakkımızda hiç de doğru olmayan şeylerle algı oluşturuyor. Kiminle selamlaşacağımızı bilemiyoruz; ama biz her zaman hazırız” diye konuştu.

    “İZMİR HER GÜN ŞEHİT VERİYOR”

    2002 yılında bir yılda 7 şehit verirken, şimdi günde 7 şehit verildiğini kaydeden Yüksel, şunları söyledi: “İzmir her gün şehit veriyor. Defalarca CHP olarak bu sorunun çözümü için, barış için çağrıda bulunduk. Özellikle iktidar, diğer üç partiye bu konuda terslendi. Elinin tersiyle itti. Hâlâ da utanmadan sıkılmadan milletvekillerinin CHP’yi terör örgütü ile gösterme çabaları var.”