Etiket: Yöntemlerini

  • Rusça konuşan Turla ve Sofacy benzer saldırı yöntemlerini kullanıyor

    Uzun zamandır ortalıkta dolaşan Turla ve Sofacy isimli saldırıların yine Rusça konuşan Zebrocy ile aynı yolu kullandığını açıkladı. Araştırmacılar, her iki tehdidin de merkez Asya bölgesindeki kamu ve askeri kurumlar gibi jeopolitik hedeflere odaklandığına ve aynı hedefler üzerinde sıkça çakıştığına dikkat çekti.

    Uzun zamandır ortalıkta dolaşan, Rusça konuşan, Snake veya Uroborus adlarıyla da bilinen Turla saldırısının izlerini takip eden Kaspersky Lab araştırmacıları, saldırının son varyasyonu olan KopiLuwak’ın zararlı kodlarını kurbanlarına bulaştırmak için bir ay önce Sofacy’in (diğer isimleri Fancy Bear ve APT28) bir varyasyonu olan ve yine Rusça konuşan Zebrocy ile aynı yolu kullandığını ortaya koydu. Araştırmacılar her iki tehdidin merkez Asya bölgesindeki kamu ve askeri kurumlar gibi jeopolitik hedeflere odaklandığına ve aynı hedefler üzerinde sıkça çakıştığına dikkat çekti. Bulgular, Kaspersky Lab küresel araştırma ve analiz ekibinin Turla ile ilişkili dört aktif kümenin gelişimine ve faaliyetlerine odaklanan raporunda yer aldı.

    Yapılan bilgilendirmede; ilk kez Kasım 2016’da keşfedilen ve adını ender bulunan bir kahve türünden alan KopiLuwak, aktif makro içeren dokümanlar aracılığıyla yayılarak, cihaz ve ağları gözetlemek üzere tasarlanmış Javascript tabanlı inatçı bir zararlı yazılımın sistemlere bulaşmasını sağlıyor. Araştırmacılar tarafından 2018 yılı ortalarında keşfedilen KopiLuwak’ın son versiyonu özellikle Suriye ve Afganistan’ı hedef alıyor. Turla, Windows kısayol (.LNK) dosyaları aracılığıyla yeni bir spear-phishing bulaşma vektörünü kullanırken, analizlere göre söz konusu LNK dosyaları, içerdiği PowerShell sayesinde KopiLuwak dosyalarını deşifre ederek sisteme yüklüyor. Söz konusu PowerShell geçtiğimiz ay Zebrocy’de kullanılanla neredeyse aynı olduğu belirtildi.

    Araştırmacılar her iki tehdidin özellikle merkez Asya’daki kamu araştırma ve güvenlik birimleri, diplomatik birimler ve askeri tesisler gibi hassas niteliğe sahip politik hedefler üzerinde çakıştığını tespit etti. 2018 yılında araştırmacılar tarafından takip edilen diğer Turla kümeleri arasında Carbon ve Mosquito da bulunuyor. Yapılan çalışmalardan elde edilen diğer bulgular, Turla tarafından istismar edilen Wi-Fi ağlarının sistemlere Mosquito zararlı yazılımını bulaştırmak için kullanıldığına dair iddiaları destekliyor. Ayrıca halihazırda olgunlaşmış ve güçlü bir siber casusluk ağı olan Carbon frameworkün detaylı bir modifikasyondan geçtiğine ve 2019 yılında hedefli saldırılarda kullanılmak üzere daha da geliştirileceğine dikkat çekti. Turla’nın 2018 yılındaki hedefleri arasında Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Batı ve Doğu Avrupa, Merkez ve Doğu Asya ile Amerika bölgesi yer aldı.

    Kaspersky Lab Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Güvenlik Araştırma Başkanı Kurt Baumgartner, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Turla en eski, en inatçı ve en yetenekli saldırı araçlarının başında geliyor. Dahası sürekli kabuk değiştirmekten ve yeni şeyler denemekten geri kalmıyor. 2018 yılında Tuvla ana kümeleri üzerinde yaptığımız araştırmalarda bu zararlı platformun büyümeye ve gelişmeye devam ettiğini gördük. Bununla birlikte şunun da altını çizmek lazım ki Rusça konuşan diğer benzer örnekler olan CozyDuke (APT29) ve Sofacy, 2016’daki Demokratik Ulusal Komite saldırısında olduğu gibi batıdaki organizasyonları hedef alırken, Turla sessizce doğudaki organizasyonlara yöneliyor. Hatta Turla’nın son zamanlarda kullandığı bulaşma teknikleri Sofacy’nin Zebrocy alt setiyle zaman zaman çakışıyor. Özetle Turla’nın geliştirme ve yayılma süreci devam ediyor ve saldırıya uğrama riski olan organizasyonların dikkatli olması gerekiyor” dedi.

    Kaspersky Lab, bu ve benzer saldırıların hedefinde olan organizasyonların tuzağa düşmemesi için kullanıcıların yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

    “Kaspersky Threat Management and Defense gibi kurumsal ölçekte kendini kanıtlamış hedefli saldırı engelleme ve tehdit istihbaratı çözümlerini kullanılmalı. Bu çözümler ağ aktivitesindeki şüpheli durumları gözlem altına alarak hedefli saldırıları tespit etme ve açığa çıkarma yeteneğine sahip. Ayrıca, sistem yöneticileri ağ üzerindeki kontrolünü artırır ve koruma mekanizmalarının otomasyonunu sağlar.

    Güvenlik ekibinin güncel tehdit istihbaratına ulaşmasını sağlayın. Böylece IOC ve YARA gibi belirtileri takibe alabilir, özelleşmiş olası tehditler hakkında detaylı bilgi sahibi olabilir.

    Kurumsal ölçekte yama yönetim sürecini devreye alın, tüm sistem konfigürasyonlarını iyice kontrol edin ve kendini ispatlamış en iyi yöntemleri süreçlerinizin parçası haline getirin.

    Hedefli bir saldırının ilk işaretlerini fark ettiğinizde yönetilen koruma servislerine başvurmayı değerlendirin. Böylece tehditleri proaktif biçimde tespit edebilir, harekete geçme sürenizi kısaltabilir ve doğru önlemleri zamanında alabilınabilir”.

  • Eğitim Danışmanı Hüseyin Er, ders çalışma yöntemlerini açıkladı

    Aydın Özel Değişim Koleji Rehberlik ve Yönlendirme Eğitim Danışmanı Hüseyin Er, öğrencilerin ders çalışma sorumluğunu yerine getirmede üç önemli yöntemi açıkladı.

    Rahat ol, Esnek ol, Planlı ol başlıklarından oluşan ders çalışma yöntemleri öğrencilerin başarıya ulaşmada yol gösterici olduğunu ifade etti. Öğrencilerin temel sorumlulukları arasında yer alan ders çalışmanın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Er, bu üç yöntemle hedefe ulaşılacağını kaydetti.

    Öğrencilerin kendilerine sürekli “rahat ol”, “sakin ol” komutlarını verdiğinde önyargılarının önüne geçebileceğini ifade eden Eğitim Danışmanı Er, “Stephan Wright diyor ki ’Eğer yeterince zamanınız varsa her yer, yürüyüş mesafesindedir’. Çok doğru. Sınavlar, yazılılar, projeler, hazırlamak için mutlaka yeterince zamanının olduğunu göreceksiniz. Çoğu öğrencimizin yaşadığı sınav kaygısının temelinde de bu rahatsızlık yatmaktadır. Kendinize sürekli ’ rahat ol, sakin ol’ komutlarını verip kötü düşünce ve önyargıların önüne geçebilirsiniz. Ailelerin de bu konuda tek telkinleri bu olmalı bence. ’Yeterince rahat davranırsan daha başarılı olacağını düşünüyorum’ cümlesi, ’Sana güveniyorum’ cümlesinden daha etkili olacaktır” dedi.

    Belirlenen hedefin mutlaka alternatifi olması gerektiğinin altını çizen Er, “Özellikle sınav grubu öğrencilerimizin belirledikleri bazı hedef çalışmalar , bölümler, liseler, puanlar var. Belirlenen hedefin mutlaka bir alternatifinin olması gerekir. Yani ’belirlediğin hedefe ulaşamazsan ne olacak?’ sorusunun karşılığıdır aslında esneklik. Makul ertelemeler de buna dâhildir. Bugün çalışılması belirlenen bir konunun çalışılmadığında bir sonraki güne ya da günlere ertelenmesidir. Pazartesi gününden, Pazar gününe kadar bir periyotta çalışmaların bitirilmesi hedeflenebilir. Esnek olmanın en büyük avantajlarından birisi çözüm odaklı olmayı sağlar. Problemler karşısında daha pozitif bir bakış açısı kazandırır” dedi.

    İyi bir planlama yöntemi olmadan diğer yöntemlerin bir anlam ifade etmeyeceğini kaydeden Danışman Er, “Evet, esnek olduk, rahat olduk ama bunlar iyi bir planlama olmadan bir şey ifade etmez. İyi bir planlamanın ilk basamağı bir iş, konu listesi çıkarmaktır. Bu iş, konuların haftalık hedefler halinde yazılmasının ardından, günlük hedeflere bölünmesi ile etkili olacaktır” dedi.

  • FETÖ, örgüte kazandırılması amaçlanan kişilere ikram, izzet, ziyafet yöntemlerini uygulamış

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Erzurum’da açılan davanın iddianamesinde, örgüte kazandırılması amaçlanan kişilere ikram, izzet, ziyafet yöntemlerinin uygulandığı ve sözde bölge imamlarının, TSK, emniyet, üst düzey kamu görevlileri, bürokratlar ve gazetecilerin cinsel yaşamlarının takibe alınarak gizli kaydedilmesi talimatı verdikleri ortaya çıktı.

    FETÖ/PDY’ye ilişkin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen davanın 32 sayfalık iddianamesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğünün arşiv kayıtlarına intikal eden her türlü bilgi, belge ve dokümanın bütün olarak değerlendirildiği kaydedildi.

    Erzurum’da açılan davanın iddianamesinde, FETÖ mensuplarınca, sosyal paylaşım sitelerinde “Haramzadeler, Başçalan, Fuatavni, Yıldızkulis” adıyla başlayan benzer sahte hesaplarla ülkenin birlik ve beraberliğini bozmak amacıyla paylaşımlar yapıldığı, ülke güvenliği ve dış politikalara yönelik devlet sırrı niteliğindeki toplantılar ve görüşmelerin illegal dinlenerek servis edildiğinin belirlendiği belirtilerek, özellikle “Fuatavni” isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların örgüte yakın basın yayın kuruluşları ve internet sitelerince haberleştirilerek geniş kitlelere ulaştırıldığının anlaşıldığı bildirildi.

    “Küçük yaşta başarılı öğrenciler sahilde deniz evinde ya da kırsal alanlarda bulunan yayla evlerinde yaz kampına çağrılmış”

    İddianamede dikkat çeken bazı bölümler arasında örgüte kazandırılması amaçlanan kişilere ikram, izzet, ziyafet yöntemlerinin uygulanması yer aldı.

    İddianamede, “Örgüte eleman temin etme hususunda düzenli ve sistemli olarak çalışıldığı, örgüte kazandırılması amaçlanan kişiyi ikram-izzet-ziyafet yöntemlerinin uygulandığı ve özellikle küçük yaşta başarılı öğrencilerin sahilde deniz evinde ya da kırsal alanlarda bulunan yayla evlerinde yaz kampı şeklinde kampa çağrılarak eğitim verdikleri ve şahısların temaslarının kontrol edilip test edildikleri, planlanan bu kampların ’düğüne çağırmak’, kamp yapılacak evlerin ise ’köşk’ şeklinde örgütsel olarak kodlandığı, örgütün sempatizanları üzerinden etkinliğini arttırıp, soruşturmaları kamuoyunda tartışılır hale getirmek için örgütsel bir tavır alarak, bölücü terör örgütü mensupları tarafından daha önceki tarihlerde gerçekleştirilen ’Ben de PKK’lıyım’ eylemlerinin bir benzeri olarak ’kendimi ihbar ediyorum’ konulu toplu dilekçe verme faaliyetlerinin gerçekleştirildiği” şeklinde belirtildi.

    “TSK, emniyet, üst düzey kamu görevlileri, bürokratlar ve gazetecilerin cinsel yaşamlarının takibe alın”

    İddianamede örgütün amacına ulaşmasında fayda sağlayacağı düşünülerek sözde bölge imamlarının ’TSK, emniyet, üst düzey kamu görevlileri, bürokratlar ve gazetecilerin cinsel yaşamlarının takibe alın’ talimatı verdiği ortaya çıkarken, şu ifadeler kaydedildi:

    “Şahıslar ile örgütsel faaliyetlerde kullanılan/ kullanılması düşünülen kişiler başta olmak üzere yargı mensupları, akademisyenler, TSK personeli, emniyet teşkilatı personeli, üst düzey kamu görevlileri, bürokratlar, gazeteciler vb. kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, iletişim bilgilerine, sağlık durumlarına ilişkin özel ve hassas bilgilerin/verilerin, görüntü, ses kayıtlarının gizli ve bazı teknik donanım uzmanlık gerektiren yöntemlerle usulsüz bir şekilde kişisel veri olarak kaydedilip arşivlendirildiği, söz konusu kişisel verilerin örgütün amaçları doğrultusunda şantaj amaçlı veya gerçekleştirilmesi planlanan eylemlerde kullanıldığı/kullanılmasının hedeflendiği, örgütün amaçları doğrultusunda her türlü legal yapılar (STK, Demek, Vakıf, Kamu Kurum ve Kuruluşları vb.) ile işbirliği yaparak, söz konusu yapı ve oluşumları sahip oldukları araç ve gereçleri kullanmayı/yönlendirmeyi hedeflediği görülmüştür.”

  • Dr. Kemik: “Bayramda haşlama ve ızgara yöntemlerini tercih edin”

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, Kurban Bayramı’nda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığına işaret çekerek, şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet hastalığı olan kişilerin, bayramda beslenmelerine dikkat etmeleri uyarısında bulundu.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, yazılı bir açıklama yaparak, Kurban Bayramı’nda beslenme konusunda öneri ve uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı’nda tatlı, şeker ve kurban eti tüketiminin ön plana çıktığını belirten Kemik, bayramın daha sağlıklı ve keyifli geçmesi için bayram günlerinde de doğru beslenmeye dikkat edilmesini istedi. Kurban Bayramında aile ve akraba yemeklerinin sık olması dolayısıyla yemek miktarının, özellikle kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını dile getiren Kemik, “Şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker hastalığı) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Et, sindirimi zor olan bir besindir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır” dedi.

    “Bayramda haşlama ve ızgara yöntemlerini tercih edin”

    Kurban Bayramı’nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Kemik, etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara yöntemlerinin tercih edilmesini, kızartmalardan kaçınılmasını önerdi. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yönteminin çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Kemik, şöyle devam etti: “Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır. Yüksek ateş, yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin ögesi kaybını artırır. Bu nedenle etlerin orta veya kısık ateşte yavaş pişmesi sağlanmalıdır.”

    Hayvanlarda görülen ve zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıkların insanlara bulaşabildiğine de dikkat çeken Kemik, ancak, bu hastalıkların birtakım basit kuralları uygulamakla önlenebileceğini belirtti. Kemik, “Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme gibi) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasına neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir” ifadelerini kullandı.

    “Etleri, birer yemeklik küçük parçalar halinde saklayın”

    Kurban etlerinin saklanması konusunda da önerilerde bulunan Dr. Kemik, kurban etlerinin, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanması gerektiğini vurguladı. Bu şekilde hazırlanan etlerin, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabildiği bilgisini veren Kemik, “Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı mikroorganizmalar için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Etlerin, oda ısısında açıkta bırakılacak şekilde değil, yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etin çabuk çözünmesi amacıyla uygulanan kalorifer, soba üzerinde çözünme, oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir” dedi.

  • Daiş Terör Örgütünün Amaç Ve Yöntemlerini Uzmanları Anlattı

    Çağımızın en kanlı terör örgütlerinden birisi olan DAİŞ’in amaçlarının ne olduğu, hangi yöntemlerle kadrosuna eleman kazandıklarını uzmanlar açıkladı.

    Milli İstihbarat Teşkilatı Kontr Terör Merkezi’nin eski çalışanlarından Mehmet Eymür ve Uzman Psikolog Mehmet Başkak, DAİŞ terör örgütünün amaç ve yöntemleriyle ilgili dikkat çekici bilgiler verdi.

    “DAİŞ’İN ARKASINDA GÜÇLÜ ÜLKELER VAR”

    Hiçbir terör örgütünün arkasında büyük bir destek olmadan varlığını sürdüremeyeceğini söyleyen İstihbarat Uzmanı Mehmet Eymür, DAİŞ’in amaçlarının neler olabileceğini açıkladı. İstihbarat Uzmanı Eymür, “Bugün DAİŞ içerisinde faaliyet gösteren elemanlar dahi hangi kuruluşa, hangi ülkeye hizmet ettiklerini bildiğini sanmıyorum. Oysaki hiçbir terör örgütü arkasında büyük bir güç olmadan ayakta kalması veya faaliyet göstermesi mümkün değildir. DAİŞ’i kuranlar da bugün büyük ülke konumunda bulunanlardır. Ancak DAİŞ elemanları dahi kime hizmet ettiklerini bilmemektedir. DAİŞ öyle basit kendi kendine doğan bir organizasyon değildir” diye konuştu.

    DAİŞ’İN HEDEFLERİ NELERDİR?

    DAİŞ terör örgütünün ve kurucu ülkelerin amaçları hakkında da açıklamalarda bulunan Eymür, şunları söyledi:

    “DAİŞ’in ve kurucularının bir tane değil birden çok amaçları bulunmaktadır. Bu amaçları içerisinde petrol bölgelerinin kontrolünden tutun da Ortadoğu’daki coğrafyanın değişmesine kadar bir çok konu dikkat çekiyor. Ancak bunların yanı sıra şunu da ifade etmek gerekir ki o da dünyada hızla artmakta olan Müslümanlığın önünü kesmek adına Müslümanlık’tan soğutma amaçlanmaktadır. Dolayısıyla dini motif önemli” dedi.

    DAİŞ’E KATILIMDA DÖRT AŞAMALI YÖNTEM

    DAİŞ terör örgütüne nasıl eleman kazandırıldığı hakkında bilgi veren Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak ise kullanılan yöntemleri açıkladı. DAİŞ’in eleman toplamasını dört aşamada anlatan Uzman Psikolog Başkak, “Ülkemizde de bu dört aşamada DAİŞ saflarına katılmak mümkün oluyor. Bunlardan birincisi toplum içerisinde sempatizanları bulup herkesin sahip olduğu dini duygularla yakınlaşmayı sağlıyorlar. İkincisi, gruba ait kılma ve dış dünya ile mümkün olduğunca irtibatı koparma. Üçüncüsü herkesin kullandığı dini kavramların içini boşaltıp gurubun ideolojik amaçlarına özgü bir anlam yüklemektir. Dördüncü aşaması ise yüzde 100 itaatle göreve gönderme ve DAİŞ saflarında yer edinme sürecinden söz edebiliriz” dedi.

    DAİŞ’E KATILIMDA ÖNE ÇIKAN ÜLKELER

    DAİŞ’e katılımda Türkiye’nin dördüncü sırada yer aldığı bilgilere göre ise; DAİŞ üyeleri arasında 579 kişiyle Suudiler başı çekiyor. Onları 559’la Tunus, 240’la Fas vatandaşları izliyor. Türkiye, 212 vatandaşıyla listenin dördüncü sırasında bulunuyor. Mısır 151, Rusya ise 141 vatandaşıyla dikkat çeken diğer ülkeler.

    Batılı ülkeler de listede yer alıyor: Fransa (49), Almanya (38), İngiltere (26), Avustralya (11), Kanada (7). ABD’den katılımın olmaması dikkat çekiyor.