Etiket: Yöntemle

  • Medıcal Park’tan ‘’Doğru yöntemle el yıkama’’ etkinliği

    Medıcal Park’tan ‘’Doğru yöntemle el yıkama’’ etkinliği

    Medical Park Gaziantep Hastanesi, toplum sağlığının korunması, geliştirilmesi ve toplumda daha sağlıklı yaşam kültürünün meydana getirilmesini sağlamak amacıyla ‘’doğru yöntemle el yıkama’’ etkinliği düzenledi.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak gözetiminde, Enfeksiyon Hemşiresi Kübra Türker tarafından hastalara ve hasta yakınlarına doğru yıkamanın önemi vurgulanarak onlara el yıkama eğitimi verildi. ’’Hijyen ellerde başlar, Suya Sabuna Dokunun!’’ sloganıyla hastanenin girişinde gerçekleştirilen etkinlik, Medical Park Gaziantep Hastanesi hastaları, hasta yakınları ve personelleri tarafından ilgi gördü.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak yaptığı açıklamada, ‘’ Günlük hayatımızda el yıkama alışkanlığı, hem kişinin kendi sağlığının hem de toplum sağlığının korunması bakımından oldukça önemlidir. Hastalık yapan mikroorganizmalar kişiden kişiye en çok ellerimiz aracılığı ile bulaşmaktadır. Bol su ve sabunla gerçekleştirilen iyi bir el yıkama işlemi birçok bulaşıcı hastalıktan korunmamızda önemli role sahiptir’’ diye konuştu.

    Pandemi sürecinde oldukça önem kazanan temizlik ve el hijyeni sebebi ile hastalar ‘’El Yıkama Günü’’ etkinliğine yoğun ilgi gösterdi, el hijyeni ile şarkılar da yayınlandı. Etkinliğin sonunda Doç. Dr. Vuslat Boşnak hastaların sorularını yanıtladı.

  • Kahraman Gazi, Türkiye’de ilk kez yapılan yöntemle sağlığına kavuştu

    Kahraman Gazi, Türkiye’de ilk kez yapılan yöntemle sağlığına kavuştu

    Gabar Dağı’nda 3 yıl önce teröristlerin döşediği patlayıcının infilak etmesi sonucu ağır yaralanan Erzurumlu Uzman Çavuş Abubekir Durmuş, Türkiye’de ilk kez yapılan bir yöntemle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyat edilerek sağlığına kavuştu.

    4 Nisan 2017 yılında Şırnak’ta uzman çavuş olarak görev yapan Erzurumlu Abubekir Durmuş (36), 60 arkadaşıyla birlikte Gabar Dağı’na operasyona giderken yolda teröristler tarafından döşenen 1 ton patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu ağır yaralandı. 3 arkadaşının şehit olduğu patlamada ağır yaralanan Durmuş, tedavi altına alındı. İlk olarak kafatasına yapay kafatası olarak titanyum kaplama yapılan Durmuş’un kafatası deri inceldiği için tutmadı, zamanla aşınarak açılma oldu. Toplamda 3 ameliyat geçiren Durmuş, son bir yıldır şiddetli ağrılar yaşamaya başladı. Durumunu anlatan bir video çekerek sosyal medyada yayınlayan Durmuş’a olumlu dönüşler oldu.

    Daha sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi altına alınan Abubekir Durmuş, Türkiye’de ilk kez yapılan yöntemle ameliyat edildi. Abubekir Durmuş’un bacağından alınan parçalar, kafatasına nakledildi. Sağlığına kavuşan Erzurumlu gazi Abubekir Durmuş, tedavisinin ardından Erzurum’a ailesinin yanına döndü. Defalarca ölümle burun buruna gelen Gazi Dadaş, 7 kez takdir belgesiyle ödüllendirildi.

    “5 tonluk patlayıcının 1 tonu patladı, Allah bizi sakladı”

    Operasyonun 4 Nisan 2017’de olduğunu ifade eden Abubekir Durmuş, “Teröristlerin daha önce döşemiş oldukları el yapımı patlayıcısını bizi oraya çekmek için görüntü vermişler. İHA’ların almış olduğu görüntü sonrası bizim tugay ve bölük oraya görevlendirildi. İntikal ettikten sonra arazi taramasına başladık. Teröristler bizim hareket ettiğimizi görünce gittiğimizi sanmışlar. Önceden yerleştirmiş oldukları el yapımı patlayıcısını infilak ettirdiler. Yaklaşık 5 tonluk el yapımı patlayıcısı düzeneği düzenlemişler. İnfilak ettirdikten sonra 1 tonu sadece patladı. Geri kalan 4 tonu kablolarda oksitlenme olduğu için temas sağlanamamış patlamamış. 5 tonluk patlayıcının hepsi patlasaydı 20-30 tane şehit verebilirdik. Allah sakladı. 1 tonu patladı 3 arkadaşım şehit oldu, 6 yaralı vardı” dedi.

    “Patlamadan sonra beni şehit oldu gözüyle helikoptere koymuşlar”

    Patlamada yaralıların içinde en ağır durumu olanının kendisinin olduğunu belirten Durmuş, “Helikopter geldiğinde beni şehit olduğu gözüyle koymuşlar. Şırnak’ta ilk müdahalemden sonra Ankara GATA’ya sevk edildim. Uçakta 6 kere kalbim durmuş, hemşire sayesinde geri dönmüşüm. Ankara GATA’da yoğun bakıma alındım, 72 saat komada kaldım. Yoğun bir tedavi ve ameliyat sonucu hayata döndürüldüm. 45 gün yoğun bakımda kaldım” diye konuştu.

    “Önceden yatağa bağlı yaşıyordum, şimdi hayata bağlı yaşıyorum”

    Baş ağrıları artınca sosyal medyada video paylaşarak yardım isteğini kaydeden Durmuş, “Sosyal medyada video sonucunda Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca tarafından Ankara Tıp Fakültesine verdiği direktif sonucu Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Çağlar ve beraberindekiler 11 saatlik uzun uğraş sonucunda ameliyatımı gerçekleştirdiler. Ameliyatım başarılı geçti. Önceden yatağa bağlı yaşıyordum. Baş ağrılarım uyumayınca çok artıyordu. Şimdi hayata bağlı yaşıyorum” şeklinde konuştu.

    “İçim buruk, vatani görevime dönmek istiyorum”

    Gözyaşlarını tutamayan Durmuş, vatani görevine bir an önce dönmek isteğini belirterek, “Ailemin yanına döndüm çok mutluyum ama bir yanım hep buruk. Vatani görevimden uzak kalmak, bir an önce iyileşip tekrardan eski görevime devam etmek istiyorum. Onun için de tedavilerime iyi bir şekilde devam ediyorum. En kısa zamanda bıraktığım üniformama, silahıma kavuşup şerefli ve onurlu görevime tekrardan devam etmek istiyorum” dedi.

    “Komutanlarıma söyledim onun yerine ben giderim dedim”

    Oğluyla gurur duyduğunu vurgulayan 64 yaşındaki baba Şefik Durmuş ise, “Ağır yaralanmıştı. 30-40 gün komada kaldı. Öldürmeyen Allah öldürmedi. Komutanlarıma söyledim onun yerine ben giderim dedim. Maddi olarak bir şey istemiyorum ama manevi olarak topraklarımızı kimseye bırakmayız. Ben de gitsem, canım da gitse, evladım da gitse vatan sağ olsun. Hiç gözümü kırpmadan giderim. Allah razı olsun bakanlarımızdan, Cumhurbaşkanımızdan bizi yalnız bırakmadılar. Evladımla gurur duyuyorum. Bir Abubekirler gider on Abubekirler gelir” şeklinde konuştu.

  • Kendine has yöntemle 29 günde okuma-yazma öğretiyor

    Kendine has yöntemle 29 günde okuma-yazma öğretiyor

    Çorum’un Osmancık ilçesinde sınıf öğretmeni Nuri Kanıtemiz, kendi geliştirdiği yöntemle 29 günde okumayı ve yazmayı öğretiyor.

    Osmancık ilçesinde bir ilkokulda sınıf öğretmenliği yapan Nuri Kanıtemiz, kendi geliştirdiği yöntemle öğrencilerine okuma yazmayı 29 günde öğretiyor. Uyguladığı yöntemle öğrencilerinin 29 günde kalıcı okuma yazma öğrendiklerini belirten Kanıtemiz, 20 yıllık meslek hayatında veli, öğrenci ve öğretmende oluşan kaygıları bu sene birinci sınıfa başlayacak olan kendi çocukları için de duyduklarını belirterek, “29 gün 29 harf, okumayı öğreniyorum” adlı kitabında uyguladığı yöntemi anlattı. Kanıtemiz, “Bir eğitimci ve bir öğrenci velisi olarak çocukların eğitim hayatıyla ilgili birtakım kaygılarımız elbette ki oluyor. Çocukların ne zaman ne kadar sürede okuma ve yazma öğrenebileceklerini ister istemez düşünebiliyoruz. 20 yıllık eğitim hayatımın 10 yılında birinci sınıf öğrencilerini okuttum ve kısa sürede okuma yazma öğrenmelerini sağlayacak yöntemi de o yıllarda geliştirdim. Bu yöntemle şimdiye kadar okuttuğum öğrencilerim kalıcı olarak okuma ve yazmayı 29 günde söktüler. Her ne kadar eğitimci de olsak aynı zamanda bir anne ve babayız, kızlarım da bu dönem birinci sınıfa başlayacaklar. Ağustos ayının başlarında eşim ile çocuklarımızın eğitim hayatlarını konuştuğumuz bir sohbette eşim bana okullar açılmadan 29 günde okuma yazma yöntemimi kızlarımız üzerinde uygulamamı istedi. Ben de kendisine kaygılanmaması gerektiğini ve uyguladığım yöntemle çocuklarımızın okullar açılmadan okuma yazma öğrenebileceklerini söyledim. Bu seferde eşim çocuklarımızın akranlarından önde gitmelerinin onları olumsuz etkileyebileceği kaygısına düştü. Yine kaygılarının yersiz olduğunu, kızlarımı okutacak olan öğretmenlerin istediği taktirde sınıflarındaki diğer öğrencilere de bu yöntemi aktarabileceğimi söyledim. Tabii bu konuşmamda eşime yetersiz geldi ve bana ’Bu tecrübelerini ve yöntemini bir kitap haline getirmelisin, tüm çocuklar faydalanmalı’ dedi. Eşimin teşvikleri ve ısrarıyla kendi okuttuğum öğrencilerimde uyguladığım yöntemi velilerin, öğrencilerin ve meslektaşlarımın faydalanması için kaleme aldım. Böylece ’29 gün 29 harf okumayı öğreniyorum’ adlı kitabımız baskıdan çıkmış oldu” dedi.

    “Her çocuk doğru teknik ve yaklaşımla daha hızlı ve kalıcı öğrenebilir”

    Öğrencilerin yazma ve okuma kabiliyetlerini geliştiren yöntemin kalıcı olduğunu belirten Kanıtemiz, “Her çocuk doğru teknik ve yaklaşımla daha hızlı ve kalıcı öğrenebilir” şeklinde konuştu.

    Okuma-yazma sürecinin öngörülenden daha kısa zamanda 29 günde gerçekleştiğini sınıf öğretmenliği sürecinde birebir uyguladığı yöntemle gözlemlediğini belirten Kanıtemiz, “İlkokul birinci sınıfta eğitim verecek öğretmenlerde yıllarca çocukların okuma-yazma öğrenip öğrenemeyeceklerine dair bir baskı oluştuğu bilinen bir gerçektir. Oluşan bu baskı hem öğretmenin çalışma performansını olumsuz yönde etkilemekte hem de velilerde kaygı oluşmasına sebep olmaktadır. Bu kitap, okuma yazma tekniğinde yapılacak küçük bir değişimle öğretmenin ve öğrencinin bu süreci daha kolay ve verimli atlatmasını sağlayacak, okulun daha eğlenceli hale gelmesine katkıda bulunacaktır. Bu çalışmayı ortaya koyarken, Türkçe’nin ses ve kelime yapısı da göz önünde bulunduruldu. Dilimizin sondan eklemeli bir dil olduğu bilinciyle öğrencilerin kelime türetirken kendilerini keşfetmelerine, sözcük dağarcıklarının zenginleşmesine imkan sağlamış ve bu sayede öğrencilerin ezberden uzak, kalıcı, üretken özgün bir öğrenme süreci hedeflenmiştir. ’29 gün 29 harf, okumayı öğreniyorum’ sloganıyla uyguladığım bu yöntem öğrenciye okuma yazmayı hızlı öğrenmekten öte uzun ve yorucu tekrarlar sonucu öğrencinin okuldan soğumasını engelleyerek onları keşfe yönlendirip, yeni bir şey öğrenmenin hazzına ulaşmasını sağlayacak. Bununla beraber öğrencilerin kazanacağı özgüven öğretmen ve veli üzerindeki kaygıyı da azaltacak. Her çocuk doğru teknik ve yaklaşımla daha hızlı ve kalıcı öğrenebilir. 20 yıllık sınıf öğretmenliğim sürecinde uyguladığım bu sistemle iddia ettiğim süreci birebir yakından gözlemledim. Türkçe konuşmayı başarabilen, 29 görseli Türkçe olarak söyleyebilen ya da ifade edebilen herkes 29 günde okuma ve yazmayı öğrenebilir” dedi.

  • Bu yöntemle öğrenciler hem evde hem de sınıfta olacak

    Bu yöntemle öğrenciler hem evde hem de sınıfta olacak

    Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı, “Uygulayacağımız Yüzyüze-Online Öğretim Modeli ile sınıfa gelen öğrencilerimizle birlikte evlerinde bulunan öğrencilerimiz, aynı sınıf ortamında derslere katılabilecek” dedi.

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerden eğitim öğretim takvimlerini 1 Ekim tarihi sonrasında başlayacak şekilde planlamalarını istemişti. Ayrıca kampüslerdeki öğrencilerin seyreltilmesi ve hareketliliğin azaltılmasının da önemli olduğu belirtilerek, bunun için üniversitelere karar alma süreçlerinde geniş imkan tanındığı açıklanmıştı. Buradan hareketle yola çıkan Çankırı Karatekin Üniversitesi, ’Yüzyüze-Online Öğretim Modeli’ni geliştirdi. Bu kapsamda öğrenciler üniversitelerin açılmasıyla beraber salgın kuralları çerçevesinde sınıflara alınacak, derslere katılmak istemeyip uzaktan eğitim almak isteyen öğrenciler de sınıf ortamında gibi derslere katılıp takiplerini yapabilecek. Katıldığı deneme dersinin ardından konuyla ilgili bilgiler veren Rektör Ayrancı, korona virüs tedbirlerini elden bırakmadıklarını kaydetti.

    “Öğrenciler aynı sınıf ortamında derslere katılabilecek”

    Öğrencilerin evlerinde bile aynı sınıf ortamındaymış gibi derslerini takip edebileceği yöntemi açıklayan Rektör Ayrancı, “Bildiğiniz gibi pandemi dönemi dinamik bir süreci gerektirdiğinden, 15 günden uzun süreli karar vermek oldukça zor. Çünkü gelişmeler size bağlı değil. Ancak biz yine de her zaman olduğu gibi kimsenin düşünmediğini düşünüp herkese uygun bir model geliştirdik. Çünkü öğrencilerimizin bir kısmı haklı olarak pandemi dolayısıyla uzaktan öğretim istiyor. Diğer bir kısmı ile yüz yüze öğretim istiyor. Biz tüm öğrencilerimizin isteklerinin nasıl karşılanabileceğini düşündük ve yine özgün bir çözüm yolu bulduk. Diğer yandan üniversite hayatının devam, kurum ve kurulların sürekliliği ihtiyacı bizi bu düşünceye götürdü. Uygulayacağımız Yüzyüze-Online Öğretim Modeli ile sınıfa gelen öğrencilerimizle birlikte evlerinde bulunan öğrencilerimiz, aynı sınıf ortamında derslere katılabilecek. Uzaktan öğretimi seçenler de öğretim üyesi ile canlı iletişim kurup soru sorabilecek” dedi.

    “Ancak yüz yüze, uzaktan ve interaktif öğretimle birlikte karma bir eğitim modelimiz olacak”

    Rektör Ayrancı, “Yabancı uyruklu öğrencilerimiz ise derslerini YÖK’ün kararı uyarınca tamamen uzaktan öğretim yoluyla online olarak alacaklar. Eğitim-öğretim herkese eşit şartlarda ulaştırılması gereken bir hizmet. Sınıfta öğretim devam edecek; ancak yüz yüze, uzaktan ve interaktif öğretimle birlikte karma bir eğitim modelimiz olacak. Bu modelde öğretim elemanlarının rolü bir nebze de olsa değişime uğrayacak. Hocalarımız aynı zamanda moderatörlük ve danışmanlık da yapacak. Önümüzdeki dönemde, dijital teknolojilerin eğitime-öğretime entegrasyonunun daha da hızlanacağı, ’dijital yerli’ niteliği taşıyan öğrencilerimizin uzaktan öğretim müfredatının ayrılmaz bir parçası olacağı da aşikardır. Biz, dördüncü nesil bir üniversite olarak çağın şartlarına uygun bir şekilde yeniden inşa ettiğimiz mükemmele yakın teknik altyapımız ve öğretim kadromuzla bütün senaryolara karşı tedbirimizi almış durumdayız. Bu süreçte hiçbir öğrencimizin öğretiminin kesintiye uğramadan devam etmesi için arkadaşlarımız ile birlikte gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Şunu diyoruz artık; ÇAKÜ’de yeni fikirler bitmez. Düşünmeye, üretmeye, ilkleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklama sonrasında Rektör Ayrancı uygulanan programı tanıttı.

  • Aşırı terlemeye bu yöntemle son

    Aşırı terlemeye bu yöntemle son

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği, Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, çevre koşulları ve vücudun ısı kontrolünden bağımsız olarak fazla miktarda özellikle de el ve koltuk altı bölgelerinin aşırı terleme olarak bilinen hiperhidrozis rahatsızlığına kesin ve kalıcı çözümün cerrahi bir yöntem olduğunu kaydetti.

    Hidrozis rahatsızlığı olan kişiler için farklı tedavi seçeneklerin olmasına rağmen tek kalıcı ve kesin çözümün cerrahi olduğunun altını çizen Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, ,”Bölgesel aşırı terleme rahatsızlığı sempatik sinir sisteminin fazla çalışması sonucu ortaya çıkmaktadır. Nu rahatsızlık genellikle ellerde, koltuk altlarında, yüzde ve ayaklarda aşırı terleme biçiminde kendini göstermektedir. Şikayetler her zaman görülmesine rağmen genellikle yazın artmaktadır. Bölgesel aşırı terleme rahatsızlığı bin kişiden1 veya 3 kişide sıklıkla görülmektedir. Yaz ayında bulunmamız sebebi ile aşırı terlemesi olan kişilerin terleme oranı da arttığı için hastanemize bu şikayetle başvuran hastaların da sayısı da artmıştır. Bu rahatsızlığa sahip olan kişiler günlük aktivitelerini yerine getiremeyecek düzeyde, örneğin kalem tutamıyor, el işlerini yapamıyorsa veya bir kısım aletleri kullanamıyorsa, bu rahatsızlık nedeni ile tokalaşamıyor hatta yeni insanlarla tanışmaktan çekiniyorsa en önemlisi de bu durum kişinin psikolojik durumunu etkiliyorsa mutlaka tedavi edilmelidir” dedi.

    El terlemesinde başarı yüzde 98

    Kişinin günlük yaşam, mesleki aktivite, sosyal ilişkiler ve kişiliğinin etkilendiği terleme vakalarında ameliyat yöntemi gündeme gelmelidir ifadelerini kullanan Op. Dr. Murat Demir, “Bu durumda olan kişiler için değişik tedavi seçenekleri olmasına rağmen tek kalıcı ve kesin çözüm cerrahi yöntemidir. Torakal sempatektomi hiperhidrozis tedavisindeki tek, güvenilir ve çözüm odaklı cerrahi yöntemdir. Bu ameliyat tek taraflı veya aynı seansta iki taraflı da uygulanabilir. Genel anestezi altında kapalı ameliyat şeklinde göğüs kafesine 0,5-1 santimlik kesi ile yapılmaktadır. Aşırı terlemeye yol açan sinir düğümü çeşitli yöntemlerle etkisiz hale getirilmektedir. Bu ameliyatla el terlemesinde yüzde 98, koltuk altı terlemesinde yüzde 80 üzerinde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Hasta memnuniyeti yüzde 98,5’ dir. Hastalar bir gece hastanede kalırlar. Ortalama 3-7 gün içerisinde normal hayatlarına ve işlerine dönebilirler’’ diye konuştu.

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, Torakal sempatektomi yönteminin güvenilir ve kalıcı çözüm sunması nedeniyle aşırı terleme rahatsızlığı olan birçok kişiye umut olduğunu belirterek, tedavi yönteminde en önemli unsurun ise operasyonun deneyimli bir Göğüs Cerrahı tarafından güvenilir bir merkezde yapılması gerektiğinin önemine değindi. Bu yöntemde belirlenen hedefin hasta odaklı olduğunu kaydederek terlemenin kontrol altına alınarak, hastanın beklentileri dahilinde kişinin sosyal hayata dönüşünün sağlıklı bireylerdeki normal terleme hali ile sağlandığını sözlerine ekledi.