Etiket: Yöntemiyle

  • Eps Yöntemiyle Kalp Sağlığına Kavuştu

    Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde ilk kez yapılan elektrofizyolojik çalışma (EPS) işlemiyle kalbinde ritim bozukluğu olan hasta Hakkı Karaoğlu sağlığına kavuştu.

    EPS ve katater ablasyonu yönteminin kalp ritim bozukluklarında ilaçların etkili olmadığı ya da hastanın ömür boyu ilaç kullanmak istemediği durumlarda uygulandığını belirten Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Can Yontar, bu yöntemle ritim bozukluklarının tedavisinde başarı oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğunu söyledi. Hastanın 1 saat civarında süren işlem sonrası, ertesi gün taburcu edilebildiğini belirten Yontar, hastanın birkaç gün içerisinde normal hayatına döndüğünü ifade etti.

    “3 YAŞINDA BİR ÇOCUĞA DA 90 YAŞINDA BİRİNE DE UYGULANABİLİR”

    Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Can Yontar, EPS’de tıpkı anjio işleminde olduğu gibi hastanın kasığındaki bir toplardamardan girilerek, kalbin içine gönderilen kablo – kateter yardımıyla ritim bozukluğuna yol açan anomalileri ve hasarlı dokuları tespit ettiklerini ifade etti. Yontar, hastalıklı dokunun yerinin tespiti sonrası radyofrekans yöntemiyle bu dokunun yok edilerek ritim bozukluğunun kalıcı tedavisinin sağlandığını söyledi. İşlem sırasında çoğunlukla hastanın uyanık olduğunu ve işlemin hastayla konuşarak gerçekleştirildiğini dile getiren Yontar, bu nedenle endişe ya da korku duyulacak bir süreç olmadığını kaydetti. İşlemde herhangi bir yaş sınırlaması olmadığını ifade eden Yontar, 3 yaşında bir çocuğa da 90 yaşında birine de EPS’nin uygulanabileceğini açıkladı.

    Hasta, Hakkı Karaoğlu’na da bu tedavi yöntemini uyguladıklarını ifade eden Doç. Dr. Yontar, hastada başarılı bir şekilde işlem sonrası sonuç aldıklarını, hastanın bir günlük kısa bir kontrol tedavisinden sonra taburcu edildiğini ve normal hayatına döndüğünü söyledi.

  • Şaşılıkta “Botoks” Yöntemiyle Tedavi

    Gözlerin birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesi sonucu oluşan şaşılığa yönelik Türkiye’de birçok tedavi yöntemi uygulanıyor. Uzun yıllardır uygulanan fakat çok fazla bilinmeyen Botoks yöntemiyle doğru seçilen şaşılık hastalarında kaymayı düzelttiklerini dile getiren Bezmialem Vakıf Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Tuğcu, bu sayede başarılı sonuçlar aldıklarını ifade etti.

    Şaşılığın doğumsal beyin hasarı, kalıtsallık, göz içi tümör, göz kaslarında sonradan gelişen felç gibi hastalıklar nedeniyle oluşabildiğini belirten Tuğcu, Botoks yöntemiyle, etkili olduğu şaşılık tiplerinde büyük oranda tedavi ettiklerine dikkat çekti. Tedavinin 1989 yılından bu yana uygulandığını ve FDA onaylı olduğunu belirten Tuğcu, “Bu tedavi yöntemini 10 yıldır hastalarımıza uyguluyoruz ve başarılı sonuçlar elde ediyoruz” dedi.

    BOTOKS YÖNTEMİ HANGİ ŞAŞILIK TİPLERİNDE ETKİLİ?

    Botoks yönteminin bazı şaşılık tiplerinde çok etkili olduğunu vurgulayan Tuğcu, ‘’En etkili olduğu şaşılık tipi ise göz kası felçlerine bağlı olarak aniden gelişen şaşılık tipleri. Bu şaşılık tiplerinde cerrahi tedavi için 6 ay beklemek gerekiyor. Fakat bu hastalarda çift görme sorunu geliştiği için 6 aylık bu süre çok sıkıntılı geçiyor. Bu dönemde biz botoksu kullanıp hem hastanın çift görmesini ortadan kaldırıyoruz, hem de gözdeki kaymayı düzeltiyoruz’’ dedi. Botoks yönteminin doğumsal şaşılıklarda da kullanıldığını söyleyen Tuğcu, ‘’Erken yaşta ameliyat olması gereken bebeklerde anestezi riski çok fazla olduğu için bu yaş grubunda da botoks uygulamasını tercih ediyoruz’’ ifadelerinde bulundu. Doğumsal beyin patolojisi olan bebeklerde şaşılığın normale göre daha sık görüldüğünü belirten Tuğcu, ‘’Bu bebeklerde de anestezi riski çok fazla olduğu için yine botoks yöntemini kullanıyoruz ve iyi sonuçlar alıyoruz’’ dedi. Şaşılık ameliyatları sonrasında tam düzelme sağlanamadığında da botoksun kullanıldığına dikkat çeken Tuğcu, ‘’Bu noktada küçük açılı kaymalar olduğunda düzelme sağlayabiliyoruz. Ayrıca bu yöntem bazı şaşılık ameliyatlarında da destekleyici ve başarıyı arttırıcı olarak bize yardımcı oluyor’’ diyerek sözlerine devam etti.

    UYGULAMASI 3 DAKİKA SÜRÜYOR, ANINDA NORMAL YAŞAMA DÖNÜLÜYOR

    Botoksun en önemli avantajını ‘’kolay uygulanabilir bir yöntem’’ olarak niteleyen Doç. Dr. Betül Tuğcu, ‘’Çocuklarda genel anestezi yöntemi ile tedaviyi gerçekleştiriyoruz. Ancak sedoaneljesi dediğimiz daha az riskli bir yöntemi kullanıyoruz” diye konuştu. Botoks yönteminin yetişkinlerde ise, topikal anestezik damlayla uygulandığını dile getiren Tuğcu, ‘’Özel EMG cihazının, dokulara ve damarlara zarar vermeyen özel iğnesi ile kasın olduğu bölgeye ilacı veriyoruz. Uygulama yaklaşık 3 dakika sürüyor ve hasta operasyonun hemen ardından normal yaşantısına devam edebiliyor. Uygulanan bölgede iz bırakmayan bu yöntem, sonrasında tekrarlanabiliyor. Botoks yönteminin en önemli avantajlarından biri de enjeksiyonun tekrarlanabilmesi ve hastanın ilerideki cerrahi tedavi şansını etkilememesi’’ yorumunda bulundu.

  • Pikler Yöntemiyle Yetişen Çocuk Daha Özgüvenli Ve Bağımsız Oluyor

    Ünlü pedagog Emmi Pikler tarafından geliştirilen ve ‘’saygıya dayalı çocuk eğitimi ve serbest oyun’’ temeline dayanan Pikler Pedagojisi’nin konu alındığı Pikler Konferansı gerçekleşti. Programın düzenleyicilerinden Eğitim Bilimleri Uzmanı Dr. Eylem Korkmaz, ‘’Pikler Pedagojisi ile yetişen çocuklar daha özgüvenli ve bağımsız olurken karar alma süreçlerinde de daha aktif rol oynuyorlar’’ dedi.

    Çocukların yetişmesinde saygının ve serbest oyun anlayışının hakim olduğu Pikler Pedagojisi’nin konu alındığı Pikler Konferansı Haliç Üniversitesi Kağıthane Kampüsü’nde gerçekleşti. Konferansta, ünlü pedagog Emmi Pikler tarafından geliştirilen yöntemin içeriği ve çocuklar üzerindeki olumlu etkilerine dair bilgiler katılımcılarla paylaşıldı. Avrupa Pikler Derneği’nden Ute Strub ve Anna Breckner’ın konuşmacı olarak yer aldığı konferans, ‘’Alternatif Okullar” tarafından 2015’te başlatılan “Karenin Dışına Çıkmak” etkinliklerinden biri olarak düzenlendi.

    ‘’ÇOCUK KENDİ KENDİNİN MİMARIDIR, YETİŞKİNLER İSE DESTEKLEYİCİ’’

    Konferansın düzenleyicilerinden Eğitim Bilimleri Uzmanı Dr. Eylem Korkmaz, alternatif eğitim yaklaşımlarında yetişkinin rolünün, çocuğun rehberliğini izlemek olduğunu söyledi. ‘’Montessori’de dendiği gibi çocuk kendi kendinin mimarıdır, yetişkin ancak destekleyici olabilir. Bu süreçte gerek öğretmenler gerek anne babalar daha geride kalarak çocukları gözlemlemeli ve çocuğun ilgisinin, ihtiyaçlarının, potansiyelinin ne olduğunu anlamaya çalışmalıdır’’ diyen Korkmaz, bu belirlemeye göre alternatif eğitim metotları içinde çocuğa uygun bir çevre oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.

    ÇOCUK, BU YÖNTEMLE KENDİ POTANSİYELİNİN FARKINA VARIYOR

    Alternatif eğitim metotları gerçek anlamda uygulandığı zaman çocukların, kendilerini küçük yaştan itibaren ifade etmeye başladıklarını dile getiren Korkmaz, ‘’ Çoğu alternatif eğitim metodu içinde çocuklar demokratik karar alma mekanizmalarını işletirler. Dolayısıyla çok küçük yaştan itibaren karar alma süreçlerine aktif olarak katılırlar. En önemli nokta ise çocuklar dışarıdan bir yetişkinin yönlendirdiği bir programı değil, kendi programlarını izlerler. Dolayısıyla çocuklarda öz yönetimle öğrenme gücü gelişir. Çünkü ana akım eğitimde çocuklar her zaman dışarıdan yönlendirmeyle bir programa dahil olurlar. Özgüven, bağımsızlık, iletişim becerilerinin güçlü olması yöntemin diğer artı yönleridir. Ama bunların içinde en önemlisi çocuğun öğrenme aşkının sönmemesi ve kendi potansiyelinin farkına vararak bunu geliştirecek olanaklarla karşılaşmasıdır’’ dedi.

    PİKLER METODU NEDİR?

    Emmi Pikler tarafından geliştirilen yöntemin içeriğinden söz eden ve yaklaşımın 0-3 arası çocukların bakımıyla ilgili olduğunu belirten Alternatif Okullar Web Sitesi Yöneticisi Dr. Seda Saraç, ‘’Emmi Pikler aslında bir çocuk doktoru. Çocuklarla yaptığı çalışmalar sonucunda ‘’çocuğa saygıyı’’ esas alarak, çocuğu yönetmek veya ona bir şeyler öğretmek yerine onu takip ederek bu metodu geliştirmiştir’’ dedi.

    KONFERANSIN AMACI PİKLER YAKLAŞIMININ TÜRKİYE’DE DE TANINMASI

    Türkiye’de bu yaklaşımın bilinmediğini ve bu konuda ilk kez bir organizasyon düzenlendiğini söyleyen Saraç, ‘’Bu metot ile çocuğa bakım yapılırken saygı duyuluyor ve çocuk hazır olmadığı hiçbir şeye zorlanmıyor. Fiziksel gelişim aşamasında çocuğun kendisi oturabilir pozisyona gelmeden çocuk hiçbir şekilde oturma pozisyonuna getirilmiyor. Kendisi yürüyebilir, ayağa kalkabilir hale gelmeden çocuk ellerinden tutulup yürütülmüyor. Çocuğun kendi doğal gelişimine saygı gösteriliyor’’ diye konuştu. ‘’Emmi Pikler çocuğa herhangi bir şeyin öğretilmesine gerek olmadığını söylüyor. Çünkü ona göre çocuk kendi getirdiği bilgelikle beraber zaman içinde ne yapması gerektiğini öğreniyor’’ diyen Saraç, çocukların bu yöntemle biraz geç öğrense bile daha iyi bir şekilde ve kendi kendine öğrenme sürecini gerçekleştirdiğini belirtti.

  • Bağımlılık Tedavisinde Koma Yöntemiyle Etkin Çözüm

    Alkol ve uyuşturucu bağımlılarının tedavi edildiği sıra dışı bir metot olan koma yöntemiyle 23 yılda 16 binden fazla bağımlının tedavi edilerek binlerce aileye umut oldu.

    Kırgızistan’daki Nazaraliev Sağlık Merkezi’nde 3 farklı aşamada uygulanan yöntemin birinci aşamasında bağımlıların alışkanlık isteklerinin bastırılması ve ihtiyaçlılık sendromundan kolaylıkla kurtulmaları için hastanın organizması temizlenerek psikofarmokolojik ve merkezi kolinolitik blokaj metodu uygulanıyor. Merkezi kolinolitik blokaj sırasında bağımlılara düşük dozda atropin verilerek birkaç saatliğine komaya sokuluyor. Yoğun bakım ünitesinde yapılan bu işlemde uzmanların gözetiminde bağımlılara koma halindeyken psikoterapi uygulanıyor.

    Kliniğin Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Natalie Subbotina hastaların tedaviyi kabul ederek kliniğe gelmelerinin tedavinin başarısına etkisine büyük olduğunu belirterek, “Hastalarımız kardeşi, eşi, babası, annesi veya yakın bir arkadaşı gibi muhakkak bir yakınıyla beraber kliniğimize gelmeli” dedi. Subbotina, 25 yıldır uygulanan bu yöntemin insan üzerinde hiçbir olumsuz zihinsel etki bırakmadığını veya vücut metabolizmasına olumsuz bir etkisi yapmadığını belirtti.

    Birinci aşamada ek olarak hastanın normal metabolik sürecine ulaşmasına yardımcı olmak için, nerotik belirtilerinden kurtulması ve genel fiziksel sağlığının güçlendirilmesine yardımcı olan plasmaferez ve hiperbarik oksijen, transkronial elektrostimülasyon, akupunktur, medikal masaj, elle terapi, bağışıklığı yatıştırıcı terapi, medikal beyaz çamur ve sauna tedavisi gibi prosedürler uygulanıyor.

    Tedavinin ikinci aşamasında hastanın kendine güvenini ve yeteneklerini yeniden keşfetmesi ve ruh sağlığını güçlendirerek psikolojik durumunu sürdürmesi için bilinç bütünlüğü elde etmesini sağlama amaçlı psikoterapik sentez olarak adlandırılan “MindCrafting” tedavisine geçiliyor. Issık Gölü kıyısında bir çeşit rehabilitasyon kampına katılan hastalar temiz hava, doğal güzellikler ve organik gıdalarla baş başa kalıyorlar. Klinikte doktorlar buna ek olarak grup ve bireysel psikoterapilere rehberlik ediyorlar.

    Üçüncü ve son aşamaya geçmeden önce medikal komisyon kararı ile stress-enerji psikoterapi ve HAC uygulamasına hastalar yönlendiriliyorlar. Sadece nöroloji departmanındaki hastalar HAC’a yönlendiriliyorlar. Tedavi sonucunun kalıcılığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak olan bu aşamada hastaların, negatif olumsuz anıları ve tecrübeleri yerine kendilerini olumlu ve verimli bir hayata bırakması amaçlanıyor.

  • Aşılama Yöntemiyle Üçüz Bebek Sahibi Oldular

    Denizli’de doğal yollarla çocuk sahibi olamayan Herdem-Fatih Özgül çifti özel bir hastanede aşılama yöntemiyle üçüz bebek sahibi oldu.

    Doğal yollarla bebek sahibi olamayan Fatih Özgül ve Herdem Özgül çifti Özel Ege Hastanesi’ne başvurdu. Çift, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Gencer’in uyguladığı aşılama yöntemiyle üçüz erkek bebek sahibi oldu. Üçüzlerin bin 900 gram olarak doğduğu ve sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

    Tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Op. Dr. Mehmet Gencer, “Bebeği olmayan hastalarımızın bebek sahibi olması için kullandığımız yöntemlerden biri aşılama yöntemi. Basit aşamalarda sonuç elde edemediğimizde uyguluyoruz. Gebelikte uzun haftalar bebeğin anne karnında durması zordur ama bu hastamızda 34 haftalıkken doğum gerçekleşti. Üçüz bebekler ortalama bir, bir buçuk kilo civarında doğar. Bu üçüzlerimiz bin 900 gram civarında doğdular. Gebelik sağlıklı seyretmesiyle bebekler de sağlıklı bir şekilde doğdu” diye konuştu.

    Anne Herdem Özgül, üçüz bebek sahibi olduğu için çok mutlu olduğunu dile getirerek, “Çok sıkıntılı bir süreç değildi. Öncelikle doktorumuz sayesinde, onun doğru yönlendirmeleri sayesinde hamilelik sürecim çok iyi geçti. Önemli olan sağlıklı olmalarıydı. Bebeklerimiz bize, biz bebeklerimize alışmaya çalışıyoruz. Yeni doğan yoğun bakım hemşirelerimize, çocuk doktorumuza, doğum doktorumuzu herkese çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    Baba Fatih Özgül ise, “Çok mutluyum. Baba olmak çok güzel bir şey. Ben bir kerede 3 kez baba oldum. Başta doktorumuz Mehmet Bey’e ve bütün hastane çalışanlarına çok çok teşekkür ediyoruz. Burada özel olduğumuzu hissettik” ifadelerini kaydetti.

    Özgül çifti, bebeklerine Ramazan Engin, Ahmet Erdem ve Saim Ege isimlerini verdi.