Etiket: Yöntem

  • Varis, Lenfödem, Damar Tıkanıklıkları Tedavisinde En Etkin Yöntem: Damar Haritalama

    Prof. Dr. Ahmet Akgül, toplum sağlığının en büyük sorunlarından biri olan, bacaklarda görülen varis, lenfödem ve damar tıkanıklıkları hastalıklarının artık sorun olmaktan çıktığını söyledi. Akgül, “Özellikle ileri yaşta ortaya çıkan bacak ağrıları ve şişlikle ilerleyen bu kardeş hastalıklar toplumda hem sağlık sorunu hem de ekonomik sorun olarak yerini korumakta” dedi.

    Prof. Dr. Ahmet Akgül, varis, lenfödem ve damar tıkanıklıkları tedavisinde yeni bir başarıya imza attıklarını belirterek, “Damar Haritalama olarak adlandırılan yeni yöntemle kendi geliştirdiğimiz özel yazılımlarla Renkli Doppler Ultrason cihazı ile hasta ayakta dururken bacağındaki tüm damar, varis, lenf sisteminin haritası çıkarılmaktayız. Damar yaşını ölçen, damardaki değişimleri kaydeden, daha sonra damarda tıkanma veya bozulma riskini ortaya koyan bir sistem. Böylece özellikle genç bayan hastaları etkileyen varisi olan bir hastada varise neden olan durumlar tek tek ortaya çıkarılmakta. Varis damarındaki kapakçıkların sayısı, yetmezlik derecesi, fazladan bir damar olup olmadığı, varis içinde pıhtı olup olmadığı, varis tedavisi acaba yeterli olmuş mu gibi birçok soruya cevap bulunmakta. Aynı şekilde daha çok ileri yaşta ve sigara içen erkekleri etkileyen bacak atardamarı tıkanıklığı ve damar sertliği ile ilgili en ince ayrıntılar, bacak neden tıkanmış, tıkanıklık nerede, damar tedaviye uygunmu, ameliyat başarılı olabilir mi, ameliyat yapıldıysa başarılı olmuş mu, tekrar eder mi gibi sorular aydınlatılmakta. Bir türlü yüzü gülmeyen hasta grubu olan Lenfödem hastaları da unutulmamış. Hastada niye bacak şişliği var, lenf damarları nasıl çalışıyor, niye lenf damarları tıkanmış, nasıl açılır, ameliyat çözüm mü, ameliyat sonrası başarı var mı, lenf masajı işe yarar mı gibi sorular tedaviden önce cevaplanmakta.” diye konuştu.

    Prof. Dr. Ahmet Akgül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Hangi yaşta olursa olsun damar hastalıkları toplumumuzun çoğunu etkilemekte. Genç bayanlar estetik nedenli veya ağrı ve şişliklerden şikayetçi olup bacaklarında varislerden yakınmaktalar. Yaşı birazcık ilerlemiş erkekler de ise daha çok damarlarda sertlik, kireçlenme ve tıkanma şikayetleri olmakta. Hatta her yaşta görülen ve her iki cinsiyette de sıklıkla rastlanan lenf damarlarında tıkanıklıklarla seyreden lenfödem hastaları var. Şimdiye kadar tüm dünyada ve ülkemizde damar tedavileri hep hastalığı görünen damarlar üzerinedir. Yani hastada varis varsa varisi tedavi edelim, atardamar tıkanıklığı varsa o damara baypass yapalım, lenfödem varsa lenfödem masajı yapalım gibi. Hiçbir zaman her 3 damar sistemin de aynı ağın yansıması olduğu dikkate alınmıyor. İşte biz alıyoruz. Bunu bir örnekle tarif edeyim: Hasta yıllardır varis hastalığı çekmekte ve sonunda karar veriyor ve varis ameliyatı oluyor. Ama korktuğu başına geliyor ve varis tekrarlıyor. Peki neden? İşte biz hem bu sorulara cevap veriyoruz hem de hastanın varis ameliyatı öncesi damarlarını haritalayarak tüm damar sistemindeki sorunları çözüyoruz ve varis tedavisi sonrası varis tekrarlamıyor. Aynı şekilde tekrarlayan varisleri de kalıcı olarak tedavi ediyoruz. Niye kalıcı dedim? Çünkü hastanın bacağındaki her 3 damar sistemindeki sorunu çözüyoruz bu teknikle. Böylece hem varis hem lenfödem hem de damar tıkanıklıkları kalıcı şekilde tedavi edilebiliyor. Her yaş ve cinste herkese uygulanabiliyor hatta hamilelere bile. Hastaya acı vermiyor, radyasyon içermiyor, ses dalgalarını kullanıyor. Özel yazılımlarla güçlendirilmiş bu cihaz, bir radar cihazı gibi dokulara ses dalgalan gönderiyor ve ses dalgaları dokuların yoğunluğuna göre geri yansıtıyor. Yansıyan bu ses dalgaları cihazın özel bilgisayar tarafından görüntülere çevrilir. Yani hareket eden cisimlerin yansıyan ses dalgalarından elde edilen bilgilere göre görüntü elde edilir. Hareket eden cisimler kan hücreleri olduğu için, akan kan hücrelerinin hızı ve yönü özel bilgisayar tarafından yine iki boyutlu, ancak kanın akış yönüne göre renklendirilmiş canlı görüntülere dönüştürülür. Bu özel sistem, damarlar hakkında fizyolojik ve anatomik bilgi edinebilinir. Basit, rahat uygulanabilen, radyasyon riski içermeyen ve hem damarın iç kısmını, kapakçıkları hem de damar duvarını gösterebilen değerli bir tanı yöntemidir. Varis hastalığında reflü sonucu oluşan varislerin çoğu fizik muayene ile tespit edilebilinir. Ancak kapak yetmezliği sonucu varise neden olan ven veya venler, yani olayın temel nedeni çıplak gözle veya elle yapılan muayene ile anlaşılamaz. Bu venlerin anatomisini, morfolojisini, içinden geçen akımın özelliklerini, kapaklardaki kaçağın durumunu bize görüntüleyebilir.

    Varis tedavisine başlamadan önce mutlaka yaptırılmalıdır. Örneğin köpük, skleroterapi, iğne tedavilerinden önce de mutlaka yaptırılması gereken bir işlemdir. Varis tedavisinin doğru yapılabilmesi için venöz hastalığı olan hastalar bu cihaz ile incelenmeli, hastalıklı damarların haritası çıkarılmalı ve tedavi bu haritaya göre yapılmalıdır. Damar haritalama, mutlaka deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır. Varis ameliyatı sonra tekrar varis oluşmasının esas nedeni, yanlış haritalandırmadır. Değerlendirmede, tüm bacak venöz sisteminin, derin, yüzeyel ve perforatör venelerin çapı, anatomik seyri, dallanması ve varyasyonların anatomik özelikleri, Safeno femoral bileşke (SFB) ve Safeno popliteal bileşke’deki (SPB) akım yönleri, ven lümenleri ve duvar yapısı, kapak fonksiyonları, venlerde obstrüksiyon, arteryal dolaşım incelemeye alınır.”

  • TED Batman Koleji’nde Verimli Ders Çalışma Yöntem Ve Teknikleri Semineri Verildi

    Türk Eğitim Derneği (TED) Batman Koleji’nde velilere yönelik verimli ders çalışma yöntem ve teknikleri konulu seminer verildi.

    TED Batman Koleji’nin ilkokul rehberlik biriminin koordine ettiği ‘Verimli Ders Çalışma Yöntem ve Teknikleri’ konulu seminerin 1. kademesi öğrenci velileriyle gerçekleştirildi. Seminerde altı şapka düşünme tekniği ile yapılan etkinliğe velilerin yoğun katılım sağladıkları gözlendi.

    TED Batman Koleji Okul Müdürü Çetin Evren, öğrencilerin derslerini severek çalışmaları ve öğrenciyi sıkmadan nasıl çalıştırılacağı konusunda velilere seminer verildiğini belirterek, TED Batman Koleji olarak, öğrencilerin başarılı olmaları için her türlü eğitimin verildiğini ve velilere de öğrenciye ders çalışma yöntemleri gibi etkinlikler yaptıklarını söyledi.

  • Gebelik Şansını Yüzde 90’lara Taşıyan Yeni Yöntem: Ngs

    Bilim adamlarının genetik müdahale yöntemiyle gebelik şansını yüzde 90 oranında artırdığı belirtildi.

    2015 yılında ABD’yle eş zamanlı olarak Türkiye’de de uygulanmaya başlanan Gelecek Nesil Genetik Tarama (NGS) yönteminin, gebelik şansını yüzde 90 oranında artırdığı vurgulandı.

    ABD’nin New Jersey eyaletindeki Saint Barnabas Enstitüsü’nde genetik müdahale yöntemiyle 30 bebek üretimi ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de uygulanan Gelecek Nesil Genetik Tarama (NGS) yönteminin, gebelik şansını yüzde 90 oranında artırdığı vurgulandı.

    Türkiye’de beş aile bu yöntem ile çocuk sahibi olurken, Tüp Bebek Üretim İmmünolojisi ve Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden, NGS yöntemiyle dünyaya getirdiği bebek ve aileleri ile düzenlediği basın toplantısında, genetik taramadaki yeni gelişmelere dikkat çekti.

    HASTALARIN SAĞLIKLI BESLENMELERİ ÖNEMLİ

    Erden, “Genetik taramadaki yeni gelişmeler sayesinde bir embriyonun, bütün kromozonları hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bu bize neyi gösteriyor. Hastanın gebe kalamamasındaki ana sebepleri gösteriyor. Gördük ki gebe kalamamanın en büyük nedeni verilen embriyoların, çocuk adaylarının anormal oluşundan kaynaklanıyor. Anne ve babanın genetiği normal olsa bile. Bu durumda hastaların hayat tarzlarını değiştirmeleri, sağlıklı beslenmeleri, bir takım takviyeler almaları ile kendi döllerinde kendi değişikler yapabiliyor ve sağlıklı çocuklara sahip olabiliyorlar” dedi.

    Başvuru yapan ailelerin sağlıklı olması gerektiğine işaret eden Op. Dr. Halit Fırat Erden, “Bu sağlıklı çocukları bulduğumuz zaman mevcut gebelik şanslarını iki misli arttırdıklarını gördük. Yani iş hastada bitiyor, ne kadar sağlıklı olurlarsa sağlıklı bir döle sahip olacaklardır. Genelde uygulanan yöntemlerde embriyonun sadece şekline bakarak transfer ediliyordu. O da şansa bağlıydı” şeklinde değerlendirme yaptı.

    ARKADAŞ ÇEVRESİNDEN DUYDUKLARI ONU MUTLULUĞUA TAŞIDI

    Genetiği değişmiş bebeklerle basın mensuplarının karşısına geçerek hikayelerini paylaşan ailelerin, oldukça mutlu olduğu gözlendi.

    Bu yöntemle 4.5 aylık Ayşe Nisa adında kız bebeği olan Bedriye Uygun, arkadaş çevresi sayesinde bu tedaviden haberdar olduğunu ifade ederek, “Pek bir sağlık sorunumuz yoktu aslında, ama bebeğimiz olmuyordu. Yaşımızdan dolayı olduğu düşünülüyorduk. Sonra tedavi süreci başladı, her şey yolunda gitti. İlk denememizde bir aylık bir bebeğimizi kaybettik. İkinci denememizde genetik testi yaptırarak başarılı bir sonuç elde ettik. Genetik testten sonra her şey yolunda ve sağlıklı gittiği için çok mutluyuz şuan” şeklinde açıklama yaptı.

    Baba Hasret Uygun da “Özellikle genetik testi konusunda kararsızdık. Birazcık araştırma yaptıktan sonra bizim yaşlarımızda olanların genetik testinin gerekli olduğunu anladık. İkinci denemezde şuan kucağımızda Ayşe Nisa var, mutluyuz” dedi.

    14 YIL SONRA GELEN MUTLU HABER

    Genetiği değişmiş bebeğiyle kameraların karşısına geçen Semiha Türkoğlu ise 14 yıllık evliliği boyunca 13 yıl sonra bebek sahibi olduğunu ifade etti. Türkoğlu, “14 yıllık evliyim, 13 yıl sonra kucağımıza aldık ve sekizinci denemeden sonra. 8 tüp bebek denemesi yapıldı. 13 yıl sonra gelen mucizemiz. Türkiye’deki hemen hemen bütün doktorlara başvurduk. Burayı artık son şans olarak gördük, kapatmıştık bu defteri kendi hayatımıza bakalım demiştik. 1,5 yıl tedavi sonucunda genetik tarama da yapıldı çok şükür bebeğimize kavuştuk” ifadelerini kullandı.

  • Doğurganlığı Koruyan Yöntem; Yumurta Dondurma

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, doğurganlığı koruyan yöntem yumurta dondurma hakkında bilgilendirdi.

    1986 yılında ilk dondurulan yumurta ile elde edilen gebelik sonrası, yumurta dondurma işlemi tüm dünyanın ilgisini çektiğini, geçen süre boyunca bir hayli yol kat edildiğini anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Gelişmiş ülkelerde kadınların gerek kariyer planları, gerek evlilik yaşlarının eğitim nedeniyle gecikmesinden dolayı geciken annelik yaşı nedeniyle , ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte tüp bebek uygulamalarının en ilgi çekici alanını almıştır, ülkemizde ise bununla ilgili ciddi yasal sıkıntıların bulunması nihayet 2014 yılının sonlarında bir nebze olsun aşılmıştır, yine de mevcut yönetmelikle birlikte hala tam anlamıyla bir özgürlük sağlanmamış olsa da Bakanlıkça atılan adımın yadsınmayacak büyüklükte olduğu aşikardır” dedi.

    “Yumurta (oosit) dondurma işlemi kadının yumurtalıklarından toplanan olgun yumurtaların ileriki yıllarda çoçuk sahibi olunabilmesi için çok özel dondurma yöntemleriyle dondurulup saklanmasıdır” diyen Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Önce ki yıllarda kullanılan slow freezing uygulamasının yerini vitrifikasyon alması ile birlikte daha güvenilir ve özgür bir şekilde saklama şansı verdi. Öncelikle, yumurtaların kadınların hormonal ilaçlar ile uyarılmış yumurtalıklarından vajinal ulrasonografi ve OPU (oocyte pick up= egg retrieval =yumurta toplama ) iğnesi yardımıyla toplanması gerekmektedir. Toplanan yumurtalar özel hazırlanmış solüsyonlar ile belirlenmiş süreler boyunca muamele edilir ve hastaya özel olarak hazırlanmış taşıyıçılarda -196oC derecede ki sıvı azotu içeren tanklarda uzun süre muhafaza edilir” diye konuştu.

    Yumurtalar 2010 yılında dünyada son 3-4 yıldır da ülkemizde yaygınlaşan vitrifikasyon denilen pratik olmasına rağmen ciddi tecrübe ve dikkat isteyen dondurma yöntemiyle başarılı şekilde dondurulduğunu anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Vitrifikasyon işlemi çok hızlı dondurma prensibine dayanmaktadır ve amaçı dondurma sırasında yumurtalara ciddi zararlar verebilen buz kristallerinin oluşmasını engellemektir.

    Vitrifikasyon ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına yüzde 90-100 canlılık oranları elde edilmektedir. Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikroenjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik oranlarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir.

    Yumurta dondurma işlemi Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğinde belirtilen tıbbi zorunluluk hallerinde vitrifikasyon yöntemiyle başarılı şekilde dondurulup saklanmakta, istenildiği zaman başarılı şekilde çözülüp Tüp Bebek tedavinizde kullanılmaktadır. Dondurma işlemi için yasayla belirlenmiş tıbbi zorunluluklar aşağıda belirtilmektedir” şeklinde konuştu.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ KİMLERE UYGULANIR?

    Yumurta dondurma işleminin kanser tedavisinden önce kadınlara uygulandığını ifade eden Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Bu özellikle kanser tedavileri sırasında uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamaların yumurtalıkları tahrip etmesi gibi etkenlerde tercih edilmektedir. Yumurtalar kadınlara bu tür tedaviler uygulanmadan önce alınır ve dondurulur. Bu uygulama tedaviden sonra, dondurulmuş yumurtaların tekrar kadına nakledilmesiyle gebelik şansını arttırmaktadır. Bu tür tedaviler sonrasında gebe kalabilmek için, sadece yumurta dondurma uygulamasının yapılması fayda sağlar. Bu sayede kadının her yaşta ve her zaman doğurganlığını koruyabilmesi sağlanabilir.

    Ailede kalıtsal olarak erken menopoz varsa, yani genç yaşlarda doğurganlık özelliğini kaybetme riski olan kadınlara bu yöntem uygulanabilir. Yumurtaların dondurulması sayesinde bu risk ortadan kalkacaktır.

    Özellikle ilerleyen yaşa yada yaşı genç olsa bile yumurtalıkları uyaran hormanların seviyesinin yükselmesine veya bazı geçirilmiş bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen azalmış yumurtalık rezervi durumunda yumurtalık dondurabilmektedir. Bu sayede yumurta gelişimi yeterli olmayan kadınlar için biriktirme amaçlı yumurta dondurma uygulaması yapılabilir ve neticesinde tüp bebek uygulamalarıyla daha fazla sayıda embriyo elde edilebilir.

    Kadında yapılması planlanan ve yumurtalık rezervini etkileyebileyecek kadın hastalıklarıyla ilgili ameliyatlar öncesi yumurtalıklar uyarıldıktan sonra elde edilen yumurtalar ileride kullanılmak üzere dondurularak saklanabilmektedir” dedi.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİNİN BAŞARI ORANI NEDİR?

    Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yumurta dondurma işlemi yumurtalıklarda yumurta üretimi olduğu taktirde her yaşta yapılabilir. Teknolojideki gelişmelerle birlikte, yumurta dondurma uygulaması sürekli olarak geliştirilmektedir.

    Son zamanlarda uygulanan yumurta dondurma tekniklerinden biri olan vitrifikasyon (camlaştırma) yöntemi ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına oldukça yüksek (yüzde90-100) canlılık oranları elde edilmektedir.

    Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikro enjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuvarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik organalarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir. Her nekadar kadın yaşına bağlı olarak değişsede elde edilen gebelik oranları yüzde 35-50 civarındadır ve taze tüp bebek denemesiyle elde edilen gebelik oranlarına benzerdir.”

  • Dolandırıcılıkta Yeni Yöntem

    Ticaret İl Müdürü M. Reşat Bağcı, telefon dolandırıcılığındaki yeni yönteme karşı tüketicileri uyardı.

    Kredi kartı kullanan tüketicilere yönelik yeni bir dolandırıcılık yönteminin geliştirildiğine dikkat çeken Bağcı, “Telefonla arayan dolandırıcılar, ‘Tüketici Genel Müdürlüğü’nden arıyorum, Tüketici Hakem Heyeti’nden arıyorum’, diye söze başlayarak, ‘Bankalardan kullanmış olduğunuz kredi masrafları ve kesilen kredi kartı aidatlarından bin 400 liralık bir iadeniz çıktı. Size bu parayı havale edeceğiz, ancak bize kredi kartı numaranız lazım, numaranızı söyler misiniz?’ diyerek, kredi kartı numaranızı öğreniyorlar ve limitinizi boşaltıyorlar.”

    TELEFONLA BİLGİ İSTEMEZ

    Tüketicilere seslenen Ticaret İl Müdürü M. Reşat Bağcı, “Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Genel Müdürlüğü sizi telefonla arayarak kredi kartı bilgilerinizi istemez. Size gelen uyarı ya da tebligatların mutlaka yazılı olarak iletilmesini bekleyin. Kesinlikle kredi kartı numaranızı ve şifrenizi kimseyle paylaşmayın, uyarıyoruz” ifadelerini kullandı.