Etiket: Yöntem

  • Leke Tedavisinde Son Yöntem

    Aktif maddeleri yediğimiz içtiğimiz şeylerden elde edilen cilt soyma ürünü yüzdeki can sıkıcı lekeleri tedavi ediyor.

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Hacer Önvural, gebelik, yaşlılık ya da güneş lekelerinin cilt soyma (enzimatik peeling) maskesiyle artık acısız, yan etkisiz tedavi edilebildiğini söyledi. Maskenin, etken maddelerinin buğday, çavdar, arpa, buğday kepeği, keten tohumu, turuçgil gibi yediğimiz içtiğimiz şeylerden elde edildiğini belirten Uzman Dr. Önvural, “Sonradan oluşan her tür lekenin tedavisinde kullanıyoruz, iyi sonuç veren bu maskeyi 14 yaş üstü herkese uygulayabiliyoruz” dedi.

    LEKELER GİDİYOR GENÇLİK GELİYOR

    İster yüz, isterse vücudun herhangi bir yerindeki lekelerin bir hastalık olmamasına, herhangi bir sağlık sorunu oluşturmamasına karşın kişiyi psikolojik olarak olumsuz etkilediğini belirten İzmir Kent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Önvural, tıbbın leke tedavisinde de önemli yol kat ettiğini söyledi. Son iki üç yıldır kullandıkları, aktif maddeleri tamamen doğal olan, yüze maske olarak uygulanan preparatla tedavinin sonuçlarının memnuniyet verici olduğunu kaydeden Uzman Dr. Önvural, “Bu ürün, melasma-chloasma denen gebelikteki lekeleri, yaşlılık lekeleri, hassas ciltlerde güneşe maruz kalmaktan kaynaklanan lekelerin tedavisi ve lekenin diğer nedenlerinin tedavisinde de en etkili yöntemlerden biri. Ürün, deride bulunan melanin üretimini azaltarak pigmentasyonu baskılayan etkin bir cilt soyma yöntemi ve etkisini ciltte leke oluşumunu sağlayan mekanizmayı baskılayarak yapıyor. Asıl etkisi deri renginin belli bölgelerde koyu bir renge dönüşmesine sebep olan mekanizmanın içinde aktif rol oynayan bir enzimin baskılanması ile oluyor. Bu enzimin baskılanması sonucu derideki melanin oluşumu azalarak cildin koyulaşmış bölümlerinin rengi açılıyor ve bundan kaynaklanan lekelerin etkin tedavisi sağlanıyor. Bu maske her türlü cilt tipine, tercihen kışın olmak üzere her mevsim uygulanabiliyor, ciltte yara oluşturmuyor, üstelik iyileşme süreci yok, etkisini hemen gösteriyor. Bu bir tedavi olduğu için de ancak doktor tarafından yapılabiliyor.”

    Uzman Dr. Önvural, enzimatik peeling maskesinin yüzün yanı sıra boyun ve dekolte, karın bölgesi, bacaklar ve ellerdeki lekelerin de tedavisinde kullanıldığını söyledi. Önvural, cilde zarar verecek hiç bir kimyasal içermediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu maskenin, cildi soyarak yapılan leke tedavilerinden ayıran en önemli özelliği ağrısız olması, tekrara gerek duyulmaması, kısa sürede sonuç alınması. Hassas ciltler de dahil olmak üzere her türlü cilt tipine uygulanabiliyor. Çok hafif cilt soyucu etken madde içerdiği için yan etkileri minimal seviyede. Tercihen kış mevsiminde olmak üzere yılın her mevsiminde uygulayabiliyoruz. Akne izleri ve ciltteki lekeli görünüm üzerinde etkili ve güvenli. Sonradan oluşan her tür lekenin tedavisinde kullanıyoruz, 14 yaş üstü herkese uygulayabiliyoruz.”

  • Tiroit Ameliyatlarında SES Kısıklığını Önleyen Yöntem

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği’nde ilk kez, tiroit ameliyatlarında ses kısıklığına ve ses tonunda değişikliklere neden olabilecek komplikasyonları en aza indirmek amacıyla yeni bir yöntem başarıyla uygulandı.

    Konuyla ilgili olarak açıklamada bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Güngör, ses tellerini uyaran sinirin iletim düzeyinin, köken aldığı esas sinir olan vagus sinirine yerleştirilen bir prob aracılığıyla, tiroit ameliyatının her aşamasında anlık olarak takip edilebildiğini söyledi. Güngör, bu şekilde sinirin henüz görülmeden önce bulunduğu yerin daha hızlı tespiti, ameliyatta daha güvenli olarak tiroit bezinin çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

    Yapılan tiroit ameliyatı ve sürekli vagal sinir monitörizasyon tekniği tüm özellikleriyle 5-8 Kasım 2015 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 14. Medikal Cerrahi Endokrinoloji Mezuniyet Sonrası Eğitim Kursu’nda ameliyat görüntüleri eşliğinde sunuldu.

  • Kornea Naklinde Yeni Yöntem

    Türkiye’de sadece üç büyük kentte uygulanan kornea nakil yöntemi Manisa Devlet Hastanesinde başarıyla yapıldı.

    Türkiye’de 40. Göz Bankası olan Manisa Devlet Hastanesi bünyesindeki göz bankası, 5 buçuk ay önce 200 bin lira harcanarak hizmete girdi. Manisa Devlet Hastanesi bünyesindeki göz bankasının ilk nakli yaklaşık 6 aydır kornea bekleyen 80 yaşındaki Bahriye Doğan’a yapıldı. Yaklaşık 1,5 saat süren operasyonla korneanın iç kısmında 20 mikron inceliğinde bir doku parçası nakledildi. Türkiye’de İstanbul, İzmir ve Ankara’da uygulanabilen kornea nakil yöntemini başarıyla gerçekleştiren Manisa Devlet Hastanesi Göz Bankası Müdürü Göz Doktoru İlker Biçer, Kamu Hastaneleri Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanı Leyla Ölçer ile birlikte Türkiye’de son yıllarda yeni kullanılmaya başlayan nakil yöntemi hakkında bilgi verdi. Uygulanan yöntemle dikişsiz bir operasyon gerçekleştirdiklerini dile getiren Biçer, “Manisa Devlet Hastanesinde 2 yıl önce planlanan Göz Bankası geçen Haziran ayında resmi olarak açılışı yapıldı. Bahriye teyzemiz yaklaşık 6 aydır takip ettiğimiz bir hastaydı. Kendisi katarak ameliyatı sonrasında gelişen kornea ödeminden dolayı takibimizdeydi. Gözünde bulanık görmesinin yanında batma ve kanlanma sıkıntıları mevcuttu. İlk yaptığımız bu kornea nakli tam olarak yapılan bir nakil değil korneanın kısımlarından bir tanesi dikişsiz bir şekilde bir nakil uyguladık. 2011 yılından beri gelişmekte olan bir tekniği Manisa Devlet Hastanesi bünyesinde ilk defa uygulamış olduk. Bu teknik sadece Türkiye’de İzmir, İstanbul ve Ankara olmak üzere 3 büyükşehirde uygulanabilmektedir. Manisa’da böyle bir cerrahi operasyonu uygulamış olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

    “RETRİSKİ YÜZDE 1”

    Uygulanan yöntemin önemine dikkat çeken Dr. Biçer, şöyle konuştu: “Bu tekniğin şöyle bir avantajı var. Klasik kornea nakli ameliyatlarında iyileşme süreci oldukça uzun sürüyor. Hastamızın istediğimiz görme seviyesine gelmesi yaklaşık 1 yıl sürmektedir. Bir yıl süresince hastanın damla kullanması gerekiyor. Oysa uygulanan bu yeni teknik ile korneanın tamamını değil, iç kısmında 20 mikron inceliğinde bir doku parçasını sadece naklediyoruz. Bunu çok küçük bir kesiden yaptığımız için hastamızın gözüne dikiş uygulamamız gerekmiyor. Böylece hastamızın iyileşme süresi kısa sürüyor. Hastamız bu şekilde bir hafta sonunda isteğimiz görme seviyesine yaklaşabiliyor. Bir ay kadar damla kullanması yeterli olabiliyor. Bu yeni teknikle korneanın dokusunu gözün ret riski oldukça düşük. Standart bir tam kat kornea naklinde yüzde 10 oranında ret riskiyle karşılaşılabilir. Bu cerrahi operasyonda ret riski yüzde 1 civarındadır. Teyzemize de böyle bir operasyon uyguladık.”

    “DÖRT BİN HASTA KORNEA BEKLİYOR”

    Kurulan Göz Bankası’yla birlikte kornea nakillerini arttırmayı hedeflediklerinin altını çizen Dr. Biçer, şunları söyledi: “Bankada amacımız temin ettiğimiz dokuları yönetmelikte belirtildiği gibi önce kendi ihtiyaçlarımız da kullandıktan sonra, ihtiyacı olan diğer hastanelerimize de dağıtımını yapabileceğiz. Burada elde ettiğimiz korneaları lamellerine ayırabileceğimiz için katmanlarını ayrı ayrı kullanıma sunmayı planlıyoruz. Yaptığımız nakil sayılarında artırmayı planlıyoruz. Öncelikli hedefimiz yılda 40 nakil yapmaktır. Ancak önümüzdeki yıllar içerisinde bu sayı artacaktır. Türkiye’de 4 bin üzerinde kornea nakli bekleyen hastamız var. Bankamızın kendi kayıtlarına göre Manisa’da 50 hastamız bulunmaktadır.”

    Vefat eden kişilerin “Ben kornea mı vermiyorum” demediği müddetçe yasa gereği kornealarını alabildiklerini anlatan Dr. Biçer, sözlerini şöyle tamamladı: “Kornea bağışı yeni yönetmelik ile kişi öldükten sonra ‘Ben korneamı vermiyorum’ demedikten sonra biz tüm ekslerden kornea alabiliyoruz. Ancak biz yine onay alarak kornea almayı tercih ediyoruz. Ancak vatandaşları organ bağışı konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.”

    Yaklaşık 6 ay beklemesinin ardından kornea nakli olan 80 yaşındaki Bahriye Doğan, artık görmeye başladığını belirterek doktorlara teşekkür etti.