Etiket: Yönetmen

  • Dünyaca ünlü yönetmen Konyaaltı’na hayran kaldı

    Yönetmen Ferzan Özpetek, Antalya Konyaaltı sahiline hayran kaldı.

    Uluslararası akademisyenlerden oluşan jüri tarafından Uluslararası İdeal Kent Ödülleri 2018 kapsamında birincilik ödülüne layık görülen Konyaaltı Sahil Projesi, dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. 55. Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında yaşam boyu başarı ödülünü almak üzere Antalya’ya gelen dünyaca ünlü Türk asıllı İtalyan yönetmen Ferzan Özpetek Sahil Antalya Yaşam Park’a hayran kaldı.

    Çok beğenmiş tebrik etti

    Özpetek’in Konyaaltı sahiline yönelik hayranlığını kendisi ile paylaştığını anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, “Ferzan Özpetek yılın bir bölümünü İtalya’da bir bölümünü de İstanbul’da geçirir. Festival için geldiği şehrimizde kaldığı otelden sabah yürüyüşü için çıktığında Konyaaltı sahilini görmüş. Çok beğenmiş. Kendisi sahille ilgili beğenisini ‘Ben dünyada birçok sahil projesini gördüm. İtalya’da yaşıyorum bu kadar güzelini görmedim. Yürüyüş diye çıktım, baktım orada fitness aletleri var geçtim sporumu yaptım. Yürüdüm, denizime girdim. Bu güzel proje için tebrik ederim’ sözleri ile anlattı. Konyaaltı projemiz dünyanın en güzel sahil projesidir” diye konuştu.

  • Oyuncu Tuğçe Altuğ ile yönetmen Tolga Karaçelik evlendi

    Çanakkale’nin Bozcada ilçesinde oyuncu Tuğçe Altuğ ile yönetmen Tolga Karaçelik dünya evine girdiler.

    Oyuncu Tuğçe Altuğ ve yönetmen Tolga Karaçelik, 20 Eylül Perşembe günü Bozcaada’da yapılan düğünle evlendi. Çiftin düğününe ailelerin yanı sıra yakın dostları katıldı.

  • Yönetmen Karadeniz kendi hayat hikayesiyle ağlattı

    55. Uluslararası Antalya Film Festivali yarışma seçkisinde yer alan yönetmen Mustafa Karadeniz’in kendi gerçek hikayesini anlattığı Çınar filminin soru-cevap bölümünde gözyaşları sel oldu.

    55. Uluslararası Antalya Film Festivali yarışma seçkisinde yer alan, yönetmen Mustafa Karadeniz’in kendi gerçek hikayesini anlattığı Çınar filmi sinemaseverlerle buluştu. Filmin ardından yönetmen ve film ekibinin soruları yanıtladığı bölümünde gözyaşları sel oldu.

    Filmin konusuyla ilgili soruları yanıtlayan Mustafa Karadeniz, “Annemin adı Çınar, oğlumun adı da Çınar. Bu benim ilk sinema filmim. Filmde kendi hayat hikayemi anlattım. Her şey benim bir reklam filmi için doğduğum şehir olan Sarıkamış’a gitmemle başladı. Annem burada nasıl yaşamış, dedem burada nasıl yaşamış diye çok ağladım. Bu hikayeyi orada yazmaya başladım. Konservatuvarda da söylerlerdi. En iyi bildiğiniz hikaye kendi hikayeniz diye. Ben de kendi hikayemi yazmakla başladım” diye konuştu.

    “Yüzde 70 benim hikayem”

    Kars’ın Sarıkamış ilçesinde yaşayan bir çiftin engelli çocukları ile yaşam mücadelesini anlatan filmin yönetmeni Karadeniz, “Hikayenin yüzde 70’i benim yaşadığım, yüzde 30 Sarıkamış’ta yaşanmış gerçek bir hikaye. 1.5 yaşında çocuk felci geçirmişim. Sarıkamış’ın soğuğunda ilkokul birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar annem beni her gün 3 kilometre sırtında taşımış. Bu film bir engelli annesinin bile gönlünde ışık yaksa bana yeter. Benim bütün gayem bu’ diye konuştu. Çocukları karışan iki ailenin ilk karşılaşma anını da filme taşıyan Karadeniz “Böyle bir hikaye ilk kez film oluyor. Sahneyi çekmek için 3 psikolog ve pedagogla görüştük. Böyle durumlarda aileler ilk karşılaşmada hiç konuşmuyormuş. Çocukları değiştirmeyip, bir süre görüşüyor daha sonra da iletişimi tamamen kesiyorlarmış” dedi.

    “Eksi 45 derecede, 45 günde, 45 kişilik ekiple çektik”

    Çekimlerin çok zor şartlar altında gerçekleştiğini anlatan Mustafa Karadeniz “Sarıkamış’ta eksi 45 derecede, 45 günde, 45 kişilik ekiple çektik filmi. Kameralar, ekibin sakalları dondu. Kurtlar kovaladı. Ben de dondum. Çok üzülüyordum, çok ağlıyordum, çok soğuktu. Geri dönmeyi, vazgeçmeyi düşündüm. Daha sonra bir güç, kuvvet geldi, filmi tamamladık. Yüksek tansiyon hastası oldum stresten” ifadelerini kaydetti.

    “Onunla gurur duyuyorum”

    Filme adını veren yönetmenin annesi Çınar Karadeniz ise “Mustafa doğduğunda gayet sağlıklıydı. 1.5 yaşına kadar yürüyordu. Bir gün aniden yürüyemedi. Doktora götürdüm, çocuk felci dediler. 8 ameliyat geçirdi. Eşim memurdu. Sarıkamış’a görevli gittik. Okula sırtımda taşıdım. O günden bugünlere geldi. Çok büyük zorluklar yaşadık. Ben her annenin yapacağını yaptım. Onunla gurur duyuyorum” diye konuştu.

    Hayatında ilk kez kamera gören ve performansıyla büyük beğeni toplayan filmin küçük oyuncusu Yunus Emre ise “Filmin en güzel yanı annelerimizin fedakarlığını anlatması” sözleriyle seyircilerden büyük alkış aldı.

  • Kadın yönetmen ve yapımcılar ‘Kameralı Kadınlar’ platformunda toplandı

    Türk kadın yönetmen ve yapımcılar, Kameralı Kadınlar (Women with Movie Cameras) Platformu çatısı altında toplandı.

    Türk kadın sinemacıların kurduğu Orta Doğu, Asya ve Balkanlar’daki kadın yönetmen ve yapımcıların da dahil olduğu platformun üyeleri, 55. Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında düzenlenen Antalya Film Forum’da ‘fırsat eşitliği’ ve setlerdeki tacizlere karşı el ele verdi. ‘Kameralı Kadınlar’ın kurucusu yönetmen-senarist Burçak Üzen, “El eleyiz, çünkü birbirimize destek vermek üzere tüm dünya üzerinde bir ağ ve bağ oluşturacağız. Fırsat eşitliği diyoruz, çünkü hem kendi setimizde hem sektördeki dağılım için ayrım yapılmamasına özen gösteriyoruz. Tüm fon kaynakları ve festivallerde, en azından yüzde elli oranında eşit dağılım olmalı diyoruz. Sesimizi daha çok duyacaksınız diyoruz, özellikle setlerde kadınlara yapılan taciz ve mobbing için susmuyoruz. Filmlerimizde, eril söylemlere ve kadın karakterlerin cinsiyetçi, ayrımcı, aşağılayıcı temsillerine dikkat ediyoruz. Ve her daim, ‘yapabilirsin’ demek için buradayız. Tam da desteğe ihtiyacın olduğunda ya da yapmaktan korktuğunda omzundaki el olmak için bir aradayız” dedi.

    Avrupa’nın en büyük kadın platformu EWA (European Women’s Audiovisiul Network) üyeleri de Kameralı Kadınlar’a katılarak destek verdi.

  • Oscarlı yönetmen Farhadi’nin Antalya’da başına gelen ilginç olay

    İki Oscar ödülü sahibi yönetmen Asghar Farhadi, Antalya Havaalanı’nda başına gelen ilginç olayı anlatarak, “Belki de bu sahneyi filmimde kullanacağım. Genç yönetmen adaylarına da şunu söylemek istiyorum; ihtiyacınız olan tüm malzeme çevrenizde” dedi.

    55. Uluslararası Antalya Film Festivali için Antalya’ya gelen iki Oscarlı yönetmen Asghar Farhadi, “Everybody Knows/Herkes Biliyor” filminin gösterimi sonrası izleyicilerin sorularını yanıtladı. “Projelerinizde kendi hayatınızdan mı yoksa gözlemlerinizden mi ilham alıyorsunuz?” sorusu üzerine Antalya Havaalanı’nda başına gelen ilginç bir olayı anlatan Farhadi, “İki gün önce havaalanındaydım ve valizimi kaybettim. ‘Şu ofise git ve problemin neyse oraya söyle’ dediler. Bir çocuk oturuyordu. Derdimi anlatmaya başladım ama Instagram’a bakıyordu. Beni dinlemediği için sinirlendim ve masaya vurdum. Meğer işitme engelliymiş. Sonradan çok yardımcı oldu ve ben de çok üzüldüm. Bu sahne hemen gözümün önünde canlandı. Belki de bu sahneyi filmimde kullanacağım. Genç yönetmen adaylarına da şunu söylemek istiyorum; ihtiyacınız olan tüm malzeme çevrenizde” dedi.

    “Diziler yüzünden 100 dakikalık filmler uzun geliyor”

    Bir gün tiyatroya dönmek istediğini de söyleyen Farhadi, “Tiyatro kökenliyim, bir gün tiyatroya geri dönmek istiyorum. Çünkü tiyatronun daha saf olduğunu düşünüyorum. Tiyatro seyircisi sinema seyircisinden daha dikkatli. Dizi kültürü yüzünden sinema seyircisi detaylara bakmaktansa hikayeye bakıyor. Dizi izleyicisi her 5 dakikada bir yeni olayın olmasına alışık. Bu yüzden 100 dakikalık filmlere uzun demeye başladılar. Seyirci başka bir estetiğe alıştı” diye konuştu.

    Farhadi, açılış filmi Everybody Knows/Herkes Biliyor’la ilgi ise şunları söyledi:

    “Bu ülkem dışında çektiğim ikinci film. Kendi kültürüm içinde film yapmak benim için tabii ki daha iyi. Ancak bazen yeni deneyimlere ihtiyaç duyarsınız. 15 yıl önce ailemle güney İspanya’ya gitmiştim. Bir kızın kaçırılma hikayesini öğrendik. Kızım çok etkilendi. O andan itibaren bu hikaye aklıma düştü. 5-6 yıl önce de hikayeyi geliştirmeye karar verdim. Bu süre boyunca ülkenin kültürünü anlamaya çalıştım. Penelope Cruz ve Javier Bardem’e bahsettim. Farsça yazmıştım senaryoyu. Çok şaşırdılar ve haddinden fazla İspanyol filmi olduğunu söylediler. Almodovar’a götürdüm, eş yapımcı. Ona da aynı soruyu sordum. ‘Eğer bunu sen çekmezsen ben çekerim’ dedi. Ona bırakmadım, ben çektim.”