Etiket: Yönetimine

  • Kılıçdaroğlu’ndan Irak Merkezi Yönetimi’ne çağrı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak Merkezi Yönetimi’nin Türk askerinin Başika’dan çıkmasını istemesi üzerine, “Irak’ın toprak bütünlüğünü her dönem savunduk, savunmaya da devam edeceğiz, Irak’ın kaderini Irak halkının belirlemesi gerektiğini söyledik söylemeye de devam edeceğiz, ortak kültürümüz, ortak tarihimiz var dedik, söylemeye de devam edeceğiz. Başika’da bizim askerlerimizin bulunması sıradan bir olay değildir, Irak halkının güvencesi için Başika’da bizim askerlerimiz bulunuyor. Dolayısıyla buradan size ulaşan bazı söylemlerin iticiliğine kapılıp Başika’da askerlerimizin Irak’ı terk etmelerini istemeyiniz, onlar aynı zamanda sizin güvenceniz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, Muharrem ayının 10. günü olduğunu hatırlatarak, “İslam dünyasında yaşanan derin yaraların kilometre taşlarından biri bugün. Sevgili Peygamberimizin torununun ve 72 Ehlibeyt yandaşının Kerbela’da şehit edildiği gündür. 1377 yıldır İslam dünyası bu acıyı yaşıyor. Hz. Hüseyin makam peşinde değildi, mal mülk peşinde değildi, Yezidin zulümüne karşı direndiği için şehadet şerbetini içmiştir. O nedenle bugün İslam tarihinin önemli günlerinden biridir, insanlar yas tutuyor ve bugün Aşure günüdür. Dolayısıyla biz yas tutan bütün insanlarımızın çektiği acıları, geçmişte yaşanan acıları bugün andıkları için herkese şükran borçluyuz. Acıları unutmayacağız ama geleceğe umutla bakmayı da ihmal etmeyeceğiz” diye konuştu.

    Terör sonucu hayatlarını kaybeden askerlerin isimlerini sayan Kılıçdaroğlu, “PKK terör örgütünün bombayla şehit ettiği askerlerimiz, ayrıca yurttaşlarımız da var. Hep söyledik, teröre karşıyız diye. Her şehit olayından sonra, kökleriniz kazıyacağız, yeni tedbirler alacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız ya arkadaş ne yapacaksınız bir an önce yapın. Kanun dediniz yetki verdik, vali dediniz atama yaptınız, bunlar yetmez Anayasa değişikliği de gerekiyor dediniz ona da izin verdik. Nedir bu şehitlerin arkası neden kesilmiyor? Neden önlem alınmıyor? Neden kararlı bir tavır takınılmıyor? Gnel kurmayın açıklaması, son birkaç aydaki şehit sayımız 88. Bunlar sadece asker ve güvenlik görevlileri, siviller hariç daha. Düne kadar yaptıkları işlerin ne kadar yanlış olduğunu hatırlatıyorduk, söylüyorduk, bu terör böyle önlenmez diyorduk onlara, ’Siz anlamazsınız’ diyorlardı. Peki ne oldu? Nereye geldik? 2002’de terörsüz bir Türkiye devraldın şimdi Türkiye bir terör batağının içinde. Herhalde bunun oturup bir sorgulanması lazım. Bize diyorlar ki aman ha sakın sesinizi çıkarmayın, biz ne yaparsak sadece şunu söyleyin: ’iyi şeyler yapıyorlar, güzel şeyler yapıyorlar’. Bunların hiç kusurları yok, bunu söylememizi istiyorlar, peki vatandaşın sesini kim dillendirecek? Vatandaşın acısını kim dillendirecek? O da bizim görevimiz. Biz bunu savunuyoruz, ülkemizde barış ve huzuru savunuyoruz. Teröre hep birlikte karşı çıkmamız lazım bu doğrudur, her ortamda lanetlememiz lazım bu da doğrudur. Yeri geldiğinde doğruları söylemekten kaçınmayacağız ama yeri geldiğinde eleştirmekten de kaçınmayacağız” ifadelerini kullandı.

    “Bir haberi yapmak ne zamandan beri terör örgütünün propagandası oluyor?”

    “Van’ın Özalp ilçesi Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı PKK teröristleri tarafından öldürüldü” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

    “Aileyi aradım baş sağlığı dileklerimi ilettim. Dün Aydın Muştu’ya ve Derya Akkert’e düzenlenen terör saldırısı sonucu bu iki vatandaşımız da hayatını kaybetti, ikisi de Doğu ve Güneydoğu’da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yöneticileri. Başta Binali Yıldırım olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün camiasına CHP grubundan baş sağlığı dileklerimizi gönderiyoruz. Teröre karşıyız, kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin. Dicle İlçe Başkanı’nın terör saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi de hepimizin ortak üzüntüsüdür. Birlikte mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Bu sabah erken saatlerde bir gazetecinin evi basıldı. Doğan Haber Ajansı’nın Tunceli’de görev yapan muhabirin evi. Evinde arama yapılmasının gerekçesini okuyorum: toplantıi gösteri, protesto, yürüyüş gibi Tunceli’deki aktiviteleri haberleştirerek terör örgütünün propagandasını yapmak. Ne zamandan beri bir gösteriyi izlemek suç olmaya başladı? Öyle anlaşılıyor ki hiçbir terör haberi yapılmasın, şehitlerimizle ilgili de hiçbir haber yapılmasın. Vatandaş haberi nereden alacak? Bir haberi yapmak ne zamandan beri terör örgütünün propagandası oluyor? Gidersin terör örgütünü yakalarsın, cezalandırırsın, mahkemeye çıkarırsın, kimse bir şey demez ki buna ama gazeteciyi suçlamak, bizim haber alma hakkımızı kısıtlamak demektir. Bu gerçeği henüz fark etmiş değiller.”

    10 Ekim 2015 Ankara Garı’nda iki canlı bombanın 101 vatandaşın hayatına mal olan bir terörü gerçekleştirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Rakam tam kesin değil, kaç olduğunu da kimse bilmiyor. Kimisi 107 kimisi 101 kimisi 100 diyor ama işin gerçeği, biz 101 rakamını savcının açtığı iddianameden alıyoruz. Sonradan kaç kişi hayatını kaybetti oda belli değil. İzib alınan bir gtösteriydi, garda insanlar toplandılar, güle oynaya barış istiyorlardı. Seversiniz, sevmezsiniz, katılırsınız katılmazsınız ama bu ülkenin gençleri bu ülkede huzur içinde yaşamak istiyorlar, huzur içinde askere gitmek istiyorlar, güle oynaya askerden dönmek istiyorlar, terörsüz bir Türkiye istiyorlar. 101 kişi hayatını kaybetti, bütün partiler gittiler, Ankara’daki bütün büyükelçiler gittiler, terörün olduğu yere karanfiller bıraktılar, terör dolayısıyla hayatını kaybeden yurttaşlarımızı andılar. Dün bunun yıl dönümüydü, aileler gelmiş, yine anmak istiyorlar. Biber gazı, job, şiddet Türkiye’ye yakışmıyor. Bir annenin kendi çocuğunun öldüğü yere karanfil bırakması suç mudur? Çocuğunu anması suç mudur? Biz bu ayıbı ortadan kaldırmak için daha ne kadar bekleyeceğiz? Bu ülkeye demokrasi, özgürlük, hoşgörü ne zaman gelecek? Aileler gelemiş, giderler karanfillerini bırakırlar, bir iki konuşma yaparlar ayrılır giderler ki bu gösteri izinli bir gösteriydi. Gar’da önlem almayan dönemin hükümetiydi, insanlar hayatını kaybetti, garda toplanmışlar onlar önlemi Sıhhiye’de almışlar. Bütün güvenlik raporaları ile bu da oratya çıktı. Burada hükümetin, yöneticilerin bütün kusurları çıktı. O aileler tazminat davası açtıklarında bu tazminat davalarının tamamını kazanabilirler çünkü önlemi almayan hükümetin kendisi” değerlendirmelerinde bulundu.

    “İki tane Başbakan var; bir resmi Başbakan Sayın Binali Yıldırım bir de gölge Başbakan Berat Albayrak”

    “Önlemi almayan hükümet ama terörü gerçekleştirenler IŞİD terör örgütünün militanlarıydı” diyen Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

    “70 ilden IŞİD’e militan katıldı Türkiye’den. Hatta dillerinin ucuna gelmedi acaba IŞİD diyelim mi demeyelim mi? Kokteyl terör demeye başlamışlardı o dönem ama IŞİD terörü olduğu ortaya çıktı. Şimdi IŞİD terör örgütünden dert yanmaya başladılar. İyi de 70 ilden IŞİD terör örgütü eleman devşirirken bu ülkede iktidarda kim vardı? İşin özü Türkiye iyi yönetilmiyor. Dış politikada önemli bir yol ayrımına geldik, Musul operasyonu başlayacak. Ne demekti Musul operasyonu? IŞİD sonrası Orta Doğu ile ilgili yeni stratejiler demektir. IŞİD, Musul’un dışına atıldıktan sonra ve yok edildikten sonra Irak’la ilgili, Suriye ile ilgili yeni stratejiler gündeme gelecek ve Türkiye’nin bu konuda son derece dikkatli bir dil kullanması lazım ama üzülerek ifade edeyim Sayın Erdoğan, Dubai merkezli bir dergiye verdiği demeçle mezhep endeksli bir dış politikayı gündeme getirdi. Bunun üzerine Irak Merkezi Yönetimi, Türk askerinin Başika’dan çekilmesini istedi ve protesto edildi. Dış politika, iç politika malzemesi olacak kadar kolay bir alan değildir, kullanacağınız dil çok önemlidir. Merkezi Irak Yönetimi’ne CHP Genel Başkanı olarak seslenmek isterim, Irak’ın toprak bütünlüğünü her dönem savunduk, savunmaya da devam edeceğiz. Irak’ın kaderini Irak halkının belirlemesi gerektiğini söyledik söylemeye de devam edeceğiz. Ortak kültürümüz, ortak tarihimiz var dedik,, söylemeye de devam edeceğiz. Başika’da bizim askerlerimizin bulunması sıradan bir olay değildir, Irak halkının güvencesi için Başika’da bizim askerlerimiz bulunuyor. Dolayısıyla buradan size ulaşan bazı söylemlerin iticiliğine kapılıp Başika’da askerlerimizin Irak’ı terk etmelerini istemeyiniz. Onlar aynı zamanda sizin güvenceniz. Irak’ın iç sorunu bittikten sonra elbette ki askerler geri çekilecektir ama biz Musul’da, Kerkük’te ve diğer Irak bölgelerinde, beldelerinde terörün ayıklanmaaını ve DAİŞ’in o bölgeden, IŞİD’in o bölgeden çıkmasını istiyoruz. Bize bir görev düştü, evet sizin isteğiniz üzerine oraya geldik ve dolayısıyla görevimizi yapmaya izin veriniz. Biz Irak halkıyla dost olmaya ve dostluğumuzu sürdürmeye kararlıyız.”

    Türkiye iyi yönetilmiyor derken Türkiye’nin bir Dışişleri Bakanı olduğunu Dışişleri ile ilgili bir şey olacaksa konuşması gerekenin Dışişleri Bakanı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Eğer Dışişleri ile ilgili konuşması gereken biri varsa hadi Dışişleri Bakanı değil, Başbakandır, sorumluluk ona aittir. Neden Cumhurbaşkanı konuşur ve hangi gerekçeyle konuşur? Enerji Konferansı yapılıyor, Başbakan yok ortada. İki tane Başbakan var; bir resmi Başbakan Sayın Binali Yıldırım bir de gölge Başbakan Berat Albayrak. Kim Başbakan bu ülkede? Sayın Binali Yıldırım’a çok iyi niyetlerle şunu söylemek isterim: Koltuğunuzun hakkını verin ve yetkilerinizi başkasıyla paylaşmayın. Aksi halde siz kan kaybediyorsunuz. Eğer Musul ile ilgili birisinin konuşması gerekiyorsa konuşacak kişi Dışişleri Bakanıdır, konuşacak kişi Başbakandır. Neden başkaları konuşuyor?” şeklinde konuştu.

  • Dursun Özbek: “Benden sonraki yönetimine sıfır borçla Galatasaray teslim edeceğim”

    Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, mali bağımsızlığın bir numaralı öncelikleri olduğunu belirterek, “Benden sonraki yönetimine sıfır borçla Galatasaray teslim edeceğim” dedi.

    22 Ekim’de yapılacak Galatasaray Olağanüstü Mali Kongre öncesi, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek bilgilendirme toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

    “Mali bağımsızlık bir numaralı önceliğimiz”

    Mali bağımsızlığın öncelikli olduğuna vurgu yapan Özbek, “Mali bağımsızlık bir numaralı önceliğimiz. Eğer bir kurumun maliyesi iyi yönetilmiyorsa o kurumdan başarı beklemek mümkün değildir. Kurumun ne kadar prestijli olduğunu önemli değil. En büyük varlığımız futbol. Birinci sırada futbolculara ödenen maaş, prim ve bunların stopajları geliyor. Toplamda yaklaşık 60 milyon Euro… Personel ve teknik kadroya ödediğimiz 21 milyon Euro ikinci sırada. Deplasman ve kamp masrafları 5 milyon Euro. Finansman giderlerimiz ki bunun içinde kur farkı ve faizler de var 38 milyon Euro. Futbolcu amortisman giderlerimiz 17 milyon Euro. Bunun içinde bu seneki transferler ve daha önce yapılan transferlerin bu yıla intikal eden kısımları var” şeklinde konuştu.

    “Galatasaray’ın borcu 500 milyon dolar”

    Galatasaray’ın borcunu da açıklayan Başkan Özbek, “Galatasaray’ın 500 milyon dolar kadar bir borcu var. Bu paranın 230 milyon doları banka borcu. Geriye kalan kısmı tedarikçilere ve cari taahhütlere bağlı oluşmuş borç. Galatasaray bu yükü ne kadar taşıyabilir? 230 milyon dolar banka borcuna karşılık 40 milyon Euro kadar faiz ve kur farkı ödüyoruz. Bu derecede yüksek faiz ödeyerek Galatasaray’ı daha ileriye götürmek çok zor. Bu rakamlarda her zaman %3-5 arası yanılma payı olabilir. Finansman giderleri 38 milyon dolar. Bir an bunun olmadığını düşünün. Her şeyimiz denk, bankalara borcumuz yok. Ne kur farkı ne de faiz ödememiz olacak. Sırf bu giderler olmasa senede 20 milyon Euro para kazanan spor kulübü haline geleceğiz” dedi.

    “Borç sarmalından ne pahasına olursa olsun çıkmak zorundayız”

    Galatasaray’ın kazancı ve gelecek projeleri de anlatan sarı-kırmızılı kulübün başkanı, “Galatasaray’ın geliri 150 milyon seviyesindedir. Bu gelire rağmen neden sıkıntı çekiliyor sorusu sorulabilir. Bu gelirimiz 2020 yılına kadar temlik edildiği için gelirler var ama kasaya girişi olmuyor. Biz bu borç sarmalından ne pahasına olursa olsun çıkmak zorundayız. Her sene 40 milyon Euro faiz ve kur farkı ödeyerek geleceğe taşıyamayız. Mecidiyeköy’de 2000 metrekare civarında bir arazimiz vardı. Başkan yardımcısı olduğum dönemde imarı çıkmış bu arsa üzerinde 5 yıldızlı bir otel yapılmasını öngörmüştük. Genel kurul da kabul etti. Çeşitli spekülasyonlar var. Otel inşaatı istediğimiz hızda gitmiyor ama durması söz konusu değil. Günlük gelişmeleri önünden geçerken bile görebilirsiniz. Şu an cephesi kapatılıyor. İçeride mobilya ve dekorasyon çalışması yapıldı. Projemiz Galatasaray’ın cari harcamalarında mümkün olduğu kadar israfı engellemekti. Bunu azaltmaya çalıştık. Pek çok insanın işine son vermek durumda kaldık. Sadece bunu yaparken bu mali tabloyu düzeltmek mümkün değil. Galatasaray’ın çok büyük kaynakları var. Bunların da başında gayrimenkulleri var” diye konuştu.

    “Sarf edilen büyük bir emekler var”

    Riva projesi hakkında da bilgiler veren Başkan Dursun Özbek, “Riva 40 sene önce çok sevdiğim efsane başkanımız Selahattin Beyazıt tarafından kulübüme kazandırıldı. Sayın Adnan Polat döneminde imarı çıkarılmış ve ruhsata bağlamış. Yaklaşık olarak 840’a yakın villa projesi vardı. Ben onlara da çok teşekkür ediyorum. 40 sene önce alınan bir arsa 35 sene sonra ruhsata bağlanıp Galatasaray’a varlık oldu. Sarf edilen emekler de büyük emekler. Sayın Ünal Aysal döneminde müteahhit firmadan bir teminat mektubu istenmiş. Karşı taraf bu talep nedeniyle projeden çekilmiş. Yaklaşık olarak 1 milyon metrekareye yakın bir arsa. Sayın Adnan Polat döneminden beri burada bir şeyler yapılması için çalışmalar yapılmış. Şartnameler hazırlanmış. Müteahhit için ihaleye de çıkılmış. Fakat sonuç çıkmadan görevden ayrılmış. Yeni gelen yönetim ihaleyi kazanan firmayla görüşmüş. Eğer paranızı iki senede geri kazanmak istiyorsanız arsayı 150 milyon dolar olarak fiyatlandırmış. Eğer üç senede almak isterseniz 200, 4 seneye razıysanız 250 milyon dolar alırsınız denmiş” açıklamasında bulundu.

    “Kulübü taşımam lazım, Florya’ya sığmıyoruz”

    Mevcut tesisin yetmediğini aktaran Özbek, “Galatasaray’ın en büyük gayrimenkullerinden biri de mevcut tesislerimizin olduğu Florya’daki arazi. Toplamda yaklaşık 85 dönüm bir arazı. Tapusu bize ait olan kısım 23 dönüm. Şartlı bağış maddesiyle 1985’te Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’nden gelen bir kısım da var. Şart ise sportif faaliyet gösterilmesi üzerine. 17 sene daha bizim hakkımız var. Kulübü de bir yere taşımam lazım. Florya’ya zaten sığmıyoruz. İki tane normal ebatta sahamız var. Birinde A takım idman yapıyor. Diğerinde alt yaş grupları maç yapıyoruz. Bir saha düşünün her gün üzerinde maç ve antrenman yapılıyor. Bakımı zorlaşıyor. Niteliğini de kaybediyor. Galatasaray gibi dünya markası olmuş bir kulübün 8 tane normal boyutta sahası olmalı. Bunun 3-4 tanesini A takım kullanmalı. Çim ve sahanın özelliğini kaybetmemesi için. 22 Ekim’e sonrası yapacağımız anlaşmaları ve sözleşmeleri size getirip anlatacağım. Sığabileceğimiz bir yere ihtiyacımız var. Bunu Ankara’da Bakanlık seviyesinde ilettim. Asgari 250 dönümlük bir araziye ihtiyacımız olduğunu ilettim. Bize bu arsayı temin ederseniz kulübü taşıdıktan sonra Florya’da projeyi geliştirmek mümkün olacak. Florya’dan maç günü stada gelmemiz 90 dakika sürüyor. Takım ve teknik ekip de bu konuda çok hassas. Onları da etkiliyor. Bu yüzden stada yakın bir yerden bu arsayı talep ettik” ifadelerini kullandı.

    “Çatıyla ilgili dava sonuçlanacak ve üst kullanım hakkına da kavuşacağız”

    TT Arena’nın yanına kapalı spor salonu yapmak istediklerini aktaran Özbek, şöyle devam etti:

    “Ali Sami Yen Spor Kompleksi’nde TT Arena’nın yanında 15 bin kişilik spor salonu için her şey hazır. Çok kısa sürede inşaatına başlayacağız. Abdi İpekçi’de oynuyoruz buna ne gerek var diye sorulabilir. Stadın açıldığından beri devam eden bir çatı davamız var. Sözleşme gereği bize verilmesi gereken üst kullanım hakkı verilmedi. İlk iş olarak GSGM’ye gittim. Çatı olayı çözülmeden burayı da yapamayacağımızı söylediler. GSGM’ye bu arsanın kendilerinin olduğu ve yapacağımız salonun tapusunun da onlarda olacağını söyledim. Çatıdan daha büyük yatırım olduğunu vurgulamadım. Bu tesis alacaklı oldukları paradan çok daha değerli bir varlık olarak geri dönecek. Amatör sporları geliştirmek devletin de yükümlülüğü. Çatıyla ilgili protokolle oradan gelecek parayı buraya katkı payı olarak verdik. Sayın Bakan ve müsteşar imzaladı. Şimdi protokol yazılıyor. Hem çatıyla ilgili dava sonuçlanacak ve üst kullanım hakkına da kavuşacağız.

    Buradaki boş alan için kapalı spor salonu için çalışmalarımız vardı. Zaten Ali Sami Yen Spor Kompleksi projesinde yeri farklı olsa da salon vardı. Kendi finansmanını kendi sağlayacak. Bu salonların isim hakları satılabilecek değerler. Yaklaşık 30 milyon dolar civarı bir bütçe çıkıyordu. Yıllık isim hakkını 3 milyon dolardan 10 yıllık satabilirsek salon kendi kendini yapacak.”

    “Galatasaray banka borçlarından kurtulmak zorunda”

    Riva ve Florya projeleri sonrası kazanılacak gelirleri ise Başkan Özbek şöyle aktardı:

    “Riva ve Florya’ya Galatasaray’a orta vadede yaklaşık olarak 500 milyon dolarlık gelir sağlayacak. Protokollerin yapılmasıyla kısa dönemde de nakit akışı sağlanacak. Buradan gelecek paranın %90-95’i banka borçlarının kapanmasına gidecek. Hiç kimse başka bir şey düşünmesin. Fakat Galatasaray’ın bağımsızlığı her şeyin önünde geliyor. Galatasaray iyi yönetildiği zaman para kazanabilecek bir yapıda. Son divan kurulunda bütün bunlar başarılı olursa sonrası ne olacak diye bir soru gelmişti. Eş zamanlı olarak bir projeye daha başladık. 500 yıllık geçmişimiz var. Bu geçmişimizden gelen birikimle güncel olarak yönetilmek için kendi kriterlerimiz olmalı. 22 Ekim sonrası bir genel kurul daha düzenleyip bu kriterleri tartışacağız. Bu kriterleri hiç esnetmeyecek duruma getirmek için tüzüğümüze koymak istiyoruz. Ben yaptım oldu devri bitmeli.

    Galatasaray’ın mali bağımsızlığını kazanması için finansal yapısına en büyük zararı veren banka borçlarından kurtulmak zorunda. Bu projelerden gelecek gelirin %95’i borçlarımızın sıfırlanmasına gidecek. Geri kalan %5 ile Selahattin Beyazıt’ın Galatasaray’a hediye ettiği Riva gibi yeni bir gayrimenkul satın almak istiyorum.”

  • Ak Parti Uşak Milletvekilleri Altay Ve Tunç’tan UTSO yönetimine ziyaret

    Uşak AK Parti Milletvekilleri Mehmet Altay ve Alim Tunç, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı S. Selim Kandemir ve yönetim kurulu üyelerini makamında ziyaret etti.

    UTSO Yönetim Kurulu Başkanı S. Selim Kandemir ve yönetim kurulu üyelerine hayırlı olsun dileklerini ileten Mehmet Altay ve Alim Tunç ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulunarak dayanışma olgusunun yaratmış olduğu toplumsal bütünlüğün kuvvetli şekilde sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Ziyaretten mutluluk duyduklarını ifade eden Kandemir, Mehmet Altay ve Alim Tunç’a teşriflerinden dolayı teşekkür etti.

  • Vali Koçak, TOBB yönetimine seçilen AYTO Başkanı Ülken’i kutladı

    Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak, Aydın Ticaret Odası (AYTO) Başkanı Hakan Ülken’i TOBB Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmesinden dolayı kutladı.

    Vali Ömer Faruk Koçak, yayımladığı mesajında; “Aydın Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ülken’i TOBB Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmesinden dolayı kendisini tebrik ediyorum. İlimizi en iyi şekilde temsil edeceğine ve güzel hizmetler vereceğine yürekten inanıyor ve yeni görevinde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • TEKNOSA Genel Müdürü Bülent Gürcan, Euronics’in yönetimine girdi

    TEKNOSA, Avrupa’nın en büyük elektronik satın alma ağının yönetiminde Türkiye’yi temsil edecek.

    Türkiye teknoloji perakendeciliği sektörünün liderlerinden Teknosa’nın Genel Müdürü Bülent Gürcan, Avrupa’nın en büyük elektronik satın alma grubu Euronics’in Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Gürcan’ın bu görevle uluslararası birliğin karar verici ekibinde yer alacak.

    “Teknosa’nın da söz hakkı olacak”

    2012 yılında Euronics’e davet edilerek Türkiye teknoloji perakendeciliğinde bir ilki gerçekleştirdiklerini belirten Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan, “35 ülkede 10 bin satış noktası gibi geniş bir ağı kapsayan Euronics ile olan işbirliğimiz küresel alanda ilişkilerimizi geliştirmemize ciddi destek sunuyor. Şimdi Yönetim Kurulu Üyesi oluşumla birlikte bu uluslararası organizasyonun yönetiminde Teknosa’nın da söz hakkı olacak. Bu Teknosa için olduğu kadar Türkiye teknoloji perakendeciliği için de önemli bir gelişmedir” diye konuştu.

    Son teknolojiyi en önce ve en uygun fiyata sunma avantajı

    Euronics-Teknosa arasında 2012 yılında başlayan stratejik işbirliği, Türkiye teknoloji perakendeciliği açısından da önem taşıyor. Geniş satın alma ağı sayesinde en son teknolojileri en önce ve en uygun fiyatlarla tüketicilere sunma avantajı sağlayan Euronics, aynı zamanda üye markaların uluslararası bağlantılarının da güçlenmesinde de büyük fırsatlar sunuyor.