Etiket: Yönetiminde

  • Vodafone üst yönetiminde atama

    Vodafone Türkiye Kurumsal İş Birimi İcra Kurulu Başkan Yardımcılığına Meltem Şahin getirildi.

    Vodafone Türkiye üst yönetiminde yeni bir atama gerçekleşti. Yapılan açıklamaya göre; son olarak Millenicom Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta olan Şahin, Kurumsal Pazarlama ve Kurumsal Satış ekiplerine liderlik edecek. Vodafone Türkiye İcra Kurulu’ndaki ikinci kadın yönetici olan Şahin, şirketin ’Yarına Hazırım Platformu’ ve ’Akıllı Şehirler’ gibi alanında öncü kurumsal programlarını da yönetecek.

    Meltem Şahin kimdir?

    Son olarak EWE Turkey Grup bünyesindeki Millenicom şirketinde Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta olan Meltem Şahin, bu görevleri kapsamında şirketin büyüme esaslı bir şirkete dönüşme sürecine liderlik etmiştir. Millenicom’a katılmadan önce 10 yıl boyunca Turkcell bünyesinde pazarlama ve müşteri deneyimi alanlarında farklı deneyimleri olan Şahin, Superonline Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı, Eğlence ve IoT Servisleri Direktörlüğü, Müşteri Deneyimi Direktörlüğü gibi görevler üstlenmiş aynı zamanda Müşteri Merkezli Dönüşüm programına liderlik etmiştir.

    Şahin, Sony Ericsson ve Procter & Gamble şirketlerinde de çeşitli yerel ve global görevler üstlenmiştir. Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünden mezun Şahin, Bilkent Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı programını tamamlamıştır. Şahin, evli ve iki çocuk annesidir.

  • İş Bankası üst yönetiminde değişiklik yapıldı

    Türkiye İş Bankası üst yönetiminde gerçekleşen değişiklik ile Mehmet Şencan ve Ömer Karakuş, Genel Müdür Yardımcılığı görevlerine atandı.

    Türkiye İş Bankası üst yönetiminde gerçekleşen değişiklik ile Mehmet Şencan ve Ömer Karakuş, Genel Müdür Yardımcılığı görevlerine atandı.

    Yeni atamalar kapsamında Mehmet Şencan; KOBİ ve işletme bankacılığı satış, kurumsal bankacılık pazarlama ve satış, serbest bölge şubeleri, ticari bankacılık pazarlama, ticari bankacılık satış ve ticari bankacılık alanlarından sorumlu olacak.

    Bankacılık temel operasyonları, destek hizmetleri ve satın alma, dış işlemler ve ticari kredi operasyonları, iç operasyonlar, inşaat ve gayrimenkul yönetimi ile şube ağı geliştirme de Ömer Karakuş’un sorumluluk alanında yer alacak.

    Mehmet Şencan kimdir?

    Adapazarı’nda 1964 yılında doğan Mehmet Şencan, 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1988 yılında İş Bankası Galata Şubesi’nde memur olarak işe başlayan Şencan, aynı yıl müfettiş yardımcısı olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı’na atandı. 1997 ile 2007 arasında çeşitli illerde şube müdürlüğü görevinde bulunan Şencan, daha sonra Bursa Kurumsal, Başkent Kurumsal ve Kozyatağı Kurumsal şubelerinde müdürlük yaptı. Mehmet Şencan, Nisan 2017’de Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı.

    Ömer Karakuş kimdir?

    Gümüşhane’de 1965 yılında doğan Ömer Karakuş, 1986 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. 1988 yılında Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda Müfettiş Yardımcısı olarak işe başlayan Karakuş, Finansal Yönetim Bölümünün çeşitli kademelerinde yöneticilik ve şube müdürlüğü görevinin ardından 2008 yılında İnsan Kaynakları Yönetimi Müdürlüğü’ne, 2016 yılında da Teftiş Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Ömer Karakuş, Nisan 2017’de Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı.

  • Fibaemeklilik’ten fon yönetiminde seçme hakkı

    Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, bireysel emeklilik sektöründe yeni uygulamalarını, yeni iş birliklerini ve 2016 yılına dair değerlendirmeleri bir basın toplantısında açıkladı.

    Fibaemeklilik, sürdürülebilir karlı büyüme hedefine yönelik 2016 yılında attığı adımları, yeni iş birlikleri ile ördüğü 2017 hedeflerini ve yeni uygulamalarını bir basın toplantısında paylaştı. Toplantı, Fibaemeklilik’in Ocak ayında göreve gelen yeni Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu ve Genel Müdür Yardımcısı Nehir Aksın Bahar’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

    Erol Öztürkoğlu, Türkiye’de çoğunlukla emeklilik şirketlerinin fonlarını bağlı bulundukları bankalara ait portföy yönetim şirketlerinin yönettiğini belirterek, “Bir müşteri sözleşmesinin olduğu emeklilik şirketini değiştirmek istiyorsa bu, mevzuat gereği 1 ya da 2 yıl beklemek müşterileri mutsuz edebildiğini gördüğümüz bu duruma karşılık bir çözüm geliştirdik. Bankamızın da sahibi olduğu Fiba Portföy dışında, bundan 1,5 yıl önce Atlas Portföy Yönetim şirketi ile anlaştık. Ardından Oyak Portföy,Tacirler Portföy, Global Portföy, Osmanlı Portföy, QInvest, Perform Portföy’ü de ekleyerek yelpazemizi genişlettik.

    Şu anda dört portföy şirketi için de fonların SPK’da onaylanmasını bekliyoruz. Bunlardan biri olan Mükafat Portföy ile de işbirliği yapıyoruz ve onlar için de faizsiz bir fon kuruyoruz. OKS tarafında kurulmuş ve kurulacak olan faizsiz fonlarımızı da mükafat fon yönetecek. Böylece müşterilerimize faizli ve faizsiz olmak üzere her birini farklı bir portföy yönetim şirketinin yönettiği 12 adet farklı vizyon sunuyor ve bir ’fon marketi’ yapmış oluyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Fon şirketini tek telefonla değiştirmek mümkün”

    Sistemin müşteri için çok kullanışlı ve kolay olduğunu ifade eden Öztürkoğlu, “Kimse artık sürekli aynı ürünü kullanmak ya da değiştirmek için 1-2 yıl beklemek zorunda değil. Hangi fon şirketinin performansını beğeniyorsa müşteri hizmetlerimizi arayarak dilediği zaman plan değişikliği yapabilecek. Bu platformdaki portföy şirketleri de rekabet ortamında en iyi performansı getirmeye daha istekli olacaklar çünkü her an yeni müşteri kazanma ve kaybetme olasılıkları var. Fibaemeklilik olarak biz de müşterilerimize bugüne kadar yapılmayan ve aslında emeklilik sektöründe en çok ihtiyaç duyulan fon performansı anlamında çok geniş seçenekler sunmuş oluyoruz” diye konuştu.

    Öztürkoğlu, Fibaemeklilik’in 2016 yılı finansal rakamları ile ilgili “Henüz resmi sonuçlar açıklanmadı ancak, 2016 yılında hem kümüle kara geçtik hem de sermayemizin yüzde 85’i kadar net kar açıklayacağız ki bu, gerçekten dört yıllık bir emeklilik ve hayat sigortası şirketi için çok ciddi bir başarı. 2016 yılında hayat prim üretimimizi bir önceki yıla göre üç kat, ilk kuruluş yılımız olan 2013 yılı sonuna göre 5,5 kat büyüttük ve yılı 50 milyon TL prim üretimi ile tamamladık” dedi.

  • Adana Emniyet Müdürü yönetiminde ‘Huzur’ uygulaması

    Türkiye geneli 81 vilayette düzenlenen ‘Huzur’ uygulaması, Adana’da Emniyet Müdürü Osman Ak’ın katılımıyla gerçekleşti.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelesi Şubesi (KOM), Ahlak Şube Müdürlüğü, Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotim, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM), Özel Hareket, Çevik Kuvvet ile Trafik Denetleme şubelerine bağlı ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilen asayiş uygulamasını, polis helikopteri de havadan destek verdi.

    Adana Emniyet Müdürü Osman Ak’ın yönetiminde, çok sayıda eğlence ve umuma açık yerler denetlendi. Uygulama’da umuma açık yer denetlemesi kapsamında, polis ekipleri kafe ve eğlence mekanlarında bulunan kişilerin Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı. Ana caddeler ve kent giriş çıkışlarında oluşturulan kontrol noktalarında gelen araçlarda, polis eğitimli köpekle detaylı arama yapılırken, araç sürücüleri ve araçlarda bulunan kişilerin kimlik kontrolü ve üst taraması yapıldı.

    Polis ekipler uygulama alanında uzun namlulu silahlarla güvenlik önlemi alırken, bir polis uygulamayı canlı yayın kamerasıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Koordinasyon Merkezine aktardı.

  • TAYSAD 3’üncü Bakım Konferansı’nda bakım yönetiminde yeni yaklaşımlar konuşuldu

    TAYSAD Bakım Konferansı kapsamında; sanayi tesislerinde üretimin durmasına neden olan sorunlar, bu sorunların yarattığı maddi kayıplar ve bakım yönetiminde ortaya konulan yeni yaklaşımlar masaya yatırıldı.

    Geçtiğimiz günlerde 3’üncü Bakım Konferansı’nda üyeleriyle bir araya gelen Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD), üyelerinin olası sorunları ve maliyetlerini minimuma indirmeleri için düzenli ve profesyonel tesis bakımının önemini masaya yatırdı. Konferansta; tesis bakımlarının arıza anında değil, planlı bir şekilde, profesyonel ekiplerce yapılması gerektiği üzerinde duruldu.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan TAYSAD Bakım Çalışma Grubu Başkanı Hakan Yaşar, sanayi tesislerinin bakımında proaktif davranmanın önemine değinerek, “Tedarik zinciri dediğimiz sistem binlerce dişliden oluşuyor. Herkesin işini zamanında yapacağı varsayılıyor. Eskiden haftalar sonrasına sevkiyat tarihi verilirken, şimdi gündelik hatta saatlik teslimatlar oluyor. Hız inanılmaz arttı. Hal böyle olunca, sanayi tesislerinde üretimin durması gibi bir lüksümüz olmadığı da açıkça görülüyor. Dolayısıyla reaktif olmak yerine, sorunlar ortaya çıkmadan gerekli bakım-onarım çalışmalarının yapılması gerekmekte. Eğer bakım konusunda proaktif olmayı başarırsak, düşük maliyetle devamlı çalışma şansını da yakalamış olacağız. Aksi takdirde uluslararası arenada rekabet avantajımızı yitiririz” şeklinde konuştu.

    Hakan Yaşar, “Makinenin durması demek, kaybedilen zaman ve maliyet demek. Geçmişte makine, durduğu zaman onarılırdı. Daha sonraları ise arızanın azaltılmasına yönelik tedbirler alınmaya başlandı. Bugün gelinen noktada ’durmayan makine’ kavramını konuşuyoruz. Durmayan makine ile, arıza nedeniyle duranları değil, yalnızca bakım amacıyla durdurulan makineleri kastediyoruz. Daha önce tespit edilen parçaların zamanında değiştirilmesi ve bakımının yapılması sayesinde, makine ömrünü tamamlayana kadar durmadan çalışabilir. Aksi takdirde 5 liralık bir parça, 5 milyon liralık bir müşteri kaybına dönüşebilir” açıklamasını yaptı.

    Bakım konusunun önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Hakan Yaşar, “Sanayi tesislerinde yaşanan zarar asgari boyuta indirilebilir. Bunun için işletmelerin bakım kültürü ile ilgili tecrübelerini kurumsal hafızaya dönüştürmeleri gerekmekte. Bakım konusunda verimli sonuçlar alabilmek için, iyi uygulama örneklerini görmek ve etkileşim içinde kapsamlı bir uygulama geliştirebilmek de bir diğer çözüm yolu. Böylece benzer problemlerin tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir” diye konuştu.

    Toplantının bir diğer açılış konuşmacısı GRUPAS Gelişim Danışmanı Selami Güven Antal, “Geçmiş dönemlerde arızalandıkça onarılan makinalar vardı, yani ’Bozuldukça Onar’ yaklaşımı hakimdi. Ancak günümüzde artan rekabet koşulları nedeniyle; maliyet avantajı yaratmak üzere, makinelerin arızalanmaması yani “Sıfır Arıza” işletmelerde önemli konuların başında yer almakta… Önlem almanın önem arz ettiği günümüzde, işletmelerimizde kayıp yapısı analizlerini etkin biçimde yapma gerekliliği doğdu. Farklı disiplinlerdeki çalışanların katılımıyla ve saha çalışmalarıyla kayıpları kazanca dönüştürmek, sürekli iyileştirme çalışmaları yapan işletme kültürü oluşturmak en büyük mesleki ilham kaynağımız olmalıdır” dedi.

    Şirket faaliyetlerinde en önemli unsurlardan birinin çalışanların seviyeleri olduğunu ifade eden TPM Danışmanı Kenichi Ishibasi, “Japonya ile kıyaslandığında bir çok kişi Türkiye’deki insan kaynağı yeterlilik seviyesinin düşük olduğunu ifade ediyor. Ama bu insanların potansiyelinin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Bu durum eğitimler ile çözülebilir. İnsan seviyesi yükselmeye başladığı zaman ekipmanların da kullanımının değiştiğini görüyoruz. Bu da şirket karlılığına yansıyor” dedi.

    “Hiçbir işletme müşteri kaybetme lüksüne sahip değil”

    Konferansın konuşmacılarından ENOSAD Başkan Yardımcısı Sedat Sami Ömeroğlu, “Artık hiçbir işletme bir tek müşteri bile kaybetme lüksüne sahip değil. Modüler sistem mantığı geliyor artık. En önemli şey Sigma Kriterleri. 1 milyon mal üretiyorsunuz ama müşteri sadece 3 tane bozuk mal çıkmasına izin veriyor. Aksi takdirde başka yere gidiyor. Burada bakımın sürdürülebilirlik açısında önemi olağan üstü” dedi.

    Sanayi alanındaki dönüşümü değerlendiren ve Türkiye’nin ivedilikle odaklanması gereken konuların altını çizen Sedat Sami Ömeroğlu şunları söyledi: “Eskiden bir farklılık yaratalım isteniyordu. Ustalık kabiliyetleri çok önemliydi. Ama bugünün üretim anlayışında esneklik hakim ve insan bağımsız sistemler var. Bu, Endüsti 4.0’ın en önemli özelliklerinden bir tanesi. Akıllı makine imalatı ve data toplamak için akıllı sensörlere doğru dünya ilerliyor. Makineler arasındaki farklara bakıyorsunuz; biri 3 bin lira diğeri ise 15 bin lira. Aralarındaki fark ise yazılım. Yazılım, bizim eksiklerimizden bir tanesidir. Bunu mutlaka ele almamız lazım. Bir diğer gelişme ise 124 bit olan Internet Protocol Address yani IP adresinin 128 bite çıkarılması. Bu, şu demek; makineniz üzerinde ne varsa, artık üzerinde IP adresi olacak. Sadece IP adresi olması bir şey ifade etmez. Bir yerlere bilgi de aktaracak. Bu anlamda bakımcının işi farklılaşıyor. Bütün makinelerde anında bilgi aktarımı söz konusu olacak. Artırılmış gerçeklik ile mühendisler artık google benzeri gözlükler takacak. Bu gözlük olağanüstü fayda sağlıyor. Hataları anında görebiliyorsunuz. Makinenin durumu hakkında 3 boyutlu olarak bilgi veriyor. Denetim için artık fabrikaya gitmeye gerek kalmadan uzaktan kontrol edebilmek mümkün hale geliyor. Artık parçaların içerisinde minik bir çiple tüm parçalardan bilgiler alınıyor. Size sadece bozuk parçayı değiştirmek kalacak. Hatta bir süre sonra bu değişim işini de robotlar yapacak.”

    “Tüketici tasarımda özgürlük ve şeffaflık beklentisi içerisinde”

    BOSCH Türkiye Iot ve Endustri 4.0 Koordinatörü Mustafa Ayhan, Bosch’taki Endüstri 4.0 uygulamalarından hareketle, tüketici beklentilerinin üretim aşamasına etkisine değindi. Değişen ve dönüşen dünyada, tüketicinin özgürce tasarlamak ve tasarladığı ürünün üretim aşamasını görmek istediğini belirten Mustafa Ayhan sözlerini şöyle tamamladı: “Geçmişte, yaptığımız planlamalarla övünürdük fakat şu anda öngöremediğimiz bir dünya var. Her gün bir şeyler değişiyor ve artık her şeyi müşteri ya da son kullanıcı belirliyor. Daha önce satış-pazarlama birimleri tüketiciyi cezbetmek için bir şeyler yapıyordu. Bugün ise tüketici istediği şeyin, belirli bir zamanda ona iletilmesini istiyor. İletilirken de bütün o süreci izlemek istiyor. Yani bugün Amazon’dan bir şey sipariş eder gibi, yarın arabasını kişiselleştirip sipariş edecek ve her aşamasını görmek isteyecek. Bu, bugüne kadar belki üretimlere çok etkisi olmayan bir süreçti fakat artık üretimi de ciddi anlamda etkiliyor. Çünkü çok kısa sürede bizim teslimatları yapıyor olmamız lazım. Bu yüzden üretimde de birçok iyileştirmeden söz edebilmeliyiz”.